İnsan Vücudunun Keşfi Nasıl Gerçekleşti?

3751_vesalius04[1]

Orta çağ boyunca Avrupa’da Tıp Bilimi, Galenos ve öncekilerin çalışmalarına bağlı kaldı ancak; 12.yy ‘da Yunan ve Arap Latince’ye çevrildikçe, Batı Avrupa’ya yeni fikirler ulaştı.Tıp Bilimciler eski kuramları sorgulamaya başladı.

Çetin Bir Kişilik

Aureolus Phippus Theophrastus Bombast von Hohenheim ya da bilinen öteki adıyla Paracelsus, İsviçre’de Zürihch yakınlarında doğdu. Ferrara Üniversitesi’ne okudu ve daha sonra cerrahlık yaptı. Paracelsus, en yakın arkadaşlarına bile sert davranan kırıcı bir insandı. Muayene ettiği zengin insanlardan çok fazla ücret alıp, buna karşılık yoksulları parasız tedavi ederdi. Romalı hekim Celsus’la öteki geleneksel doktorlarla uyuşamadığı çok fazla nokta olduğu için Paracelsus (para, Yunanca’da ”karşı” anlamına gelir) adını aldı.

Gezgin Bir Doktor

Paracelsus 1527’de Basel Üniversite’sinde hoca oldu. Burada bir muayenehanesi de vardı.Ancak diğer tıp oteriteleriyle arasında anlaşmazlıklar vardı. Galenos ve İbni Sina’nın kitaplarını herkesin önünde yakınca Basel Üniversite’sinden ayrılmak zorunda kaldı.Yaşamının geri kalan kısmında Avrupa’yı dolaştı ancak bir yerde asla 2 yıldan fazla kalmadı. Avusturya’da öldü.

Paracelsus, hastalıkların dört sıvı arasındaki dengesizlikten kaynaklandığını söyleyen eski Yunan düşüncesine inanmıyordu. O, vücuda giren bir zehirin hastalıklara neden olduğunu düşünüyordu.Zaman zaman hastaları, sahip oldukları hastalığın belirtilerine benzer belirtiler yaratan ilaçlar kullanarak tedavi ediyordu. Bu, vücuttaki doğal koruyucuları güçlendirerek bedeni iyileştirme yöntemi olan homeopatinin ilk biçimiydi.

Büyük Anatomici

3751_12[1]

Andreas Vesalius, Kutsal Roma İmparatoru V. Charles’ın eczacısının oğlu olarak Brüksel’de doğdu.Önce Louvain’de, sonra Paris Üniversite’sinde okudu, ancak savaş onu Louvain’e dönmek zorunda bıraktı. Veselius o sıralarda insan vücudunun yapısını inceleyen anatomi ile yakından ilgileniyordu.Tam anlamıyla yapabilmesi için insan ölülerini kesip parçalara ayırması gerekiyordu.Yasalar bunu yasakladığı için ihtiyaç duyduğu cesetler için mezar soyuyor, darağaçlarından ölüleri çalıyordu.1537’de İtalya’daki Padova Tıp okuluna devam etmeye başladı.Bilgisi son derece geniş olduğu için 2 günlük sınavın ardından kendisine doktorluk derecesi hemen arkasından da anatomi hocalığı verildi.
Vesalius ,Padova’da bulunduğu sıralarda,insan vücudu ve çok sayıda hayvan ölüsü inceledi.Bu işi bizzat kendisi yaptı ve öğrencilerine yol göstermesi için bir çok vücut şeması hazırladı.

Bu çizimler Galenos’un kuramlarına dayanıyordu.Vesalius,yavaş yavaş Galenos’un söyledikleri ile kendi araştırmalarının sonuçları arasında farklar olduğunu gördü. Galenos’un anlattıklarının insanınkinden çok bir maymun bedeni için geçerli olduğu kanısına vardı. 1543’te, o zamana kadar yazılmış olan en büyük bilim bilim kitaplarından biri olan “İnsan Vücudunun Yapısı” adlı kitabını yayımladı. Kitap, anatomi biliminin akademik bir uğraşı olarak kabul edilmesini sağladı.17.yy’ye kadar Vesalius’un kuramları hemen hemen bütün Avrupa’da kabul gördü.

Kraliyet Hekimi

3751_william_harvey6_yasamoykusu[1] (1)

William Harvey 1578’de İngiltere’de dünyaya geldi. Cambridge Üniversite’sinde sanat ve tıp okuduktan sonra tıp eğitimini Fabricius adındaki ünlü anatomi profesörünün yanında sürdürmek üzere Padova’ya gitti.1618’de önce I. James’in , ardından I. Charles’ın özel hekimleğine getirildi.

Harvey, 1628’de De Motu Cordis (Kalbin ve Kanın Hareketi Üzerine) adlı bir kitap, yaptığı bir çok gözlemin ürünüydü ve kanın vücuttaki dolaşımıyla ilgili kuramlarını sergiliyordu.O zamanlar doktorların çoğu, Galenos gibi kanın kalbin bir yanından öteki yanına küçük deliklerden geçtiğine inanıyordu Harver kendi deneylerinden yola çıkarak dolaşım kavramını ortaya attı.Kanın kalpten atardamarlar yoluyla dışarı akıp, toplardamarlar yoluyla tekrar kalbe döndüğünü gösterdi. Fabricius toplardamarlardaki kapakçıkları saptamıştı, ancak ne işe yaradıklarını anlayamamıştı. Harvey, büyük toplardamarlardaki kapakçıkların kanı geriye, kalbe doğru yönelttiğini, kalpteki kapakçıkların ise kanın vücutta tek bir doğrultuda (sağ taraftan akciğerlere, sol taraftan da vücudun kalan bölümüne) akarak dolaşımını sağladığını fark etti ve kalbin kanın dolaşması için bir pompa görevi gördüğünü tespit etti.

Harvey’in buluşu gözleme dayanan akıl yürütmenin parlak bir örneğiydi. Harvey, ince damarların toplar damarlar ile atardamarları birbirine bağlaması gerektiğini tahmin ediyor fakat kanıtlayamıyordu.1661’de Marcello Malpighi (1628-1694) adında bir İtalyan, mikroskop altında kurbağa akciğerlerini incelerken (kılcaldamar dediğimiz) ince bağlantılı damarları buldu ve böylece bilmece çözüldü.

Kaynakça:
Bilim Adamları

Yazar: Ferdi Özkahya