Protista Alemi ve Özellikleri

  Tek hücreli ya da bazıları çok hücreli olan protista âlemi üyelerinin tamamı ökaryottur. Bireysel ya da koloni halinde yaşarlar. Tatlı sularda yaşayan tek hücreli üyelerinde suyun boşaltımını sağlayan kontraktil kofullar bulunur. Yüzeysel olarak bakılırsa hayvan, bitki ve mantarlar âlemlerinden hiçbirine uymayan canlı türlerinin protista âlemine dâhil edildiği görülür. Bazı protistler fotosentez yaparak bazıları da diğer canlılarla karşılıklı etkileşimde bulunarak yaşar. Protistaların bazı türlerinin bitki ve hayvan hastalıklarından sorumlu olduğu bilinir. Protistaların yaşadıkları ortamlar genellikle sulardır. Nemli ortamlarda yaşayan ve başka canlıları habitat olarak kullanan protistalar da vardır.

Protistaların Genel Özellikleri

Protista âleminde yer alan canlılar arkeler ve bakterilerden zarla çevrilmiş organellerinin varlığıyla ayırt edilir. Protistaların şu an yaşayan 60.000 kadar türü ve bir o kadar da nesli tükenmiş fosil türleri bulunur. Âlemin üyeleri üreme, vücut şekli, yaşama ve beslenme biçimi bakımından büyük farklılıklara sahiptir. Protistaların genel özellikleri şöyledir:

*Hareket edemeyen protista türleri olduğu kadar sil, kamçı, yalancı ayak gibi yapılarla hareket edenleri de bulunur.
*Büyük çoğunluğu mikroskobiktir.
*Çok hücreli grupları (algler) olsa da bu gruplarda doku oluşumu yoktur.
*Bazıları heterotrof, bazıları ototrof beslenir. Bazı formları ise hem ototrof hem heterotrof beslenme biçimine sahiptir.
*Protistlerin parazit ve mutualist yaşayan türleri de mevcuttur.
*Parazit yaşayan protistaların çoğu konak canlıda hastalığa neden olur.
*Üremeleri ya eşeysiz ( sporla, bölünmeyle ya da tomurcuklanmayla) ya da eşeylidir. Eşeyli üreme genellikle stres zamanlarında görülür.
*Eşeyli üreme için gametler mayoz bölünmeyle oluşur.

Protista âlemi kök ayaklılar, kamçılılar, sporlular, silliler, cıvık mantarlar ve algler şeklinde 6 gruba ayrılırlar. Her grup birbirine benzer özellikler bulundursa da çok sayıda farklı özellik de taşır.

Kök Ayaklılar (Sarcodina)

Tatlı su, deniz gibi ortamlarda yaşayan bir protist grubudur. Hareketleri tipik olarak psödopod denilen yalancı ayaklarla ya da ayak yapısı olmaksızın sitoplazmanın akışıyla gerçekleşir. Fotosentez yapan türleri yoktur, hepsi heterotroftur. Fagositoz yaparak beslenirler. Hücre çeperleri bulunmaz, tatlı suda yaşayanları kontraktil kofula sahiptir. Eşeysiz üreme bölünme yoluyla gerçekleşir ancak bölünmenin belirli bir yönü yoktur. Silli ve kamçılılara göre az sayıda organel bulunur. En önemlileri Rhizopoda’lardan amipler ve foraminifer’ler ile actinopoda’lardan Radiolaria ve Heliozoa’dır.

Foraminifer’ler: Bu takımdaki tek hücreli canlılar kalkerden oluşan bir kabuk ( dış iskelet) içerir. Radiolaria’ların (ışınlılar) kabuklarında ise silisyum dioksit veya stronsiyum sülfat bulunur. Kabuk deliklidir ve spikül denilen dikensi ya da çubuğumsu yapılar bulunur. Yalancı ayakları ışınsan yapıda olduğundan bu gruplara “ışınlılar” adı verilir. Radiolaria’lar Jura, Tersiyer ve Devoniyen devirlerinde kayaç oluşumunda önemli rol oynamış, radyolarit ve tebeşir adlı kalkerli kayaçları oluşturmuştur. Foraminiferler kabuk ağırlığı nedeniyle dibe çöker ve buradaki tortuların üstünde yaşayan bakteriler, döküntü, kırıntı gibi parçacıklarla beslenirler. Canlı hücre kabuğun içinden dışarı çıkar. Kabuklar çürümeden kalacak kadar dayanıklıdır. Bu nedenle fosilleşerek bugüne dek ulaşabilmişlerdir. Amiplerin bazı türleri insan kalınbağırsaklarında yaşar ve amipli dizanteriye sebep olur.

Kamçılılar (Flagellata)

Kamçılılar boyuna bölünerek eşeysiz çoğalır, bir ya da daha fazla kamçıyla hareket eder. Bazı türleri ototrof beslenirken bazıları çürükçül (saprofit) beslenir. Parazit yaşayan türleri de bulunur. Flagellatların yani kamçılıların çoğunda sitoplazmada kromatofor denilen, klorofilden oluşan yapılar bulunur. Yeşil görünmelerinin sebebi budur. Kromatoforların yakınında pyrenoid’lere de rastlanır. Kromatoforlar sayesinde ototrof beslenen flagellatların bir kısmı organik hazır besin de alabilir. Bu tip beslenmeye “miksotrof” da denir. Katı haldeki besinler hücre içine kamçı dibindeki sitostom yani hücre ağzı ile ya da amipsi bir uzantının besini çevrelemesiyle alınır. Noctiluca, Giardia, Trypanosoma, Leishmania, Euglena gibi tek hücreliler bu gruptadır. Leishmania şark çıbanına sebep olur. Trypanosoma ise uyku hastalığı yapan bir parazittir.

Euglena: Grubun en tanınmış üyesi Euglena’dır. Euglena’lar aşağıdaki özeliklere sahiptir:
*Euglena (öglena olarak okunur) tatlı sularda, yağmur suyu birikintilerinde, gölcüklerde, bataklıklarda yaşayan ve kloroplast bulunduran bir tek hücrelidir.
*Kamçısı sayesinde aktif olarak yer değiştirir.
*Hücre çeperi bulunmaz ancak hücre zarı dışında peliküla ( sert ama esnek bir yapı) denilen bir koruyucu örtü bulunur. Peliküla mikrotübüllerle desteklenen özel bir protein tabakasıdır.
*Hücreye giren suyun fazlası kontraktil kofullarla hücre dışına atılarak uzaklaştırılır. *Fotosentezle kendi besinlerini üretirler.
*Yaşadıkları ortamda sayıları aşırı çoğaldığında suyun rengi yeşile dönebilir.
* Işık stigma denilen kırmızı renkli göz lekeleri sayesinde ( dolaylı olarak) algılanır ve ışığa doğru hareket edilir.
*Fotosentez yapamadıklarında besinleri dış ortamdan hazır alarak heterotrof yaşarlar.
*Fotosentez bakımından bitkisel organizmalarla, aktif hareket bakımından hayvansal organizmalarla benzerlik gösterir.
*Besinler fagositozla alınır ve besin kofulu içinde bulunur.
*Fotosentezle üretilen glikozlar nişasta ya da glikojen şeklinde değil paramellum şeklinde depolanır.
*Kloroplastları bitkilerdeki gibi 2 değil 3 membranla (zarla) çevrilidir.

Not: Renkli (kromatofor bulunduran) kamçılılar dışında renksiz olan kamçılıların da bir kısmında hücrenin ön ucuna yakın bir bölgede kırmızı renkli stigma ya da göz beneği (göz lekesi) bulunur. Stigma ( göz beneği) “heamatochrome” denilen bir çeşit karoten pigmenti içerir.

Trypanosoma: Tanınmış bir başka kamçılı Trypanosoma’dır. Trypanosoma’lar bir kamçı ve dalgalı zar yapısına sahiptirler. Trypanosoma brucei gambiensis adlı türü insanlara bulaşırsa uyku hastalığına sebep olur. Bu tek hücreli kamçılı parazit insanlara kan emen çeçe sineği türleriyle taşınır. Eklem ağrısı, ateş, baş ağrısı yapabilen uyku hastalığı (Afrika tripanosomiazisi) ilerleyen evrelerde merkezi sinir sistemine ulaşarak koordinasyon bozukluklarına, nörolojik bazı bozukluklara ve bütün gün uyuma sebep olur. Tedavisi yapışmazsa sürekli uyuma nedeniyle kilo kaybına ve ölüme yol açar.

Leishmania: Leishmania adlı parazit tatarcık adlı bir sivrisinek türünün dişisiyle hasta kişilerden sağlam kişilere taşınır ve “Şark çıbanı “ adlı bir hastalık oluşturur. Şark çıbanı (Diyarbakır ya da Antep çıbanı olarak da bilinir) adlı hastalık en sık Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde görülür. Kan nakli ya da cinsel ilişki yoluyla da bulaşabilen hastalık öldürücü değildir ancak tedavi edilmediğinde kişilerde oluşan yara izleri ömürleri boyunca kalır.

Giardia: Anaerob tek hücreli kamçılılardır. Birbirinin kopyası durumunda olan iki adet aktif çekirdeğe sahiptirler. Hastalık yapan birçok türü bulunur. Bu türler genellikle içme suları, havuz suları, taşıyıcı evcil ya da yaban hayvanlarının dışkısıyla kirlenmiş toprak ile temas yoluyla bulaşır. Parazit enfekte olan kişilerin ince bağırsaklarına yerleşir. Gaz, şiddetli ishal, karın ağrısı, mide krampı, mide bulantısı, halsizlik, iştahsızlık gibi semptomlara yol açar. Bazı enfeksiyonlar oldukça hafiftir ve tedavi edilmeden düzelir. Daha uzun sürebilen hastalık tabloları da görülebilir. Tedavide antibiyotik kullanılır. Vücudunda parazitle yaşayan, kendisinde hastalık belirtileri olmayan ancak başka kişilere taşıyan bireyler de olabilir. Bu sebeple hijyen büyük önem taşır.

Sporlular (Sporozoa)

Hareketi sağlayan özel yapıları bulunmaz. Grubun tüm üyeleri zorunlu iç parazit olarak yaşar. Sporlular kontraktil koful, besin kofulu ve hücre çeperi bulundurmaz. Besin difüzyonla alınır. Eşeysiz (sporla) veya eşeyli çoğalırlar. Yaşam döngülerinde bu iki çoğalma biçimi birbirini takip eder. Bu durum metagenez ya da döl almaşı olarak bilinir. Plazmodyum, Gregarina ve Eimeria sporlulara verilebilecek örneklerdir.

Plasmodium: Plasmodium malaria adlı türü insanda eşeysiz, anofel cinsi dişi sivrisinekte ise eşeyli ürer. Bu tür insandaki quartana sıtması adlı hastalığının sebebidir. Ateş 72 saatte bir yükselişe geçer. Plasmodium vivax türü tersiyana sıtması yapar. Sıtmanın bu türünde ateşin yükselmesi 48 saatte birdir. Plasmodium falciparum türü ise tropik sıtmaya sebep olur. Bu sıtma türünde insan vücudunun ateşi ortalama olarak gün aşırı yükselir.

Silliler ( Ciliata ya da Ciliophora)

Bu gruba kirpikliler de denir. Protistaların en gelişmiş grubudur. Hücre zarının dışında koruyucu pelikula yapısı ve üzerinde dışa uzanan sil denilen yapılar bulunur. Siller hücrenin hareketini ve canlının besin yakalamasını sağlar. Sillerin aralarında bulunan trikosist adlı iğneler hücrelerin kendini savunmasına yardım eder. Hücrelerinde büyük ve küçük olmak üzere 2 adet çekirdek görülür. Büyük olan çekirdek metabolizma ve eşeysiz üremeyle, küçük olan ise eşeyli üremeyle ilgilidir. Hücre ağzı ve yutak ayrımı göze çarpar. Ayrıca hücre anüsü de denilen boşaltım açıklığına sahiptirler. Beslenmeleri heterotroftur. Sillilerin çoğu tatlı sularda, nemli topraklarda bazı türleri ise denizlerde yaşar. Besinler difüzyon ve pinositoz ile alınır. Stentor, Euplotes, Spirostomum, Balantidium, Vorticella ve Paramesyum gibi tek hücreliler silli yapıya sahiptir.

Paramesyum: Ciliata’ların en bilinen ve gelişmiş üyesi Paramesyum ‘dur. Terliksi hayvan adıyla da bilinen Paramesyum tatlı su ortamlarında yaşar ve hücreye giren suyu boşaltan 2 adet kontraktil koful sahibidir. Hücre çeperi bulundurmayan terliksi hayvan enine bölünerek eşeysiz olarak çoğalır ancak konjugasyon yaparak eşeyli üreme de yapar.

Stentor: Stentor’lar huni ya da trompet görünümlüdür. Yaşama ortamları tatlı sulardır. Dibe ya da herhangi bir substrata bir çeşit sapla tutunur. Yüzerken gövdeleri hızla kasılıp gevşer. Kirpiksi uzantılar genellikle trompetin kenarlarındadır. Makronukleus (büyük çekirdek) sayısı birden fazladır. Bu çekirdekler hücre içinde sitoplazmik köprülerle birbirine bağlı nodüller biçimine görünür. Stentor’lar bakteri ve diğer bazı protozoalarla beslenen omnivor heterotroflardır. Genellikle eşeysiz yolla çoğalırlar.

Cıvık Mantarlar

Hücre çeperleri yoktur ve çok çekirdeklidirler. Tek hücrelidirler ancak koloni oluşturma yeteneğine de sahiptirler. Belirli hücre şekilleri olmayan cıvık mantarlar amipsi hareket eder ve nemli yerlerde bulunan hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşar. Saprofit ve parazit türleri bulunur. Eşeysiz (sporla) ve eşeyli üreme ( kamçılı zoosporlarla) yoluyla çoğalırlar. Arcyria, Dictyostelium ve Ceratiomyxella gibi türler cıvık mantarlara örnektir. Saprofit yaşamaları nedeniyle doğada madde döngüsündeki yerleri önemlidir.

Algler 

Geneli tek hücreli olan algler koloni oluşturabilir. Algler klorofil içerip ışığı kullandıkları ve fotosentez yaptıkları için bitki benzeri protistalardır. Yeryüzündeki besin ve atmosfer ve sulardaki oksijenin oldukça büyük bir kısmı algler tarafından üretilir.

Bir Hücreli Algler 
Monera âlemindeki mavi-yeşil alglerden zarlı bir çekirdek ve organel taşımasıyla ayrılırlar. Kloroplast taşıyan bir hücreli algler ototrof beslenir. Nemli ortamlarda ve sularda yaşayan tek hücreli alglere (su yosunlarına) verilebilecek örnekler Diatom’lar ve Chlamydomonas’lardır.

Diatom’lar: Fitoplankton olarak bilinirler ve silisyumlu bir çeşit dış kabuğa sahiptirler. Tatlı su ve denizlerde sayıları çoktur. Diatomlar diş macunu, tuğla, süzgeç yapımında kullanılan canlılardır.

Dinoflagellatlar: Pyrophyta adlı grupta yer alan dinoflagellatlar ateş rengi alglerdir. Kamçıya benzer 2 adet flagellum ile hareket eder. Çoğu denizlerde, okyanuslarda, birazı da tatlı sularda yaşar. Tek hücreli olsalar da ototrof olduklarından büyük deniz canlılarının besinini oluştururlar. Denizlerde yaşayan çoğu dinoflagellat sölenterelerle ve istiridyelerle birlikte simbiyoz yaşar. Koloni şeklinde de yaşayabilen dinoflagellatların ilginç bir özelliği de genellikle bir rahatsız ya da tehlike sezdiklerinde parlak yeşil-mavi ışık üretmeleridir. Denizlerde yakamoz da denilen ışıltının sebebi olan bu olayın bilimsel adı biyoluminescent’tir. Bünyelerindeki lusiferaz enzimiyle enerji kimyasal bir yolla ışığa dönüştürülür.
Dinoflagellatlarda yeşil renk veren klorofiller kırmızı renkli pigmentlerle maskelenmiş durumdadır. Bu nedenle sayıları çok arttığında suyun rengi kırmızıya dönüşebilir. Renk değişimiyle belirgin olan bu olay “Red Tide” olarak adlandırılır. Red Tide ya da kızıl bölge sırasında sayıları milyonları bulan dinoflagellatlar balıkların gaz değişimi görevi yapan solungaçlarını tıkar ya da bu kadar çok sayıdaki fitoplanktonların çürümesi ile sudaki oksijen azalarak binlerce balık ölür.

Not: Biyoluminescent denilen biyolojik ışıma tatlı sulardaki dinoflagellatlar tarafından da gerçekleştirilebilir.

Çok Hücreli Algler 
Tatlı su ya da denizlerde yaşayan çeşitli türleri bulunur. Klorofile sahip olduklarından fotosentezle besin üretirler. Yaşam döngülerinde eşeysiz ve eşeyli üremenin ard arda birbirini takip eder. Çok hücreli olsalar da bu tip alglerde gerçek anlamda kök, yaprak, gövde, iletim demeti gibi dokular farklılaşmamıştır. Çok hücreli algler gözenek (stoma) taşımaz. Dıştan saran kütiküla tabakası ya yoktur ya da oldukça incedir. Ulotrix, Ulva, Pandorina ve Sargassum gibi algler çok hücreli alglere örnek verilebilir.

İçerdikleri pigmentlere göre algler ayrıca 4 gruba ayrılır:

*Yeşil Algler (Chlorophyta): Bir hücreli yeşil alglerden başka çok hücreli olan üyeleri de bulunur. Büyük çoğunluğu tatlı sularda, birazı denizlerde yaşasa da bu grupta nemli topraklarda ya da kurak ortamlarda yaşayan türler de görülebilir. Yapılarında renk verici pigment olarak klorofil a, klorofil b ve farklı renkler verebilen karotenoidler bulunur. Fotosentez ürününü (glikoz şekeri) nişastaya veya yağlara çevrilerek depolanır. Ulva (deniz marulu) tanınmış ve gıda olarak tüketilen bir yeşil alg türüdür. Deniz marulu Asya ülkelerinde doğal ortamından toplandığı gibi özel olarak üretilerek de besin amaçlı kullanılır. Sığ suları seven, boyu 45 cm’ye genişliği ise 30 cm’ye kadar ulaşabilen deniz marullarının bazı türleri derin okyanuslarda da yaşar.

*Kırmızı Algler: (Rhodophyta): Denizdeki alglerin çoğu bu grupta yer alır. Klorofil a’dan başka fikobilin adlı kırmızı pigmentler bulundurur. Bu alglerin gövde kısmı jelatinimsi bir medde ile sarılı durumdadır. Fotosentez ürünü nişastaya benzer bir madde olan “floridean” olarak depolanır. Hareket yetenekleri yoktur. Yaprağa benzeyen tallus adlı farklılaşmalar görülür. Kırmızı algler denizlerde dalgaları keser ve suda yaşayan canlılar için korunaklı bir ortam sağlar. Hücre duvarındaki jelleşen maddelerin ayrıştırılmasıyla gıda katkıları elde edilir. Bu katkılar mayonez, puding, çorba gibi gıdaların üretiminde kıvam artırıcı olarak kullanılır.

*Kahverengi Algler (Phaeophyta): Klorofil a, klorofil c ve fukoksantin adlı pigmentler taşıyan esmer renkli deniz algleridir. Boyları 30 m’ye kadar ulaşabilir. Denizde yaşayan çoğu canlıya yaşama, beslenme ve saklanma alanı sağlar. Çoğu denizde yaşar. Soğuk ya da ılıman sular, kayalık sahiller de yaşama ortamı olabilir. Fotosentezle üretilen glikoz “laminarin” adlı bir moleküle çevrilerek depolanır. Vücutlarında belirgin farklılaşma görülse de doku düzeyinde değildir. Hareketli hücrelere sahiptir. Besin değerleri yüksektir. Laminaria adlı bir esmer deniz algi çorba yapımı için kullanılır.

Not: Fotosentez ürünü laminarinden başka yağ hatta manitol ve algin adlı maddeler şeklinde de depolanabilir.

*Altın Sarısı Algler (Chrysophyta): Sarı- kahverengi ya da sarı-yeşil renkli olabilirler. Bulundurdukları pigmentler klorofil a, klorofil c ve fukoksantin’dir.
Alglerin kullanım alanları gıda ile sınırlı değildir. Gübre, yem, su arıtımı, kâğıt, boya, tekstil, ilaç ve kozmetik sanayisinde de çeşitli algler kullanılır.

Kaynakça:
http://www.biyolojidersnotlari.com
http://www.biyodoc.com
http://www.biyolojidefteri.com/

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :