Çocuk Gelişimi ve Sanat İlişkisi

Çocukların doğduğu andan itibaren 6 yaşına kadar olan süreçte sağlıklı bir gelişim yaşaması için sanatla ilişki halinde olması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu dönemde ruhsal olarak beslenme ve sağlıklı bir ruh sağlığına kavuşma açısından sanatın önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Özellikle okullarda ve okul öncesi hazırlık dönemlerinde çocuklar için okulu bir zorunluluk olarak görmenin dışında zevkli bir aktivite haline getirmede sanatın payı büyük olmaktadır.

Çocukların üretkenliklerinin ve becerilerinin geliştiği okul öncesi döneminde onların ruhsal açıdan doyuma ulaşmaları ve varsa eğer meyilli oldukları sanat dalları ile meşgul olmaları zihinsel açıdan da sağlıklı gelişim geçirmelerine katkı sağlamaktadır. Çocukların yaptığı işlerden zevk almasını, sosyal ve bedensel gelişimlerini rahat ve sorunsuz bir şekilde tamamlamalarını sağlamanın dışında, sanat aktiviteleri çocuğun özgün düşünmesini ve estetik duygusunu geliştirmesini sağlamaktadır. Bu nedenle yapılan sanatsal eylemler çocuğun duygusal rahatlığa erişmesine aynı zamanda ezberci bir zihniyetle değil, zevkle öğrenmesine katkıda bulunmaktadır.

Sanatla uğraşan ve üretken olan çocuklar ürettikleri şeyden dolayı takdir edilir, beğenildikleri dile gelirse bu onların özgüvenlerinin gelişiminde son derece olumlu bir etki yapmaktadır. Özellikle resim çocukların ruhsal durumlarını dışa vurmak için kullandıkları bir araç olmaktadır. Evdeki ve sosyal yaşamdaki hayatını resimdeki simgeler aracılığı ile anlatan çocuğun nasıl bir ruh haline sahip olduğu çizdiği resimlerle rahatlıkla anlaşılmaktadır. Çocukların, sinirli olarak anlatmak istediği kişileri çok abartılı şekilde büyük çizdiği ya da o kişinin ellerini büyük çizdiği görülebilmektedir. Bu açıdan sanat çocuklar için hem bir gelişim hem de dışavurum aracı olmaktadır.

Korkularını, sevinçlerini ve kendilerince algıladıkları dünyayı resmederken çocuklar tamamen özgün bir dışavurum yapmaktadır. Çocuklar resim yaparken onları belli kalıplar dâhilinde değil, daha kendi halinde ve hayal güçlerine dayalı çalışmalar yapmaya yönlendirmek zihinsel ve ruhsal gelişimleri açısından daha çok fayda sağlamaktadır.

Çocuğun duyuları aracılığı ile algıladığı dünyayı daha kolay anlamlandırabileceği, özellikle dokunarak öğrendiği şeyleri daha çabuk algılayarak hafızasına kazıdığı belirtilen görüşler arasında yer almaktadır. Sanat, çocuğun enerjisini boşaltmak ve duygularını ifade etmek için kullandığı güzel bir araçken, kavramsal açıdan yetersiz olan çocuklarda sanat ile ifade kabiliyeti de az olmaktadır. Sanatın anlatım dilinin güçlü olması çocuğun bildiği kavram sayısı ile birebir temas halindedir. Sanatla uğraşan çocukların, el becerilerinin de daha çok geliştiği ve kalem, makas gibi araçları daha rahat kullanabildikleri belirtilmektedir.

Çocuğun sanatla uğraşması, çevresinde farklı olan kişileri yadırgamadan ve dışlamadan kabullenmesini sağlamaktadır. Ayrıca klasik öğrenme metotları ile öğrenme problemi yaşayan çocukların sanat eşliğinde öğrenmesi etkili bir yöntem olmaktadır. Çocuklar sanat yolu ile farklı duyularını da kullanmakta böylece öğrenme süreci daha kolay ve daha çabuk tamamlanmaktadır. Evrensel bir iletişim metodu olarak görülen sanat sayesinde çocuklar, stresle başa çıkmayı da öğrenirken, çocukta özgür düşüncenin gelişmesi ve okul başarısının artması gibi durumlar gözlemlenmeye başlanmaktadır.

Sanat ile büyüyen çocukların diğer çocuklara göre daha mutlu, sağlıklı bir ruhsal, zihinsel ve fiziksel gelişimi olduğu; diğer çocuklardan daha dingin bir ruh hali taşıdıkları görülmektedir.

Çocukların gelişimini olumlu yönde etkileyecek sanat aktiviteleri arasında resim en başta gelirken fotoğrafçılık ayrı bir yaratıcı dal olarak yer almaktadır. Bunların dışında heykel, ebru yapımı, müzik özellikle de enstrüman çalmayı öğrenmek, takı tasarımı, drama gibi dallar da çocuğun gelişine olumlu katkıları bulunan sanat dalları arasında yer almaktadır.

Çocukların sanatla uğraşırken yaşları dikkate alınarak ortaya koydukları ürünlere onları cesaretlendirecek tepkiler verilmesi oldukça önem arz etmektedir. Çocuğun harcadığı çaba ve sonuçta ortaya koyduğu ürün için tebrik edilmesi gerekirken çocuktan aşırı beklentide bulunulmaması gerektiği dikkat edilmesi gereken başka bir husus olmaktadır. Çocuk sözel olarak ödüllendirildikçe her üretiminde biraz daha iyisini yapacak ve yeteneği olan sanat dalında iyi bir gelişme gösterecek bu da onun başarılı olmaktan haz duymasına ve kendine daha fazla güvenmesine ortam hazırlayacaktır.. Böylece kendini daha açık bir şekilde ifade edebilecektir. Bu da onun yaratıcılığının gelişmesine olumlu bir katkı sağlayacaktır.

Yaratıcılığa ve üreticiliğe katkı sağlayan bir sanat dalı olarak tiyatro da sosyal uyumsuzluk yaşayan çocukların birlikte hareket etmeleri, gülüp eğlenmeleri doğrultusunda birbirleri ile daha iyi geçinmelerine ortam hazırlamaktadır. Tiyatro, çocukların bağ kurma, kendine güvenme, uyum sağlama ve cesaretlenme gibi konularda yardımcısı olmaktadır. Tiyatro sahnesindeki oyunu seyrederken çocuklar, oyuncularla bağ kurarak oyunun akışı içinde kendine yer bulmakta böylece gözlem sayesinde öğrenme gerçekleşmektedir.

Çocukların sahip oldukları fobilerden kurtulmasına da etki eden tiyatro, onların korkularıyla başa çıkabilmesine ya da korktukları nesneler hakkındaki düşüncelerinin değişmesine de katkı sağlayabilmektedir. Tiyatro sahnesinde korktukları bir nesneyi çok farklı bir şekilde gördüklerinde o nesne ya da canlıya karşı korkuları azalmakta hatta bazı durumlarda korku yerini sempatiye de bırakabilmektedir.

Tiyatro, çocuğa neden sonuç ilişkisi yoluyla olayları anlamlandırma ve eleştirme becerisi kazandırmaktadır. Bunun dışında bir çocuk tiyatro oyunu izlediğinde mutlaka hayata dair yapılması doğru olan şeylerle ilgili mesajlar alacak ve toplumda iyi bir birey olmak için yapması gerekenler ve yapmaması gerekenler hakkında bilgi edinecektir.

Sanatın pek çok dalı çocuğun hem gelişiminde hem de öğrenmesinde etkilidir. Bu amaçla müzik de sıklıkla kullanılmaktadır. Hatta anne karnındayken müzik dinletilen çocukların dinletilmeyenlere göre gelişimlerinin daha iyi seyrettiği gözlenmektedir. Müzik her ruh haline göre farklı etkiler yapmaktadır. Fakat yaratıcılığı geliştirmek, ruhsal problemlerden kurtulmak amaçları ile de kullanılmaktadır. Özellikle bir enstrüman çalmayı öğrenen çocuğun ruhsal gelişimi de oldukça pozitif şekilde etkilenmekte öğrenmenin verdiği haz dolayısıyla özgüveni gelişmektedir.

Ayrıca çanak çömlek yapımı gibi el becerisi geliştirecek sanat dalları dışında çocuğun dikkatini toplamasına ve yaptığı işi daha özenle yapmasına yardımcı olarak ebru sanatı, bakış açısını geliştirmek amacıyla fotoğraf çekimi gibi sanat dallarına yönlendirilmesi oldukça olumlu katkılar sağlamaktadır.

Kısacası her sanat dalının insan gelişiminde özellikle de çocuk gelişiminde yadsınamaz bir etkisi bulunmaktadır. Çocukların yatkın olduğu sanat dallarında kendilerini geliştirmelerine fırsat vermek onların hayatta edinecekleri başarıların yollarını onlara açmaktadır. Üretken ve gelişken nesiller yetiştirmek çocukların sanat ile olan temasları ile doğrudan ilişkilidir.

Kaynakça:
blog.milliyet.com.tr/cocuk-gelisimi-ve-sanat-egitimi-iliskileri/Blog

ismek.ist/blog/icerik.aspx?p=1126BlogNo=4306
akademikbakis.org/eskisite/24/03.pdf
salom.com.tr/haber-101138-cocuk_ve_sanat___yaraticiligin_sinirsizlastigi__bir_deneyim.html

Yazar: Merve Özkan