Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

İmmun Sistem Hastalıkları

0 63

İmmun sistem genellikle insanları patojenlerden korur ve iyi kalmalarını sağlar, birlikte çalışmakta olan özel bazı hücrelerden, dokulardan ve organlardan oluşmaktadır. Koruyucu olmasına rağmen diğer herhangi bir vücut sistemi gibi bağışıklık sisteminin kendisi de problemler geliştirebilir. Bazen zararsız yabancı maddelere patojenmiş gibi tepki verir, bazen vücudun kendine ait hücrelerine saldırır. Bazı hastalıklar da bağışıklık sistemine saldırıp zarar verebilir ve vücudu savunma yeteneğine müdahale edebilir. Bağışıklık sisteminin görevini tam anlamıyla yapamaması yani çalışamaması sonucunda immün sistem (bağışıklık sistemi) bozukluğu ortaya çıkar. Bireyler bağışıklık sistemi zayıf olarak doğmuşsa bu durum birincil bağışıklık yetersizliği adını alır.  Tam aksine, kişi fazla aktif olan bir bağışıklık sistemine sahipse alerjik reaksiyonlar görülür. Kişinin kendi hücrelerine yabancı gibi davranan bir bağışıklık sistemine sahip olması İmmun Sistem Hastalıklarıdurumunda otoimmün hastalılardan, kişi bağışıklık sistemini zayıf düşüren bir rahatsızlığa yakalanmışsa bu durumda edinilmiş bağışıklık yetersizliğinden bahsedilir.

Aşırı Aktif Bağışıklık Sistemi

Belirli bazı genlerle doğan kişilerin bağışıklık sistemi ortamda bulunan ve normalde zarar vermeyen bazı maddelere (bazı yiyecekler, küf, toz ve polen gibi alerjenlere) tepki verir. Alerjik reaksiyonların varlığı bağışıklık sisteminin aşırı aktifleştiğinin göstergesidir. Bağışıklık sisteminin aşırı aktifleşmesi sonucunda aşağıda adı geçen bazı sorunlar ortaya çıkabilir:

Astım: Akciğerlerde, tepki nedeniyle öksürük, hırıltı, göğüs tıkanıklığı ve solunum güçlüğü görülür. Hava kirliliği, tozlar veya polenler, sigara dumanı ve benzeri faktörler astımı tetikleyebilmektedir.

Egzama: Alerjenler, atopik dermatit (alerjik egzama) adıyla da bilinen, ciltte kaşıntılı döküntüye sebep olur.

Alerjik rinit: Rinit sık görülen bir sorundur. Kişinin immün sistemi normal olarak zarar vermeyen bazı yabancı maddeleri (sigara dumanı, toz, küf, polen, evcil hayvanların tüyleri gibi) zararlı gibi algılayıp tepki verir. Burunda akıntı ve burun pasajlarında şişlik görülür.

Alerjiler: Alerji, bağışıklık sisteminin zararsız bir antijene inflamatuar yanıt verdiği bir hastalıktır. Alerjiye neden olan herhangi bir antijene, alerjen denir. Alerjenler solunabilir, besinlerle birlikte yutulabilir veya deriye temas edebilir. Yakupotu ve zehirli sarmaşık alerjilerin iki yaygın nedenidir. Yakupotu (kanarya otu) poleninin solunması öksürmeye ve hapşırmaya neden olabilir. Cildin zehirli sarmaşık içindeki yağlarla teması ise kaşıntılı kızarıklığa neden olabilir.

Alerjilerin semptomları hafiften şiddetliye kadar değişebilir. Hafif alerjik semptomlar genel olarak antihistaminiklerle tedavi edilmektedir. Bunlar, alerji semptomlarına neden olan histaminlerin etkilerini azaltan veya ortadan kaldıran ilaçlardır. Alerjik reaksiyonların en şiddetli olanı anafilaksidir. Bu durum büyük miktarda histamin salınımının neden olduğu hayatı tehdit eden bir yanıttır. Acil tıbbi tedavi gerektirir.

Otoimmün Hastalıklar

Otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin kendinden olanı ayıramadığında ortaya çıkar, vücut normal, sağlıklı dokulara saldırır. Sonuç olarak, bağışıklık sistemi vücudun kendi hücrelerine, sanki tehlikeli patojenlermiş gibi saldırır. Nispeten yaygın bazı otoimmün sorunlar aşağıda kısaca açıklanmıştır.

Romatoid artrit: Romatizmal eklem iltihabı da denir. Saldırıya uğrayanlar eklem içindeki dokulardır. Eklemler şişer, şekil bozukluğu ve ağrı ortaya çıkar. Romatoid artriti olan kişilerin kanlarında romatoid faktör adı da verilen bir çeşit otoantikor bulunur.

Tip 1 diyabet: Kişinin bağışıklık sistemi, pankreasta bulunan ve insülin üreten hücrelere, yabancı hücre zannederek saldırmaktadır.  İnsülin, kandaki şekeri düşüren, şekerin kandan, enerji ihtiyacı olan dokulara gönderilmesini sağlayan hormondur. Tip 1 diyabette beta hücrelerinin görevini yapamaması sonucunda insülin üretilemez.  İnsülin üretememe, yüksek kan şekeri ile sonuçlanır.

Multipl skleroz:  Saldırıya uğrayan merkezi sinir sistemi nöronlarının miyelin kılıflarıdır. Kaslarda güçsüzlük, ağrı ve yorgunluğa neden olur.

Sistemik lupus eritematozus (SLE): İmmün sistem vücut dokularını yabancı gibi algılayan otoantikorlar üretmekte ve kişinin kendi dokularına saldırmaktadır. Özellikle eklemler, deri, böbrekler, kan ve merkezi sinir sistemi etkilenir. Saldırıya uğrayan organlarda tepki sonucu iltihaplanma (ısınma, kızarma, şişme) ve ağrı görülür.İmmun Sistem Hastalıkları

Bilim insanları otoimün hastalıkların kalıtım ile çevre faktörlerinin beraber etkileşimi sonucunda ortaya çıktığını düşünmektedir. Nedeni kesin bilinmediğinden bu hastalıklar, semptomları hafifletmek ve neden oldukları uzun vadeli hasarların bir kısmını önlemek için tedavi edilebilmesine rağmen tamamen iyileştirilemezler. Bağışıklık sistemini ilgilendiren bir sorun yaşayanlar hastalıkları hakkında olabildiğince bilgilenmeli, rahatsızlıklarını iyi yönetebilmek için uzman doktorlarıyla bağlantıyı kesmemelidir.

İmmün Yetmezlik

İmmün yetmezlik, bağışıklık sistemi düzgün çalışmadığında ortaya çıkar. Bunun sonucunda normal bir bağışıklık sisteminin karşı koyabileceği patojenlerle savaşamaz, bedeni savunamaz. İmmün yetmezlik sorunu nadiren kusurlu bir genden kaynaklanır. İmmün yetmezliğin nedenlerinden biri yaşlılıktır. İnsanlar yaşlandıkça bağışıklık sistemi doğal olarak daha az etkili hale gelir ve immün yetmezlik görülebilir. Bu nedenle yaşlı insanlar genellikle hastalığa daha duyarlıdır.

İmmün sistemin bir başka sebebi ilaçlardır. Bazı ilaçlar bağışıklık sistemini baskılayabilir ya da zayıflatabilir. Bu, organ nakli olan kişilere verilen ilaçların amaçlanan bir etkisidir. Bununla birlikte birçok durumda, diğer hastalıkları tedavi etmek için kullanılan ilaçların (örneğin kanser için kullanılan ilaçlar ya da uygulanan kemoterapi) istenmeyen bir yan etkisidir. Bunlar geçici olan edinilmiş bağışıklık yetmezlikleridir. Grip, kızamık ve mononükleaz gibi bazı enfeksiyonlar da kısa bir süre için bağışıklığı zayıflatabilir. Bağışıklık sistemi yetersiz beslenmeyle, alkol ve sigara kullanımıyla da zayıflayabilir ya da obezite veya uyuşturucu kullanımı gibi diğer durumlardan zarar görebilir.

Bazı patojenler bağışıklık sistemine ait hücrelere saldırıp onları yok edebilir.  HIV olarak bilinen virüs buna bir örnektir. Bu, modern dünyada immün yetmezliklerin en yaygın nedenidir.

İmmun Sistem HastalıklarıHIV ve AIDS: İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV), bağışıklık sisteminin hücrelerine saldıran bir virüstür. HIV ile enfekte olan birçok kişi sonunda edinilmiş bağışıklık eksikliği sendromu (AIDS) geliştirir. Bu, hemen olmasa da virüsün vücuda ilk girmesinden yıllar sonra gerçekleşebilir.

HIV Bulaşması: HIV, mukoza zarlarının, kan, meni veya anne sütü gibi vücut sıvılarının doğrudan teması yoluyla bulaşır veya yayılır. Virüsün insanlara cinsel temas veya kontamine ( hastalık etkeninin bulaştığı) subkutan (deri altına uygulanan) iğnelerin kullanılması yoluyla geçebilir. Ayrıca, enfekte olmuş bir annenin kanı yoluyla, hamileliğin sonlarında, doğum sırasında ya da doğumdan sonra anne sütü yoluyla bebeğine bulaşabilir. Geçmişte HIV, kan nakli yoluyla da bulaşmıştır. Bağışlanan kanlar artık HIV için tarandığından, virüs şimdi bu şekilde bulaşmamaktadır.

HIV ve Bağışıklık Sistemi: HIV, yardımcı T hücrelerini enfekte eder ve yok eder. Virüs kendi DNA’sını yardımcı bir T hücresine enjekte eder ve kendisinin kopyalarını yapmak için T hücresinin mekanizmasını kullanır. Bu süreçte T hücresi yok edilir ve virüs kopyaları diğer yardımcı T hücrelerine bulaşmaya devam eder. HIV, bağışıklık sisteminden kaçabilir ve T lenfosit hücrelerini yok olmasını sağlar. Bu iki şekilde gerçekleşir:

-Virüs sıklıkla mutasyona uğrar ve yüzey antijenlerini değiştirir. Bu, antijene özgü lenfositlerin, virüsle enfekte olan hücreleri yok edebilecek şekilde gelişmesini önler.İmmun Sistem Hastalıkları

-Virüs, kendi antijenlerini gizlemek için konakçı hücrelerin dışını kaplayan plazma zarlarını kullanır. Bu, konakçının bağışıklık sisteminin antijenleri algılamasını ve enfekte olmuş hücreleri yok etmesini engeller.

Zaman geçtikçe, yardımcı T hücrelerinin sayısı azalmaya devam ederken, HIV kopyalarının sayısı artmaya devam eder. İlk HIV enfeksiyonundan sonraki uzun yıllar boyunca T hücrelerinin sayısı azalabilir. T hücrelerinin sayısı azaldıkça, bağışıklık sisteminin vücudu savunma yeteneği de azalır. Sonuç olarak, HIV bulaşmış bir kişide sık sık enfeksiyon gelişir. İlaçlar virüsü yavaşlatabilir fakat yok edemez, bu nedenle şu anda HIV enfeksiyonları veya AIDS için kesin bir tedavi yoktur. İnsanları HIV enfeksiyonuna karşı bağışıklamak için bir aşı da yoktur fakat bilim insanları aşı geliştirmek için çalışmaktadır.

AIDS: AIDS tek bir hastalık değil, bir dizi hastalıktır. Bu, HIV enfeksiyonunun bağışıklık sistemine yıllarca zarar vermesinin bir sonucudur. Yardımcı T hücreleri çok düşük bir seviyeye indiğinde fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkarlar. Fırsatçı hastalıklar, immün yetmezliği olan kişiler dışında nadir görülen enfeksiyonlar ve tümörlerdir. Hastalıklar, bağışıklık sistemleri savaşmayan insanlarda bu fırsattan yararlanır. Fırsatçı hastalıklar genellikle AIDS’li kişilerin doğrudan ölüm nedenidir.

AIDS ve HIV’in ilk tanımlandığı yıl 1981’dir. Bilim insanları, virüsün başlangıçta maymunları enfekte ettiğini ancak daha sonra muhtemelen 1900’lerin başlarından ortalarına kadar insan popülasyonlarına sıçradığını düşünmüştür. Bu büyük olasılıkla Batı Afrika’da oluşmuştur ama virüs kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. O zamandan beri, HIV dünya çapında 25 milyondan fazla insanı öldürmüştür. En çok etkilenen ülkeler, virüsü yavaşlatacak ilaçların en az mevcut olduğu Afrika’dadır. HIV ve AIDS’in dünya çapındaki ekonomik bedeli de çok büyüktür.

Son 15 yılda, Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl AIDS’ten ölenlerin sayısı yüzde 70 azalmıştır ancak AIDS, düşük gelirli Afrikalı-Amerikanlar, özellikle de kadınlar arasında ciddi bir halk sağlığı krizi olmaya devam etmektedir ve Sahra altı Afrika’da, virüs 2007’de 1,6 milyondan fazla insanı öldürmüştür. Yenilikçi araştırma yaklaşımları yeni tedavilere ve muhtemelen AIDS için bir tedaviye yol açabilir. HIV / AIDS, bir yoksulluk hastalığı olarak tanımlanmıştır. Sağlık hizmetlerine erişimi zayıf olan bireylerin, HIV enfeksiyonunun erken döneminde doktora gitme olasılığı daha düşüktür ve bu nedenle enfeksiyonu bulaştırma olasılıkları daha yüksek olabilir. HIV şu anda 24 ila 35 yaş arasında olan Afrikalı- Amerikan kadınları için ön sıralardaki ölüm nedenidir.

İlaçlara erişimi olan hastalar için, virüs enfeksiyonu, yüksek aktif antiretroviral terapi (HAART: Highly Active Antiretroviral Therapy) adı verilen ilaç kombinasyonları geliştirildiğinde 1995 yılında öldürücü İmmun Sistem Hastalıklarıolmaktan çıkmıştır. Bazı hastalar için ilaçlar virüs miktarını tespit edilemeyen seviyelere düşürebilir fakat bir miktar virüs her zaman vücudun bağışıklık hücrelerinde gizlenir ve hasta ilaçlarını almayı bırakırsa tekrar saldırır. Araştırmacılar, bu gizli virüsü ortadan kaldırmak için bir ilaç geliştirmeye çalışmaktadır, bu da AIDS’in sona ermesi anlamına gelebilir.

Kaynakça:
https://www.ck12.org/book/ck-12-biology/section/24.3/
https://bagisiklik.com/bagisiklik/bagisiklik-sistemi-hastaliklari/
https://www.hopkinsmedicine.org/health/conditions-and-diseases/disorders-of-the-immune-system
https://drahmetakcay.com/cocuk-immunoloji-hastaliklari/
https://tr.cc-inc.org/disorders-of-the-immune-system-1359

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku