Sigara içilmesi organların kanlanmasını azaltarak, nikotin de mide asidini artırarak ülserin iyileşmesini bozar. Tütün mamulleri tüketilmemelidir.
Stres ülserin en önemli nedenlerindendir. Stres midede asit salgısının artmasına ve H. pylori bakterisinin çoğalmasını engelleyen bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Peptik ülser ve gastrit, çok stresli hayat yaşayan, suyu az içen, bir elinde kahve, bir elinde de sigara olan kişilerde daha sıktır. Stresi azaltmak için yoga, nefes terapisi, egzersiz gibi yaklaşımlardan yararlanılmalıdır.
Aspirin veya diğer ağrı kesiciler zorunlu olmadıkça, doktor önerisi olmadan düzenli tüketilmemelidir.

ÖNERİLEN BESİN TAKVİYELERİ
Çinko: Hayvan çalışmalarında mide ülserine karşı koruyucu olduğu, hasarlı bölgenin tamirinde önemli rol oynadığı saptanmıştır. Avrupa’da peptik ülser tedavisinde iltihap giderici aceksamik asit ile beraber çinko kombinasyonunu içeren preparat bulunmaktadır. Küçük bir çalışmada plasebo ile karıştırıldığında yüksek miktarda çinko desteği mide ülserinin iyileşmesini hızlandırmıştır. Bazı araştırmacılar çok yüksek doz yerine günde 25-50 mg çinko desteğinin yeterli olabileceğini ileri sürmektedir. Düzenli çinko desteği, bakır düzeylerini azaltabileceği için günde 1-3 mg bakır desteği de yapılmalıdır.

A vitamini: Mide ve bağırsakların iç yüzünü döşeyen tabakanın iyileşmesi ve yenilenmesinde gereklidir. Küçük bir çalışmada mide ülseri olanlara günde 150.000 IU A vitamini verilmesinin iyileşmeyi hızlandırdığı gösterilmiştir. Fakat bu çalışmada kullanılan dozun doğumsal bozukluklara neden olabilecek kadar yüksek olması nedeni ile hamilelik düşünen veya hamile olan kadınların kullanmaması gereklidir. Başka çalışmalarda da A vitamini desteği ile yakınmalarda azalma olduğu bildirilmiştir. Daha düşük dozlarda A vitamini desteğinin yararı olup olmadığı ile ilişkili bir araştırma bulunmamaktadır.

C vitamini: Gastriti bulunan kişilerin mide suyunda C vitamini düzeyi, normal kişilere göre daha düşük bulunmuştur. C vitamini H. pylori bakterisinin yok edilmesin yardımcıdır. H. pylori enfeksiyonu olanlardan günde 5 gram C vitaminini 4 hafta verilenlerin çoğunda bakteri yok edilirken, plasebo verilenlerin hiçbirinde bakterinin yok edilmediği saptanmıştır. Ayrıca H. pylori enfeksiyonu için antibiyotik yanında günde 500 mg C vitamini verilmesiyle, sadece antibiyotik alanlara göre bakteri daha fazla yok edilmektedir. (%78’e karşın %48). Ülseri olan hastalarda kanda C vitamini düzeyleri daha düşük bulunmaktadır. Ülseri olanlarda vücut depolarını doldurmak için günlük C vitamini ihtiyacı ortalama 3.691 mg olarak hesaplanmıştır. Ülseri olanlarda C vitamini eksikliğinin nedenlerinin ihtiyacın artması, yetersiz alımı, yetersiz emilimi veya sindirim sisteminde C vitaminin yıkımının artmasına bağlı olduğu düşünülmektedir. C vitamini desteği, ülsere bağlı kanama riski ile ilaçlara bağlı ülser gelişme riskini azaltmaktadır.

Karnozin: Aminoasit olup çinko içeren preparat hayvanlarda ülserin oluşumunu engellerken, ülserin iyileşmesini de hızlandırmaktadır. Çinkonun kendisinin de ülsere karşı yararının olması nedeni ile karnozin aminoasidi desteğinin yararı net değildir. İnsanlarda mide kanseri ve ülsere neden olan H. pylori enfeksiyonunun tedavisinde 7 günlük tıbbi tedavinin yanında karnozin/çinko kompleksinin eklenmesi ile başarı şansının artırıldığı gösterilmiştir. H. pylori’nin mideden yok edilmesi için yapılan araştırmalarda karnozin/çinko kompleksi günde iki defa 150 mg dozu kullanılmıştır.

Glutamin: Mide ve bağırsakların iç yüzünü döşeyen hücrelerin temel enerji kaynağı olan aminoasittir. Çok uzun süredir peptik ülserde yararlı olduğu bilinmektedir. Şiddetli yanıklara bağlı gelişen stres ülserlerinde de yararlıdır. Önerilen kullanım dozu günde 2-3 defa 500-1.000 mg alınmasıdır.

Dimetilsülfoksit (DMSO): Antioksidan etkisi bulunan DMSO, bir diğer antioksidan allopurinol ile beraber simetidin ilacının yanında kullanıldığında tek başına simetidin ilacına göre ülserin tekrarlama riskini daha fazla azaltmaktadır. Ayrıca simetidin ile beraber allopurinol ve DMSO kullanılmasının, sadece simetidin kullanımından daha etkili olduğu gözlenmiştir. Klinik çalışmada günde 4 defa 500 mg DMSO kullanılmıştır. Doktor takibi ve önerisi olmadan DMSO desteği alınmamalıdır.

ÖNERİLEN BİTKİSEL İÇERİKLİ TAKVİYELER
Meyan kökü: Sindirim sisteminin içini döşeyen tabakanın hasarının azaltılmasında uzun süredir kullanılmaktadır. Organların iç yüzünü döşeyen hücreleri koruyucu bir tabaka olarak sıvayan mukus salgısının yapılmasını artırır. İçerdiği flavonoidler H. pylori bakterisinin çoğalmasını engeller. Ülserin bitkisel tedavisinde kullanılan meyan kökünün degliserinize şeklidir. DGL meyan kökü olarak bulunan bu üründe tansiyon yüksekliği ve sıvı birikimi gibi yan etkiler görülmemektedir. Bazı çalışmalarda ülsere karşı simetidin ilacı ile benzer etkinlikte olduğu, bazı çalışmalarda da simetidin ilacının daha etkili olduğu ileri sürülmüştür. Başka bir çalışmada DGL meyan kökü kesilmesi sonrası, simetidin kesilmesi sonrasına göre daha az ülser tekrarı olduğu saptanmıştır. Çalışmaların çoğunda DGL formunun peptik ülserin iyileşmesini kolaylaştırdığı bildirilmiştir. Kapsül şeklinden çok çiğnenebilir tablet formunun ülser ve mide yakınmalarında daha etkili bulunmuştur. Ülserin tedavisinde 1-2 çiğnenebilir tabletin (250-500 mg) yemeklerden 15 dakika önce ve gece yatmadan 1-2 saat önce alınması önerilmektedir.

Sakız ağacı (Pistachialentiscus): Mastik adı verilen sakız ağacının reçinesi günde 1 gram 2 hafta süreyle verildiğinde peptik ülserin iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Yararının H. pylori’yi öldürmesine bağlı olduğu düşünülmektedir.

Musa paradisiaca: Muza benzeyen yeşil renkli meyveden elde edilen un, geleneksel Hint tıbbında ülser tedavisinde kullanılır. Günde 4 defa ikişer kapsül kurutulmuş çiğ musaparadisiaca ununun 8 hafta kullanılmasıyla ülserde iyileşme elde edilmiştir. Mide asidinin hasarına karşı koruyucu etkisi bulunur.

Neem ağacı kabuğu: Liyofilize toz ekstraktının günde 30-60 mg kullanılmasıyla mide asidinde belirgin azalma ile onikiparmak bağırsağı ülseri olanların tamamına yakınında 10 hafta sonunda iyileşme elde dilmiştir. Bu özellikleriyle toksik olmayan bir tedavi yaklaşımı olarak araştırılmaya değer bulunmuştur.

Papatya: İçerdiği apigenin bileşiği H. pylori’nin çoğalmasını engeller. Tahriş olmuş ve iltihabi olaylara bağlı hasara uğramış sindirim sistemi hücrelerine destek olur. Papatya çiçeklerinin 2-3 tatlı kaşığı 200 ml kaynamış suda 10 dakika demlenip süzülerek, içine 3-5 ml papatya tentürünün katılması sonrası aç karna günde 2-3 fincan tüketilmesi önerilmektedir. Papatya ekstraktı içeren kapsllerin günde 3 tane tüketilmesi yoluyla da alınabilmektedir.

Aynısafa (Calendulaoff): Peptik ülserin tedavisinde geleneksel olarak kullanılan yara iyileştirici özelliği olan bitkidir. Antiasit ile veya antiasit olmadan ülser yakınmalarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Kurutulmuş bir tatlı kaşığı çiçeği ve yapraklan 200 ml kaynamış suda 10 dakika bekletilir ve günde 2-3 bardak aç karna içilir.

Hatmi (Marshmallow): Sindirim sisteminin hasar gören bölgelerinin tamirinde yararlı olan müsilajdan zengin bir bitkidir. Hatmi çiçeğinin suda hazırlanmış ekstraktı alkole bağlı gelişen mide hasarında fayda sağlamaktadır. Ayrıca antioksidan olup histamin salınımını da azaltarak mide koruyucu özellik gösterir. Fakat insanlarda çalışması bulunmamaktadır.

Sarımsak: Laboratuar çalışmalarında H. pylori enfeksiyonuna karşı etkili bulunmakla birlikte insanlarda günde 3 defa 300 mg dozunda sekiz hafta süresiyle verilmesinin H. pylori enfeksiyonuna karşı fayda sağlamadığı saptanmıştır. Başka bir araştırmada da yemeklere 10 sarımsak diliminin eklenmesinin yararı olmadığı saptanmıştır. Bu nedenle peptik ülser ve H. pylori enfeksiyonunda yararı yetersiz kalmaktadır.

Kaynakça:
https://sagligabiradim.com/mide-ulserinin-dogal-tedavisi/

Yazar: Fatih Bolelli

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here