Yaygın Adı: Yusufçuklar, kızböcekleri

Bilimsel Adı: Odonata

Familya: Insecta

Takım: Hexapoda

Tür Sayısı: Yaklaşık 6,500

Boyutları: Yaklaşık 19 mm ile 13 cm arası

Fiziksel Özellikleri: İyi gelişmiş çenesi ve iri petek gözleri olan başı, çok kısa antenleri, boyutları neredeyse eşit olan iki çift transparan kanadı vardır. Çoğu türde ince, uzun karın; yusufçuklar kanatlarını yanlara açarlar. Kızböcekleri kanatlarını vücutları boyunca katlı tutarlar; nemflerin çeneleri av yakalamak için açılabilir. Kızböceği nemflerinin üç dış solungacı vardır, yusufçuk nemflerinin solungaçları arka bağırsağın içindedir.

Alışkanlıkları: Kızböcekleri genelde avlanmak için su kenarlarında bulunurlar; daha güçlü uçabilen yusufçuklar sıklıkla sudan çok uzak yerlerde avlanırken bulunabilirler; nemflerin çoğu suculdur.

Yaşam Çizgisi: Erkekler dişileri havada yakalayabilir ya da oturan dişilerin üzerine birden atlayabilirler; bazı türlerin karmaşık kur yapma alışkanlıkları varıdır; yumurtalar suyun içine yahut yakınlarına bırakılırlar.

Beslenme Tarzı: Hem erişkinler hem de nemfler avcıdır.

Yaşam Alanı: Uygun bir durgun yahut akan suyu olan her alan, akan su ise çok hızlı olmamalı; bazı türler su olması kaydıyla en azından kısa bir süre için çölde yaşabilirler.

Yeryüzünde Dağılımı: Kuzey ve Güney Kutupları hariç dünyanın dört bir yanında bulunurlar.

Büyük boyutları ve genelde parlak renkleriyle yusufçuklar ve kızböcekleri en kolay tanınan böcekler arasında yer almalıdır.

Odonata üç alt takıma ayrılmıştır: Anisoptera’da yusufçuklar, zygoptera’da kızböcekleri ve son olarak da çok küçük bir grup olan (soyu neredeyse tükenmiş) ve sadece Asya’da yaşayan iki türüyle bilinen Anisozgyoptera. Yusufçuklar cüsseli böceklerdir ve hareketsiz dururken kanatlarının pozisyonundan tanınabilirler – kanatlarını yalnızca kabaca doğru bir açıyla iki yanlarında açık tutabilirler. Kızböceklerinin ince ve uzun vücutları vardır ve kanatlarını hem vücudu boyunca katlayabilir hem de dikey biçimde kavuşturabilir, daha çok bir kelebek gibi.

Mükemmel Görüş

Erişkin odanatalar genelde suya yakın yerlerde bulunurlar. Çoğunlukla uçan diğer böcekleri yakalayan avcılardır. Becerikli uçucular oldukları gerçeği işe yarar fakat önemli bir özellikleri daha vardır: Özellikle yusufçukların neredeyse başın tepesinde birleşen ve onlara mükemmel bir görüş sağlayan iri petek gözlen vardır. Bazı yusufçukların gözleri, her biri ayrı lense sahip 28.000 tek birimden (ommatidyalar) oluşur. Av aramalarına yardımcı olmak için boyunları çok esnektir ve başları bir yandan diğer yana çevrilebilir ve yukarı-aşağı hareket edebilir. Peygamberdeveleri ve soyguncu sinekler gibi diğer avcı böcek türleri de aynı yeteneğe sahiptir.

Yusufçuklar sinekler gibi daha hızlı uçabilen böcekleri avlarlar. Daha büyük avları da yakalayabilirler – örneğin eşekarılarını—ve rastlantısal yamyamlar oldukları, kendi türlerinin üyelerini yedikleri gözlemlenmiştir. İri gözlerine ve sağlam uçuş kabiliyetlerine rağmen onlardan kaçarken onlar kadar atik olabilen avlarını sık sık kaçırırlar. Kızböceklerinin daha küçük ve daha zayıf gözleri vardır, küçük güveler gibi daha yavaş uçan böceklerin peşine düşerler.

Hem yusufçukların hem de kızböceklerinin bacakları yürümeye pek uygun değildir fakat av maddesi yenirken onu tutmak için son derece uygundurlar.

Nemf Olarak Yaşam

Birkaç familyada Odanata’nın gelişim evreleri -nemf ya da stadya- kanatsız erişkinlerle bazı benzerlikler gösterir, fakat diğerlerinde çok az benzerlik bulunur. Yusufçuk nemfleri daha iri yapılıyken kızböceği nemfleri çok incedir.
Yapılarının daha narin olması gerçeğinden başka kızböceği nemfleri üç harici solungaçları sayesinde fark edilebilirler. Genellikle yaprak şeklinde olan ve karnın ucundan çıkıp arkaya uzanan yapılardır. Solungaçlar sudan oksijen alırlar. Oksijen solungaçlardan nemfin vücuduna girer. Yusufçuk nemflerinin harici solungaçları yoktur. Onun yerine bağırsaklarının arka ucunda, arka bağırsaklarında solungaçları vardır. Su, solungaçlara hava sağlamak için arka bağırsaktan içeri ve dışarı pompalanır.

Usta katiller olmalarına rağmen nemfler (bilhassa küçükken) daha büyük avcıların tuzağına düşmeye meyillidir. Yine de kaçmalarına yardım eden bir hileleri vardır. Bacaklarından yakalanırlarsa bacakları uyluğun kökündeki zayıf bir noktadan kırılabilir ve avcıyı ağızlarında tek bir bacakla bırakabilirler. Yusufçuk nemfleri yüksek basınç altında arka bağırsaktaki solungaç çemberinden karnın bitimine kadar su püskürtme yeteneğine sahiptirler. Bu davranış onları suda daha ileriye ve olası tehlikeden daha uzağa fırlatır.

Erkek odonata’nın ana emeli bir dişi bulmak ve onunla çiftleşmektir. Yusufçukların ve kızböceklerinin çoğu yumurtalarını suya bıraktıklarından kur yapma ve çiftleşme gölet, göl, akarsu ve dere kenarlarında olur.
Çoğu erkek odonata, bir eş için uygun bir yumurta bırakma alanı kurar ve onu korur. Yalnız bir erkek yusufçuğu su üzerinde bir ileri bir geri dolaşıp yaklaşan her uçan böceği incelerken görmek oldukça olağandır. Kendi türünden bir başka erkek çıkarsa bir çatışma meydana gelir ve genelde davetsiz misafir kovalanır. Genelde birkaç farklı tür aynı gölette kol gezer. Erkek çoğunlukla bir saat kadar sonra göletten gider ve yerim gidene kadar bir süre orada duracak başka bir erkek alır. Bu kol gezmeler esnasında alıcı bir dişi ortaya çıkarsa çiftleşirler ve dişi yumurtalarını bırakır. Bununla birlikte diğer türler kendi bölgelerinde kol gezme işini gün boyu ve kısa hayatları süresince devam ettirirler ve sadece daha güçlü bir erkek tarafından uzaklaştırıldıklarında giderler. Bir bölgeyi korumak, gelen dişilerle çiftleşecek tek erkek olmayı garantilemez çünkü dişiler oraya varana dek çiftleşmiş olabilirler. Dişiler sudan uzakta, bir bölgesi olabilecek kadar güçlü olmayan fakat gelip geçen bir dişiyle çiftleşecek erkeklerle karşılaşabilecekleri yerlerde avlanırlar.

Bazı yusufçuklar ve kızböcekleri mülkiyetçi değildirler, bu durumda herkese açık olduğu anlamına gelir.
Dişiye ilk ulaşan erkek onunla çiftleşir. Yumurta bırakmaya uygun yerlerin yakınlarında erkeklerin sayısı her zaman dişilerinkini geçecektir. Sonuç olarak bazı erkekler asla çiftleşme şansı bulamazlar; belki yüzde ellisi, belki daha azı başarır. Buna karşın tüm dişiler çiftleşirler.

Bazı odanata erkeklerinin (hem kızböcekleri hem yusufçuklar), dişinin bıraktığı yumurtaların çoğunun daha önceden çiftleştiği bir erkek tarafından değil, kendileri tarafından döllendiğinden emin olma yeteneği vardır. Bunun sebebi spermatofordan gelen spermin yumurtayı döllemede kullanılmadan önce dişinin vücudunun içindeki spermateka denen özel haznede depolanmasıdır. Örneğin coenagrionidae familyasından bazı kızböceklerinde erkek, dişinin spermatekasından daha önce başka bir erkek tarafından yerleştirilmiş spermleri taşımak için sperm kepçesi denen özel bir yapı kullanır Ancak o zaman kendi spermatoforunu dişiye geçirir. Bu davranış “sperm yarışı” olarak bilinir.

Yumurtlamadaki Farklılıklar

Yusufçuklar ve kızböcekleri, birkaç farklı yumurta bırakma (ovipozisyon) yöntemli kullanırlar. İstisnalar vardır fakat genelde çoğu tür aşağıdaki yollardan biriyle yumurta bırakırlar: Bir yöntem, dişinin suya dalması ve yumurtalarını su bitkilerinin gövdelerine yerleştirmesidir. Bu yöntem Kuzey Amerika ve Avrupa’daki enallagma türü kızböcekleri tarafından kullanılır. Daha sonra dişi vücuduna hapsedilmiş hava baloncuklarını kullanarak tekrar yüzeye çıkar. Genellikle erkek onun tekrar ortaya çıkmasını bekler ve sonra onunla yeniden çiftleşir.

Bir diğer yaygın yöntem ise dişinin suyun içinde oturup doğrudan yumurtalarını bırakması veya yüzeyde oturup yumurtalarını su altındaki bitki dokularına bırakmasıdır. Bu yöntem Avrupa’da ise yaygın hawker yusufçuğu olarak bilinen Aeshna juncea gibi pek çok farklı türden yusufçuk ve kızböceği tarafından kullanılır. Yumurta bırakma sıklıkla gürültü bir kanat hışırtısıyla birlikte gerçekleşir.

Aeshna türü Kuzey Amerikalı ve Avrupalı bazı saz yusufçuklarının favori yöntemli olan üçüncü bir yöntemde ise dişi, yumurtalarını çamurun yahut ölü ağaçların, bitki artıklarının ya da yosunların içine bırakır. Dişi yumurtalarını bırakırken yine büyük bir kanat hışırtısı olacaktır.

Bir başka yöntemde ise dişi, yumurtalarını uçarken doğrudan su kenarındaki çamura ya da kuma bırakır. Bu durum genellikle, Kuzey Amerika’da çayır yusufçuğu olarak bilinen Sympetrum türü yusufçuklarda meydana gelir. Alternatif olarak da dişi su üzerinde göz gezdirirken yumurtalarını doğrudan ya bitkilerin arasına ya da suyun derinliklerine bırakır. Bu yöntem yine Sympetrum türü yusufçuklar tarafından kullanılır. Erkekler bazı durumlarda yardım bile edebilirler: Örneğin Avrupalı al yusufçuklarda, S. sanguineum, ikisi tandem uçarlar. Dişiler için daha basit olan strateji, yumurtaları uçarken su yüzeyiyle hiç temas etmeden suyun içine bırakmaktır.

Yumurtadan Erişkinliğe

Bırakılma şekline göre değişen iki tip yumurta vardır. Bitki dokularının içine bırakılanlar daha uzunken doğrudan suya bırakılanlar kabaca daireseldir. Bitkinin içinde olmak yumurtanın korunmasına yardım eder fakat suya bırakılanların üzerleri de yapışkan bir jelle kaplanır. Bu onların yalnızca suyun içindeki bitkiler gibi cisimlere yapışacakları anlamına gelmez, aynı zamanda avcılar tarafından yenmelerini güçleştirir. Bazı türlerde yumurtalar birkaç haftada çatlarken daha soğuk iklimlerde yumurtalar kışı geçirip çatlamak için sonraki baharı bekleyebilirler. Yavrular yumurtadan çıkarken zarla kaplı bir prolarva olarak çıkarlar. Yumurta eğer suyun altında çatlarsa, zar hemen dağılır ve ilk instar nemfi ortaya çıkar.

Çok sayıda yusufçuk türü yumurtasını suyun dışına fakat suya çok yakın bir yere bırakır. Bu durumda prolarva, bedenini nemf olarak yaşamı geçireceği su kütlesine götürmek için vücudunu esnetip gerdirerek sıçrayabilir. Gelişim süresi büyük oranda nemfin yeteri kadar yiyecek bulunduğu sürece içinde yaşayacağı suyun sıcaklığına bağlıdır. Daha ılıman bölgelerde nemfler soğuk alanlardakilerden daha çabuk gelişirler. Oldukça kısa bir mesafede bile büyüme oranında farklılıklar olabilir. Örneğin İngiltere’de mavi kuyruklu kızböceklerinin nemflerinin, yumurtadan erişkinliğe ulaşmaları güneyde bir yıl alırken kuzeyde iki yıl alır.

Birkaç yüz mil daha güneyde olan Fransa’da her yıl iki- üç nesil yetişebilir. Son instarda nemf tamamen büyüdüğünde sudan ayrılır ve ya doğrudan sudan çıktığında ya da su kenarındaki bitkilerin üzerinde kıvrılarak uygun bir bitki parçasına tırmanır.

Çoğu yusufçuk ve kızböceği güneş doğduğunda tamamen belirgin olmak ve kurumak için şafak vakti ortaya çıkarlar.
Diğer böceklerde de olduğu gibi bu ortaya çıkma da başlı başına önemlidir. Son instar nemfi başını olabildiğince dik bir şekilde yukarı kaldırır. Başın üstü ve göğüs ayrılır ve erişkin, derinin arkaya düşmesi için yerçekiminden faydalanarak kendini deriden kurtarıp dışarı çıkar. Deriden çıktığında başı dik bir şekilde oturur, kanatlarını şişirir, kurulanır ve ilk uçuşunu gerçekleştirir. Tam erişkin renginin ortaya çıkması bir hafta kadar zaman aldığından ilk ortaya çıktıklarında oldukça parlak kanatları ve donuk renkleriyle olgun bir erişkinden farklılık gösteren genç erişkinlere teneral denir.

Tekerlekler ve Tandemler

Odanata üyeleri çok sıra dışı bir şekilde çiftleşirler. Erkek odandatadaki üreme organlarının yapısı ve konumu, böcek dünyasında tektir Birincil genital adı verilen üreme takımlarından biri, karnın bitimine doğru normal böceklerdeki konumunda bulunur. Fakat ikinci karın segmentinin alt kısmında ikinci bir gential takım vardır Bu olağandışı düzenin yanı sıra erkeklerin kamın ucunda özel bir kanca takımı da vardır. Erkek çiftleşmek için hazır olmadan önce birincil genitalden bir spermatofor salar ve bunu ikincil genitale aktarabilmek için kamım büker. Sonrasında bir eş arar.
Teşebbüslerinden hoşlanan bir dişi bulduğunda üzerine uçar ve onu bacaklarının arasına alır. Sonra karnım öne doğru büker ve karnının ucundaki kancalarla dişiyi tutmaya çalışır. Kızböceklerinde dışı göğsünün (pronatum) üstünden yakalanırken yusufçuklarda kancalar dişiyi başının tepesinden tutar. Erkeğin kancalarıyla dişinin başının yahut göğsünün intizamı ve boyutu türden türe değişir fakat aynı türün üyelerinde hepsi birdir. Bir turun erkeğinin kancaları yalnızca aynı türün dişinin karnına ya da başına uyar, böylece de farklı türler arası çiftleşme önlenmiş olur Erkek dişiyi tutarken her iki böcek de uçabilir – bu ‘tandem” pozisyonu olarak bilinir.

Kur yapmada ikinci aşama, dişinin üreme aralığını erkeğin ikincil üreme organıyla temas ettirip ona kenetleyene dek karnını döndürmesidir. Bu pozisyonda vücutları “tekerlek” pozisyonu denen, takribi bir daire şeklini alır. Sonrasında erkek spermatoforu dişiye geçirir Tekerlek pozisyonunda kaldıkları sürenin uzunluğu bazı yusufçuklarda olduğu gibi birkaç saniyeden çoğu kızböceğinde olduğu gibi birkaç saate kadar değişir. Bitkilerin üzerinde ya da yumurta bırakmaya uygun bulunan gölet civarlarında tekerlek pozisyonunda oturan düzinelerce yusufçuk çifti görmek olağandışı bir durum değildir.

Kaynakça:

BBC

Yazar: Tuncay Bayraktar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here