Bilim insanlarına göre, tek bir hücreden ileri düzey bir organizmanın oluşması tüm biyoloji içinde en ilginç olan durumdur. Gelişme olayı öyle dikkatli kontrol edilir ki, her bir elementin diğerlerine göre doğru yerde bulunmasıyla işlevsel bir ergin bireyin oluşması hücre, doku, organ ve organ sistemlerinin tamamen karışık organizasyonuyla sağlanır. Bu düzende bir kusur bulmak neredeyse imkansızdır. Bir fare yumurtasının bir gramlık küçük bir DNA yapısının milyarda birinin milyonda birinden bir fare oluşmakta iken, bir meşe tohumundaki aynı küçük miktardaki DNA’dan da bir meşe ağacı oluşur. Bunu bir başka şekilde ifade edersek, döllenmiş bir tohum ya da yumurtadaki kromozomlar, birlikte çalışan 1012 hücreden daha fazla hücre içeren, tamamen düzenli yapıya sahip bir organizmanın yönetilmesi için gerekli tüm bilgilere sahiptirler.
Hücreler, özgün tür morfolojisi oluşturmak için birbirleriyle iletişim kurmak adına gerekli tüm bilgilere sahiptir. Çeşitli doku ve organları yapacak özel hücre serilerini vereceklerinden; gelişme olayı gen ifadesinde hücre yüzey proteinlerinde ve hücrelerin gösterdikleri tanınma tutunma özelliklerinde, hücre şeklinde ve hücre hareketliliğinde tamamen programlı ve çok düzenli bir dizi değişikliğe gereksinim duyar. Gelişmenin tamamı ile anlaşılması için hemen hemen tüm biyolojik olaylar silsilesiyle bir benzerlik kurmamız gerekmektedir. Döllenmeden başlayarak, embriyonik gelişme, doğum ve doğumdan sonraki gelişme olmak üzere esas olarak hayvanlardaki gelişmenin fizyolojik olayları çok karmaşıktır. Gelişmeyi kontrol eden ve düzenleyen moleküler, biyokimyasal mekanizmaların bütün olarak kavranması önemlidir.
Bitkilerin çok büyük çoğunluğu ototrofiktir ve yaşam döngüleri sırasında özel bir bölgeye uyum sağlayıp, orada kalarak güneş ışığı toplarlar. Bitkiler hareket etmeye uyum sağlayamadıklarından her bir hücreyi bir yere sabit bir şekilde tutturan bir özellik olan “daha kalın olan hücre duvarlarının yapısal avantajlarını” kullanırlar. Hayvan gelişiminde embriyonun büyümesi sırasında yer alan hücrelerin anlaşılması çok zor olan göçleri, bu yüzden bitkilerde mümkün değildir. Ayrıca, bitkilerin çok az bir kısmı diğer organizmalar üzerinden beslendiğinden, besin maddelerini elde edip yiyebilmeleri için sinir sistemi ve kaslara gereksinmeleri yoktur; ne ağızları, mideleri ve sindirim sistemleri ne de hayvanların böbreklerini, idrar keselerini, kalın ve ince bağırsaklarını ve diğer özelleşmiş organ ve dokularını oluşturan özelleşmiş 300 hücre tipinden daha fazla hücreleri vardır.
Bitkiler daha fazla ışık elde edebilmek için daha fazla uzayıp genişleyerek daha fazla su ve mineral elde edebilmek için köklerini büyütüp yayarak birbirleriyle rekabet ederler. Bunun için, yaşam döngüleri boyunca herhangi bir yer ya da zamanda gereksinim duydukları yaprak ve çiçek gibi yeni organlar üretirler. İleride göreceğimiz gibi, hayvanlar genellikle gelişmenin erken dönemlerinde doku ve organlarını tam olarak yaparlar ve daha sonraki enerjilerini bu doku ve organların büyümeleri bakım ve onarımlarında kullanmak için tahsis ederler.

Kaynakça:
Khan Academy

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here