Skar Dokusunun Nedenleri, Önlemesi ve Tedavi Koşulları

Kişi yaralandığında, vücut bu yara izinin oluştuğu dokuyu tamir ederek cevap vermektedir. Skar dokusu, yara bölgesini kapsayan bir hücre ve kollajen koleksiyonudur. Kişilerin yaralanma, ameliyat veya akne sonucu ciltlerinde skar dokusu geliştirmektedirler. Ayrıca vücudun diğer bölgelerinde, kalp krizinden sonra kalp kası gibi skar dokusu oluşabilmektedir. Skar dokusu çeşitli şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu şekiller aşağıdaki gibidir:
• Keloit yaralanma sonrası dokularda oluşturabilen yara izi dokusu yükseltilmiş kırmızı deri renginde plaktır. Keloidler sıklıkla üst göğüs, omuz ve sırt üzerinde görülmektedir.
• Hipertrofik yara izi dokusunun daha yaygın şeklidir. Hipertrofik izleri zamanla kaybolmaktadır.
• Kontraktür izi genellikle yanık yaralanması olan dokularda ortaya çıkmaktadır. Bu izler etkilenen bölgenin hareketini bozabilmektedir.

Nedenleri ve Önleme

Keloid bir tür kabarık yara dokusudur. Her ne kadar doktorlar ne olduğundan emin olmasalar da skar dokusu oluşturmasına neden olmaktadır. Hipertrofik skar, keloidlerin yanıklar, böcek ısırmaları, akne, suçiçeği, pirsingler, dövmeler ve ameliyatlardan kaynaklandığını bildirmektedirler. Ayrıca araştırmacılara, koyu tenli kişilerde keloidlerin daha sık geliştiğini bildirmişlerdir. Hem keloidler hem de hipertrofik skarlar, 10-30 yaş arasındaki genç kişiler de daha sık ortaya çıkma eğilimindedir. Skarlaşma için en önemli kılavuz önlemedir. Sahip olan kişiler risk faktörleri anormal yaraların gelişmesi için mümkün olduğunca elektif ameliyattan kaçınmalı ve sivilce gibi iz bırakmaya neden olabilecek durumları tedavi ettirmelidirler. Hatta bazen ameliyat gerekmektedir. Kişiler skar bölgesinde kaşıntı ve ağrı hissedebilmektedir ve diğer izler hareketleri kısıtlamaktadır. Ayrıca bazı kişiler yara izlerinden duygusal ve psikolojik sıkıntı yaşamaktadırlar. Doktorlar, yara izi görünümünü azaltmak için tedaviler önermektedir, ancak aynı zamanda yara izinin neden olabileceği psikolojik etki ve fiziksel kısıtlamaları da ele almaları gerekmektedir.

Tedavi

Yara izleri için çeşitli tedaviler bulunmaktadır, ancak hepsi herkes için olumlu sonuçlar vermeyebilmektedir. Doktorların bu tedavilerin sınırlı etkinliğini açıklamaları ve izlerini yöneten kişiler için makul beklentiler belirlemeleri önemlidir. Skar tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Bu tedavi seçenekleri aşağıdaki gibidir:
• Lokal
• Enjekte
• Kriyoterapi
• Radyoterapi
• Lazer tedavisi
• Mekanik
Soğan özü: Soğan özü bazı durumlarda topikal cerrahi ya da lazer dövme çıkarılmasından sonra meydana gelen yarayı önlemek için kullanılmaktadır. Soğan özü, anti-enflamatuar özelliklere ve bakterileri öldürme özelliklerine sahiptir. Genellikle kişiler soğan özlerini iyi tolere etmektedirler, ancak araştırmacılar bu tedavinin etkili olduğuna dair tutarlı kanıt bulamamışlardır. Yapılan bir çalışma da Vazeline gibi petrol bazlı merhemlerden daha iyi olmadığı tespit edilmiştir.
Mitomisin C: Mitomisin C bir tür kemoterapi maddesidir ve keloid tedavisinde sınırlı aktiviteye sahiptir. Yapılan çoğu çalışma sonuçlarına göre, topikal mitomisin C’nin radyasyon tedavisi ve keloidin cerrahi olarak çıkarılması gibi başka tedavilerle birlikte kullanıldığında etkinliğini arttırdığı bulunmuştur. Genellikle araştırmacılar skar tedavisi için mitomisin C önermemektedir, çünkü kullanımını destekleyecek yeterli kanıt bulunmamaktadır.
İmikimod: İmikimod,% 5 krem formülasyonunda mevcuttur. Bazı doktorlar, cerrahi çıkarıldıktan sonra keloidleri olan kişilere İmikimod kremini reçete etmektedirler. Yapılan klinik deneylerde bu topikal tedavi keloid skar oluşumunu tedavi etmek ve önlemek için tutarlı sonuçlar elde edilememiştir.
Bleomisin: Bazı doktorlar, yara bölgesinde kollajen üretimini durdurmak için skar içine bleomisin enjekte etmektedirler. Sadece birkaç enjekte etme çalışmaları bleomisinin, hipertrofik skar ve keloidlerin görünümünü iyileştirmedeki etkisini test etmişlerdir. Bazı araştırmacılar, bleomisinin, bu izlerle ilişkili kızarıklığı, kaşıntıyı ve ağrıyı da azaltabildiğini bulmuşlardır. Bleomisin, doktorların kanser tedavilerinde kullandıkları bir tedavi yöntemidir. Zehirli bir maddedir, ancak doktorlar nadiren toksik bir yan etkiyi yara izlerine enjekte etmektedirler.
İnterferon: İnterferon kollajen üretimini etkilemektedir ve doktorlar yaralı dokulara enjekte etmektedirler. Araştırmacıların yaptığı klinik çalışmalar sonucunda bu interferon enjekte eden bir keloid boyutunu 9 günde % 50 azalttığını bulmuşlardır. Ayrıca bu, kortikosteroid enjekte edilmekten daha önemli bir etki yaratmıştır. Yapılan başka bir çalışma, hipertrofik skar içine interferon enjekte edildikten sonra skar kalitesinin ve hacminin arttığını göstermiştir. Doktorlar tipik olarak pahalı olduğu için interferon kullanmamaktadırlar ve mevcut kanıtlar kullanımını destekleyecek kadar güçlü değildir. Aynı zamanda, haftada üç enjeksiyon gerektirir ve bu bazı kişiler için uygun olmamaktadır.
Kortikosteroidler: Kortikosteroid enjeksiyonları keloid ve hipertrofik skarlarda sık görülen tedavi seçeneğidir. Doktorlar kortikosteroid enjeksiyonlarını güvenilir kaynak olarak ilk tercih etmektedirler. Hipertrofik skarlarda keloidlerin tedavisi ve ikinci seçenektir.Doktorlar, enjekte edilebilir bir kortikosteroid olan triamsinolon asetonidini kullanır. Önerilen dozlama programı değişmektedir, ancak tipik enjeksiyon programı her biri üç ila dört enjeksiyonu içermektedir, buda 3 ila 4 hafta tekabül etmektedir. Bazı kişilere dörtten fazla enjeksiyon gerekebilmektedir. Araştırmacılar, kişilerin % 50 ila % 100’ünün tedaviye yanıt verdiğini bildirmişlerdir. Ayrıca bazı doktorlar, yara izinin kalınlığını iyileştirmek ve kaşıntıyı azaltmak için kriyoterapi ile birlikte triamsinolon asetonid enjeksiyonlarını uygulamaktadırlar.
Botulinum toksini A: Bazı doktorlar son birkaç yıldır izleri önlemek ve tedavi etmek için botulinum toksini A enjekte etmektedirler, ancak araştırmacılar Skar yönetiminde etkinliği için tutarsız kanıtlar elde etmişlerdir. Bu toksin botoksun yapıldığı maddedir.
Kriyoterapi: Kriyoterapi vücut dokularını soğutmak için sıvı azot kullanılmasını içermektedir ve bu sıfır sıcaklığın altında uygulanmaktadır. Bunun skar yönetimi üzerinde etkisi olduğu görülmektedir. Bu tedavi, altta yatan skar dokusunu etkileyerek izlerin görünümünü iyileştirmede bir fayda sağlamaktadır. Bazı çalışmalar tedaviyi izleyen bir yara izi hacminin % 51 azaltma olduğu gözlemlenmiştir, ancak bazı uzmanlar, enjekte edilebilir kortikosteroidler gibi diğer tedavilerle birlikte kullanıldığında kriyoterapinin daha etkili olduğunu düşünmektedirler.
Radyoterapi: Doktorlar radyoterapiyi diğer skar tedavileriyle birlikte kullanmaktadırlar. Tipik olarak, kişilere başka bir keloid oluşumunu azaltmak için mevcut olan keloid çıkarıldıktan sonra radyoterapi uygulanmaktadır. Çünkü radyasyon hücre büyümesini azaltmaya ve kollajenin yaralı dokuda birikmesini önlemeye yardımcı olmaktadır. Doktorlar, boyun veya göğüste bulunan skarlarda radyoterapi kullanımına dikkat etmeleri gerekmektedir, çünkü kişi tiroid veya meme kanseri geliştirebileceğini radyasyonun bir sonucu olarak risk altındadır.
Lazer tedavisi: Skar dokusunu tedavi etmek için ablatif ve ablatif olmayan iki tür lazer tedavisi bulunmaktadır. Doktor skar dokusunu düzleştirmek için ablatif lazer tedavisi kullanmaktadır. Ablatif olmayan lazer tedavisi, skar dokusundaki kan akışını bozabilmektedir ve bu anormal dokuyu öldürebilmektedir. Genel olarak, araştırmacılar lazer tedavisinin cerrahi izler, hipertrofik izler ve keloidler için iyi sonuçlar gösterdiğini bildirmişlerdir. Doktor uygun lazer tedavisi türünü seçtiğinde, kişiler yara izi, kızarıklık, kaşıntı ve doku kalınlığında iyileşmeler görebilmektedir.
Silikon tedavileri: Doktorlar bazen skar yönetimi için silikon tedavileri önermektedir. Silikon bazlı tedaviler kullanıldıktan sonra, kişiler hipertrofik skar ve keloidlerin hacminde, esnekliğinde, renginde ve sıkılığındaki iyileşme olduğunu fark edebilmektedirler. Silikon jel tabakası ve kişilerin izlerine uygulayabileceği kremler gibi farklı silikon tedavileri mevcuttur ve günde 12 saat ara ile kullanılması önerilmektedir. Kişilerin herhangi bir sonuç görmeden önce tedavileri 12 ila 24 hafta arasında kullanması gerekebilmektedir.
Basınç tedavisi: Kişiler baskı uygulayan skar dokusu üzerine pansuman uygulayabilmektedir. Mekanik basınç aynı zamanda skar dokusuna kan akışını azaltmaktadır ve bu skarın düzleşmesine yardımcı olmaktadır. Bu pansumanlar rahatsız edicidir ve kişilerin en azından bunları 6 ay boyunca günde 23 saat giymeleri gerekmektedir. Ne yazık ki, araştırmacılar basınç tedavisinin skar yüksekliğinde sadece hafif iyileşmeler sağlayabileceğini göstermiştir.
Yapıştırıcı mikro gözenekli hipoalerjenik kağıt bant
Skar dokusu oluşumunu azaltmak için başka bir yöntem, yapışmaz bir yapışkan mikro gözenekli hipoalerjenik banttır. Bu bant, yara boyunca gerilimi azaltmaya yardımcı olmaktadır ve skar dokusu oluşumunu önlemektedir.
Masaj: Skar dokusu için masajın yararları üzerine araştırmalar devam etmektedir. Skar masajı, sağlık uzmanlarının hastane yanık ünitelerinde kullandıkları bir tekniktir ve yanıkların neden olduğu yara izi işlevi ve görünümü iyileştirmek için uygulanmaktadır. Az sayıda kanıtlar bulunmaktadır, ancak bazı uzmanlar skar masajının hipertrofik skarların iyileşmesine ve hatta önlenmesine yardımcı olduğuna inanmaktadırlar. Yara izlerine masaj yapmayı düşünen herkes, özellikle dikiş veya başka bir ameliyat geçirmişse, bunu önce bir doktorla görüşmelidir. Yapılan bir çalışma sonucunda skar masajını destekleyen kanıtları değerlendirilmiştir. Bilim adamlarının bu sonuçları doğrulamak için daha fazla araştırma yapmaları gerekmesine rağmen, araştırmacılar hipertrofik yanık izi dokusu üzerinde yara masajının iyileştirebileceğini belirtmişlerdir ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Skar yüksekliği
• Ağrı
• Depresyon
• Kaşıntı
Araştırmacılar için standart bir skar değerlendirme aracı yoktur ve masaj teknikleri bir çalışmadan diğerine farklılık göstermektedir. Araştırmacılar, skar dokusunu yönetmek için masajın etkinliği konusunda kontrollü ve klinik çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Skar dokusunu önlemek ve tedavi etmek için doktorların kullanabileceği birkaç farklı tedavi türü vardır. Bununla birlikte, hiçbir tedavi evrensel olarak başarılı değildir. Doktorlar skar dokusunu tedavi ederken seçim yapabilecekleri birçok seçeneğe sahiptir, ancak bazı tedaviler bazı iz tipleri için daha etkilidir. Ayrıca doktorlar izlerin bazı kişileri etkileyebileceği psikolojik etkilere ve hareket kısıtlamalarına da değinmelidirler. Doktorlar kişileri skar dokusu tedavisinin sıklıkla sınırlı başarı oranlarından haberdar etmeli ve onlarla gerçekçi hedefler belirlemelidir.

Kaynakça:
aocd.org
nih.gov
theclinics.com

Yazar: Özlem Güvenç Aaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar