Hayati Bir Sistem

Solunum sistemi, havadan oksijen alan ve kan dolaşımına taşıyan tüpler, keseler ve kaslardan oluşan bir ağdır. Kan, oksijeni vücuttaki tüm hücrelere iletir ve sindirilmiş besinlerden enerji üretmek için kullanır. Hücreler tarafından yapılan karbondioksit atıkları, ters yönde, hücrelerden yayarak solunum sistemine taşınır.
Kişinin hayatta kalması solunum sistemine bağlıdır, çünkü tüm hayati organlarımızın çalışması için oksijen gerekir. Beyin hücreleri, oksijen olmadan sadece birkaç dakika sonra hasar görür ve ölüm gerçekleşebilir.

Solunum ve Nefes: Fark Nedir?

Solunum, solunum sistemini, dolaşım sistemini ve doku hücrelerini içeren çok aşamalı bir süreçtir. Ne yazık ki, “solunum” kelimesi, genellikle bir biyoloji öğrencisi için kafa karıştırıcı olabilen “nefes almak” yerine kullanılmaktadır. Teknik anlamda kullanıldığında, solunum terimi sadece nefes almaktan daha fazlasını ifade eder.
Solunum sırasında oksijen, burun veya ağızdan solunur ve ardından kan dolaşımı yoluyla doku hücrelerine nakledilir. Oksijen, hücrelerin içinde karmaşık bir kimyasal reaksiyona katılır. Bu reaksiyon, enerji, karbondioksit ve su üretir. Karbondioksit ve su, kan dolaşımı yoluyla akciğerlere taşınır ve nefes verilir.
Solunumun genellikle aşağıda açıklandığı gibi dört işlemi kapsadığı söylenir.
Solunum: Oksijen alınması ve karbondioksit verilmesidir.
-Dış Solunum: Akciğerler ve kan akımı arasında gaz değişimi; karbondioksit ters yönde hareket ederken oksijen akciğerleri bırakır ve kan dolaşımına gider.
-Dahili Solunum: Kan akımı ve doku hücreleri arasındaki gaz değişimi; karbondioksit ters yönde hareket ederken oksijen kan dolaşımını bırakır ve doku hücrelerine girer.
-Hücresel Solunum: Doku hücreleri içindeki oksijen ve karbonhidratlar arasındaki kimyasal reaksiyondur.

Havayolları ve Alveol Gerçekleri

1. Solunum yolları, her biri akciğere giden, iki bronşlara giren soluk borusu ile başlar. Her bronş, daha dar bronşlar oluşturmak için tekrar tekrar bölünür ve daha sonra bronş ağacı adı verilen bir yapı oluşturur.
2. Bronşiyoller, alveol denilen küçük hava keselerine yol açar. Araştırmacıların çoğuna göre, yetişkin bir akciğerde 300 ila 500 milyon alveol vardır.
3. Akciğerler, çok fazla hava kesesi içerdiği için suda yüzebilir.
4. Her iki akciğerdeki tüm alveoller düzleştirilirse, yaklaşık 160 metrekarelik bir alana sahip olunmaktadır.
5. Bir alveolun iç astarı, ince bir su tabakası ile kaplıdır. Alveol duvarından, kan dolaşımına etkili bir şekilde oksijen gitmesini sağlar.
6. Bir alveolun astarındaki su molekülleri, yüzey gerilimi olarak bilinen bir kuvvet yaratarak birbirlerine tutturulur. Alveol solunumu sırasında küçüldüğünde, yüzey gerilimi artar. Bu alveollerin çökmesini ve tekrar genişlemelerini önler.
7. Alveol astarı, yüzey aktif madde olarak adlandırılan bir madde üretir. Yüzey aktif madde, alveollerin çökmesini önleyerek suyun yüzey gerilimini azaltır.

Alveol, Kılcal Damar ve Kan Gerçekleri

8. Bir alveolun yüzeyi, kılcallarla kaplıdır.
9. Kılcal damarların duvarı gibi, bir alveolun duvarı da sadece bir hücre tabakası kalınlığındadır. Bu, oksijenin alveollerden kılcal damarlara hızlı bir şekilde emilimini ve kılcal damarlardan alveollere hızlı bir şekilde karbondioksit salınımını sağlar.
10. Kırmızı bir kan hücresi, kanda oksijen taşıyan yaklaşık 250 milyon hemoglobin molekülü içerir. Her bir hemoglobin molekülü dört oksijen molekülü taşıyabilir. Her bir mikrolitre kanda, 4 ila 6 milyon kırmızı kan hücresi vardır.

Akciğer Gerçekleri

11. Sağ akciğer, soldakinden daha büyüktür. Kalp, sivri ucunu vücudun sol tarafına doğru yönelterek akciğerler arasında yer alır. Kalbin konumu, sol akciğerde sağ akciğerden daha az yer kaplar.
12. Bir yetişkin genellikle egzersiz yapmadığı zaman dakikada 12 ila 18 kez, ya da yirmi dört saatlik bir sürede yaklaşık 17.000 ila 26.000 kez nefes alır.
13. Toplam akciğer kapasitesi, bir yetişkinde 4 ila 6 litre havadır. Erkekler genellikle kadınlardan daha fazla akciğer kapasitesine sahiptir.
14. Rahatsız olunduğunda, nefes almak için yaklaşık 500 mL hava solunmaktadır. Bu değere, gelgit hacmi denir.
15. Gelgit hacminin yaklaşık % 30’u alveollere ulaşmaz ve hava yollarında kalır. Bu hava “ölü hava” olarak adlandırılır, çünkü alveollerde olmadığı için oksijen çıkarımı faydasızdır.
16. Çok güçlü solunumdan sonra bile, akciğerlerde yaklaşık 1000 ila 1200 mL hava kalır. Bu, artık hacim olarak bilinir.
17. Solunan hava vücudumuzda su buharı içerir. Her gün nefes vererek vücudumuzdan yaklaşık yarım litre su kaybederiz.

Soluk Alma ve Nefes Verme Gerçekleri

18. Diyafram, akciğerlerin altında tabaka benzeri bir kastır. Diyafram ve kaburgalar arasındaki kasların her ikisi de soluk alma için kullanılır, ancak diyafram daha önemli bir rol oynar. Diyafram gevşetildiğinde, yukarı doğru kıvrılır ve kasıldıkça düzleşir.
19. Solunan hava, ciğerleri açmaz. Bunun yerine, soluk alma sırasında diyafram ve kaburgalar arasındaki kaslar büzülür, göğüs boşluğunun hacmini arttırır ve akciğerleri çekerek açar. Akciğerlerin içindeki artık hava yayılır ve bu durum, akciğerlerin içindeki hava basıncının düşmesine neden olur. Vücudun dışındaki hava, genişletilmiş ciğerlerdeki havadan daha yüksek bir basınç altındadır. Daha sonra burun ve ağız içine ve hava yollarından aşağı, ciğerlere doğru hareket eder.
Nefes verme sırasında diyafram ve kaburgalar arasındaki kaslar gevşer, akciğerlerin hacimin ve havanın düşmesine neden olur.
20. Beyin sapındaki omurilik soğanı, bizi bilinçli bir karar vermeden solumak için teşvik eder.
21. Solunumun tetiklenmesinde, kandaki yüksek karbondioksit seviyesi düşük oksijen seviyesinden daha önemlidir.

Hava Yollarından Havanın Geçişi Hakkında Gerçekler

22. Nefes borusunun tepesinde, gırtlak adı verilen genişletilmiş bir alan bulunur. Gırtlak, ses tellerini içerdiği için ses kablosu olarak da bilinir. Yemek borusu, mideye yiyecek taşır ve nefes borusunun arkasındaki boğazın arkasından başlar. Yutkunduğumuzda, küçük dil olarak adlandırılan doku kapağı, boğulmaya neden olabilecek olan yutulan malzemelerin girişini önlemek amacıyla, nefes borusunun üstünü örtmek için aşağı doğru hareket eder.
23. Mukus, hava geçişleri tarafından yapılan hayati bir maddedir. Mukus, solunan kir ve bakterileri hapseder ve ayrıca solunum yollarını nemlendirir.
24. Hava yollarını astarlayan hücrelerde kirpikler denilen saç benzeri uzantılar vardır.
25. Sigara içmek kirpiklere zarar vererek, mukusun birikmesine ve solunum yollarının tıkanmasına neden olur.

Hapşırma ve Fotik Hapşırma

26. Bir hapşırıktan salınan malzemenin, hareket ettiği en yüksek hızın genellikle saatte 100 mil olduğu söylenir.
27. Hapşırma, burundaki tahrişin yanı sıra diğer faktörlere bağlı olabilir. Bazı insanlar karanlıkta durduktan sonra aydınlık bir ortama girerken hapşırır. Bu tip bir hapşırık, fotik hapşırık veya fotik hapşırık refleksi olarak bilinir.
28. İnsanların yaklaşık % 20 ila % 30’unun fotik hapşırma deneyimleri yaşadığı düşünülmektedir.
29. Gözlerden beyne sinyal taşıyan sinire, optik sinir denir. Birisi karanlık bir ortamdan çok parlak bir ortama geçerse, optik sinir beyne elektrik sinyali göndererek, göz küresinin iç kısmını hafif hasardan korumak için gözbebeğinin daralmasına neden olur.
30. Bazı migren ve epilepsi vakaları, nörolojik olarak fotik hapşırmalarla bağlantılı olabilir.

Kaynakça:
https://owlcation.com/stem/Thirty-Surprising-Facts-About-the-Respiratory-System

Yazar: Katibe Melis Dinçer

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here