İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir?

İş sağlığı ve güvenliği, sektörlerde faaliyet göstermekte olan iş yerlerinde işin yürütümü esnasında, farklı nedenlerden kaynaklanan, sağlığa zararlı ve güvensiz durumları ortadan kaldırmak, kaldırılamıyorsa dahi minimize edebilmek için yürütülen sistemli ve bilimsel çalışmalardır. Bu alandaki faaliyetler, çalışma ortamının yapısından veyahut yapılan işten kaynaklanan her türlü tehlikeden çalışanların korunmasını hedefler.

İş güvenliği, çalışanların iş kazasına uğramalarının önüne geçmek amacıyla güvenli bir çalışma ortamının oluşturulabilmesi için yürütülen önlemler dizisidir. İş sağlığı ise, çalışma ortamında bulunan ve çalışanların sağlığını işten kaynaklı olarak olumsuz yönde etkileyecek risklere karşın çalışanların sağlığının korunması için yürütülen önlemler dizisidir.

İş sağlığı ve güvenliğinde, sektörde daha çok duymaya aşina olunan kısaltması ile İSG sisteminde, iş güvenliği alanında yetkin teknik kişiler yani iş güvenliği uzmanları, iş sağlığı alanındaki kişiler yani iş yeri hekimleri ve diğer sağlık personelleri görevli olarak çalışmaktadır. Bu yetkililer, iş yerlerinde meydana gelebilecek risklere karşı önlemler alarak, çalışan daha güvenli, sağlıklı, iş yerlerinde mutlu şekilde iş hayatlarını sürdürmeleri için çalışırlar.

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğinin hukuki yönden sınırlarını çizen kanun 6331 sayılı kanundur. Türkiye’de, 6331 sayılı kanun 30 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanun yayınlanmadan önce, iş yerlerinde iş güvenliği ve iş sağlığı çalışmaları tabi ki yürütülmekteydi. Bu çalışmaları etkileyen pek çok farklı kanun vardı ve bu kanunların öngörüleri çerçevesinde çalışanların sağlıkları ve güvenlikleri korunma altına alınıyordu. Ancak, “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” sayesinde, İSG çalışmalarının iş yerlerinde uygulanması zorunlu hale getirilmiş ve çalışma hayatı her yönüyle ele alınarak, önlemlerin alınması hızlandırılmıştır.

Ülkemizde iş yeri faaliyetleri tehlike sınıflarına ayrılmıştır. Az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olarak faaliyet gösteren iş kollarının tamamında iş sağlığı ve güvenliği önlem ve prosedürlerinin uygulanması zorunludur. Ancak, ülkemizde şu anda İSG personellerinin çalıştırılması zorunluluğu tehlike sınıflarına göre değişmektedir. Günümüzde çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi çalıştırılması zorunlu iken, az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri ve kamu kurumlarında 1 Temmuz 2020 tarihine kadar iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi çalıştırması zorunlu değildir.

6331 sayılı kanunun 6. Maddesine göre, bazı durum ve koşullarda işverenin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini kendisinin yürütebilmesi mümkün kılınmıştır. İşveren, belirli niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmalı, aynı zamanda da işletmesinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınmalıdır. 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının yürütümünü kendisi üstlenebilir. Ancak bunun yanı sıra, kanun maddesine eklenen ek cümle ile, az tehlikeli sınıfta olan ve 50‘den az çalışanı bulunan iş yerlerinde, işverenler bakanlıkça belirlenen eğitimleri alması kaydıyla işyerinde iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını yürütebilir, ancak işe giriş ve periyodik muayeneleri ile tetkikleri kendisi yapamaz.

İş sağlığı ve güvenliği kapsamında, işverenler iş yerlerinde gerekli çalışmaları yapmak ya da yaptırmakla yükümlüdür. İş yerlerinde, işveren bu hizmetleri dışardan da alabilir. Ancak, dışardan hizmet alması durumunda da işverenin sorumluluğu ortadan kalkmaz.

İş sağlığı ve güvenliği çalışmaları kapsamında;

1) İş yerlerinde risk faktörleri belirlenerek risk analizi hazırlanmalıdır. Risk analizi, iş yerinin tehlike sınıfına göre belirli periyotlarla tekrarlanmalıdır.
Az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 6 yılda bir,
Tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 4 yılda bir,
Çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 2 yılda bir risk değerlendirmesini yenilemelidir.

2) Acil durumlar ile ilgili faktörler belirlenerek acil eylem planı hazırlanmalıdır. Acil eylem ya da acil durum planları yine risk analizinde olduğu gibi, tehlike sınıfına göre belirli periyotlarla tekrarlanmalıdır.
Az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 6 yılda bir,
Tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 4 yılda bir,
Çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 2 yılda bir acil eylem planlarını yenilemelidir.

3) Tüm çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmelidir. Eğitimler de işletmenin tehlike sınıfına göre belirli periyotlarla tekrarlanmalıdır. Aynı zamanda, kanun, firmanın tehlike sınıfına göre, bir çalışanın en az alması gereken eğitim saatini de belirlemektedir.
Az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 3 yılda bir ve en az 8 saat olacak şekilde,
Tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 2 yılda bir ve en az 12 saat olacak şekilde,
Çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç yılda bir ve en az 16 saat olacak şekilde eğitimleri yenilemelidir.

4) Tüm çalışanların sağlık gözetimleri yapılmalıdır. İşe girişlerde, iş değişikliğinde, çalışan bir sebep (hastalık, iş kazası vb.) ile işten uzaklaşırsa işe geri dönüşlerde talep edilmesi halinde ve işletmenin tehlike sınıfına göre belirli periyotlarla yapılmalıdır.
Az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 5 yılda bir,
Tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç 3 yılda bir,
Çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri: En geç yılda bir,
Genç, gebe çalışan için en geç 6 ayda bir sağlık taramaları yenilemelidir.

5) Çalışan temsilcisi seçilmelidir. Çalışan temsilcisi seçiminde işyerindeki çalışan sayısı dikkate alınmaktadır ve firmaların tehlike sınıfına göre çalışan temsilcisi sayısı değişmemektedir. Eğer ki bir işletmede 2-50 arası çalışan varsa, 1 tane çalışan temsilcisi seçilmesi yeterlidir. Ancak 51-100 arasında çalışan varsa 2 tane çalışan temsilcisi, 101-500 arası çalışan varsa 3 tane çalışan temsilcisi, 501-1000 arasında çalışan varsa 4 çalışan temsilcisi, 1001-2000 çalışan varsa 5 çalışan temsilcisi, 2001 ve üzerinde çalışan varsa 6 çalışan temsilcisi seçilmelidir. Çalışan temsilcisi fazla olan iş yerlerinde, çalışan temsilcileri arasından baş çalışan temsilcisi seçilir.

6) Bir iş yerinde 50 ve daha fazla çalışan bulunuyorsa, bu iş yeri aydan fazla süren sürekli bir iş ise, iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturulmalıdır.

İş sağlığı ve güvenliği çalışmaları bir bütündür. Hem İSG profesyonelleri yani iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve diğer sağlık personeli, hem işveren hem de çalışanlar üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikleri takdirde sistemin yürümesi mümkün olabilmektedir. Devlet de, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında kontrolleri yapmakta ve firmaları kanun kapsamında organize etmektedir. Çalışanların daha güvenli bir çalışma ortamında, işin niteliği gereği sağlıklarını kaybetmeden çalışabilmesi hedeflenmektedir. Bu sayede, iş kazaları ve meslek hastalıkları azaltılabilecek, işin yürütümü ve verimliliği artabilecektir. Hem çalışanlar daha mutlu olabilecek hem de işverenlerin işleri daha sistematik gideceği için ülke kalkınmasına daha fazla katkısı olabilecektir.

İş kazası ve meslek hastalıklarını önleme adına yapılacak çalışmalar hem daha kolay hem daha ekonomiktir. Maalesef ki iş kazası ve meslek hastalıkları meydana geldiğinde ödenecek bedeller maddi ya da manevi daha ağır olacaktır.

Kaynakça:

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

Yazar: Gökçe Cömert

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar