Hazar Kağanlığı’nın adıyla anılan Hazar Denizi, hem dünyanın en büyük gölü hem de bir deniz olarak sınıflandırılan en büyük su kütlesidir. Avrupa ile Asya arasında yer alan andoreik (kapalı) havzanın, kuzeydoğusunda Kazakistan, kuzeybatısında Rusya, batısında Azerbaycan, güneyinde İran ve güneydoğusunda Türkmenistan bulunmaktadır. Çevresindeki en eski hominid kalıntıları, yaklaşık 1.8 milyon yıl öncesine kadar uzanmaktadır ve bölgede bir dizi homo erectus iskeleti bulunmuştur.

İnsan yerleşimleriyle ilgili sonraki kanıtlarla da, Gürcistan ve Azerbaycan’daki bazı mağaralarda karşılaşılmıştır. Neandertal kalıntıları da gene Gürcistan’daki bir mağarada keşfedilmiştir. Hazar’ın güneyinde, İran’daki Mazandaran’ın yakınlarındaki Huto mağarasındaki keşifler, bölgede, günümüzden 11.000 yıl önce bile insan yerleşimleri bulunduğunu göstermektedir. 18. yüzyılda, Hazar Denizi’nin hidrografisti ve öncü kaşifi Fedor I. Soimonov, o zamana kadar az bilinen su kütlesini belirledi. Soimonov, dört kısımdan oluşan bir dizi harita çizdi. Bu haritalar, Rus Bilimler Akademisi tarafından 1720’de yayınlandı.

Dünyanın ilk deniz kuyuları, Azerbaycan’ın Bibi – Heybat Körfezi’nde açıldı. Toplam rezervler 500 milyon tondan fazlaydı. 1900 yılına gelindiğinde Bakü’nün iki bini endüstriyel düzeyde üretim yapan, üç binden fazla petrol kuyusu vardı. 19. yüzyılın sonlarına doğru Bakü, “kara altının başkenti” oldu. 1941 yılına gelindiğinde, Azerbaycan yılda 23,5 milyon ton petrol üretiyordu ve Bakü bölgesi Sovyetler Birliği’nde çıkarılan tüm petrollerin yaklaşık % 72’sini tek başına tedarik ediyordu. Günümüzün teknolojik olanaklarıyla yapılan hesaplamalara göre Hazar havzasında yaklaşık olarak 50 milyar varillik ham petrol ve yaklaşık 9 trilyon metreküp doğalgaz bulunduğu tahmin edilmektedir.

Hazar Denizi’nin Oluşumu

Kafkas Dağları’nın doğusunda ve büyük Orta Asya bozkırının batısında yer alan Hazar Denizi, dünya deniz seviyesinin yaklaşık 28 metre altındadır. Yatağının derinliği, deniz seviyesinden 1.023 metre aşağıya inmektedir ve Baykal Gölü’nden sonra (1.180 metre) dünyadaki ikinci en derin doğal çöküntüdür. Kıyılarında yaşayan eski insanlar, büyüklüğüne ve sularının tuzluluğuna bakarak Hazar Denizi’ni muhtemelen bir okyanus olarak algılamışlardı. Yaklaşık 371.000 km2’lik bir yüzey alanına (“Kara Boğaz Göl” lagünü hariç) sahiptir ve ortalama deniz suyu tuzluluğunun yaklaşık üçte biri kadar (yaklaşık % 1,2 yani 12 g / l) bir tuzluluğa sahiptir. Hazar Denizi, Karadeniz, Namak Gölü ve Urmiye Tuz Gölü gibi, eski Paratetis Denizi’nin bir kalıntısıdır. Tektonik yükselme ve deniz seviyesindeki düşüş nedeniyle yaklaşık 5.5 milyon yıl önce oluşmuştur. Mevcut akarsuların tatlı su akışı nedeniyle, kuzey kısımlarında adeta bir tatlı su gölüdür ve tuzluluk havzanın çok az akış gördüğü İran kıyılarında belirginleşmektedir.

Hazar Denizi Havzasının Coğrafi Yapısı

Hazar Denizi, dünyanın toplam göl sularının % 40 ila % 44’ünü oluşturur. Kuzey, Orta ve Güney Hazar olmak üzere üç ayrı fiziksel bölgeye ayrılmıştır. Üç bölge arasında büyük farklar bulunmaktadır. Kuzey Hazar ortalama 5 – 6 metrelik derinliği ile çok sığdır ve toplam su hacminin % 1’inden daha azını kapsar. Deniz, Orta Hazar’da ortalama 190 metre ile belirgin bir şekilde derinleşmektedir. Güney Hazar, en derin olan bölgedir ve 1.000 metrenin üzerindeki derinliğiyle Basra Körfezi gibi diğer bölgesel denizlerin derinliğini fazlasıyla aşmaktadır. Orta ve Güney Hazar, toplam su hacminin % 33 ve % 66’sını oluşturmaktadır. Hazar Denizi’nin kuzey bölgesi kış aylarında donmaktadır.

En büyükleri Volga Nehri, ikincisi Ural Nehri olmak üzere 130’dan fazla nehir Hazar’a akmaktadır. Çoğu kuzeyde olmak üzere, yaklaşık toplam 2.000 km2 alana sahip ve genellikle ıssız küçük adaları vardır. Bunlardan en büyüğü Türkmenistan açıklarındaki 45 km2’lik yüz ölçümüne sahip olan Oğurca Adası’dır. Hazar Denizi’nin kuzeydoğu kıyısında Orta Asya stepleri uzanırken, batı kıyılarında Kafkas Dağları yükselmektedir. Hem kuzey hem de doğudaki biyomlar (benzer iklim ve bitki örtüsüne sahip yaşam alanları), soğuk ve kıtasal çöllerle karakterizedir. Aksine, güney ve güneybatıda görülen iklim, bölgeyi çeşitli yüksekliklerdeki dağlık arazilerin çevrelemesi nedeniyle ılımandır. Bu farklı iklim özellikleri havzada büyük bir biyoçeşitliliğe yol açmıştır.

Bölgedeki Doğal Zenginlikler Ve Çevresel Riskler

Hazar bölgesi enerji kaynakları bakımından olağanüstü zengindir. İlk petrol kuyuları, 10. yüzyılın başlarında, hem tıbbi amaçlar için hem de günlük yaşamda ısınma ve aydınlatmada kullanılmak üzere petrol elde etmek amacıyla kazılmıştı. 16. yüzyılda, Avrupalılar bölgedeki zengin petrol ve gaz yataklarının farkındaydılar. İngiliz tüccarlar Thomas Bannister ve Jeffrey Duckett, Bakü çevresindeki bölgeyi “tuhaf bir yer” olarak nitelendiriyorlardı. Çünkü buralarda, “tüm evlere yetecek hayret verici miktarda petrol” vardı.

Volga Nehri, Avrupa’nın % 20’sini dolaşmaktadır ve Hazar’a akan suyun % 80’ini oluşturmaktadır. Böylece, çok sayıda kirletici kimyasal ve biyolojik kirletici maddeyi de Hazar Denizi’ne taşımaktadır. Fosil yakıt çıkarımının ve taşımacılık faaliyetlerinin büyüklüğü de çevre açısından büyük risk oluşturmaktadır. Örneğin Azerbaycan’ın Daş Adası, petrokimya endüstrisinin etkisiyle ekolojik açıdan önemli zarara uğramış durumdadır. Bu bölgedeki deniz kuşları türlerinin sayısı önemli ölçüde azalmıştır. Denizin altındaki petrol ve gaz boru hatları ise çevreye yönelik potansiyel tehdidi daha da artırmaktadır. Gene, Rus kesiminde 2005 yılında keşfedilen Vladimir Filanovski petrol sahası, yüzyılımızda bulunmuş en zengin petrol kaynağıdır. Hazar Denizi’nin 1994-1996 yılları arasında yükselen seviyesi ise, nadir bulunan sucul vejetasyon türlerinin habitat sayısını azaltmıştır. Deniz havzası (nehirler de dahil), 60’tan fazla taksonomik kategoride, 160 türde ve alt türde balığa sahiptir. Bölge, tatlı su canlısı olan Hazar Kaplumbağası’nın da yaşam alanıdır.

Altı mersin balığı türü, yani Rus, Pers, çığa, yıldızlı, melez ve beluga, Hazar Denizi’ne özgüdür. Bunlardan beluga tartışmasız dünyanın en bilinen tatlı su balığıdır. Mersin balığından havyar yapılan yumurta elde edilmektedir. Havyarın yüksek fiyatı nedeniyle, çok ciddi cezalarla bile engellenemeyen aşırı avlanma, dişi balıkları hedeflediği için balık nüfusunu tehlikeye sokmaktadır. Çok sayıda endemik bitki türü Volga deltasının kıyı ormanlarında yaşamaktadır. Kıyı şeridi aynı zamanda Orta Asya çöllerinin kumlarına uyarlanmış bitkiler için de eşsiz bir sığınaktır. Bitki türlerinin yaşamasını sınırlayıcı faktörler, su kirliliği ve çeşitli arazi ıslah faaliyetlerinin ürettiği hidrolojik dengesizliklerdir. Hazar Denizi’ndeki su seviyesi değişimleri de dolaylı bir sorun oluşturmaktadır. Sayıları giderek azalan Asya aslanının, Asya çitasının, Hazar kaplanının ve Pers leoparının da anavatanları Hazar kıyılarıdır.

Kaynakça:
– Hooshang Amirahmadi, “The Caspian Region at a Crossroad: Challenges of a New Frontier of Energy and Development”, Palgrave Macmillan.
– Henri J. Dumont, Tamara A. Shiganova, Ulrich Niermann, “Aquatic Invasions in the Black, Caspian, and Mediterranean Seas”, Springer.
– A. G. Kostianoi, A. Kosarev, “The Caspian Sea Environment”, Birkhäuser.

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here