Bebeklerde ve Çocuklarda İshal

İshal; mide ve bağırsağın aynı anda ya da ayrı ayrı işlevsel olarak bozulması ya da iltihaplanması olarak tanımlanabilir. Dünya Sağlık Örgütü; 24 saat içerisinde 3 defadan fazla ve normalin dışında sulu dışkılamayı ishal olarak kabul etmektedir. Bununla birlikte yeni doğanlar ve bebekler için bu tanımın yeterli olmadığını belirtmekte fayda var. Çünkü bu dönemde bebekler, beslenme alışkanlıklarına ve anne sütü alıp almamalarına bağlı olarak fazla sayıda dışkılama alışkanlıklarına sahip olabilirler. Anne sütü alan bebeklerde ishalin görülme sıklığı, anne sütü almayanlara oranla çok daha azdır. Anne sütünde yer alan mikroorganizmalar ishale karşı doğal bir koruma sağlamaktadır. Anne sütü alan bebeklerde 6-7 kez, almayanlarda 3’den fazla dışkılama ishal olarak kabul edilmektedir.
İshal yılın her döneminde olabilmektedir. Bununla birlikte yaz mevsimi; beslenme rutininin değişmesi, yolculuk ve tatil neden ile hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi, yiyeceklerin daha çabuk bozulması ya da ishale sebep olabilecek bakterilere daha açık hale gelmesi gibi sebeplerle ishal vakalarının daha çok görüldüğü bir mevsim olarak değerlendirilmektedir.
İshal; genel itibari ile ağız yolu ile alınan bir etkenin mide ve bağırsak yollarına ulaşması sonucu gerçekleşmektedir. Bu sebeple ishal; bir hastalık değil altında yatan etkenin tedavi edilmesi ya da ortadan kaldırılması gereken bir belirti olarak değerlendirilmelidir.

Bebeğinizin İshal Olduğunu Nasıl Anlarsınız

Genel tanımlama üçten fazla ve sulu dışkılama şeklinde tariflense de, bebeğinizin rutin dışkılama alışkanlığını, ebeveyni olarak en iyi siz bilirsiniz. Yukarda belirtildiği üzere; bu değerlendirmeyi yaparken bebeğinizin anne sütü alıp almadığını da göz önünde bulundurmak gerekir. Şöyle ki anne sütü alan bebeklerde günde 6-7 kez dışkılama normal kabul edilirken, anne sütü almayan bebeklerde normal dışkılama sayısı 3 olarak kabul edilmektedir. Genel dışkılama sıklığından daha fazla sayıda ve daha sulu dışkılama ilk sinyal olarak kabul edilebilir. Bunun yanında;
• Dışkı renginde değişiklik olması (Özellikle dışkıda yeşil renk, ishal durumunda sıklıkla rastlanmaktadır.)
• Dışkıda sümüksü yapının varlığı
• İştahta azalma
• Huzursuzluk
• Vücut sıcaklığında artış (ateş)
• Mide Bulantısı ve Kusma
• Karın Bölgesinde Ağrı
• Yorgunluk
• Uyuklama hali (Özellikle kusmanın eşlik ettiği ishal vakalarında, normalin dışında yorgunluk ve uyuklama belirtilerinde acilen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.)
İshal vakalarında sıklıkla rastlanan belirtilerdir.

Bebeklerde İshal Sebepleri

Hastalıklar: Bebeklik çağı ishallerinin en sık rastlanan sebebidir. Virüsler, bakteriler ve parazitler nedeni ile gerçekleşen enfeksiyonlar sonucu ishal başlayabilmektedir. Bu sebeple gelişen ishallere genellikle ateş ve/veya kusma gibi belirtiler de eşlik etmektedir. Enfeksiyonlar, en sık olarak etkenin el ve ağız teması yolu ile geçmektedir. Bununla birlikte besinler ikinci risk faktörüdür. Özellikle iyi pişirilmemiş besinler, bozuk ya da uzun süre uygun olmayan ortamlarda beklediği halde tüketilen yiyecekler de ciddi risk faktörü oluşturmaktadır. Salgın şeklinde izlenen ishal vakalarında ise çoğu zaman sorumlu, mikrop barındıran içme suları şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Diş çıkarma: Bu dönemde; hafif olmak kaydı ile ateş ve ishal görülebilmektedir.
Beslenme rutininde değişiklik: Katı gıdalara başlanması ya da gereğinden fazla meyve/meyve suyu tüketimi de ishale neden olabilmektedir.
Antibiyotik kullanımı: Tedavi için kullanılan antibiyotikler, sindirim sistemindeki yararlı bakterileri de yok ederek doğal florayı bozabilmekte, bu sebeple de ishal gelişebilmektedir.
Bununla birlikte gıda zehirlenmesi, alerjik sebepler, doğuştan gelen metabolik hastalıklar da ishale sebep olmaktadır.

Bebeklerde İshale Ne İyi Gelir?

Öncelikle; ishale kusma, mide bulantısı, ateş gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda muhakkak zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir. Kusmanın eşlik ettiği ishal vakalarında, bebeğin vücudunun susuz kalması son derece tehlikelidir. İshal nedeni ile zaten hâlihazırda sıvı kaybeden vücut, kusma yolu ile daha fazla sıvı kaybedecek, kaybedilen sıvı yerine de konamadığı için tıp dilinde dehidrasyon şeklinde tariflenen, vücutta kurumaya sebep olabilecektir. Bu da bebek için hayati risk anlamına gelmektedir. Bu durum da susuz kalma ihtimalinin ortadan kaldırılabilmesi için öncelikle serum tedavisinin yapılması önceliklendirilecektir. Bu kararı en doğru şekilde doktorunuz verecektir. Bununla birlikte; sağlık profesyonellerince yapılacak gaita ve diğer tetkiklerle öncelikle bir enfeksiyon varlığı araştırılacak, bu sayede tespit edilen hastalık tedavi edilerek ishale ve diğer bulgulara sebep olan hastalık tedavi edilebilecektir.
Hafif ve orta derecedeki ishal vakalarında ise bol sıvı alımı en önemli tedavi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle anne sütü alan bebeklerde anne sütü alımına özen gösterilmeli, almayanlarda ise bol sıvı alımı ile birlikte susuzluk belirtisi olup olmadığı dikkatle izlenmelidir. Anne sütü almayan bebekler için kaynatılmış ve soğutulmuş ılık su öncelikli olarak tercih edilebilir, buna ek olarak yağsız çorba ve pirinç temelli muhallebi de alternatifler arasında düşünülebilir.
Katı besin alan bebekler için muz, pirinç lapası, haşlanmış patates ve haşlanmış havuç gibi gıdalar da ishal görünümünü düzeltebilmektedir. Aynı zamanda şeker ve şeker ihtiva eden yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
Antibiyotik kullanımı ancak doktorun gerekli gördüğü durumlarda düşünülmelidir. Özellikle ezbere ve doktor tavsiyesi olmadan kullanılacak her ilacın faydadan çok zarar getireceği unutulmamalıdır. İshal özelinde antibiyotikler için özel bir değerlendirme yapmak zorunluluktur. Şöyle ki antibiyotikler vücutta yer alan ve duyarlı olduğu tüm bakterileri faydalı-faydasız ayrımı yapmadan öldürmektedir. Bu yüzden antibiyotiklerin en sık görülen yan etkisi ishaldir. Antibiyotik tedavisi sırasında ya da kısa bir zaman sonra bağırsak florasındaki faydalı bakteriler de antibiyotik tarafından öldürüldüğü için bağırsağın doğal işleyişi bozulabilmekte ve sırf bu yüzden ishal başlayabilmektedir. Hâlihazırda antibiyotik tedavisi alan ya da kısa bir zaman önce tedavisi tamamlanan ve ishal belirtileri gösteren bebekler için ilgili ilacı reçete eden doktorunuzla zaman kaybetmeden iletişim kurmanız gerekmektedir. Doktorunuz bu sayede yan etkinin farkında olarak alternatif tedavi rejimlerine yönelecek ya da tedavi sonrası oluşan yan etkinin sebeplerini ortadan kaldırmaya çalışacaktır.
Bununla birlikte; prebiyotikler hem genel çocuk sağlığı için hem de ishal vakalarında sıklıkla kullanılmaya ve uzmanlar tarafından önerilmeye başlanmıştır. Özellikle içeriğinde canlı spor bakteri bulunduran prebiyotikler, doğal florası bozulmuş mide ve bağırsakların sağlıklı flora yapısına kavuşmalarına destek olabilmektedir. Yine de kullanımları çok yeni olduğundan, uzman tavsiyesi ile kullanılması sağlıklı olacaktır.
İshal; genel itibarıyla ağız yoluyla alınan bir etkenin mide ve bağırsak yollarına ulaşması sonucu gerçekleşmektedir. Bu sebeple ishal; bir hastalık değil altında yatan etkenin tedavi edilmesi ya da ortadan kaldırılması gereken bir belirtidir. Unutulmamalıdır ki; ishal vücudun savunma refleksi sonucu oluşan bir belirtidir. Durdurmak ya da engellemek, vücudun ishale sebep olan etkenden kurtulma çabasına ket vurmaktan başka bir işe yaramayacağı gibi, ciddi bir hastalık belirtisini de ortadan kaldıracağı için, erken teşhis ve tedavi şansının yakalanmasını da engelleyecektir. İshal durumunda bebek dikkatle izlenmeli, hafif vakalarda yukarda sayılan önlemler alınmakla birlikte; orta derecede ve ağır ishallerde muhakkak bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Yazar: Mehmet Uğur

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar