Uzay Yolculuğu Astronotların Psikolojisini Nasıl Etkiler?

Uzayda yolculuk yapmak, astronotların hayata olan genel bakış açılarında olumlu etkiler yaratırken, uyku yoksunluğu, anksiyete ve depresyon gibi olumsuz etkilere neden olabilir. Dış mekan heyecanı zamansızdır, ilk kişi gökyüzünden gelen yıldızların bilincinde olduğunda başlar. Kültürler ve kuşaklar arasında geçen, yıldızları ve gezegenleri mitolojik tanrılara dönüştüren masallarda içseldir.
Uzayın büyüklüğü, herkes tarafından merak edilen bir konudur. Araştırmacı zihinler tarafından yıldızların ve gezegenlerin hareketliliği arkasındaki sırlar, nasıl doğdukları, nasıl öleceklerini ve doğası hakkındaki merak edilenleri çözebilmek için bilim doğmuştur. Hem karasal hem de dünya dışı hakkında bu gerçekler birikimi ve anlayış, güneş sistemindeki ve ötesindeki diğer dünyaları keşfetmeyi sağlayan teknolojilerin gelişmesine sebep olmuştur. Mesela Ay’da yürümek Dünya’ya daha önce hiç görülmemiş bir perspektiften bakmayı sağlamıştır.
Bu tür olağanüstü deneyimlerin, astronotların psikolojisi üzerinde hem olumlu hem de olumsuz bir etkisi olması gerekir. Bu yazıda uzay yolculuğunun astronotların üzerinde yarattığı zihinsel değişimler hakkında bilgiler bulunmaktadır.

Genel Bakış Etkisi

Dünya üzerinde yaşamak ve onu karasal bakış açısından görmek, en önemli şeyler hakkında miyop bir bakışla gerçekleşmektedir. Bu miyop perspektifle bakmak, insanlar arasında ortaya çıkan çatışmaların sebebidir. Çünkü kısa vadeli kârları güderek çevre tehlikelerini göremezler, açgözlülük davranırlar, ülkeleri ayıran hayali sınırlar yoluyla birbirleriyle ayrışırlar.
Bu durumlara doğal olarak, uzaydan bakıldığında tamamen ezilen, küçük, hayali gerçeklere dayanmaktadırlar. Dünyanın uzaydan ne kadar güzel göründüğünün yanı sıra, birçok astronot gezegenin kağıt ince atmosferiyle ne kadar kırılgan göründüğünü bildirmektedir. Aslında bu ince atmosfer gezegendeki yaşam formlarının bolluğunu, uzayın sertliğinden koruyan tek faktördür. Birçok astronotun Dünya’yı uzaydan gördükten sonra ‘genel bakış etkisi’ adı verilen bir deneyim rapor ettiği ve bilişsel bir değişim yaşadığı bilinmektedir.
Uzaydan bakıldığı zaman Dünyadaki tüm bu çatışmalar önemsiz görünmektedir. İşte Astronotlar yaptıkları uzay yolculuğu sonrası, bu büyük resme bakarak, Dünya’nın kırılganlığının bilincine varırlar ve yaşanan tüm bu çatışmaların Dünya’da ne kadar küçük göründüğünün yanı sıra ne kadar önemsiz göründüklerinin farkına varırlar. Hayatta kalmanın en önemli yönü (iklim değişikliğinin korkunç gerçekliği) tüm bu gerçeklerin nasıl görmezden gelindiği ve yanlış yerleştirilmiş önceliklerle yönlendirildiğine bağlı olarak değişir.
Apollo 14 astronotu Edgar Mitchell, yaptığı uzay yolculuğu sonrası şunları söylemiştir. “Anında küresel bir bilin oluşuyor ve insanlara yönelik bir yönelim gerçekleşiyor. Dünyanın durumundan yoğun bir memnuniyetsizlik yaşıyorsunuz ve bu konuda bir şeyler yapmak için bir zorunluluk geliştiriyorsunuz. Seyahat edilen oydan itibaren uluslararası politika çok küçük görünüyor. Bir siyasetçiyi boynundan tutup çeyrek milyon mil dışarı sürükleyip ‘Şuna bak, deyip küfür edesim geliyor. ”
Avrupa Uzay Ajansı tarafından, Dünya’nın uzaydan görünüşünü görselleştirmek için VR (Sanal Gerçeklik) kulaklıkları kullanarak bu hissi Dünya’da yeniden yaratma girişimlerinde bulunulmuştur. Belki bir gün dünya üzerindeki bu etkiyi tamamen tekrarlayabilecek ve nüfusun en önemli önceliklerinin ne olması gerektiğini anlamasına yardım edebilecektir.

Uluslararası Uzay İstasyonunda (ISS) Yaşamanın Zihinsel Etkileri

ISS saatte 17.150 mil hızla Düşük yörünge uyduları (LEO) üzerinden savrulan edilir. NASA (ABD), JAXA (Japonya), Roscosmos (Rusya), CSA (Kanada) ve ESA (Avrupa) tarafından ortaklaşa işletilen Dünya, Dünya yüzeyinden ortalama 250 mil (400 Km) uzaklıkta yörüngede dönmektedir ve günde 92 dakikada bir 15,5 daireyi tamamlamaktadır. Başka bir deyişle, astronotlar güneşin doğuşunu görüyor ve her gün 16 kez bunu yapıyorlar.
ISS yaklaşık 73 metre uzunluğunda ve 109 metre genişliğindedir ve bileşenler periyodik olarak eklenir ve çıkarılır. İstasyonda çeşitli alanlarda araştırma yapan astronotlar yer alırken, aynı zamanda Dünya’yı ve dış mekanı keşfetmek için bir gözlemevi olarak kullanılır. Ayrıca Ay, Mars ve diğer gezegenler arası yolculuklara bağlı uzay araçları için bir ulaşım merkezi olması da amaçlanmıştır.
Mürettebat sadece gemide yapılan bilimsel deney ve araştırmalardan değil, aynı zamanda sürekli hareket halinde olan ve olası en kötü unsurlara maruz kalan bir geminin bakım ve onarımından da sorumludur. Bu tür koşulların astronotların ruhları üzerinde önemli bir etkisi olması gerekir ve bu nedenle araştırmacılar için önemli çalışma alanıdır.
Mekanın en yaygın etkisi ilk temastır yani böyle yabancı bir ortama alışmaktır. Astronotların, psikiyatrik sonrası astronot taramalarına göre, şizofreni ve manik depresyon gibi ciddi psikolojik etkiler bildirilmemesine rağmen, astronotların genellikle uzayın yeniliğine uyum sağladıkları için endişe veya depresyon sergilediği görülmektedir. Stresin diğer nedenleri, sık sık kamu gözetimi altındayken, evden ve aileden uzak kaldıkları için önemli olayları (Michael Fincke’de bir çocuğun doğumu) kaçırırken yüksek çalışma baskısıdır.).
Uyku, astronotların ruh halini ve verimliliğini etkileyen bir başka önemli faktördür. Hayattaki düzensizlik, gündoğumu ve gün batımının sürekli dönüşü nedeniyle, astronotların sirkadiyen ritmi tamamen uyumsuz hale gelmektedir ve bu da uyku kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Mekiğin kendisi gürültülüdür, temel ekipman her zaman gemiyi sürdürmek için çalışmaktadır. Gemideki tüm astronotların yarısı, biraz dinlenmek ve uyumaya geri döndüklerinden ortalama 2 saat daha az uyku almak için uyku hapları almaktadırlar. Uyku, işlevsellik için o kadar kritiktir ki yörüngedeki astronotlar tarafından alınan tüm ilaçların % 50’si, daha iyi uyumalarına yardımcı olmaktır.

Uzay Yolculuğunda Psikolojik Sağlık Çok Önemlidir

İnsanların uzay gezen bir tür haline gelebilmesi için, uzay yolculuğunun neden olabileceği psikolojik yükü anlamalı ve en aza indirebilmelidir. Bu nedenle böyle bir görev sırasında karşılaşabilecekleri zorluklar için astronotlar, Dünya’dan Mars’a uzun mesafeli seyahat simülasyonu yapmak için çaba sarf edilmektedirler.
Mars 500 görevi, Mars’a simüle edilmiş 520 günlük bir tur sırasında astronotları incelediğinden bunu yapmıştır. Araştırmacılar, görev ilerledikçe, bireylerin zaman algısında ve görev kontrolü ile mürettebat gerginliklerinde bir değişiklik olduğunu bulmuşlardır. Bununla birlikte, astronotlara özerklik verildiği için (kendi görevlerini planlama yeteneği), ihtiyaçları azalmış ve durumlarına bazı uyarlamalar yapmıştır. Bu uyarlamalar ile Grup değerleri daha tutarlı hale gelmiştir, ancak yine de astronotlar zaman geçtikçe yalnızlık duyguları bildirmişlerdir.
Bu on yıllık süreçte ay ve Mars misyonları olarak sorunsuz bir yolculuğun sağlanabilmesi için bu tür daha birçok çalışmaya ihtiyaç vardır. Bu yolculuklar başladığında gerçek zamanlı veriler, uzay yolculuğunun psikolojik etkilerini ve bunlarla mücadele etmek için alınması gereken önlemleri anlamada daha fazla yardımcı olacaktır.

Kaynakça:
https://science.nasa.gov/science-news/science-at-nasa/2001/ast04sep_1/
https://www.esa.int/Science_Exploration/Human_and_Robotic_Exploration/Mars500/Mars500_study_overview

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar