Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

İnternetin ve Dijitalleşmenin Zararları

0 398

İnternetin ve Dijitalleşmenin Zararları“Dijital dünya” diyebileceğimiz teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişme gösteriyor. İçinde bulunduğumuz dönemde, dijital dünyadan yararlanma ölçüsü adeta toplumların gelişmişlik seviyesinin de ölçüsü olarak görülüyor. Ne var ki, ilk bakışta insanlık için büyük imkanlar ve kolaylıklar sağlayan bu teknolojik gelişmelerin fert ve toplum üzerindeki etkisi her zaman olumlu mu; bunun sorgulanması gerekiyor. Bugün bu dünyanın sunduğu imkanların, beyinlerde bir çeşit tembelliğe yol açtığı endişesi insanımızı ciddi boyutlarda düşündürmektedir. Tıpkı vücudumuzda kullanıl-mayan uzuvlarımızın tembelleşerek zamanla işlevini yitirdiği gibi beynimizin de kapasitesinin giderek körelmesi söz konusu olabilir mi?

Artık hemen hepimiz, cebimizde taşıdığımız hesap makinesi sayesinde “bakkal hesabı” dediğimiz basit işleri bile zihinden yapamaz hale geldik. Bir dostum, iyi kalem erbabı bir yazar için, “aman bilgisayar” kullanmasa, diyordu. Kendisi ne bilgisayar, ne de teknoloji düşmanıydı. Fakat, bahsettiği yazar, fikir ürünü makalelerini eliyle yazıyor ve yazdıklarıyla alanında büyük bir boşluğu dolduruyordu. Bilgisayarla yazdığında da makaleleri bu kadar güzel yazabilecek miydi? İşte dostumun endişesi buydu. Gerçekten, ilmi sahada yazılan, bilhassa sosyal konulardaki yeni makalelere bakmak lazım. Bunun için eskiden çok zor şartlarda kaleme alınan makalelerin niteliği ile, günümüzün dijital imkanlarında oluşturulanlar arasında bir mukayese yapalım. Yeni yayınlardaki kalite gerçekten imkanlar ölçüsünde artmış mıdır; yoksa aksine bir durum mu söz konusu? Bu hususlarda, genel bir değerlendirme ile kesin bir kanıya varmak için elbette geniş kapsamlı araştırmalar yapmak ve onların sonuçlarına göre karar vermek daha doğru olacaktır. Fakat, halen yapılan bilimsel araştır-malar toplumun önemli bir kesiminin, vaktinin büyük bir kısmını, televizyon ve internet başında geçirdiklerini göstermektedir. Yine televizyon seyircilerinin tercihleri dijital kanallardaki dizi, haber, yarışma ve magazin programları şeklinde olmaktadır. Buna karşılık internet kullanıcılarının en çok zaman harcadıkları alanlar da oyun ve sosyal medya takibi şeklindedir. Hatta öğrenciler internetten ödevlerini yaparlarken, tarama motorlarından derledikleri bilgileri okumadan kes-yapıştır yöntemiyle hazırlamakta; hazırladıkları ödevin içeriğini bile tam olarak öğrenmeden öğretmenine sunmaktadırlar. Buna karşılık toplumda kitap ve yazılı basını okuma oranı çok düşük kalmakta; beyinler giderek tembelleşmekte ve körelmektedir. Körelen beyinler ise fikir üretme işlevini kaybetmektedir.

Merhum Necip Fazıl, fikir çilesini “öz beynini kusmak” olarak nitelendirir. Evet, hiçbir doğum sancısız olmaz. Özgün fikirler de bir çeşit doğumdur ve ciddi sancı gerektirir. Peki, ne yapmamız lazım? Dijital teknolojiye sırtımızı dönüp, analog bir hayat mı yaşamamız gerekir? Elbette değil. Her şeyin bir ölçüsü var. Bir antik çağ hekiminin dediği gibi, “bir şeyin zehir olması ile şifa olması arasındaki fark dozudur “. Belki her şeyde olduğu gibi, dijital ürünlere harcadığımız zamanı, tükettiğimiz teknolojiyi de bilinçli ve ölçülü kullanarak, beynimizi daha çok okuma ve düşünmeyle meşgul edebilirsek bunun üstesinden gelebiliriz.

Yazar:Enes Eker

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

...