Transkraniyal Doğru Akım Uyarımı (TDCS) Nedir, Sağlık Açısından Etkileri Nelerdir?

Transkraniyal doğru akım stimülasyonu (TDCS), beynin serebral korteksinin aktivitesini etkilemek için elektrik akımı kullanan invazif olmayan bir beyin stimülasyon tekniğini ifade etmektedir. Bunun arkasındaki fikir, belirli beyin bölgelerinin aktivitesini artırarak veya azaltarak, belirli beyin fonksiyonlarının arttırılabileceği veya bastırılabileceği yönündedir. Bu doğruysa, çeşitli sağlık koşullarını tedavi etmek veya hatta belirli bilişsel işlevleri iyileştirmek için bir dizi yeni yol açmaktadır.

Araştırmanın Sınırları

TDCS üzerinde yapılan bazı erken araştırmalar, çeşitli fizyolojik ve psikolojik süreçler üzerindeki potansiyel etkileri bulunmaktadır. Bununla birlikte, bu bilimsel araştırmanın büyük çoğunluğunun hala çok erken bir aşamada olduğu ve sağlıklı insan kullanıcılarda TDCS’nin etkileri hakkında herhangi bir kesin sonuca varılmadan önce çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle, TDCS’nin potansiyel uygulamalarını resmi olarak tavsiye edilmemektedir veya onaylanmamaktadır, çünkü bunların arkasındaki bilim henüz kesin bir sonuca varmak için çok fazla ön çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Her zaman olduğu gibi, geleneksel tıbbi bakımın yerini almak için bu bilgilerin hiçbiri kullanılmamalıdır. Kişi yaşadığı semptomlardan veya sağlık durumlarından herhangi birini yaşayabileceğine inanıyorsa, resmi bir tıbbi tanı konması ve uygun bir tedavi planı geliştirmek için önce doktoruyla görüşmesi son derece önemlidir. Bulguların hepsinin çok özel ve kontrollü ortamlarda eğitimli profesyoneller tarafından uygulanan TDCS protokollerini ve oturumlarını içerdiğini de bilmek önemlidir. Başka bir deyişle, ev yapımı veya DIY TDCS cihazı kullanan biri tarafından benzer etkilerin tek başına görülebileceğini varsaymak için hiçbir neden bulunmamaktadır, çünkü bu özel etkilerden herhangi biri tam olarak nereye ve nasıl bağlı olacağına bağlıdır. Tüm bunları göz önünde bulundurarak, bazı TDCS’nin bilimsel araştırmaların olası etkileri hakkında kanıtları mevcuttur. TDCS araştırması erken bir aşamadadır ve uzmanlar tarafından uygulanan TDCS’nin insanlar üzerindeki etkileri hala nispeten bilinmemektedir. Mevcut bulgular, oldukça öngörülemeyen DIY TDCS cihazları için geçerli değildir.

TDCS’nin Etkileri

1) Öğrenme ve beceri kazanımını etkiler
Bazı erken kanıtlar, TDCS’nin kişinin yeni becerileri öğrenme ve eğitme yeteneğini etkileyebileceğini düşündürmektedir. Örneğin yapılan bir çalışmaya göre, sembolleri ezberlemeye çalışan kişilere TDCS uygulamasının, sayı işlemini ve sayısal yeteneklerini geliştirdiği ve etkilerin ilk tedaviden sonra altı aya kadar sürdüğü bildirilmiştir. Benzer şekilde, diğer çalışmalar primer motor korteks TDCS kullanılarak stimüle edildiğinde, motor beceri görevi öğrenmenin geliştiği bildirilmiştir. 13 farklı çalışmadan elde edilen verilerin sistematik olarak gözden geçirilmesi, 3-5 günlük anodal TDCS (motor kortekse uygulanmış) seanslarının motor sekansı öğrenimini önemli ölçüde artırdığı bildirilmiştir. 104 denek üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, TDCS’nin sağ alt frontal ve sağ parietal kortekse uygulandığında öğrenme oranlarını artırdığı bildirilmiştir. Sol veya sağ dorsolateral prefrontal korteksin (DLPFC) uyarılmasının 24 gönüllüde bir simülatörde sürüş yeteneklerini geliştirdiği bildirilmiştir. Bu erken sonuçlar umut verici olsa da, TDCS’nin farklı türdeki öğrenme ve bilişsel yetenekleri hedeflemek için muhtemelen çok spesifik alanlara uygulanması gerektiği önerilmektedir. Bu potansiyel etkileri daha fazla araştırmak için daha fazla araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
2) Ağrıyı etkiler (Kronik ağrı koşullarında)
Örneğin, fibromiyalji gibi kronik ağrıyı içeren birçok durumun tedavisi genellikle zordur. Kısmen bunun nedeni, opioidler gibi daha yaygın tedavilerin birçoğunun istenmeyen yan etkilere neden olması ve hatta bağımlılığa yol açma riskinin yüksek olmasıdır. Bununla birlikte, TDCS’nin bazı koşullar ve durumlarda ağrıyı tedavi etmek (veya en azından daha iyi yönetmek) için potansiyel olarak kullanılabileceği düşündüren bazı umut verici erken bulgular bulunmaktadır.
Örneğin, 48 fibromiyalji hastasında yapılan randomize kontrollü bir çalışmaya (DB-RCT) göre, primer motor korteks (M1) üzerine uygulanan yirmi dakikalık beş anodal TDCS seansı, son tedaviden 30 gün sonra ağrı yoğunluğu oranlarını azalttığı bulunmuştur. Benzer şekilde, fibromiyalji hastalarında yapılan bir başka DB-RCT çalışması, motor korteks üzerinde 10 günlük anodal stimülasyon seanslarının, tedavi sonrası hem 30 hem de 60. günde ağrı skorlarında ve yaşam kalitesinde iyileşme ile sonuçlandığı bildirilmiştir.
Tedavisi zor kronik pelvik ağrısı olan yedi hasta üzerinde yapılan daha küçük çapraz çalışmada, iki günlük 20 dakikalık TDCS seanslarının tedaviden iki hafta sonra pelvik ağrı ile önemli ölçüde azaldığı bildirilmiştir. Son olarak, kronik ağrısı olan hastalarda (travmatik omurilik yaralanmasına bağlı olarak) yapılan bir çalışma, art arda beş gün TDCS tedavisinin kontrol tedavisine kıyasla ağrıyı % 58’e kadar azalttığı bildirilmiştir. Bununla birlikte, bu erken sonuçlar umut verici olsa da, TDCS’nin ağrıyı yönetmek için resmi olarak onaylanmış ve yaygın bir tıbbi tedavi haline gelmeden önce çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
3) Dil öğrenimi ve becerileri etkiler
İki erken çalışmaya göre, sol frontal lobun TDCS ile uyarılması, dil akıcılığı yeteneklerinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır ve ayrıca dil tabanlı bellek formlarını da geliştirmektedir. Ayrıca TDCS’nin, dil bozukluğu ( afazi ) ve gelişmiş kelime geri çağırma (DB-RCT çalışması) olan 3 kişide dil görevlerindeki performansı artırdığı bildirilmiştir. Ek olarak, TDCS 36 kişide uyumsuzlukların saptanmasını ve 50 kişide de dilbilgisi yeteneğini geliştirmiştir.
4) Depresyon belirtilerini etkiler
Bazı ön çalışmalar, TDCS’nin depresyon semptomlarının bazılarını tedavi etmeye veya hafifletmeye yardımcı olma potansiyelini ileri sürmüştür. Örneğin, tedaviye dirençli majör depresif bozukluğu olan 22 hastada yapılan bir çalışma (DB-RCT), dorsolateral prefrontal kortekse iki hafta boyunca anodal stimülasyon uygulanmıştır. Genel depresyon skorları TDCS ve plasebo grupları arasında farklılık göstermezken, TDCS grubu kontrol grubuna göre pozitif duygularda artmış sübjektif derecelendirme bildirilmiştir.
Bir başka randomize kontrollü çalışma, depresif belirtileri olan hastalarda 3 haftalık anodal stimülasyonun, plasebo TDCS’ye (sahte tedavi olarak da bilinir), ruh hali, dikkat ve çalışma belleğinde önemli ölçüde iyileşme ile sonuçlandığı bildirilmiştir. Bununla birlikte, bu çalışmadaki bir hastanın hafif bir mani formu geliştirdiği bildirilmiştir; bu, duygu durum bozukluklarını tedavi etmek için TDCS kullanmanın bazı potansiyel olumsuz yan etkilerini düşündürmektedir. Bu ilk bulgular umut verici olsa da, yine de çok başlangıç niteliğindedir ve bu potansiyel TDCS uygulamasının etkinliğini ve güvenliğini tam olarak doğrulamak için çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu arada, TDCS’nin yakın zamanda duygu durum bozuklukları için ana akım bir tıbbi tedavi haline gelmesi olası değildir.
5) Uyku kalitesini etkiler
Bunun anlamı, uykusuzluk çeken bireyler üzerinde yapılan küçük bir çalışmada, tekmer dorsolateral prefrontal uykunun verimliliğini artırdığı bildirilirken, uyku evrelerinde artan miktarda derin uyku ile ilişkili süre artmaktadır. Çocuk felci sendromlu 32 hastanın (çocuk felci gelişiminden sonra gelişen ve kas gücünün dayanıklılığı ile karakterize edilen bir durum) başka bir çalışmada, 3 hafta boyunca premotor korteksin günlük anodal stimülasyonunun önemli ölçüde uyku kalitesini, canlılığını ve kontrolünü önemli ölçüde iyileştirmiştir. Bununla birlikte, bu erken çalışmaları akılda tutmak için birkaç önemli sınırlama bulunmaktadır. Birincisi, numune boyutları hala çok küçüktür ve bu ön bulguları tam olarak doğrulamak için çok daha büyük numuneler gerekli olmaktadır. İkincisi, bu çalışmaların bazıları sadece belirli tıbbi durumları çocuk felci sendromu gibi olan hastalarda yapılmıştır ve bu nedenle benzer sonuçların sağlıklı olmayan kişilerden oluşan kullanıcılarda da görülüp görülmeyeceği henüz belli değildir.
6) DEHB belirtilerini etkiler
DEHB, artan dürtüsellik ve dikkati ilgili görevlere odaklanamama ile karakterize bir durumdur. Bazı erken araştırmalar, TDCS’nin bu temel DEHB semptomlarının bazılarını hedefleme ve potansiyel olarak hafifletme potansiyelini araştırmıştır. Örneğin, DEHB’li olan 21 ergen erkek üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, sağ alt frontal girusa uygulanan TDCS ile anodal stimülasyonun, seçici dikkat ve bilgi işlemeyi test etmek için tasarlanmış bir görevle ilgili alakasız bilgileri göz ardı etme yeteneklerini önemli ölçüde artırdığı bildirilmiştir. Bir başka çalışmada, dokuz DEHB hastasında prefrontal korteksteki TDCS’nin, işlem bilgisinin hızını ve aktiviteler arasında kabiliyetini geliştirdiği bildirilmiştir. Bununla birlikte, bir kez daha, bu çalışmalar çok küçük örneklem boyutlarına sahiptir ve bu ilk ön bulguları doğrulamak ve genişletmek için çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
7) İnme hastalarında iyileşmeyi etkiler
Hem etkilenen hem de etkilenmemiş yarımkürenin motor korteksine katodal stimülasyonun inmeli hastaların bir çalışmasında (DB-RCT) motor fonksiyonunu iyileştirdiği bildirilmiştir. Başka bir çalışma, inme kaynaklı afazi olan 10 inmeli hastada (inmeden kaynaklanan beyin hasarı nedeniyle dili anlama veya üretememe) TDCS’nin etkileri araştırılmıştır. Bu çalışma, 20 gün boyunca sol prefrontal korteksin beş günlük anodal uyarılmasının, bu hastaların nesneleri adlandırma yeteneğini önemli ölçüde geliştirdiği bildirilmiştir. Bu etkilerin ne kadar uzun süreli veya kalıcı olabileceği kesin olarak bilinmemekle birlikte, bu gelişmelerin bu çalışmada bir haftaya kadar sürdüğü gözlenmiştir.
Son olarak, başka bir çalışmada afazi olan inmeli hastalarda sağ ve sol superior temporal girusun hem anodal hem de katodal stimülasyonuna kıyasla sham (sahte) TDCS stimülasyonu incelenmiştir. Korteksin bu kısmı, konuşma dilini kavrama yeteneğinde yer alan kritik beyin ağı olan Wernicke Bölgesi olarak adlandırılan bir bölge içermektedir. Bu çalışmaya göre, 2 ve 5 haftalık TDCS seansları sahte (kontrol) grup da dâhil olmak üzere tüm gruplarda sözlü anlamada bir iyileşmeye yol açmıştır. Katot stimülasyon grubu diğer iki gruptan daha güçlü etkiler gösterse de, bu ilginç sonuç paterni, TDCS’nin etkilerinin en azından bir kısmının plasebo etkisinden kaynaklanabileceğini düşündürmektedir.
8) Risk alma davranışlarını etkiler
Dorsolateral prefrontal kortekste (DLPFC) anodal değil, katodal stimülasyonun uyarıldığı, erken DB-RCT çalışmasına kıyasla risk alma davranışını azalttığı bildirilmiştir. Başka bir çalışmada, DLPFC’nin uyarılması, ancak katodal değil, anodal, risk alma oyununda risk tercihlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Bununla birlikte, bu erken sonuçlar, TDCS’nin risk alma davranışı üzerindeki olası etkisini düşündürse de, bu ön bulguları doğrulamak, genişletmek ve ne kadar önemli veya alakalı olabileceğini belirlemek için çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
9) Reaksiyon süresini ve bilişsel işleme hızını etkiler
12 sağlıklı gönüllüde yapılan bir erken çalışma, sol dorsolateral prefrontal kortekse uygulanan TDCS’nin sözel reaksiyon sürelerini iyileştirdiği bildirilmiştir. Bu çalışmanın yazarları, bu etkinin artan nöro-plastisiteye bağlı olabileceğini önermekle birlikte, bu bulguları doğrulamak ve bu potansiyelin altında yatan mekanizmaları ortaya çıkarmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır
10) Çalışma belleğini etkiler
Çalışma belleği, kişinin aktif olarak manipüle ederken bir dizi bilgiyi bellekte tutma yeteneğini ifade eden kısa süreli bir bellek türüdür. Bunun bir örneği bir telefon numarasını dinlemek, ardından her bir basamağa 1 eklemek ve tekrar etmektir. Kısa süreli bellek genellikle sadece ilk kısmı (telefon numarasını ezberleme) ifade ederken, çalışma belleği bunu ve sonraki kısımları yani bu bilginin bilişsel manipülasyonu içermektedir. Bazı erken çalışmalar dorsolateral prefrontal korteksin uyarılmasının çalışma belleğini geliştirmeye yardımcı olabileceğini bildirmiştir.
İlginç bir şekilde, başka bir çalışmada beyincik anodal uyarılmasının çalışma belleği üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı bildirilmiştir. Bu bulgu mantıklıdır çünkü prefrontal korteks beynin daha yüksek bilişsel yeteneklere çalışma belleği dahil en çok bağlı olan kısmıdır. Bununla birlikte, bu çalışmalardaki örneklem boyutlarının çoğu oldukça küçüktür ve bu erken bildirilen etkilerin ne kadar sürdüğü de bilinmemektedir. Başka bir deyişle, bu geliştirmeler sadece geçici olmaktadır ve aslında genel bilişselliği geliştirmemektedir. Her durumda, bu ön bulguları doğrulamak için çok daha fazla araştırmaya tercihen sağlıklı insan tDCS kullanıcılarında ihtiyaç duyulmaktadır.
11) Görsel dikkati etkiler
Birkaç ön çalışmaya göre, medial-frontal korteksi TDCS ile uyarmak görsel dikkati artırmaya ve aynı zamanda kişinin genel hareket farkındalığını geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte, bu araştırma son derece erken bir aşamadadır ve bu nedenle bu erken sonuçların doğrulanması için daha fazla çalışma tarafından takip edilmesi gerekmektedir.
12) Gıda ve ilaç isteklerini etkiler
Bazı ön araştırmalar, TDCS’nin abur cubur ve hatta uyuşturucu gibi sorunlu istekleri yönetmek için potansiyel olarak yararlı olabileceğini düşündürmektedir. Örneğin, bir çalışma prefrontal kortekse uygulanan TDCS’nin 19 kişide şekerli ve yüksek karbonhidratlı gıdalara yönelik istekleri azalttığı, ancak bu yiyecekleri yemeye karar verdiyse gerçekten tükettikleri gıda miktarını etkilemediği bildirilmiştir. Başka bir çalışma TDCS’yi dorsolateral prefrontal kortekse uygulanmıştır ve tıkınırcasına yeme bozukluğu (BED) olan 30 kişide gıda arzında azalma olduğu bildirerek tatlılar ve tuzlu proteinler için istekleri önemli ölçüde azaltmıştır. Ayrıca, yukarıda açıklanan önceki çalışmanın aksine, bu durumda, TDCS’nin toplam gıda alımını % 11 oranında azalttığı bildirilmiştir. Bu da TDCS’nin gerçek yeme davranışları üzerinde en azından bazı belirli popülasyonlarda örneğin, BED hastalarında etkili olduğu bildirilmiştir.
Son olarak, 27 sigara içicisinde yapılan bir başka çalışma (DB-RCT), beş gün boyunca dorsolateral prefrontal kortekse uygulanan tek seans TDCS’nin, sigara içme isteğine yanıt olarak isteklerde önemli bir azalmaya neden olduğu ve hatta içilen toplam sigara sayısını azaltıldığı bildirilmiştir. Bu bulgular oldukça ilginç ve umut verici olsa da, TDCS’nin istekleri yönetmedeki potansiyel uygulamalarını ve tam olarak kimin ve ne zaman yardımcı olabileceğini anlamak için çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu arada, TDCS’nin yakın gelecekte herhangi bir zamanda yeme bozukluklarını veya ilaç kötüye kullanım bozukluklarını tedavi etmenin standart bir formu haline gelmesi olası değildir.
13) Parkinson hastalığı belirtilerini etkiler
Son olarak, bazı erken kanıtlar TDCS’nin Parkinson hastalığı gibi bazı büyük nörolojik bozuklukların semptomlarını tedavi etmeye veya yönetmeye yardımcı olma potansiyelini araştırmıştır. Örneğin, Parkinson’un fiziksel eğitime tabi tutulduğu sekiz hasta üzerinde yapılan bir DB-RCT çalışmasında, bu hastaların tedavi protokollerine birincil motor ve premotor kortekse TDCS stimülasyonunun eklenmesinin genel yürüme hızını ve dengesini arttırdığı bildirilmiştir. Motor davranışının iki yönü Parkinson hastalarında sıklıkla ciddi şekilde bozulmuşlardır. Bununla birlikte, bu şimdiye kadar sadece bir çalışmadır ve sadece sekiz hastayı içermektedir. Bu nedenle Parkinson hastalığındaki TDCS’nin potansiyel etkilerinin gerçekte ne kadar önemli olduğunu görmek için çok daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
TDCS ve etkileri üzerine araştırmalar hala genel olarak çok erken bir aşamadayken, ilk sonuçlardan bazıları ilginç gelecek potansiyeli olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, bu iddia edilen etkilerin ve uygulamaların hepsi olmasa da çoğu, bunları tam olarak doğrulamak için kapsamlı ek araştırmalar gerekmektedir. Ek olarak, bu noktada, TDCS’nin yakın gelecekte resmi olarak onaylanmış ve yaygın olarak kullanılan bir tıbbi tedavi haline gelmesi olası değildir. Sadece geçici veya plasebo etkisine dayanmaktan ziyade, iddia edilen herhangi bir faydanın gerçekten önemli ve uzun ömürlü olup olmadığını belirlemek için çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Ek olarak, sağlıklı insan kullanıcılarda TDCS’nin genel güvenliği ve özellikle potansiyel uzun vadeli etkileri iyi belirlenmemiştir. Sonuç olarak, TDCS gelecek vaat eden birçok bilimsel ve tıbbi araştırma yolu sunmaktadır, ancak henüz yaygın kullanım için benimsenebileceği bir aşamada değildir.

Kaynakça:
frontiersin.org
biomedcentral.com
clinicaltrials.gov
scielo.br

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar