Bazı kentler vardır ki hem olağanüstü doğal güzellikleri hem de tarihsel geçmişleri ile ziyaretçileri cezbeder. Turizme büyük katkısı bulunan illerimizden Antalya’nın birbirinden değerli ilçelerinden olan Kemer’den bahsediyoruz. Dağların eteklerine yakın, sahil şeridinde uzanıp giden mavi bayraklı plajlarıyla, antik kalıntılarıyla bir inci tanesi gibi parlayan Kemer sırtını Batı Toroslara dayamıştır. Kemer, mağaraları, doğal güzelliklerin bir parçası olan koyları, yaylaları, antik Likya kentlerinden olan Olympos ve Phaselis’i ile tanınan ve daima turist çeken muhteşem bir beldedir. Güzellikleri bununla sınırlı olmayıp Kemer’e bağlı Çıralı’daki Yanartaş ile de yoğun ilgi çekmektedir Yanartaş ilgiyi gerçekten de hak eden bir bölgedir. Kemer’e herhangi bir nedenle gelmiş olanlar imkânları dâhilinde Yanartaş’a uğramadan buradan gitmemelidir.

Yanartaş nerededir?

Çıralı beldesi 3,2 km’lik uzun bir sahil bandına sahiptir. Antalya’ya 80, Kemer’e 40 km mesafede olan Çıralı berrak denizi ve bakir doğası ile görenleri kendine hayran bırakır. Olympos ile Yanartaş arasında uzanan Çıralı sahili nesilleri tükenme tehlikesi altında olan koruma altında alınan bir deniz kaplumbağası türü olan Caretta caretta’ların yumurtalarını bıraktığı yerler arasındadır. Bu kaplumbağa türleri Belek, Dalyan, Köyceğiz, Anamur, Olympos sahillerinde de yumurtlamaktadır. Yumurta bırakılan yuvaların, yumurtalardan çıkan yavruların zarar görmemeleri ve denize kolay ulaşabilmeleri için gündüzleri plajlara şezlong koyulmaması, geceleri de ateş yakılmaması, ışıklandırma yapılmaması gerekmektedir, bu konuda yasak da koyulmuştur. Çıralı’nın bir özelliği daha vardır ki o da Yanartaş’taki kayaların arasından çıkan alevlerdir. Çıralı’nın merkezine 3 km mesafede olan “sonsuz ateş” diye de tanınan Yanartaş’ın antik dönemdeki adı Chimera’dır. Yanartaş’ta doğal olarak sürekli yanan ateşler bulunmaktadır. Tepelerden aşağıya bakıldığında gözlenen müthiş manzarası ve ortama gizem kazandıran doğal ateşiyle küçük, büyük her yaşta tatilciyi kendine çeken Yanartaş’taki ateşler binlerce yıldır yanmaya devam etmektedir.

Yanartaş’a nasıl ulaşılıyor?

Eğer Antalya’ya veya Kemer’de geldiyseniz mutlaka birileri sizi Yanartaş’ı da görmeniz gerektiği konusunda uyaracaktır ve haksız da değillerdir. Yanartaş’a gidilebilmesi için önce Çıralı’ya gelinmesi gerekmektedir. Antalya’da iseniz ve havayoluyla geldiyseniz, Çıralı’da rezervasyon yaptırdıysanız bazı otel ve pansiyonlar müşterilerini havalimanından almakta, Çıralı’ya getirmektedir. Çıralı’ya ulaşmanın bir başka yolu kendi aracınızla veya otobüsle gelmektir. Otobüsü tercih edenler Çıralı yol kavşağında inip dolmuşlarla devam etmektedir. Çıralı’dan dolmuş veya minibüsle önce Yanar Boğaz adlı yere gelinmektedir. Buraya Olympos’tan da gelinebilir. Yanartaş ören yerinde dolmuşlardan indikten sonra ateşlerin olduğu bölgeye çıkılabilmesi için yürüyerek 1,5 km’lik patika bir yoldan devam edilmelidir.

Tırmanılacak olan Yanartaş bölgesinde herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Bu yüzden ören yeri girişindeki büfelerden su alınması ve yiyecek konusunda da tedarikli olunması tavsiye edilmektedir. Ören yerine giriş ücretlidir ancak müzekart geçerli değildir, ayrıca çocuklar için ücret ödenmemektedir. Bu noktadan sonra yürünen patika yolda ara ara molalar verilip manzaranın keyfi çıkarılabilir. Patika yolun bir bölümü düzgün olsa da yer yer büyükçe kaya parçalarından oluşan taş merdivenler bulunmaktadır ve % 10 eğimli olan arazideki yürüyüş insanları biraz zorlayabilmektedir. Tahtalı Dağı eteklerinde yer alan Yanartaş’a yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle ulaşılmakta, sıcak günlerde tırmanmak biraz zor olsa da kesinlikle buna değmektedir. Terliklerle çıkılabilecek kolay bir yol olmadığından böyle bir tırmanış için uygun bir ayakkabı giyilmesi gerekmektedir.

Nasıl bir yer?

Sabırla yola devam edip yüksekten ayaklarınızın altına serilen denizin ve ormanın eşsiz manzarası ve Bizans Kilisesi ile antik kentin kalıntıları görüldüğünde yolcular rahat bir nefes almaktadır. Daha nelerle karşılaşacağını merak edenler dağın bazı bölgelerine baktığında yüzyıllardır yanan ve hala yanmaya devam eden ateşleri fark etmektedir. Peki, ama dağdaki bu ateşin sırrı nedir? Araştırmalarla devamlı yanan bu ateşlerin metan gazından kaynaklandığı saptanmıştır. Yanartaş kayalık bir alandır ve 20’ye yakın alev bacası bulunmaktadır. Bu dağda yanan ateşlerin sahildeki pansiyonlardan ve denizden de görüldüğü söylenir. Alevlerin çıktığı yerler antik çağlarda kutsal alanlar olarak görülmüş ve M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren yazarlar tarafından bazı metinlerde gizemli alevler olduğu belirtilmiştir.

Yaklaşık yarım saatlik yürüyüşten sonra ulaşılan bölgeye ilk Yanartaş bölgesi veya Yanartaş 1 denilmiştir. En fazla burası ziyaret edilmektedir. Deniz seviyesine göre 165 metre yükseklikte kalan alandan itibaren 180 metreye varıncaya kadar olan biraz meyilli olan bölge üzerinde devamlı gaz çıkışları ve yanan ateşler bulunmaktadır.

Birinci bölgeden 20 dakika daha ( 500 metre) kuzeybatıya doğru yüründüğünde, 335 metreye ulaşılmakta ve ilkine benzer ikinci bir bölge daha olduğu görülmektedir. Burası ikinci Yanartaş bölgesidir. Buraya kadar ulaşanlar müthiş bir panoramik görüntüyle karşılaşmakta, gün doğumlarını veya batımlarını, ayın doğuşunu, dolunay ışığının denizin sularında yansımasını izlemenin keyfine şahit olmaktadır. İkinci bölgeye ulaşmak için daha sarp yamaçların aşılması gerektiğinden Çıralı’daki patika yol yerine Ulupınar-Karadere arasındaki bir başka patika daha çok tercih edilmektedir.

Yanartaş’ta neler yapılabilir?

Yanartaş bölgelerinde bitki örtüsü bulunmamakta, beyaz-gri kayaçlar göze çarpmaktadır. Kayaçların arasındaki ateş bacaları da denilen 50100 cm genişliğindeki çukurlardan alevler dışarı çıkmaktadır. Akdeniz manzarasını doyasıya izleyen, oksijeni ciğerlerine çekenler eğer hazırlıklı geldiyse mangal görevi gören doğal ateşlerin üzerinde sosis pişirmekte, sucuk ekmek veya sucuklu yumurta yapmakta, bazıları şaraplarını yudumlamaktadır. Tabi ki kızartma işlemi için çöp şiş gibi çubuklar da gerekmekte, çevreden de aranıp ince ağaç dalları bulunabilmektedir. Özellikle çocuklar çubuklara takarak marshmallow kızartmayı çok sevmekte ve kamp ateşlerine benzeyen bu ateşlerin başında olmak onlara eğlenceli gelmektedir. Alevler suyla söndürülememekte, toprak, taş atılarak söndürülmeye çalışılsa da sönmüş gibi görünüp çok kısa bir süre sonra yine alevler çıkmaktadır.

Gündüzü de gece manzarası da harika olan Yanartaş’ı özellikle gece görenler daha fazla hayran kalmaktadır. Gece yapılan ziyaretler daha gizemli olmakta ve çıkarken bir el feneri bulunması gerekmektedir çünkü telefonların ışığı yetersiz kalacaktır. Yanında el feneri bulunmayanlar ören yerinin girişinde kiralayabilmektedir.
Yanartaş’a genellikle topluluklar halinde çıkılmakta, fotoğraf ve video çekimleriyle anılar ölümsüzleştirilmektedir.

Çıkmak için hangi zamanlar uygun?

Görülmek istenen şey alevler olduğundan Yanartaş’a geceleri çıkmak daha cazip gelmektedir. Çıkılacak yol dümdüz olmadığından, toplulukta yaşlılar ve çocuklar da olduğundan gece çıkmak biraz daha tehlikelere açık görünmektedir. Aydınlatmanın olmadığı patika yolda geceleri basılan yerlerin net olarak görülemeyeceği, taşların nemli ve kaygan olabileceği, ayakların her an bir yere takılıp düşülebileceği, kazalar yaşanabileceği hesaba katılmalıdır. Bu sebeple güneş batmadan önce, aydınlık bir ortamda yola çıkmak daha mantıklı görünmektedir. Alevler bu saatlerde de gayet hoş görünecek, dönüş daha rahat olacaktır.

Konaklama imkânları

Konaklamak için en uygun yer Yanartaş’a en yakın olan Çıralı’dır. Çıralı ‘da şirin pansiyonlar, bungalov evler, diğer konaklama tesisleri ve oteller bulunmaktadır. Büyük lüks oteller olmasa da gelenlere doğal güzelliklerin arasında huzur içinde bir konaklama ve tatil imkânı sunulmaktadır.

Yanartaş’ın Efsanesi

Antik adı Chimera olan Yanartaş ile ilgili bazı efsaneler anlatılmaktadır. Efsanelerden biri ve en çok bilineni Bellerophontes’le ilgilidir. Homeros’un anlattığı efsane şöyledir:

Bir av partisi sırasında Ephyra kralı Glaukos’un oğlu olan Hipponoes kendi kardeşi olan Belleros’u yanlışlıkla öldürmüştür. Bu yüzden Bellerophontes ( Belleros’u yiyen anlamına gelir) adı verilmiş ve Ephyra’dan sürülmüştür. Sürülen ve son derece üzüntülü, acınacak halde olan Bellerophontes Argos kralına sığınmış ama o da Likya kralına yollamıştır. Likya kralı ona acımış ve öldürmek istemediği için Olympos dağında bulunan Chimera adlı canavarı öldürmek gibi zorlu bir görev vermiştir. Bellerophontes, gövdesi keçi, başı aslan, kuyruğu yılan gibi olan ve ağzından dışarı alevler saçılan canavara Pegasus adlı kanatlı bir ata binerek saldırmıştır. Bu at gence Zeus tarafından verilmiştir. Saldırıyı yapan genç öyle güçlü vurmuştur ki canavar toprağa, yerin 7 kat dibine gömülmüş, sadece topraktan dışarı ağzından çıkan alevleri kalmıştır.
Zafer kazanan Bellerophontes için Olympos’ta kutlama amaçlı bir yarış düzenlenmiştir. Yarışa katılanlar meşalelerini Chimera’nın kutsal ateşi ile tutuşturarak kente doğru koşmuşlardır. Sonraları bu yarışlara farklı spor dalları da eklenmiş ve bir anlamda bugünkü olimpiyat oyunlarının başlangıcı ortaya çıkmıştır. Günümüzde hala devam eden, 4 yılda bir her defasında farklı bir ülkede yapılan ve tüm spor dallarını kapsayan uluslararası olimpiyat yarışmalarında yakılan meşale Chimera’nın sönmeden yanmaya devam eden ateşinin bir sembolüdür.

İşte günümüzde bu alevlerle dolu alana Yanartaş adı verilir ve adak merkezi gibi de kullanılır. Çocuğu olmayan kadınlar alevlerden birinin etrafında 3 kez dolanırsa ve üzerinde bir yemek pişirirse çocuğu olacağına inanır. Yapılan yemek geyik kızartması olursa tüm dileklerin kabul olacağı da dilden dile dolanır.

Bir başka efsaneye göre de Korint prensi olan Bellerophon’un Argos kralının eşi olan Anteia ile ilişkisi olduğu iddiasında bulunulmuştur. Oysaki kralın karısının kendisine evet demediği için prense attığı bir iftiradır bu. Argos kralı Proitos prensi bu nedenle kayınpederi olan Likya kralı Iobates’e gizli bir mesajla birlikte yollamıştır. Gizli mesajda prensin öldürülmesi gerektiği yazmaktadır. Likya kralı cezalı prense Chimera adlı bir canavarı öldürme görevi vermiştir. Prens uçan at olan Pegasus ile Olympos Dağına giderek canavarı tam ağzından vurmuş, görevi başarmıştır. Yer altına gömülmüş olan canavarın ağzından çıkan ateşler sönmemiştir. Bellerophon çıkan ateşlerle bir meşale yakmış, kazanılan zaferin kutlanması için herkes Olympos’a toplanmıştır. Chimera’nın alevleri hala bugün Yanartaş denilen bölgede kayaların arasından çıkmaya devam etmektedir.

Canavarı öldürdükten sonra kral Bellerophon’a ikinci bir görev daha vermiştir. Bu görevin içeriği son derece vahşi bir kabile ile savaşmaktır. Bellerophon bunu da başarmış ve savaşı kazanmıştır. Bu defa da Amazon’larla savaşmaya gönderilmiş ve onu da başarmıştır. Daha sonra Likya’ya dönerken Likya’lı bazı askerlerin pususuna düşmüş ve yine sağ çıkmıştır. Sonunda Likya’ya kahraman olarak dönen prensin tanrıların soyundan geldiği düşünülmüş ve armağanlar verilmiştir. Krallığın yarısını da alan prens kralın kızlarından biriyle evlendirilerek onurlandırılmıştır.
Homeros’tan başka Skylax, Plinius, Evliya Çelebi gibi bazı gezginler ve yazarlar Yanartaş’tan eserlerinde söz etmişlerdir.

Yanartaş’ın sırrı nedir, neden hala yanıyor?

Uzmanlar Yanartaş’taki alevlerin 2500 yıldan beri yanmakta olduğunu söylemektedir. Alevlerin sebebi uzun zaman bilinmezken daha sonraları bilim insanlarının araştırması sonucunda gaz sızıntıları nedeniyle yanmakta olduğu bulunmuştur. Analizler kaya çatlakları arasından gelen gazın büyük bir kısmının metan, kalanının etan, karbondioksit ve azottan oluştuğunu göstermiştir. Doğalgaz bölgede bir tek noktadan değil birkaç noktadan, zayıf bulduğu yüzeylerden çıkmaktadır. Bir dergide yayınlanan makalede Yanartaş’ın yüzeyinin alt kısımlarında nadir bulunan, kimyasal sembolü “Ru” olan Ruthenium (rutenyum) elementinin bulunduğu, bu elementin metan gazının oluşumu için bir çeşit katalizörlük yaptığı bildirilmektedir.

Yeraltındaki doğalgaz kaynaklarının kayalıkların arasından sızıntılar şeklinde yeryüzüne çıkması ve oksijenle buluşup alevlenmesi durumuna sadece bizim ülkemizde rastlanmamaktadır. Şimdiye kadar gören herkesin hayranlığını kazanan Yanartaş yeni ziyaretçilerini beklemektedir.

Kaynakça:
http://www.turizmdosyasi.com/yazar.asp?yaziID=10005<br /><br /><br /><br /><br />
https://tarihvearkeoloji.blogspot.com.tr/2015/03/chimera.html<br /><br /><br /><br /><br />
http://birgunbiryerde.blogspot.in/2013/09/sonmeyen-atesiyle-kimera.html<br /><br /><br /><br /><br />

Yazar:Müşerref Özdaş

Editör : Suna Korkmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here