Sofra tuzu olarak bildiğimiz sodyum klorür (NaCl), geniş tuzlar sınıfına ait, kimyasal bir bileşikten oluşan mineraldir. Doğal tuz, kristalin bir mineral olarak, kaya tuzu olarak bilinir. Tuz, ana mineral bileşeni olarak deniz suyunda çok miktarda bulunur. Okyanus, litre başına yaklaşık 35 gram tuz içerir ve % 3.5 tuzluluk derecesine sahiptir.

Tuz genel olarak yaşamsal önemdedir ve ayrıca tuzluluk insanın temel damak zevklerinden biridir. Hayvan dokuları, bitki dokularından daha fazla miktarda tuz içerir. Tuz en eski ve en yaygın gıda çeşnilerinden biridir ve tuzlayarak saklama gıdaların korunmasında önemli bir yöntemdir.

Tuz üretiminin en eski izlerinden bazıları yaklaşık sekiz bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Bugün Romanya olarak bilinen bölgede yaşayan insanlar tuz elde etmek için kaynak sularını kaynatıyorlardı. Çin’deki bir tuz atölyesi de yaklaşık olarak aynı döneme aittir. Tuz, antik İbraniler, Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Hititler, Mısırlılar açısından da kutsaldı. Tuz, önemli bir ticaret ürünü haline de geldi ve Akdeniz’deki özel “tuz rotalarında” teknelerle, Büyük Sahra’da deve kervanlarıyla nakledildi. Az bulunur olması ve çoğalan nüfusla gittikçe artan tuz ihtiyacı ülkeleri savaşlara sürüklerken, vergi gelirlerini artırma yolu olarak da kullanıldı. Tuz, dini törenlerde de öneme sahipti.

Tuz, tuz madenlerinden ya da sığ havuzlarda deniz suyunun (deniz tuzu) veya madenler bakımından zengin kaynak sularının buharlaştırılması ile elde edilmektedir. Başlıca endüstriyel ürünleri kostik soda ve klordur. Ayrıca, polivinil klorürün, plastiğin, kağıt hamurunun ve çok sayıda ürünün imalatında yer almaktadır.

Tuz, yani sodyum klorür, NaCl formülü ile eşit oranlarda sodyum ve kloru temsil eden iyonik bir bileşiktir. Deniz tuzu ve madenden yeni çıkarılmış tuz (birçoğu, tarih öncesi göllerden ve denizlerden gelen deniz tuzu) az miktarda eser elementler de içerir. Sofra tuzu üretimi için suda çözülen, diğer minerallerin çökeltilmesi ve yeniden buharlaştırma ile saflaştırılıp rafine edilen tuzun kristalleri şeffaf ve kübik şekildedir.

Tuzun yıllık global üretim toplamı olan yaklaşık iki yüz milyon tonun yalnızca % 6’sı mutfak tüketimi için kullanılmaktadır. Diğer kullanım alanları arasında su arıtma işlemleri, yollardaki buzlanmaya müdahaleler ve tarım yer almaktadır. Sofra tuzu şeklinde satılan tuz genellikle topaklanmayı önleyici bir madde içermektedir ve iyot eksikliğini önlemek için iyotlanmaktadır.

Sodyum, bir elektrolit ve ozmotik çözünen madde olmasıyla insan sağlığı için gereklidir. Ancak, aşırı tuz tüketimi, çocuklarda ve yetişkinlerde hipertansiyon gibi kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir. Tuzun sağlık üzerindeki bu tür etkileri uzun zamandır incelenmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki sayısız sağlık örgütleri ve uzmanlar, tuzlu hazır gıdaların tüketiminin azaltılmasını öneriyor. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin 5 grama eşdeğer 2.000 mg’dan daha az sodyum tüketmeye dikkat etmelerini öneriyor.

Kaynakça:
-G. Westphal, G. Kristen, W. Wegener, P. Ambatiello, H. Geyer, B. Epron, C. Bonal, G. Steinhauser, F. Götzfried, “Sodium Chloride”, Ullmann’s Encyclopedia of Industrial Chemistry, (2010). <br />
-Mark Kurlansky, “Salt: A World History”, New York, Walker & Co., (2002). <br />
-Robert Multhauf, “Neptune’s Gift”, The Johns Hopkins University Press, (1996). <br />
-P. Strazzullo, L. d’Elia, N. B. Kandala, F. P. Cappuccio, “Salt intake, stroke, and cardiovascular disease: Meta-analysis of prospective studies”. BMJ, (2009).

Yazar:Oben Güney Saraçoğlu

Editör : Suna Korkmaz

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here