Beden Dilinde Ayak ve Bacak Hareketlerinin Anlamları

3395_erik987y

El ve kol hareketlerinin nasıl anlamları varsa ayak ve bacak hareketlerinin de anlamaları vardır. Ayak ve bacak hareketlerimizde duygu ve hislerimizi yansıtabilmekte ve karşı tarafa düşüncelerimiz hakkımızda bazı ipuçları verebilmektedir. Aslında beden dilinde en doğru bilgiyi ayaklar vermektedir. Oturuş şekilleri de kişinin düşünceleri ve kişiliği hakkında bilgi verebilmektedir.

Kişi eğer koltuğun ucunda oturuyorsa yani koltuğun ucuna iyice yaklaşmışsa ve ellerini dizlerinin üzerine koymuşsa, kişi artık görüşmeyi bitirmek istiyordur. İnsanlar bir yerden kalkacakları zaman oturdukları yerin ön tarafına gelerek ellerini dizlerinin üzerine koyup hadi bana müsaade diyerek bir hamlede kalkarlar. Bundan dolayı da bu hareket kişilerin gitmek istediklerini veya görüşmeyi bitirmek istediklerini belli eden bir hareket olmaktadır. Sizi ziyarete gelen arkadaşınız yavaş yavaş oturduğu koltuğun ucuna doğru geliyorsa bu hareketiyle kısa bir süre sonra kalkacağını belli etmeye çalışıyordur. Bu kalkış şekline fakir kalkışı denilmektedir. Yani kişi yavaş yavaş kalkacağını belli etmekte ve size daha başka ikram edeceğin bir şeyler var ise bak ben birazdan kalkacağım hemen getir de yiyeyim demek istemektedir. Kişi koltuğu tamamıyla dolduracak şekilde otururken birden bire koltuğun ucuna gelerek hadi bana müsaade derse yani kalkacağını hiç belli etmeden aniden ayaklanırsa bu kalkış şekline de zengin kalkışı denilmektedir. Çünkü kişi kalkış sinyallerini vermeden yani başka ikramın varsa getir mesajı vermeden kalktığı için zengin kalkışı olmaktadır.

3395_imagest67ui

Bir kişinin koltuğun ucunda ha kalktım ha kalkacağım der gibi oturması bir özgüven eksikliğinin belirtisidir. Kişi eğer bu hareketi kalkmak için yapmıyorsa yani kalkmak için koltuğun uç tarafına gelmediyse ve geldiğinden beri bu şekilde sandalyenin ya da koltuğun ucunda oturuyorsa bu kişinin kendisine olan güveni eksik demektir. Kişide bir özgüven sorunu vardır. Ancak bu hareketin anlamı bulunulan yere göre değişmektedir. Ev sahibi daha çabuk hareket edebilmek için, daha hızlı hizmet edebilmek için konuklarının yanında koltuğun ucunda otururlar yani burada özgüven eksikliği yoktur. Hastanede, postanede, bankada vb. yerlerde sırasını bekleyen kişiler de genelde oturdukları yerin ucunda otururlar burada ki maksat sıraları geldiğinde zaman kaybetmeden kalkabilmektir. Burada koltuk ucunda oturmak özgüven eksikliğinden kaynaklanmaz. Bir doktora muayeneye gidildiğinde hastalar genelde koltuğun ya da sandalyenin ucuna otururlar. Burada ki gaye kısa süreliğine oturulduğundan dolayı kalkmanın kolay olması içindir. Burada da bir özgüven sorunu yoktur. Ancak bir arkadaş toplantısında bazı arkadaşlarınız koltuğun tamamına otururken bazıları kotlun ucunda oturuyorsa burada bir özgüven sorunu var demektir.

Genelde koltuk ucunda oturan arkadaşlarınız kendilerine güvenemedikleri için tedirgindir ve herhangi bir davranış karşısında kalkıp gitmeye hazır bir şekilde oturmaktadırlar. Bu arkadaşlarınız bulundukları ortamda rahatta değildirler ve çok fazlada oturmazlar. Bir süre oturduktan sonra bir şeyleri öne sürerek toplantıdan ayrılacaklardır. Çünkü kendilerine güvenememekte ve her an bir hata yapmaktan korkmaktadırlar. Bundan dolayı tedirgin olmakta ve bulundukları yerde fazla kalamamaktadırlar. Bu insanlar bulundukları ortamda çok fazla muhabbete de katılmazlar çünkü hep hata yapacaklarından korkarlar, her zaman hata yapmaktan korktukları için de hiçbir yerde rahat edemezler, çok konuşmaz, ikram edilen şeylerin hepsini yiyemez ve fazla kalamazlar.

3395_imagesdscx

Oturdukları koltukları tam dolduran insanlar özgüvenleri yüksek olan ve bulundukları yeri hak ettiklerini düşünen insanlardır. Koltuğu doldurmak terimi de buradan çıkmıştır. Bazı yüksek mevkide oturan kişilere adam oturduğu koltuğu dolduruyor denilmektedir. Burada o kişinin kendisine çok güvendiği ve oturduğu koltuğu hak ettiği kast edilmektedir.

Ayakların sandalyenin ayaklarına dolanması kenara sıkışmışlığın ve çaresizliğin göstergesi olmaktadır. Kişi ayaklarını geriye doğru çekerek sandalyenin ayaklarına dolarsa bu kişi kendisini köşeye sıkışmış ve çaresiz hissediyordur. Bu hareketi daha çok kadınlar yapmaktadır. Erkeklerde bu harekete pek rastlanılmaz. Ancak erkek kendisini çok çaresiz hissediyorsa böyle bir harekette bulunur. Bu hareket ezik ve çaresiz insanların bir figürüdür. Bundan dolayı da bu hareketin toplum içinde yapılması pek önerilmemektedir. Çünkü bu hareketi yapan kişi karşı taraftaki kişi tarafından ezik ve çaresiz bir insan olarak görünmekte ve bundan dolayı hoş bir izlenim bırakmamaktadır. Eğer bir topluluk içerisinde bulunuyorsanız mutlaka ayaklarınıza dikkat edin ve mümkün olduğu kadar bu hareketi sergilemeyin.

Bir ayağın bileği diğer ayağın dizine konulmuşsa bu oturuş şekline Amerikan oturuşu denilmektedir. Bazen de bu oturuş tarzına 4 oturuşu denilebilmektedir. Bu oturuş şekli ben bu bölgenin hâkimiyim anlamına gelmektedir. Çok kaba bir oturuş şeklidir. Kadınlarda bu oturuş tarzına pek rastlanmaz. Genelde erkeklerin sergilediği bir oturuş şeklidir ve insanlar tarafından pek onaylanmaz. Bu oturuş şekli aynı zamanda rekabetçi bacak bacak üstüne atmaktır. Bu oturuş şekli kişinin değişine kapalı olduğunu göstermekle birlikte tehdit ve saldırganlık içermektedir. Bu oturuş şekliyle oturan kişileri değiştirmeye çalışmadan önce oturuşlarının düzeltilmesi gerekmektedir. Çünkü bu insanların oturuşunu düzelttirmeden kişiyi değiştirmeye çalışmak kişide bir değişiklik yapmak pek mümkün olamamaktadır. Kişi eğer üstteki bacağının dizini elleriyle tutarak kendisine doğru çekiyorsa bu kişide rekabet duysu fazlasıyla var demektir.

Sandalyeye ters oturmak asiliğin ve kurallara uymayışın bir göstergesidir. Bu şekilde oturan kişiler ben asi bir insanım ve bakın kurallara bile uymuyorum demek istiyordur. Aslında bu asiliğin arkasında korkaklık, tedirginlik ve çekingenlik vardır. Çünkü sandalyeyi ters çevirerek sandalyenin yaslanılacak tarafını kişi önüne alıp kendisine bir koruma kalkanı oluşturmakta ve karşı taraftaki kişilerle arasına bir engel koymaktadır. Araya engel konulması gerginliğin bir göstergesi olmaktadır. Kişi önüne sandalyenin yaslanılacak tarafını alarak gerginliğini azalmaya çalışmaktadır. Bazen de bu oturuş şekli muhabbet olsun diye yapılabilmektedir. Genelde aynı statüde olan kişiler arasında bu oturuş şekli kullanılıyorsa muhabbet amacıyla yapılmakta ve samimiyetin, içtenliğin göstergesi olmaktadır. Kişi bu şekilde oturarak bulunduğu ortamdan memnun olduğunu ve ortadaki muhabbetten çok hoşlandığını belli etmeye çalışıyordur.

Koltuğun kolçağına yani kenarlarına oturmak üstünlük göstergesi anlamına gelmektedir. Çünkü koltuğun kolçağı koltuğun oturma yerinden hem daha yüksektedir hem de daha serttir. Koltuğun kolçağına oturan kişi diğer kişilerden daha üstün olduğunu göstermeye çalışıyordur. Genelde diğer kişilerden yüksek olma meyli içinde olan kişiler bu oturuş şeklini sergilemektedir.

Oturduğumuz yer insanın kişiliği hakkında bilgi vermektedir. Kapıya yakın oturmak özgüven eksikliğinin bir göstergesi olmaktadır. Psikolojik olarak sırtın duvara verilmesi kişinin kendine olan güvenini artıran bir durum olmaktadır. Bundan dolayı eğer herhangi bir yere gidildiğinde tedirgin olunmak istenmiyorsa sırtın mutlaka duvara verilmesi gerekmektedir. Çünkü sırtın kapıya veya pencereye verilmesi kişiyi huzursuz ve tedirgin etmektedir. Eğer evinize gelen misafirinizin çok fazla oturmasını istiyorsanız gelen konuğunuzun sırtı duvara gelecek şekilde oturtulması yerinde bir davranış olur. Eğer gelen konuğunuzun fazla oturmasını istemiyorsanız sırtını kapıya ya da pencereye gelecek şekilde oturtmanız gerekmektedir. Kişinin sırtı kapıya ya da pencereye dönük olursa kişi huzursuz olacağı için bulunduğu yerde uzun süre oturamayacaktır. Arkayı sağlama almak deyimi insanların bu özelliğinden ortaya çıkmıştır. İnsanlarda her zaman arkayı sağlama alma düşünce bulunmakta ve daima buna göre hareket edilmektedir. Arkanın sağlama alınmasının temelinde de sırtın duvara gelmesi yatmaktadır. Çünkü arkanı göremezsin eğer arkan duvara dönük olursa duvardan sana karşı bir tehlike gelmez. Oysaki arkanın kapıya ya da pencereye dönük olması da oralardan her an tehlike gelebileceğini işaret ettiği için kişiyi huzursuz ve tedirgin etmekte, kişi rahat edemediği için bulunduğu yerden bir an önce ayrılmak istemektedir.

Bacak bacak üstüne atmak olumsuz bir anlam içermektedir. Ancak burada kişi uzun süre oturduğunda bir rahatlama ihtiyacından dolayı da bacak bacak üstüne atabilir. Oturma süresi arttığında buna bağlı olarak kişi rahatlama ihtiyacı duyar. Ne kadar fazla oturuluyorsa bacaklar o kadar çok ağrıyacak ve rahatlama ihtiyacı artacaktır. Bundan dolayı kişi değişik pozisyonlarda oturmaya çalışacaktır. Burada bacakların ne anlamda üst üste atıldığının anlaşılabilmesi için kolların durumuna bakmak gerekmektedir. Bacak bacak üstüne atıldığında eğer kollarda göğüs hizasında kavuşturulduysa kişi olumsuz ve savunmacı bir tutum içine girmiştir. Karşısındaki kişiye karşı büyük bir direnç geliştirmiş ve kendisini tamamıyla karşısındaki kişiye kapatmıştır. Ayakların ve kolların birlikte kapatılması Olumsuz bir ruh halini göstermektedir. Kişi bu ruh halindeyken emniyetsizlik duygusu içine girmiştir. Eğer kişi böyle bir oturuş sergiliyorsa bu kişiye kesinlikle evet ya da hayır tarzında cevaplar içeren soru sorulmamalıdır. Çünkü kişi olumsuz bir ruh halinde olduğu için muhtemelen hayır cevabını verecektir. Kişinin tamamıyla kendisini kapatması hem bacaklarının hem de kollarının çapraz bir hal almasıdır. Kişi rahatlamak amacıyla bacak bacak üstüne attıysa tamamıyla kendisini kapatmamıştır yani kollar kavuşturulmamıştır. Eğer kişi hem bacak bacak üstüne attı hem de kollarını kavuşturduysa kişi karşısındaki kişiye tamamıyla direnç gösteriyor demektir.

Kişinin hareketlenmeye başlanması gerginliğin göstergesi olmaktadır. Çok hareketli olan oturduğu yerde sürekli kıpırdanan kişi, bulunduğu ortamdan dolayı gerginlik içine girmiştir. Kişi bu gerginlikten dolayı kendisini bir türlü oturduğu yere sabitleyemez ve sürekli kıpırdanarak pozisyon değiştirir. Hareketlilik ne kadar artarsa gerginlik o kadar çoğalmış demektir. Yani kişinin hareketlenmeye başlaması o kişinin sıkıldığını göstermektedir. Çocuklar sıkıldıkları zaman yerlerinde duramazlar. Sürekli hareket eden çocuk bulunduğu ortamdan sıkılmıştır. Çocuğunuzla birlikte bir arkadaşını ziyarete gittiğinizde çocuğunuz ilk saatler de uslu uslu yanınızda otururken arkadaşınızda kaldığınız süre uzadıkça çocuğunuzun yaramazlık yaptığını ve hareketlenmeye başladığını görürsünüz.

3395_11ete

Aslında çocuk yaramazlık yapmak amacıyla hareketlenmez sıkıldığı için hareketlenmekte ve sıkıntısını gidermeye çalışmasıdır. Çocuk hareketlenmeye başladıysa bu çocuğun sıkıldığını göstermektedir. Çocuk sıkıldıysa ya çocuğun ilgisini çekecek bir şeyler verilmeli ya da çocuğa biraz ilgi gösterilmelidir. Aksi takdirde çocuk sıkılmaya devam edecek olursa çok aşırı yaramazlıklarda bulunarak sizi zor durumda bırakabilir. Çocuğa bazı sorular sormak ya da çocuktan bir şeyler anlatmasını istemek bir nebze çocuğun sıkıntısını giderebilmektedir. Ancak çocuktan ilgi kesildiğinde çocuk yine hareketlenecek ve yaramazlıklarına devam edecektir. Bundan dolayı eline oyalanacağı bir şeyler vermek en doğrusu olacak.

Ayakların kilitlenmesi kişinin savunmada olduğunu gösterir. Ayaklarların kilitlenmesi ayakların sandalyenin altına çekilerek iki ayağın bileklerinin üst üste konulmasıdır. Bu oturuş şekli sıkıntılı ruh halini temsim eder. Çapraz olan her şeyde mutlaka bir gerginlik ve sıkıntılı bir ruh hali vardır. Normalde de kişiler bir şeyleri yok saydıklarında, bir şeyin olmamasını istediklerinde o şeyin üzerine çarpı atarlar. Çarpı işareti bir şeyin yapılmamasının istendiğini göstermektedir. Hastanelerde, postanelerde bankalarda, otobüslerde, taksilerde vb. yerlerde sigara resminin üstünde bir çarpı işareti vardır. Bu çarpı işaretiyle burada sigara içilmez denilmek istenmektedir.
Ayakların ayakta dururken çapraz yapılması meydan okumayı ve rekabeti temsil etmektedir. Eğer kişi ayakta dururken ayaklarını çapraz yaptıysa yani bir ayağının bileğini diğer ayağının bileğinin üzerine koyduysa karşısındaki kişiye meydan okumakta ve karşı tarafla rekabet etmeye hazırım demek istemektedir. Eğer karşınızdaki kişi ayaklarını bu şekilde tutuyorsa bu hareket kişinin sizi rakip olarak gördüğünün belirtisi olmaktadır.

Baş nereye bakarsa baksın beden ve ayakuçları hangi yönü gösteriyorsa beyin o yöne gitmek istiyordur. Bir kişi ayakta dururken kişinin ayakuçlarına bakarak o kişinin neyle ilgilendiğini anlamak mümkün olmaktadır. Bir kişinin kiminle ilgilendiğini anlamak istiyorsanız eğer, kişinin ayakuçlarına bakmanız yeterlidir. Kişinin ayakuçları kimi gösteriyorsa o kişi aslında ayakuçlarının dönük olduğu kişiyle ilgileniyordur. Ayaklar beyinden en uzak olan organlar olduğu için beyinden en bağımsız organlar olmaktadır. Bundan dolayı ayaklar asla yalan söylemezler. Ayaklar bilinçaltının asıl yüklenmek istediği yeri göstermektedir. Çünkü ayaklar üzerinde beyinin baskısı çok azdır. Bundan dolayı ayakların verdiği mesajları iyi değerlendirmek lazımdır.

Bir kişiyle diyalog halindeyken kişinin sizinle sohbet etmek isteyip istemediğini kişinin ayaklarından ve gövdesinin yönünden anlamanız mümkün olmaktadır. Eğer kişi size yarı dönük bir vaziyette ya da hiç size dönmeden sadece başını çevirerek konuşuyorsa bu kişi sizinle muhabbet etmek istemiyordur. Gövdesi size dönük ancak başı başka tarafa bakan kişi aslında sizinle ilgileniyor ve sizinle konuşmak istiyordur ancak kişi elinde olmayan bazı nedenlerden dolayı da bir tarafları kontrol etmek zorunda kalıyordur. Bu kişinin gövdesinin size dönük olması sizinle ilgilenmek istediğini göstermektedir. Kişi sevmediği bir kişiyi gördüğünde sadece başını çevirerek selam verir. Kişinin bedeni ve ayakuçları aslında o kişiye selam vermek ya da o kişiyle konuşmak falan istememektedir. Ancak kişi adabımuaşeret kuralları gereği selam vermeye kendisini mecbur hissettiği için gövdesini ve ayakuçlarını çevirmeden sadece başını çevirerek selam vermektedir.

En güvenilir bilgiyi ayakuçları vermektedir. Daha sonra gövde en son olarak da baş vermektedir. Bakın burada baştan en uzak olan organ en güvenilir bilgiyi vermekte baş ise en az güvenilir bilgiyi vermektedir. Bundan dolayı beden dilinde en çok ayakların verdiği mesajlara dikkat etmek gerekmektedir.
Oturma düzeni ve mesafesi kişiler arasındaki samimiyet derecesini, uzaklık ise samimiyetsizliği göstermektedir. Kişinin yönü kime dönüyorsa kişi ona daha fazla ilgi ve alaka gösteriyor demektir ve onunla iletişim kurma isteği içerisindedir. Otururken herhangi bir kişiye eğilmek o kişiye ilgi gösterildiğinin belirtisidir. Kişi kime eğiliyorsa o kişi ile iletişim kurmak istiyordur.

Bacak bacak üstüne atıldığında üstteki ayağın ucu ilgi gösterilen kişiyi üsteki ayağın dizi ise ilgilenilmeyen ve rekabet halinde olunan kişiyi göstermektedir. Diz vücudun en sert yerlerindendir. Kişi dizini nereye çeviriyorsa o kişiye karşı bir gerginlik ve rekabet içindedir demektir.

Eğer iki kişi konuşurken siz bu konuşmaya daha sonra katıldıysanız ve oradaki kişiler size doğru dönmüyorlarsa siz orada çok fazla arzu edilmiyor ve istenmiyorsunuz demektir. Kişiler size karşı dönmeyerek sizi istemediklerini belli ediyorlardır. Eğer üç kişide birbiriyle konuşmak istiyorsa herkes birbirine eşit açıyla dönmelidir. Buradaki en uygun oturuş şekli eş kenar üçgen şeklinde olmaktadır. Eğer kişiler oturmuyor da ayakta ise yine eş kenar üçgen şeklinde durmak en uygun duruş şekli olur.

Kaynakça:
Beden Dili Kursu

Yazar: Derya Talas