19. yüzyıldan sonra gelişen sezgicilik, öznelci bakış açılarını ortaya çıkartmıştır. Felsefede yeri ve önemi oldukça büyüktür.Sezgiciliğin en önemli temsilcisi ele alan asıl kişi, Bergson’dur. Bergson düşünce akımında sezgi ifadesi şöyle açıklığa kavuşmuştur.”Bir nesneye daha çabuk ulaşmamızı, o ve o nesnede tek olma duygudaşlığını kısaca sezgi diye nitelendiriyorum..” Bergson’da sezgi, özneyle nesne arasında gizemli bir bağ kurulması ile açıklarken, bu düşünce akımından sonra da yönelgenlik anlamı kazanmıştır. Sezgilerde yanılma payı azdır. Hissiyat gerçek bağ ve düşünce merkezi güçlü bir şekilde oluşturulmuştur.

 

Sezgicilik aslında herkes tarafından bilinen ve çoğu insanın her zaman günlük hayatında da uyguladığı bir felsefi akımdır. Burada insanlar önemlidir ve insanların sezgi yeteneği baz alınarak geliştirilmiştir. İnsanlar herhangi bir durumla karşılaştıklarında sezgileri ön plandadır ve sezgilerine göre hareket edenler vardır. Aslında sezgiler tam olarak görülen bir şeyi anlamak, olan bir şeyi kavrayabilip kendince anlamlandırmak olarak adlandırılabilir.

Sezgicilik ve Felsefe Bağı Nedir?

İnsanlar günlük hayatında sürekli yeni bir şey ile karşılaşmakta ve bilmediği şeylerle karşı karşıya kalabilmektedir. Örneğin hiç bilmediğimiz bir insan karşımıza çıkıp bizimle konuşmak istediğini söylediğinde öncelikle konuşmasına ya da dış görünüşüne dikkat ederiz. Bununla beraber kimliğini tanımlamayı hedefler,emin adımlarla korkarak yaklaşırız. Buradaki yaklaşım şekli aslında korktuğumuzdan değil,çekindiğimizdendir. Ön görü oluşturmadan önce emin olmak isteriz. Dış görünüş ya da konuşma düzenine bakarak bu konuda sezgilerimizi kullanarak o kişi hakkında belli bir öngörü oluşturur ve kendimizce hakkında az çok bazı şeyler düşünür kendimizce çıkarımlar yaparak sezgilerimizi kullanmış oluruz. İnsan gerçek bir yaratıcının olduğunu bilir evet ama yaratıcıyı hiç bir şekilde göremez.

İnsanlar yaratıcıyı hiç bir şekilde görmez iken onun yarattıklarına bakıp, evrenin kanunlarına bakıp bazı çıkarımlarda bulunup sezgileri ile sezgileri sayesinde belli bir çıkarımda bulunarak gerçekten bir yaratıcı olduğuna inanır. Sezgiler aslında bir olayı ya da bir kişiyi görmek incelemek, analiz etmek ve bu analizler sonucu kendi sezgilerini devreye sokarak bu kişi hakkında belli bir ön yargıya sahip olmaktır. Sezgi gerçek duyguların nesnel ya da öznel şekilde belirtme şeklidir. Hissiyat ve duygu yükü kat safhada gelişmiş ve köprü olmuştur. Sezgicilik akımı çok eskiye dayanan felsefe akımıdır.

Kaynakça:
bilim.org

Yazar: Suna Korkmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here