Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Çocuklara Bağırmanın Uzun Süreli Etkileri

0 22

Ebeveynler bazen istemese de öfkelerini kontrol altında tutmakta zorlanırlar ve çocuklarına bağırırlar. Sonradan her ne kadar pişman olsalar da, bu durumun sık sık veya sürekli olması durumunda çocuklarda uzun süreli olumsuz etkilere neden olabildiğini bilmeleri gerekir. Sonuç itibari ile istemese bile bunu yapan birçok ebeveyn vardır ve bu durumla nasıl başa çıkacakları karşısında zorlanabilirler. Fakat konuşma şekillerinde küçük değişiklikler yaparak saygılı bir iletişime geçmek o kadar da zor değildir. Bu yazıda çocuklara bağırma sebepleri, etkileri ve nasıl değiştirilmesi ile ilgili açıklayıcı bilgiler bulunmaktadır:

Ebeveynler Neden Bağırmaktadır?

Bu sorunun en kısa cevabı şudur: Ebeveynler bunaldıklarında veya öfkelendiklerinde içinde bulundukları duygu durumu, seslerini yükseltmelerine neden olmaktadır. Ancak ses yükseltmek öfkelenmeye sebep olan durumu nadiren çözer. Bağırmak çocukları o an için susturabilir, kısa bir süre itaatkâr edebilir, ancak davranışlarını veya tutumlarını düzeltmelerini sağlamaz. Kısacası, eylemlerinin sonuçlarını anlamak yerine, ebeveynlerinden korkmayı öğrenirler. Oysa çocuklar öğrenme konusunda ebeveynlerini örnek alırlar ve onlara güvenirler. Bağırmak ve saldırganlık, çocuğun aile içinde normal olarak algıladığı bir olgu olarak algılanırsa, bunu zamanla davranışlarına yansımaya başlar. Yazar ve ebeveyn eğitimcisi Laura Markham, Ph.D.’ün bu konudaki açıklaması şu şekildedir: Çocuklarınızın güvenliğini sağladıktan sonra ebeveyn olarak bir numaralı işiniz, kendi duygularınızı yönetmektir.

Bağırmanın Etkileri

Bağırmak; o an için verilecek mesajın daha net olarak verildiğini düşündürse de durum hiçte öyle değildir. Bağırmak onları o an için disiplini sağlayarak, onları daha iyi bir duruma getirmez, çünkü ses her yükselttikten sonra alıcılıkları azalır. Güvenilir bir araştırma çalışmasına göre; bağırmanın, çocukları fiziksel ve sözlü olarak daha agresif hale getirdiği belirtilmiştir. Çünkü bağırma eylemi her ne olursa olsun, bir öfke ifadesidir, çocukları korkutur ve kendilerini güvensiz hissettirir.
Sakin davranmak, o an için disiplini sağlamasa ve ortamı iyileştirmese bile çocukların kendilerini sevmelerini ve kabul edilmelerini sağlayan güven verici bir ortam oluşturur. Bu yüzden çocuklara bağırmak, sözlü zorunluluklar ve hakaretlerle gelen bağırmalar duygusal istismar olarak nitelendirilebilir. Ve bu durumun uzun vadede etkileri endişe, düşük özgüven ve artan saldırganlık gibi negatif sonuçlar doğurmaktadır.

Bağırmanın Önüne Geçmek İçin Neler Yapılabilir?

Ebeveynleriyle güçlü bir duygusal bağa sahip olan çocukların disiplin edilmesi daha kolaydır. Çocuklar kendilerini güvende ve koşulsuz olarak sevildiklerini hissettiklerinde öfkeli bir çatışma ortamına girmeden önce dinlemeye ve diloglar kurmaya daha elverişli olurlar. Bağırmaya gerek kalmadan pozitif disiplin oluşturmak için bazı adımlar atmak gerekir ve bu adımlar şu şekildedir:
1. Ebeveynler kendine zaman aşımı süresi vermelidir: Ebeveynler sinirlenmeye başladıklarını hissettikleri an kendilerine bir zaman ayırmaları gerekir. Birkaç dakika çatışma bölgesinden uzaklaşarak, kendilerine derin bir nefes alma şansı tanıdıklarında bu sakinleşmelerine yardımcı olacak bir çözüm sunar. Bu aynı zamanda çocuğa kişinin sınırlarını ve güçlü duygularını sağlıklı bir şekilde nasıl yönetebileceği konusunda örnek vermeyi sağlar.
2. Çocuklarla duygular hakkında konuşmak: Öfke, uygun şekilde yönetilirse, ondan çok şey öğrenebilecek bir duygudur. Sevinç, heyecan, üzüntü, öfke, kıskançlık ve hayal kırıklığına kadar tüm duyguların kabul edilmesi, çocuklara bütün duyguların hepsinin insan doğasının bir parçası olduğunu gösterir. Ebeveyn öfkelenme durumunda kendini nasıl hissettiğini, nasıl bu yıkıcı duyguyu yapıcıya çevirdiğini anlatarak çocuğunun da bunları yapmayı öğrenmesini sağlamalıdır. Bu şekilde kendilerine ve başkalarına karşı saygılı bir tutum geliştirmelerine ve yaşamda sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı olacaktır.
3. Çocuğun kötü davranışlarını sakin, saygılı ve seviyeli olarak ele almak: Çocuklar elbette ara sıra yaramazlık yapacaklardır çünkü bu büyümenin bir parçasıdır. Onlarla saygınlıklarını koruyacak, ancak bazı davranışların tolere edilmediğini açıkça ortaya koyan sağlam bir şekilde konuşulması gerekmektedir. Konuşurken yukarıdan veya çok uzaktan konuşmak yerine, göz seviyelerine inerek konuşulması gerekmektedir. Konuşurken aynı zamanda, saygılı davranmalı ve kendi aralarında problem çözebilecekleri benimsetilmeye çalışılmalıdır.
4. Tehditlerden kaçınarak sonuçlara odaklanmak: Barbara Coloroso’ya göre, tehdit ve ceza kullanmak öfke seviyesini artırarak, kızgınlık ve çatışma ortamı yaratmaktadır. Bu durum uzun vadede, çocuğun iç disiplinini geliştirmesini engelleyen bir durumdur. Tehditler ve cezalar çocukları utandırır ve mahcup ederken, kendilerini güvensiz hissettirir. Öte yandan, adil bir şekilde belirli bir davranışı ele alınması çocukların daha iyi seçimler yapmasına yardımcı olur.
Çocukların temel ihtiyaçlarının düzenli olarak karşılanması
Uyku ve açlık gibi, temel ihtiyaçların karşılanması, çocukları mutlu eder ve genel olarak daha iyi davranışlar sağlar. Ayrıca, rutinlerin oluşturulması, daha az endişelenmelerine ve yanlış hareket etme riskini azaltmalarına yardımcı olacaktır.

Şayet Çocuklara Bağırıldıysa Nasıl Davranmak Gerekir?

Bağırma önleme stratejisi ne kadar iyi olursa olsun, bazen sesi yükseltmek kaçınılmaz bir durumdur. Şayet ebeveyn öfkesine hâkim olamayarak bağırdıysa çocuğundan özür dilemelidir. Bu özür ve herkesin hata yapabileceğini ve özür dilemesi gerektiğini anlatan büyük bir ders niteliğindedir. Şayet çocuk ebeveynine bağırıyorsa, onlara sınırları bilmeleri gerektiği ve bağırmanın kabul edilebilir bir iletişim yolu olmadığını hatırlatılmalıdır. Ve saygı gösterdikleri sürece dinlemeye hazır olunduğu bilmeleri sağlanmalıdır.
Bir ebeveyn çok öfkeli, kızgın, bunalmış veya üzgün bir durumdayken çocukları ile konuşmadan önce kendine bir zaman tanımalıdır. Bu sürede derin bir nefes alarak sakinleşmeli ve konuşmayı sakinleşince yapmalıdır. Zaman içinde ebeveynler de çatışma yönetimini kolaylaştıran yaşam boyu alışkanlıklar kazanacakları için bu daha kolay bir süreç olarak devam edecektir. Unutulmamalıdır ki; ancak bu şekilde çocuğa hatalar olabileceği ve affetmenin bir ailede sağlıklı iletişim için önemli bir araç olduğunu öğretilebilir.
Çocuklarına bağırarak disiplin etmeye çalışan ebevynler bir müddet sonra bunun olumsuz etkilerini görmeye başlarlar. Bu olumsuz etkilerden kısa süreli olanların bazıları şunlardır:
• Çocuklar mesajlarını birbirlerine iletmek için bağırmayı tercih ederler
• Çevresindekilerle iletişimde saygılı olmak yerine bağırmayı tercih ederler. Hatta ebeveynlerine bile her fırsatta bağırırlar.
• Ebeveynler ile çocukları arasındaki ilişki kararsız, sağlıksız bir şekilde gerçekleşir.
• Çocuklar ebeveynlerinden uzaklaşabilirken akranlarından ebeveynlerinden daha fazla etkilenebilirler. Bu da yanlış seçimlere neden olabilir.
Ebeveynlerin Öfkelerini Engellemeleri İçin Atacakları Bazı Adımlar
Bağırmanın ortaya çıkardığı bu etkilerini değiştirmek mümkündür. Bunun için bazı adımlar atmak gerekir ve bu adımlar şu şekildedir:
• Çocukla, bağırmanın yanlış olduğu ve öfkeyi bu şekilde göstermenin neden sağlıklı olmadığı konusunda samimi bir konuşma yapılmalıdır.
• Evin ortamı, insanların saygıyla iletişim kurduğu ve suçlamadan, utanmadan veya yargılamadan birbirlerinin duygularını kabul ettiği sakin bir ortam haline getirilmelidir. Açık sözlülük diyalog ortamını sağlar ve ailedeki herkesi sorumlu tutar.
• Ebeveynler hata yaparsa, vazgeçmemelidir. Bu kolay bir süreç değildir ama vazgeçmemelidir çünkü çocuk her türlü çabaya değer bir varlıktır.
• Şayet ebeveyn sık sık öfkeleniyorsa ve bunu çocuğuna olan davranışlarına yansıtıyorsa kontrol etmekte zorlanılabilir. Bir sorunun olduğunu kabul etmek, onu yönetmeyi öğrenmek için atılan ilk adımdır. Bu, ebeveynin kendisini daha iyi hissetmesine ve çocuklarıyla sakin ve sevgi dolu bir şekilde iletişim kurmasına yardımcı olacaktır.

Öfke İşaretleri

Amerikan Evlilik ve Aile Terapisi Birliği’ne göre, öfke sorunlarının belirlenmesine yönelik işaretlerden bazıları şunlardır:
• Görünüşte küçük meselelere uygunsuz bir şekilde kızmak
• Yüksek tansiyon, mide ağrısı veya anksiyete gibi strese bağlı semptomlar yaşamak
• Bir öfke olayından sonra suçlu ve üzgün hissetmekle birlikte, aynı durumu tekrar tekrar yaşamak
• Saygılı diyaloglar yerine, diğer bireylerle çatışmalara girmek
Eğer kişide öfke işaretleri varsa bir terapist sakin olmanın ve patlamaları önleme yollarını geliştirmesine yardımcı olabilir. Ayrıca bir terapistten yardım almak öfkenin sevdikleriyle olan ilişkiler üzerindeki zararlı etkilerini giderilmesinde de etkili olacaktır. Bir ebeveyn şayet çocukları için en iyisini istiyorsa ebeveynlik seçimlerini bilinçli olarak yapması gerekir. Ve unutulmamalıdır ki ebevyn de bi,r insandır ve hata yapabilir.

Bağırmanın Klinik Etkileri

Özellikle de çocuklar çok yaramazlık yapıyorlarsa, sinirlenmek normaldir. Ancak bu hüsranı ifade etme ve durumu ele alma şekli, kişilik gelişimi ve uzun süreli sağlık koşulları üzerinde önemli etkileri olabilir. Aslında, bağırmak gibi sert tepkilerin, çocuklar üzerinde bilindiğinden büyük bir etkisi olabilir. Bağırmanın çocuklar üzerindeki etkilerini inceleyen klinik çalışmalara göre uzun vadede yarattığı etkiler şu şekildedir:
Bağırma davranış problemleri daha da kötüleştirir: Ebeveynler çocuklara bağırmanın o anda bir sorunu çözebileceğini ya da gelecekte kötü davranmalarını engelleyebileceğini düşünebilirler. Ancak araştırmalar aslında uzun vadede daha fazla sorun yaratabileceğini göstermektedir. Bağırma aslında çocuğun davranışını daha da kötüleştirir. Bu yeni bir durumu düzeltmeye çalışmak için daha fazla bağırmak gerektiği anlamına gelir. Ve döngü devam eder gider. Yapılan bir çalışmada, ebeveyn-çocuk ilişkileri incelenmiş, bağırmanın kısır bir döngü olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmada, ebeveynleri tarafından bağırılan 13 yaşındaki çocuklar, bir sonraki yıl boyunca kötü davranış düzeylerini artırarak tepki göstermişlerdir.
Ve yapılan bu araştırma çalışmalarına göre ebevynlerden hangisinin bu tepkiyi verdiği yani bağırdığının sonuç üzerinde bir etkisi yoktur. Sert disiplin babadan veya anneden gelmesi fark yaratmaz. Sonuç aynıdır: davranışsal sorunlar daha da kötüye gider. Çocuk duygusal istismarının uzun vadeli etkileri hakkında daha fazla bilgi edinilerek önemini anlamak ve gerekeni yapmak gerekir.
Bağırmak, çocuklarda beyin gelişimini değiştirir: Bağırma ve diğer sert tavırlar, çocuğun beyninin gelişimini tam anlamıyla değiştirebilir. Çünkü insanlar olumsuz bilgileri ve olayları iyi olanlardan daha hızlı ve ayrıntılı bir şekilde işlerler. Güvenilir bir araştırma çalışmasına göre çocukluk çağında ebeveynleri tarafından sözlü taciz öyküsü olan kişilerin beyin MRG taramalarını istismar öyküsü olmayanların taramalarıyla karşılaştırılmıştır. Beynin, sesleri ve dili işlemekten sorumlu bölümlerinde gözle görülür bir fiziksel fark bulunmuştur.
Bağırma depresyona neden olabilir: Ebeveynleri tarafından bağırılan çocuklar sadece incinmiş, korkmuş veya üzgün hissetmekle kalmaz, yetişkinlik çağında daha derin psikolojik sorunlara sahip olmalarına neden olabilir. Bir araştırma çalışmasında bağırılan 13 yaşındaki çocukların, artan davranış sorunları yanında, ayrıca depresif belirtilerde de bir yükseliş bulmuşlardır. Diğer birçok çalışma da bağlantı duygusal istismar ve depresyon veya endişe arasında bağlantı bulunmuştur. Bu tür belirtiler kötüleşen davranışlara yol açabilir ve hatta uyuşturucu kullanımı veya riskli cinsel aktivitedeki artış gibi eylemlere dönüşebilir.
Bağırma fiziksel sağlığı etkileyebilir: Büyüme döneminde kişinin yaşadığı bir deneyim fark etmeyeceği birçok yönden kişiyi şekillendirir. Çocukluk çağında sözlü taciz eden bir ebeveyn, çocuğun yetişkin olarak bazı sağlık sorunları riskini artırabilir. Güvenilir bir araştırma çalışmasına göre çocukken stres yaşamanın fiziksel sağlık üzerinde uzun vadeli etkileri olabilmektedir.
Bağırma kronik ağrıya neden olabilir: Yeni bir araştırma çalışmasına göre kötü sözler ağrılı kronik durumların sonradan geliştirilmesi dahil olmak üzere olumsuz sağlık koşullarıyla bir bağlantı bulunmuştur. Bu koşullar artrit, baş ağrıları, sırt ve boyun problemleri ve diğer kronik ağrıları içermektedir. Bu konuda ebevynler ebeveynlik davranışında değişiklik yapmak veya bazı yeni teknikleri öğrenebilirler. Şayet öfkelendiklerinde kontrolü kaybettiklerini fark ediyorlarsa bir uzmandan yardım alabilirler. Bir terapist veya hatta başka bir ebeveyn, bu duyguların bazılarını çözmeye ve onlarla daha sağlıklı bir şekilde başa çıkmak için bir plan geliştirmeye yardımcı olabilir.

Kaynakça:
journals.plos.org
sciencedirect.com
onlinelibrary.wiley.com
acf.hhs.gov
ncbi.nlm.nih.

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.