Laboratuvar araştırmalarında E vitaminin en azından bazı hastalar için tam olarak bunu yapabileceğini görülmüştür. Bu yeni çalışmada araştırmacılar prostat kanseri hücrelerinde bir E vitamini formunun kanser hücrelerinin yaşamını sürdürmesi için gerekli olan bir enzimin aktivasyonunu inhibe ettiğini göstermiştir. Akt ismiyle bilinen enzimin kaybı tümör hücrelerinin ölümüne yol açmaktadır. Vitaminin normal hücreler üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur. Bu, kanser araştırmaları için iyi bir haberdir çünkü E vitamini kansere yol açan hücre hasarını yavaşlatabilir veya durdurabilir. Vitaminin bu özelliği genetik bir bozukluk olan Cowden Sendromuna sahip kişiler için önemlidir çünkü bu kişilerin yaşam boyu% 85 oranında meme kanserine ve % 35 oranında tiroit kanserine yakalanma riski vardır. Bu riskleri azaltmak için yapılabilecek her şey önemlidir.

E Vitamini Kanseri Nasıl Önler?

Toplumda yaklaşık 200.000 kişiden birinde Cowden Sendromu bulunmaktadır ve muhtemelen teşhiste yetersiz kalınmaktadır. Bu kişiler arasında süksinat dehidrojenaz (SDH) gibi genlerdeki mutasyonlar kanser riskinin ardındaki suçlulardır. SDH, enerji üretiminde büyük rol oynamaktadır ve çoğu kişide “oksidatif stres” dediğimiz şeyi önler. Temel olarak SDH hücrelere zarar veren moleküller olan reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumunu engeller. Ne yazık ki SDH geni mutasyona uğrayan kişiler bu avantajdan yararlanamazlar. E vitamini güçlü bir antioksidan olabilir, bu yüzden E vitamininin oksidatif stresi önleyip önleyemediği merak edilmektedir. Laboratuvar çalışmalarından çıkan cevap “evet”tir. SDH mutasyonları olan kişilerin hücreleri üzerinde E vitamini kullanılmıştır. Sonuç olarak hücresel apoptoza ( doğal bir hücre ölümü süreci) ve hastalığa yol açan sürece karşı direnci tersine çevirebilmiştir.

Doz Doğru Alınmalıdır

Tüm çalışmalar çok olumlu sonuç vermemiştir. Örneğin, prostat kanserinin önlenmesi için seçilen deneklerde E vitamininin hastalık riskini artırdığı gösterilmiştir. Bu konuda alınacak dozun önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırmalarda bazı kişilere 800 mg, bazılarına ise 400 mg E vitamini verilmiş ve dozlar karşılaştırılmıştır. Sonuçta 400 mg ‘ın daha etkili olduğu ve risk yaratmadığı görülmüştür. Bu iyi haberdir çünkü tıbbın amacı insanlara herhangi bir ilacın veya takviyenin en küçük etkili dozunu vermektir.

E vitamini türü de önemlidir. Bu vitaminin suda çözünür çözülebilir ve yağda çözünebilir versiyonları bulunmaktadır. Bu çalışmalarda yağda çözünebilir versiyon kullanılmıştır. Çalışmalar E vitamininin en çok bilinen şekli olan tokoferolün gama formunun güçlü bir anti kanserojen form olduğunu göstermiştir. Bilim insanları bu E vitamini formunun molekül yapısını değiştirmiş, oluşturdukları bu yeni ajanın etkinliğinin hücrelerde bulunan diğer vitaminlerden 20 kat daha yüksek olduğunu bulmuştur. Farelerle yapılan deneylerde bu ajan prostat kanseri tümörlerinin boyutunu azaltmıştır. Ayrıca kanser hücreleri farelere enjekte edildiğinde bu tokoferoller tümörlerin gelişimini yavaşlatmıştır. Bulgular çalışmalarda kullanılan E vitamini formunun sayısız kanser türünü önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Sözü edilen vitamin formları soya fasulyesi, kanola ve mısır yağlarının yanı sıra fındıkta da bulunmaktadır.

Bunun Hastalar İçin Anlamı Nedir?

Eczaneye koşmadan önce bunun sadece bir laboratuar çalışması olduğunu unutulmamalıdır. Cowden sendromlu hastalarda E vitamininin kanseri önlenmede yardımcı olduğunu kanıtlamak için başka klinik çalışmalar da gereklidir. Bununla birlikte E vitamini almanın birçok avantajı bulunmaktadır. Bir antioksidan olduğundan vücudun hücre hasarlarına karşı savaşmasına yardımcı olabilir. Göz ve cilt sağlığını iyileştirebilir ve kanserden kalp hastalığına kadar değişen hastalıkların önlenmesine yardımcı olabilir. Doğru dozda ve doğru formda E vitamini alındığından emin olmak için bir doktora danışılmalıdır. Çalışmaların gösterdiği gibi vitamini fazla dozda almak sorunlara neden olabilir. Kanser söz konusu olduğunda, E vitamini dâhil herhangi bir ajanın tek başına yeterli olduğundan şüphe duyulmalıdır. Ancak diğer tedavilerle birlikte güçlü bir katkıda bulunabilir.

Kaynakça:
https://health.clevelandclinic.org
https://www.sciencedaily.com
https://www.lifeextension.com

Yazar: Müşerref Özdaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here