Corpus Callosum’un İşlevi ve İlişkili Hastalıklar

Corpus callosum; beynin sağ ve sol yarım küresini birbirine bağlayan yapıdır. Bu bağlantı, iki kısım arasında bilginin geçişine izin verir. Corpus callosum, Latince’de sert cisim anlamına gelir ve 200 milyondan fazla sinirden oluşan beynin en geniş bağlayıcı kısmıdır. Bir kişi nadiren corpus callosumu olmadan doğar ve bu durum çok sayıda fiziksel ve davranışsal belirtilere neden olur.

Beynin her iki kısmı da, vücudun iki zıt yarısında hareketi ve hisleri kontrol eder. Ayrıca yarımküreler dil gibi bilgiyi işler. Bu nedenle, fiziksel kordinasyon ve kompleks bilginin alınması, beynin iki kısmının da beraber çalışmasını gerektirir. Corpus callosum da bağlantı olarak görev yapar.

Corpus callosum beynin merkezinde bulunur ve 10 cm uzunluğundadır. C harfine benzer bir şekildedir. Tipik olarak bu yapı beyinde, fetüsün gelişimi sırasında 12 ile 16’ıncı hafta arasında oluşmaya başlar. Çocukluk çağı boyunca gelişmeye devam eder. Bir çocuk 12 yaşına geldiğinde corpus callosumu gelişmesini tamamlayacaktır. Yaşamının geri kalanındaysa değişmeden kalacaktır.

1950’li yıllara kadar corpus callosum un görevi tam olarak bilinmiyordu. 1955 yılında Chicago Üniversitesi’nden Ronald Myers, bu yapının işlevinin kordinasyon ve karmaşık problem çözme ile ilişkili olduğunu kanıtladı.

Corpus Callosum Hastalıkları

Bazı çocuklar bir corpus callosuma sahip olmadan doğarlar. Bu durum da, corpus callosum agenezi olarak adlandırılan nadir bir hastalığa neden olur. Yaklaşık olarak 3000 kişide 1 kişiyi etkiler. Ayrıca corpus callosum hasara uğrayabilir.

Corpus callosumun gelişimindeki bozukluklar hamileliğin 5 ile 15’inci haftasında ortaya çıkabilir. Bu durumun kesin sebebi bilinmese de, bu konuda etkili olabilen faktörler vardır. Bunlar:

1) Rubella gibi prenatal enfeksiyonlar ya da virüsler
2) Andermann ya da Aicardi sendromları gibi genetik anormaliler
3) Fetal alkol sendromları (hamilelik sırasında alkol tüketimi) gibi toksik metabolik durumlar
4) Beyinde bir kistin varlığı gibi corpus callosumun gelişimini engelleyen durumlar

Corpus callosum problemleri resesif bir genetik bozukluktan kaynaklı da olabilir. Bunun anlamı ebeveynlerden birinin hastalığa neden olan geni taşıması fakat kendisinin hasta olmamasıdır. Ebeveynleri taşıyıcı olan bir çocuğun, corpus callosumunda sorun olma riski %25’tir. Ayrıca kendisinin taşıyıcı olma riski %50’dir. Erkekler ve kadınlar bu durumdan eşit şekilde etkilenir. Ancak MRI gibi tarama teknolojilerinin artan kullanımı, gelecekte daha fazla çocuğa tanı konulabileceği anlamına gelir.

Bu yapının varlığı hayatta kalmak için zorunlu olmasa da, corpus callosum problemleri kişinin gelişimi sırasında yaşıtlarından geri kalmasına yol açar. Ageneze sahip çocuklar
; kör, sağır olabilirler, yürümeyi ya da konuşmayı hiçbir zaman öğrenemeyebilirler. Diğerleri ise yüksek işlevli olabilir. Yüksek işlevli terimi otizm ile ilişkilidir. Yüksek işlevli terimi; otistik bir çocuk, güçlü sözel becerilere sahip olduğunda ve asimetrik derecede yüksek bir IQ seviyesine sahip olduğunda kullanılır.

Corpus callosumun yokluğu tek başına bir hastalık değildir. Agenez olan çok sayıda kişi sağlıklı yaşamlar sürdürebilir. Fakat bu durum tıbbi müdahale gerektiren nöbetlere neden olabilir. Corpus callosum agenezi bazen diğer beyin anormalilerine neden olabilir.

Bunlar:
1) Hidrosefali olarak bilinen kafatasında su birikimi
2) Arnold Chiari malformasyonu
3) Beyin dokusunda yarıklar
4) Ön beynin loblara bölünmesinde hata
5) Nöral migrasyon hastalıkları

Agenez ile ilişkili sendromlar; Aicardi, Andermann, Shapiro, Acrocallosal, Menkes, Mowat-Wilson ve FG’dir.

Corpus Collasum agenezi, spina bifida ile birlikte çıkar. Spina bifida durumunda; omurga düzgün şekilde birleşmez ve spinal kanalda bir bozukluk oluşur.

Belirtiler ve Tanı

Corpus callosum agenezine, kişinin yaşamındaki ilk iki yılda tanı koyulur. Beyindeki işlev bozukluğunun ilk belirtisi bir epilepsi nöbetidir. Daha hafif vakalarda bozukluk, senelerce tanı konulmadan kalır. Corpus callosum ile ilgili sorunları görebilmek için; prenatal ultrason, CT tarama ve MRI tarama gereklidir.

Corpus callosum ile ilişkili hastalıklar için araştırmalar devam etmektedir. Kişiden kişiye değişebilmesine rağmen, agenezin bazı yaygın belirtileri vardır. Bunlar dört kategoride incelenebilir.

Fiziksel belirtiler; görme bozukluklarını, kas zayıflıklarını, beslenmede zorluğu, anormal kafa ve yüz yapısını, acıya yüksek toleransı, uyku sorunlarını, nöbetleri, duyma bozukluklarını ve kronik kabızlığı içerir.

Bilişsel belirtiler; ses tonu ve yüz ifadesini algılamada sorunlar, problem çözme ve kompleks işlevleri yerine getirmede zorluk, risk değerlendirme yeteneğinde eksiklik, mizahı ve duyguları anlamada zorluktur.

Gelişimsel bozukluklar; oturma ve yürüme gibi hareketlerin geç meydana gelmesi, konuşma ve dil öğrenmede gecikme, sakarlık ve kordinasyon zorluğudur. Davranışşal bozukluklar ise; sosyal açıdan olgunlaşmama, diğer kişilerin bakış açısını anlayamama, konsantrasyonda zorluk, hiperaktivite, korku eksikliği ve takıntılı davranışlar olarak kendini gösterir.

Eğer corpus callosum fetal gelişim sırasında gelişemediyse, yaşamın diğer evrelerinde de gelişmez. Corpus callosum agenezi için doğrudan bir tedavi yoktur. Belirtiler ortaya çıktığında tespit edilir ve tedavi edilir. Nöbetler gibi corpus callosum yokluğu ile ilişkili çok sayıda tıbbi durum için tedavi mevcuttur. Dili ve sosyal yetenekleri geliştirebilmek için de terapi ve danışma hizmetleri yardımcı olabilir. Doktor, her bir vakanın belirtilerine göre çok sayıda tedavi seçeneği önerebilir.

Kaynakça:
https://www.medicalnewstoday.com/articles/318065.php

Yazar: Ayça Olcay

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :