Denizatı Nasıl Bir Canlıdır?

3831_deniz_atiBaş tarafı at kafasına benzeyen yapısından dolayı, bu adı alan bir balık türüdür. Vücudu dikenli ve kuyruk kısmı da yılanı andırmaktadır.

Dünyada bilinen erkek hamileliğinin olduğu tek canlı türüdür. Türlerin çeşitlerine göre, 16 mm. ile 35 cm. arasında değişen boylara sahiptirler. Yaşam alanları, ılıman ve tropikal sulardır. Bazı türleri saydam bir yapıya sahiptir ve su içerisinde gezinirlerken görünmeleri çok zordur. Görünüş olarak ta, kafalarında solungaçları ve solungaçların yanında yüzgeçlere sahiptir.

Denizatları, başlarını yukarı ve aşağı hareket ettirebilmektedirler. Fakat sağa ve sola çeviremezler. Ayrıca denizatlarının baş kısımları başka hiçbir canlıda görülmemiş şekilde vücutlarına dik olarak yer almaktadır. Denizatlarının gözleri birbirinden bağımsız şekilde ayrı ve farklı yönlere hareket edebilmektedirler. Bu sayede kafalarını döndürmelerine gerek kalmadan çok geniş alanları rahatlıkla gözlemleyebilirler. Yapılan incelemelerde denizatlarının çok sert bir zırha sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu o kadar sert bir zırhdır ki ölü ve kurumuş bir denizatını elinizle kırmak neredeyse imkânsızdır.

3831_denizati_saydamDenizatlarının türlerinin çoğu tek eşlidir. Pek çok türde sürü halinde yaşamaktadır. Bazı türlerin hamileliği 2 hafta ile 3 hafta arasında değişmektedir, bunun sebebi de türün cinsi ve su koşullarına göre değişiklik göstermektedir. Dişlerin yumurtaları, erkeğin kesesine geldikten sonra erkek tarafından döllenirler. Yumurtadan çıkan yavru denizatı, anne ve babalarından bağımsız hareket etmektedirler. Baba denizatı aç kaldığı zamanlarda kendi yavrularını yiyebilmektedirler.

Günümüzde denizatının birçok türü kolaylıkla yakalanmakta ve pet shoplarda satılmaktadır. Akvaryum meraklıları bu ata benzeyen kafa yapısı ile denizatı adını alan balıklara akvaryumlarında yer vermektedirler. Hatta bazı meraklıları sadece denizatları ile bir akvaryum oluşturmaktadırlar.

Denizatları, Uzakdoğu ülkelerinde özellikle de Çin’de alternatif tıpta sık bir şekilde kullanıldığından, bazı bölgelerde soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Yazar: Hikmet Akyol