19. Yüzyılın devrimler savaşlar, isyanlar ve sürgünlerle dolu kaotik ortamı içerisinde şiirleriyle aşkı ve mücadeleyi anlatan, dönemin en üretken isimlerinden biridir Louis Aragon . Sanatçı iki büyük dünya savaşının da doğrudan içinde yer almıştır. Böylesi fırtınalı bir dönemde ve bir o kadar da hareketli yaşamıyla devrinin en uzun süre hayatta kalan ve eser veren ismi olarak Fransız şiirinin bugün bile esin kaynağı olabilen simalarındandır. Aragon başarılı bir şair olmanın ötesinde sıkı bir aktivist, eleştirmen ve düşünce insanıdır da. Hayatı boyunca birçok edebi ve siyasi akıma öncülük ederek toplumsal , edebi ve siyasi yaşamı şekillendirmede gayretkar kişiliğiyle adını ölümsüzleştirmiştir.

Hayatı

Louis Aragon , 3 Ekim 1987’de Paris’te doğdu. Hayatının dönüm noktalarından biri olarak değerlendirdiği bu yıllarda annesinin babasını terk etmesi nedeniyle kız kardeşiyle birlikte üvey annesi tarafından büyütüldü. Annesinin kendilerini terk ettiği gerçeğiyle Birinci Dünya Savaşı’na çağrıldığı zaman yüzleşti. Savunma Bakanlığı’ndan kendisine gelen askerlik celbi üzerine cepheye gitmek üzere hazırlanan Aragon’dan bu gerçeği daha fazla saklamak istemeyen ailesi bu gerçeği onunla paylaşınca duyduğu tek şey muazzam bir hüzün ve hayal kırıklığıydı. Nitekim hayatı boyunca şiirlerinde yoğun olarak hüzün ve karamsarlığın öne çıkmasında bu hayal kırıklığının büyük payı olmuştur. Orta öğrenimini değişik kolejlerde başarılı bir şekilde tamamladıktan sonra ailesi tarafından doktor olması için tıp fakültesine gönderildi. Burada beş yıl okuduktan sonra doktorluk yapmak istemediğini anlayınca fakülteden ayrılarak o sırada patlak veren 1.Dünya Savaşı’na katılmak için askere gitti. Aldığı tıp eğitimi sayesinde askerliğini sıhhiyeci olarak yaptı. Savaş bitip askerden terhis olduktan sonra değişik edebi çevreler içinde yer aldı. Fransız Komünist Partisi’ne üye olup uzun yıllar bu partinin en aktif üye ve yöneticilerinden oldu. Sovyetler ‘e bu amaçlı ziyaretlerde bulundu. İkinci Dünya Savaşı’nda aktif bir şekilde Fransız Gizli Direniş Teşkilat’ı içerisinde savaşarak Nazi işgaline karşı koydu. Bir çarpışmada esir düşse de alman kuvvetlerin elinden kaçmayı başararak Üstün cesaret madalyasıyla ödüllendirildi. O yüzden Aragon, Fransızlar için dünyaca tanınan bir edebiyatçı ve düşünce adamı olmakla kalmaz gerçek ve örnek bir vatansever olarak görülür.1928 yılında yine kendisi gibi edebiyatçı ve komünist olan Rus yazar Elsa Triolet ile tanıştı. Elsa edebiyat tarihinde bir sanatçının yaşamına ve serlerine en çok ilham olan kadın olmuştur. Elsa ile kısa bir sonra hayatlarını birleştiren şair tam 42 yıl evli kaldı. Eşi Elsa ile birlikte İkinci Dünya savaşı’nda aktif bir şekilde anti-faşist cephe içerisinde yer aldı. Eşi, bir kalp krizi sonrası hayatını kaybettikten on iki yıl sonra o da 24 Aralık 1982, Paris’te hayatını kaybetti.

Edebi Kişiliği

İlk gençlik yıllarından itibaren şiir , siyaset ve genel olarak sosyal yaşamla iç içe olan sanatçı, verdiği eserlerle adeta 19.Yüzyıl Fransız şiirini şekillendirmiştir. Andre Bretoni Pablo Neruda, Nazım Hikmet, Philippe Soupault, Federico Garcia Lorca gibi tanınmış şairlerle sıkı bir ilişki içerisinde bulunan Aragon 1. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle birlikte askerden döndükten sonra arkadaş çevresiyle birlikte değişik edebi akımlar içinde yer aldı. İlk olarak Dadaizm’e yakın dursa ve bu doğrultuda eserler verse de sonradan Andre Breton ve Philippe Soupault ile birlikte Sürrealizm ‘in manifestosunu kaleme aldı.

1920’lerde Komünzme beslediği sempatinin sonucu olarak birkaç diğer sürrealist birlikte Fransız Komünist Partisi yayın organı olan L’Humanité gazetesi için yazmaya başladı ve 1927 yılının Ocak ayında Fransız Komünist Partisi’ne katıldı. İlk olgun yazılarını ve şiirlerini bu yıllarda bu gazetede yayımladı. Kuvvetli bir sempati beslediği Komünizm davasına karşı ilerleyen yıllarda muhalif bir söylem geliştirmeye başladı. Bunun nedeni Sovyetler’de giderek yükselen despot anlayış ve yakın arkadaşı olan Victor Serge ile Lev Troçki’nin eleştirel görüşleri nedeniyle sürgünle cezalandırılmaları oldu. Aragon bu muhalif söylemini üyesi olduğu Dünya Yazarlar Kongresi’nde de dile getirmekten çekinmemiştir

Aragon ileride 42 yıllık bir birliktelik yaşayacağı Elsa Triolet ile tanıştıktan sonra Sürrealizm’den iyice uzaklaşmış ve toplumcu Sosyalist bir anlayış doğrultusunda eserler kaleme almıştır. 1930’da Sovyetler Birliği’ni ziyaret etmiş. Hourra l’Oural (1934 adlı eseriyle Sosyalizmin kuruluşunu lirik bir üslupla dile getirerek Sürrelizm’e sırtını dönmüştür. Sanatçı Sürrealizm’in köşe taşı isimlerinden olmasına rağmen bu akıma tamamen sırt çevirirken hiçbir zaman bu doğrultudaki eserlerini ve geçmişini negatif olarak eleştirmemiştir.

Aragon, toplumcu bir karakter kazanan sanat anlayışıyla 1933’te romanlarıyla yeni bir dönemin kapısını aralar. Her anlamda sanayinin reel politikanın öne çıktığı bu yıllarda Aragon’un toplumdan ve gerçeklikten kopuk olması imkansızdı. Le Monde Reel (1933-1945) başlığını taşıyan dört ciltlik bir roman dizisinde, XX.yüzyıl başlarındaki Fransız toplumunu tarihsel bir perspektif içinde ve Marxsizt bir ciddiyetle kaleme alarak bu çerçevede ilk başarılı çalışmasını ortaya koymuştur. Les Cloches de Bale (1933), Les Beaux Quartiers (1936), Les Voyageurs de L’Imperiale (1942) ve Aurelien (1945),Les Communistes gibi oldukça başarılı eserlerini bu dönemde kaleme almıştır.

II.Dünya Savaşı’nda Fransa’nın Almanlar tarafından işgal edilmesiyle Aragon için bir kez daha ölümle dans ettiği savaş ve direniş yılları başlamış oldu. Sıkı bir Sosyalist ve vatansever olan Aragon , işgal gerçekliği karşısında Direniş Hareketi saflarında yer aldı. Savaş ve Direniş, en çok Le Creve-Coeur (1941), Cantique â Elsa (1941), Les Yeux d’Elsa (1942), Broceliande (1942), Le Musee Grevin (1943) ve La Diane française (1945) adlı şiir kitaplarının ana temasını oluşturdu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Sosyalist Gerçekçi sanat anlayışı ve dünya görüşüyle eserler vermeye devam eder. Savaştan sonra 1948’de savaştan sonra yayımladığı ilk eser Le Nouveau Creve-Coeur oldu. Onu,sırasıyla şu şiir kitapları izledi: Les Yeux et la Memoire (1954), Mes Caravanes (1954), Le Roman inacheve (1956), Elsa (1959), Les poetes (1960), Le Foud’Elsa (1963), Le Voyage de Hollande (1964), // ne m’est Paris que
d’Elsa (1964), Elegie a Pablo Neruda (1966), Chambres, poemes du temps qui ne passe pas (1969).
Şiir ve romanlarının yanı sıra birçok dergi ve gazetenin de idareciliğini yapmıştır Aragon. Devrinin en popüler dergilerinden Ce Soir’ın ortak yayın müdürlüğünü de yapan Aragon, 20 yıla yakın bir süreyle Lettres Françaises’i yönetti (1953-1972). 1956’da büyük emeklerinin ve uzun çalışmalrının eseri olarak Litteratures sovietiques’i yazdı ve SSCB’nin tarihini yayımladı {Les Deux Geants, Andre Maurois ile birlikte). İki kez Lenin ödülüne lâyık görüldü. 1967’de Goncourt Akademisi’ne seçildiyse de bir yıl sonra muhtelif nedenlerle istifa etti.

Sanatının ilham yaşamının da şevk kaynağı olan Elsa’nın vefatından sonra bir süre durgunluk yaşasa da Henri Matisse (1971) ve The atre Roman (1974) olmak üzere iki roman ve 1982’de de Les Adieux et autres Poemes adlı bir şiir kitabı yayımladı. Bu son eserlerinden sonra ömrünün geri kalanını daha çok daha önce yazdığı eserlerini incelemekle geçirdi.

Aragon’un hayatında şiirin apayrı ve özel bir yeri vardır. O şiirleriyle hayatın zayıf olan yönlerine güç verdiğini ifade eder. Bu yaklaşımını Les Yeux d’Elsa adlı kitabının ön sözünde şu şekilde ifade etmektedir: “Şiir sanatı, zayıf olanı güzel’e dönüştürmenin simyasıdır.” Aragon Fransız şiirine gramatikal olarak oldukça başarılı şiirler kazandırmıştır. Kelime ve imge seçimini oldukça başarılı bir şekilde sağlayan Aragon, yeni ve zengin imgelerle şiire yeni, bir ufuk kazandırmıştır. Çağdaşı Lorca gibi o da şiirlerinde kullandığı kelimeleri seçerken gösterdiği titizlikle ritim bakımından oldukça sevilen şiirler kaleme almıştır. Şiirlerindeki bu özellik eserlerinin birçoğunun bestelenmesinden de anlaşılabilir. Yakın arkadaşı olan Pablo Picasso’ya yazdığı İtalyan Dilberi adlı şiiri ritmik ahengin güzelliğine çarpıcı bir örnektir.

İTALYAN DİLBERİ
Pablo Picasso’ya

En budalası bile
yuvarlak gözleriyle
Akıllıca pazarlar
Bu alnın yakınında

Ey tatlı sevgilim
Kurşun güneşinde
Dikine bakışın
Ve altın rengi tenin

Senin saçlarında
Geçmişin aksi
Duruyorsun hâlâ
Parlak bir kâğıt gibi

Getirsin dudakların
Sözcükleri kötülüğü ve ateşi

Ama bir lâv tonuyla
Hayır’dır sesin söylediği

Louis Aragon, bizde daha çok “Mutlu Aşk Yoktur” şiiriyle tanınmıştır. Gerçekten de bu şiiri diğer şiirleriyle birlikte Aragon’un anlam dünyasını en iyi özetleyen ve en çok sevilen şiirlerinden biridir. Şiirlerinde dama umudu, mücadeleyi ve iyimserliği işleyen şairin böylesi karamsar bir şiiri yazması ilk başta garip gelse de aslında şair burada “aşk” kavramını daha genel bir çerçevede ele almıştır. O mutluluk kavramını yaşanılan çevrenin genel gidişatı içinde değerlendirmiş, insanlar mutsuzken bireysel mutluluğun anlamsızlığına daha doğrusu imkansızlığına değinmiştir.
Aragon, şiir, roman, eleştiri, deneme, çeviri olarak 61 kitap yayımladı. Sanatçının en bilinen eserleri şunlardır:
Şiirleri:
Sevinç Alevi (Feude Joie, 1920)
Sürekli Hareket (Le Mouvement Perpetuel, 1926)
İşkenceye Uğrayan İşkenceciler (Persecte Persecuteur, 1931)
Yaşasın Urallar (Hourra I’Oural!1931)
Elsa İçin Şarkılar (Cantique a Elsa, 1942)
Les Yeux d’Elsa (Elsa’nın Gözleri,1942)
Grevin Müzesi (Le Musee Française, 1943)
Fransız Diana (Fransız Diana, 1945)
Bitmemiş Roman (Le Roman İnacheve, 1956)
Elsa (1959)
Romanları:
Gerçek Dünya (Les Communites, 6 ciltten oluşan bu kitap 1949 ila 1951 yılları arasında yayımlandı
Anicet ya da Panorama (Anicet ou le Panorama 1921)
Libertinaj (Le Libertinage, 1924)
Basel’in Çanları (Les Cloches de Bale, 1934)
Kibar Semtler (Les Beaux Quartiers, 1936)
Üst Zümre Yolcuları (Les Voyageurs de I’Imperiale, 1942)
Aurelien (1944), Kutsal Hafta (La Semaine Sainte, 1958)
Ölmeye Mahkum Etme (La Mise a Mort, 1965)
Blanche ya da Unutuş (Blanche ou I’Oublie, 1967)

Düzyazı/Denemeleri:
Paris Köylüleri (le Paysan de Paris, 1926)
Üslup İncelemesi (Le Traite de style, 1928)
Toplumcu Gerçekçilik İçin (Pour un realisme Socialiste, 1930)
Komünist İnsan (L’Homme Communiste, 1946)
Stendhal’ın Işığı (La Lumiere de Stendhal, 1954)

Kaynakça:
https://www.antoloji.com/louis-aragon/
https://www.britannica.com/biography/Louis-Aragon

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here