Beyin Hakkında Önemli Bilgiler

Beyin anlaşılması zor bir makinedir. Ona makine demek yanlış olabilir, çünkü mekanik düzeyli akşamlardan oluşmamaktadır. Beyin, yüz milyardan fazla sinir hücresinden oluşan karmaşık bir yapıdır. Her hücre 1000 ile 10.000 farklı sinir hücresi ile iletişim halindedir. Kendisi hareket halinde değil, ama elektriksel veya kimyasal yöntemler ile vücudun çoğu işlevini yönetmektedir. Beyin, bildiğimiz en üstün görüntü ve ses işleme makinesidir. Bundan da ötesi, bilinç ya da zekâ denen bazı kavramlar beynin birer ürünüdür. Onun sayesinde düşünme, akıl yürütme ve karar verme yetisine sahip oluruz. Eğer beyni bir bilgisayar donanımına benzetirsek, zekânın bir bilgisayar yazılımı olduğunu söylemek mümkündür. Donanım ne kadar iyiyse yazılım da o düzeyde verimli çalışır. İşlemci ve bellek ne düzeyde büyükse, yani sinirsel hücrelerin sayısı ve aralarında bulunan bağlar ne düzeyde artar ise zekân da aynı oranda artacaktır. Yani günümüzden binlerce yıl sonrasında daha büyük bir beyin yapısına sahip olursak daha fazla zeki olacağımızı düşünebiliriz. Ancak yapılan araştırmalar; zekânın eninde sonunda fiziksel engellere toslayacağını gösteriyor. Araştırmacılar beynin fiziksel yapısının zekânın daha çok gelişmesine olanak sağlamayacağını düşünüyor.

Zekâ, insan (ya da hayvanların) sosyal çevrelerinde karşılaştıkları bir takım sorunları çözme başarısı şeklinde tanımlansa da ölçülmesi oldukça zor bir kavramdır. İnsanın problem çözmede gösterdiği başarı ölçülerek bireylerin arasındaki zekâ düzeyi farkı ölçülebiliyor. Ancak bir insan zekâsı ile farklı beyin yapı ve büyüklüğüne sahip olan bir canlının zekâ düzeyini karşılaştırmak pek kolay değildir. Örnek verecek olursak, bir arı sadece birkaç miligramlık beyni ile bizim yapamadığımız çok karmaşık işleri yapabiliyor. Uçmak, karmaşık coğrafyalarda yolunu bulmak, koloninin diğer bireyleri ile sosyal iletişimini yönetmek ve yaşamını sürdürebilmek için çoğu gereksinimini karşılayabilmektedir. Yani küçük beyninden olabilecek en etkili biçimde yararlandığını söylemek mümkündür. Eğer her şey beyin büyüklüğü ile ilişkili olsaydı, bir fil karada yaşayan canlılar içinde en zekisi olurdu.

Yapılan araştırmalara göre elektrokimyasal bir sinyal filin beyninin bir ucundan diğer ucuna arının beynine oranla 100 kat uzun sürede taşınıyor. Yine bir filin beyni ile ayakları arasındaki uzaklık nedeni ile sinyallerin ulaşıp geri gelmesi bir arıdakinden çok daha uzun sürmektedir. İnsan beyni özellikle arınınki ile kıyaslanamayacak düzeyde farklı. Ancak, benzer olan sınırlar insan beyninde de geçerlidir. İnsan canlılar arasında çok farklı bir yerde durmaktadır. Kuşkulara yer bırakmayacak şekilde, tüm canlıların en zeki olanı insan olarak düşünülüyor. Ama bu noktada bir takım soru işaretleri belirmektedir. Daha büyük olan bir beyni olsaydı ya da beynin içinde daha çok sinir hücreleri olsaydı daha zeki olabilir miydi?

Düşünce, yaratıcılık, problem çözme, dil, akıl yürütme gibi gelişmiş bir takım bilişsel yetileri yöneten beyin kabuğu bölgesinin büyüklük olarak beyin ile olan oranı bir zekâ göstergesi olabilir. Beyin kabuğu isminde de anlaşılabileceği üzere beyin bölgesinin dış kısmını sarmaktadır. Büyük memeli beyinlerinin kıvrımlı yapıda olan dış kısımları vardır. Bunlar beyin kabuğunun alanını düz, kıvrımsız olan bir beyne oranla daha geniş olmasını sağlar.

Beyin kıvrımları kadar beyin kabuğunun kalınlığı da oldukça önemlidir. Çünkü daha kalın olan bir beyin kabuğu, daha fazla sayıda sinir hücresi demektir. Beyin kabuğu kalınlığı deniz memelilerinde, fillerde 1,2 mm civarındadır. Bu oran primatlarda 2 ila 3 mm arasında değişmektedir. İnsanda ise beyin kabuğu kalınlığı 2 ila 4 mm civarındadır. Beyin kabuğunun bir kalınlığının olması durumu, alan arttıkça hacminin de o oranda arttığı anlamına gelir. Beyinde bulunan sinir hücresi miktarını belirleyen bir başka etken ise sinir hücresinin yoğunluğudur. Diğer hayvanlara kıyasla, beyin kabuğunda bulunan en yüksek sinir hücresi sayısı insanda bulunmaktadır. Beyin kabuğunun kalınlığını hesaba kattığımız zaman insanın beyin kabuğundaki sinir hücresinin sayısı tüm hayvanlarınkinden daha fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. Ne var ki, sinir hücresi miktarı bakımından büyük deniz memeli canlıları ve filler ile aramızda pek bir fark yok. Yani zekiliğin sinir hücresi sayısı ile doğrudan ilişkili olduğunu söylemek doğru olmaz. Sinir hücresi açısından bize çok yakın olsalar da, bu hayvanlar ile aramızdaki en belirgin fark beyin hacmidir. İnsandaki sinir hücreleri diğer canlılara oranla daha küçük bir hacimde bulunmaktadır.

Beyin en fazla enerjiyi iletişim için harcar. Bir kişinin beyin kabuğunda kullanılan enerji miktarının % 80’i iletişim faaliyetleri için harcanır. Beynin büyüklüğü arttıkça sinirler arasındaki bağlantının sağlanması da çeşitli sebepler ile zorlaşmaktadır. Sinir telleri, akson adı verilen bir takım uzantılara sahiptir. Aksonların uç kısımları diğer hücreler ile bağlantıyı sağlayacak bir biçimde dallanmaktadır. İletişim sinaps ismi verilen bağlantı noktaları ile kimyasal ya da elektriksel şekilde sağlanmaktadır. Bilim insanları yüzlerce yılı aşkın bir süre boyunca iletişimi sağlayan aksonların, sinapsların işlevlerini anlamak için uğraştılar. Çeşitli hayvan ve insanların beyni üzerinde yapılan araştırmalar, beyin büyüklüğü ile işlevselliği ilişkisini anlamamıza olanak sağlamaktadır. Öncelikle, beyin büyüdüğü oranda sinir hücrelerinin büyüklükleri de artmaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak beyin büyüdükçe beyin kabuğunda bulunan sinir hücreleri yoğunluğu da azalıyor. Hücreler arasında bulunan mesafeler artmakta ve bu hücreleri bağlayan aksonların boyları uzamaktadır. Uzun aksonların iletmiş olduğu sinyallerde gecikme yaşanmaması için ise aksonlar daha kalın olmaktadır. Çünkü kalın olan aksonlar sinyalleri daha hızlı bir şekilde taşımaktadır. Araştırmacılar farklı bazı hayvan türlerinde beynin büyüklüğü arttıkça beynin belli bölümlerinin belirli görevler üstlendiğini fark ettiler. Örneğin beynin belli bir bölümü konuşma duyusu üzerine uzmanlaşmışken başka bir bölümü yüz tanımlama üzerinde uzmanlaşmıştır. Büyük beyinli olan hayvanların beyninin sağ ve sol yanında da bu özelleşme görülmektedir. Beynin uzmanlaşmış bu tür bölgelere sahip olması, yakın zaman kadar sadece zekânın bir işareti olarak görülmekteydi.

Kaynakça:

İNSAN BEYNİ HAKKINDA BİLİNMEYEN 27 İLGİNÇ GERÇEK

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :