Doğal Seçilim: Frekansa Bağlı Seçilim ve Eşeysel Seçilim

Frekans Bağımlı Seçilim

Bir formu gösteren (fizyolojik anatomik ya da davranışsal) bir birey üzerinde işleyen seçilim baskısı, bu formun alternatifinin frekansına bağlı olabilmektedir. Örneğin alabalık dişilerinin tümü ve bazı erkekleri, içinde yaşadıkları nehirleri terk ederler ve birkaç yıl denizlerde beslenir ve büyürler. Bu balıklar, gittikleri yolları tekrar kat ederek doğdukları nehirlere döner ve burada yumurta bırakırlar. Ancak, bazı erkekler yaşadıkları nehirlerden hiç ayrılmazlar.
Bu “precicous parr”lar kışı bulundukları nehirde geçirirler ve burada yüksek bir mortaliteye maruz kalırlar. Diğer erkekler ise, denizlere gider ve bir yıl sonra geri dönerler. Çiftleşme zamanı geldiğinde tam büyüklüğe erişen jack erkekler savunağı savunmaya başlarlar ve çok daha küçük olan jackları savunaklardan kovarlar. Eğer tam büyüklüğe ulaşmış erkeklerin populasyonu düşükse, jacklar kendi savunaklarını savunmaya çalışırlar, yoksa büyük erkeklerin yanında yer almak için yarışırlar. Hayatta kalan zayıf parrlar gizlenme yeteneğindedirler. Kur yapan bir alabalık çifti gametlerini yuvaya bırakırken, parlar gizlice yuvaya girer ve spermlerini yuvaya bırakırlar. Açıkçası, büyük erkekler olan jacklar ve parrların oransal başarısı, her birinde genetik olarak belirlenen bu rollerinde, her birinin diğerine göre ne kadar bireyle temsil edildiğine bağlıdır. Bir strateji ne kadar az tercih edilirse, o kadar iyi işler. Örneğin, parrlar aslında parazittir; kur yapıp dişileri cezb etmezler, fakat daha ziyade daha büyük erkeklere bağlı olmak zorundadırlar. Eğer kur yapan erkekler çok ve rekabette olduğu parrlar az sayıda ise, bir parr bireyi bir sezonda çok fazla miktarda yumurtayı dölleyebilir. Diğer taraftan, eğer az sayıda savunak oluşturan erkek ve çok sayıda parr varsa bu parazit bireylerin başarısı tamamen düşer. Bu üç erkek formunun düzenli dağılımı, son yüz yılda balıkçılıkla dramatik olarak bozulmuştur. Birçok alanda, çok sayıda tam büyüklüğe ulaşmış erkek yakalandığından bu formun genleri görülmeye başlanmış ve dönen erkeklerin % 90’ı jack (yani küçük boylu) olmuşlardır.

Eşeysel Seçilim

Darwin, fiziksel devamlılığı etkileyen seçilim ile yalnızca çekicilik ve çiftleşmeyi sağlamada kullanılan özellikler üzerinde işleyen seçilimi birbirinden ayırmıştır. Evrimsel anlamda, fetal evrenin en başında ölmek, üreme başarısızlığıdır. Ancak, bir bireyin çiftleşme şansını arttıran özellikler üzerinde işleyen seçilim, her bir eşey için oldukça farklı olduğundan, Darwin eşeysel seçilimin (sexual selection) hemen hemen doğal seçilimden bağımsız olduğunu varsaymıştır.

Erkek Kavgaları

Darwin, eşeysel seçilimin iki temel tipini tanımlamıştır. En yaygın şekli, karşı eşeye ulaşmak için bir eşeyin (genellikle erkek) üyeleri arasındaki mücadeleleri içerir. Bu düellolar bir erkeğin hiyerarşisini tesis eden, hakimiyet kavgalarını içerir ve bu yolla üremeye hazır dişilere ulaşmasını sağlar. Çoğunlukla erkekler, dişilerin tercih ettikleri habitatlardaki en iyi teritoryumlar için kavga ederler. En güçlü erkekler, en yüksek kalitedeki teritoryumları, dolayısıyla da en fazla sayıda çiftleşmeyi (ya da monogamik türlerde en iyi dişi teritoryumunu) elde ederler. Büyüklük, saldırı silahları (yaban koyununun boynuzları gibi) ve savunma yapılarının (boynunun diğer erkekler tarafından ısırmasını önleyen aslan yelesi gibi) her biri eşeysel seçilimin sonuçlarıdır.

Dişi Tercihi

Darwin, erkeklere özgü diğer özelliklerin sadece dişileri cezbetmek için bulunduğunu varsaymıştır. Örneğin tavuskuşunun zarif kuyruğu, erkekleri cezbetmek için kullanılmaz, daha ziyade yanında bir dişi tavuskuşu olduğunda gösterilir. Bu eşeysel dimorfizmlerin yer değiştirildiği bir seri deneyde, örneğin uzun kuyruklu erkeklerin dişiler tarafından tercih edildiğini göstermiştir. Dişi tercihi görüşüne ilişkin önemli bir tartışma vardır. Kuşkucu birisi, eğer dişi üretkenliğini artırmıyorsa böyle bir sistemin evrimleşmeyeceğini ve erkeğin uzun tüylerinin dişiye yardımcı olmasının olası olmadığını varsayabilir. Fakat, birçok erkek dimorfizmi örneğinde, türe özgü tanınma işaretlerini arttırdığından, dişinin bu tanınma işaretlerinden yararlanarak doğru bir şekilde kendi türünün erkeği ile çiftleşme kesinliğinden yararlanır. Böylece dişi, çekiciliğini ve dolayısıyla üreme potansiyelini kendi erkek döllerinin genlerine aktarır. Dişi, morfolojik dezavantajlarının yüküne rağmen, erkeğin yaşamasını sağlayan fizyolojik üstünlüğü veren genlerden yararlanır. Bu genler dişi döllerinin fizyolojilerine de katkıda bulunabilir. Diğer durumlarda, erkeğin dimorfizmine olan dişi çekiciliği seçilim tarafından tercih edilmiş gibi görünmektedir. Çünkü, parlak renk ve benzeri durumların varlığı, erkeğin populasyonu tehdit eden parazit çeşitlerine bağışık olduğuna ve döllerin bu bağışıklıktan yararlanabileceğine işaret etmektedir. Çoğu türlerin çiftleşme sistemleri, hem erkek rekabeti hem de dişi tercihli eşeysel seçilim öğelerini içerir gibi görünmektedirler.

Kaynakça:
https://www.sciencedirect.com

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :