Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Bebeklerin Beyni Nasıl Çalışır?

0 84

Bebekler sandığımızdan daha zeki olabilirler. Yaşamının ilk yılında çocuk toplumun üyesi olmayı öğrenir. Bu yüzden çocukların doğdukları çevreye nasıl uyum sağladıkları konusu ile ilgilenmek daha doğru onları daha iyi anlamamızı sağlar. Bebeklerin doğdukları zaman göründükleri kadar çaresiz ufaklıklar olmaması mümkün. Dünya ve işleyişi konusunda beklentileri olması muhtemeldir.Bebeklerin Beyni Nasıl Çalışır?

Gelişim Psikolojisi alanı diğer dallara göre daha yeni bir alan. Yaklaşık 100 yıldır bu psikoloji ile ilgileniliyor. Eskiden bebeklerin çaresiz, boş bir sayfadan ibaret küçük şeyler olduğuna inanılırdı. Bebeğinize bir şey söylediğinizde sizi anladığını göstermesi, bebeklerin başından beri oldukça zeki olduğunu düşündürmüyor değil.

Yer Çekimi Deneyi

Merak edilen konuların başında bebeklerin su ve yerçekimi şeylerle ilgili ne bildikleridir. Dünyanın nasıl işlediğini bilerek mi doğuyorlar? Yani bebek bir objeyi bıraktığında düşeceğini biliyor mu? Bebeklerin ne tür beklentileri olabilir? Bebekler ilk beş aylarındaki engin tecrübeleri ile ilgili küçük bir makale yazabilselerdi işimiz çok daha kolay olurdu. Ama bu yokken iyi oldukları şeyden faydalanmalıyız. Çocuklar üzerinde çalışması en uygun yaşlar 4 ila 6 ay arasında olanlar. Çünkü bu büyüklükte bebekler gözleri üzerinde kontrol sahibi olur. Yani bebeklerin ne düşündüklerini çözmek için bebeklerin zaman içinde nasıl bilgi edindikleri konusunda deneyler yapılır. Bebeklerin iyi görebildiği şeyler kullanılır. Onlara olayları kukla sahnesinde görmelerini sağlayacak küçük setler yapılıyor. Yetişkinler gibi ilginç buldukları şeylere bakma eğilimindeler ve sıkıldıklarında biraz kabalaşıyor, gözlerini kaçırıveriyorlar. Yani bebeklerin gösterdiğimiz şeylere ne kadar süre baktığına hesaplayarak aslında bebeklere sorular sorulabilir. Uzmanlar ilk olarak bebekleri gözlemlerken, hazırladıkları sahnenin önünde ebeveynlerinin kucağına oturturlar. Bebeğin yüzünü çeken bir kamera bulunur. Bebek peş peşe 2 saniye sahneden başka yere bakarsa bebek dilinde sıkıldığını söylediğini anlaşılır ve yapay zekâ beklemeye geçer ve böylelikle sonraki deneye geçilmiş olunur.

Yer çekimi deneylerinde onlara beklendik ve beklenmedik bir olay gösterilir. İlk olayda onlara kutunun üstünde ileri geri hareket ettirilen bir blok gösterilir. İlginç şeylere bir süre bakıyorlar ama sonra sıkılıyorlar. Bu tür bir olaydan dikkatlerini beklenmedik ya da sihirli bir olaya çekiyorsunuz. İkinci olayda kutunun üstündeki blok itmeye devam edilir. Kutunun bittiği yerde blok havada öylece asılı kaldığında bebekler şaşırır gözlerinden odaklandıkları anlaşılıyor. Öylece ona bakıyorlar. Peki ne düşünüyorlar? Şeye benzer bir şey düşünüyor olabilirler: “Bunda bir sorun var! Bu normalde olan bir şey değil!” Bu da daha uzun bakmalarını sağlıyor. Yani onlara bir kukla gösterisi sunuluyor ve ne kadar baktıklarını ölçüyorsunuz. Basit ama etkili bir yöntem. Çünkü test yapabildiğimiz en küçük yaşta bile bebekler desteklenmeyen nesnenin düşmesini bekliyor. Yani yerçekimini anlıyorlar.

Nesne Kalıcılığı Deneyi

Normalde bebeklerin bir nesnenin gözden kaybolsa da hala orada olduğunu anlamadığı düşünülür. Buna nesne kalıcılığı denir ve bebeklerin bunu 9 aylık olana kadar anlamadığını düşünürüz. Uzmanlar tarafından geliştirilen bakma paradigmaları sayesinde bebeklere gösterilen nesne bir yerden bir yere geçmiş olsun ya da olmasın, onların yerçekimi, kalıcılık, devamlılık fikrini düşündüğümüzün aksine çok önceden bildiklerini gösterdi. Bu bize bebeklerin bu temel bilgiye sahip olduğunu ve bu temel ve ilkel bilginin bir çekirdek belki bir tohum gibi zamanla büyüyeceğini gösteriyor.Bebeklerin Beyni Nasıl Çalışır?

Temel bilginin insana hasta olduğunu sanırız ama hayvanlarda da bunun olduğu biliniyor. Peki insan olarak temel bilgi konusunda bizi benzersiz kılan nedir? Uzmanlar bunu cevaplayabilmek için çocuklara birkaç nesne gösterip bir seri deneme yaptılar. Bu nesneleri nasıl karşılaştıracaklarını öğreniyorlar mı bakacağız. Uzmanlara göre 2 nesne 2 fikir ya da iki olay arasında karşılaştırma yapabilmemiz soyut düşünce ile mümkün. Yani kastedilen şey beysbol oynamayı bilebilirsiniz ama kriket oynamayı bilmiyor olabilirsiniz ve sizi beysbola benziyor ama ondan şu yönden, bu yönden veya o yönden farklı deyip sizi kısa sürede ve etkili şekilde bilgilendirebilirim. Çünkü soyut gerekçelendirme yetkisine sahipsiniz. İnsanlar bunu çaba göstermeden sürekli yapar. Peki ya bebekler? İşte bu alanda bebeklerin ne yapabildiğini araştırmaya başlıyoruz. Bulunan en basit soyutlama yöntemi size iki nesne sunarsam aynı ya da farklı olup olmadıklarını söyleyebilir misiniz? Yani bebeklere sahnede benzer nesneler gösterilir. Bu nesneler uzmanlar tarafından bebekler sıkılana kadar hareket ettirilir. Bebekler sıkıldıkça onlara çift olan başka 2 nesne gösterilir ve bunu aynı olan başka iki nesne ve bir başkası daha izliyor. Aynı olanların ilişkisini anlıyorlar. Yani “evet anladım biliyorum diyorlar. Sorun değil!” bir süre bakıyorlar. Ama çok sürmüyor. Muhtemelen bu bebeklerin gördüğü en ilginç kukla gösterisi olmuyor ama sonrasında onlaa farklı bir çift gösterilir. Mesela üçgen 1 blok ve bir fil gibi. İlişkilerinin farklı olduğunu saptıyorlar ve “durun biraz!” diyorlar. Bu duruma daha uzun süre bakıyorlar. Bu tip bir deney 20 bebek üzerinde test edildiğinde verilerden çıkarılan bazı kalıplara göre bebekler beklenmedik duruma 33 saniye bakarken, beklenen olaya 15 saniye kadar bakıyorlar. Bir kullanım kılavuzunu uygulamıyorlar hangisine ne kadar süre bakacaklarını onlar seçiyor. Test edilen bu bebekler sihre ya da beklenmedik olaya iki kat uzun süre baktılar. Elimizdeki veriler gösteriyor ki öğrenme mekanizması doğuştandır. Beynimize bağlı durumdadır ama o öğrenme mekanizmasına koyduğunuz içerik kapılabilirdir.

Tepkisellik Deneyi

İnsanlar hep bilginin nereden geldiğini merak eder ve bu soruya doğru cevap vermenin tek yolu, bebek beyin gelişimi üzerinde çalışmaktır. Yetişkinlerde çok önemli görevleri olan iki beyin bölgesi vardır. Biri yüzleri görmek içindir diğeri de mekanları görmek içindir. Bu bölgelerin bebeklerde de olup olmadığıyla ilgili yapılan deneylerde bebeklere MR cihazı içinde 3 çeşit video izletildi. Birinci video da mutlu, gülümseyen hareketli çocuklar, ikinci videoda doğal çevreler, üçüncü video da gösterilen videoların görüntülerinin karelere bölünerek verilmiş hali vardı. Çıkan sonuçlarda bebek beyninin bir yetişkin beyninin hemen hemen aynı yerlerde tepkimeye girdiği fark edildi. Sadece ön lobda bir alanın farklı çalıştığı tespit edildi. Yetişkinler için kendisinin değerli olarak gördüğü bir şeyi düşündüğünde aktifleşen bölge, bebekte hep aktifti.

Yüz İşleme Deneyi

Daha önce bebekler ve yüzleri nasıl bir işleme tabi tuttukları konusunda çok az çalışma vardı. Doğma büyüme uzak doğuda yaşamış bir birey, batıya geldiğinde insanları ayırt edememeye başlar Yani hepsi bireye aynı görünür. Peki yüzleri tanımayı nasıl öğreniyoruz? Araştırmacılar ilk olarak çılgınca bir fikir ortaya attı ve bebeklerin maymun yüzlerini tanıyıp tanımadıklarını araştırdılar. İnsan yüzü maymun yüzünden daha önemli ama ortaya şaşırtan sonuçların çıkmasıyla öyle bir önem ortadan kalktı. Her maymun yüzü eşsizdir ama yetişkinlere maymun fotoğraflarını gösterirseniz onları birbirinden ayıramazlar. 3 aylık bebekler bunu kolayca yapabiliyor. Bir maymunun diğerinden farklı olduğunu kolayca söyleyebiliyorlar. Bebekler daha çok insan yüzü gördükçe önceki diğer hayvan türlerinin yüzlerini tanıma yetilerini yitiriyorlar. 12 aylık olduğumuz zaman bu özelliğimizi kaybediyoruz. Maymunları ayırma yetimizi yitiriyoruz ve artık onları tek tek görmüyoruz bir grup olarak görüyoruz. Bu sürece körelme deniyor. Bebekler annelerini tekrar ve tekrar ve tekrar görünce annenin yüzünü tanımaya adanan nöral ağlar daha güçlü ve etkili hale geliyor.

Araştırmacılar, bebeklerin yüzleri işlemeyi nasıl öğrendiğine odaklandılar. Bebeklerin farklı ırkları kategorize edip edemediklerine baktılar. Çünkü beyaz yüzler, siyah yüzler ve Çinli yüzlerinin farklı fiziksel karakteristikleri vardır. Bebeklerin beyin aktivitelerine bakmak için yakın kızılötesi spektroskopi kullanıldı. Kaskta bebeğin kafatasından korteksine ulaşan düşük yoğunluklu lazerler çıkaran optik sensörler sayesinde geri yansıyan ışık yakalanır ve yansıyan ışıklardan matematik denklemlerini kullanarak bebeğin korteksinde ne kadar hemoglobin aktivitesi olduğunu hesaplanır. Böylece de bebeğin bilgiyi işleyip işlemediğini anlaşılmış olunuyor. Bebeğin kısa bir süreliğine ki bazen birkaç saniye olabiliyor, tepki verdiği zamanlar, odaklanılan periyotlar oluyor ve görünüşe göre daha 6 aylıkken bile her bir ayrı yüzü tanıyabiliyorlar. Tıpkı maymunlarda olduğu gibi ama 9 aylık olunca bu yeteneği kaybediyorlar ve çok farklı olsa da beyaz bebekler onları tek bir grup olarak ayırabiliyorlar.

Araştırmacılar, sakallı bir ebeveyne alışmış bebeğin, sakallar kesildikten sonra ebeveynini yabancı olarak görmeye başlamıştır. Bebeğin daha sonra ebeveynini tanıması, bebeğin doğal duygusal tonları kullanmasıyla mümkün oldu. Bu bebekler için çok önemli yaşamları boyunca öğrenmeleri, adaptasyonları hepsi de yüzleri tanıyıp tanımamalarına bağlıdır.

Kaynakıa:
BBC

Yazar: Tuncay Bayraktar

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.