Hepsidin Nedir?

Hepsidin bir peptit hormonudur. Ana işlevleri vücut kontrolleri demir konsantrasyonunu ve yardımcı dengeyi (SM) korumaktır. Demir, vücudun düzgün çalışması için gerekli olan temel bir mikro besin maddesidir. Ancak seviyeleri çok yüksek olduğunda toksik hale gelmektedir. Hepsidin bağırsak, bağışıklık hücreleri (makrofajlar) ve karaciğer hücrelerinden gelen demiri bloke etmektedir. Ferroportine (bir demir taşıyıcı) bağlanıp parçalayarak demirin kana girişini engellemektedir. Hepsidin karaciğerde üretilmektedir ve bazı faktörler hepsidin seviyelerini kontrol etmektedir. Bu faktörler aşağıdaki gibidir:
• Kan ve karaciğer demir seviyeleri: Düşük demir seviyeleri hepsidini azaltırken, yüksek seviyeler artırmaktadır.
• Demir olmadan gerçekleşmeyen kırmızı kan hücrelerinin üretimi: Anemide kırmızı kan hücresi üretimi için demir arzını arttırmak için hepsidin düşürülmektedir.
• Enflamasyon (IL-6) ve enfeksiyon, hayatta kalabilmek için bu elektrolite ihtiyaç duyan istilacı mikroplarla demirin kullanılabilirliğini sınırlamak için hepsidini arttırmaktadır.
• Düşük oksijen seviyeleri (hipoksi): Bu, anemi gibi dokulara daha düşük oksijen kaynağı olan durumlarda oluşmaktadır.

Hepsidin Seviyeleri

Laboratuvar sonuçları genellikle normal aralık veya referans aralık olarak verilen bir değerler kümesi olarak gösterilmektedir. Sağlık uzmanı, sonuçlardan herhangi birinin beklenen değerler aralığının dışında olup olmadığını görmek için laboratuvar test sonuçlarını referans değerlerle karşılaştırmaktadır. Bunu yaparak, sağlık uzmanı muhtemel durumları veya hastalıkları tanımlamasına yardımcı olacak ipuçları elde edilmesini sağlamaktadır. Sonuçlar laboratuvardan laboratuvara, kullanılan ekipman, teknik ve kimyasallardaki farklılıklar nedeniyle değişkenlik gösterebilmektedir. Sonuçlar uygulamada biraz aralık dışındaysa endişe edilmemelidir ve testi yapan laboratuvara dayalı normal aralıkta olduğu sürece, değerler normal olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, normal testin belirli tıbbi durumun olmadığı anlamına gelmediği bilinmelidir.
Tek testin tanı koymak için yeterli olmadığı unutulmamalıdır. Doktor tıbbi geçmişi ve diğer testleri dikkate alarak yorumlamaktadır. Biraz yüksek veya düşük sonuçlar ciddi tıbbi önem taşımamaktadır, çünkü çoğunlukla günden güne ve kişiden kişiye testler değişiklik göstermektedir. Hepsidin seviyelerini ölçmenin birçok yolu bulunmaktadır, bu nedenle normal referans aralıkları değişmektedir. Dört ana ölçüm türü bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• RIA (radyoimmünoanalizler), hepsidin ölçümü için radyoaktif etiketler kullanılmaktadır. Her ne kadar son derece spesifik olsa da, güvenli olmayabilmektedir.
• ELISA, hepsidin düzeylerini ölçmek için antikorlar ve enzimler kullanılmaktadır ve en yaygın ölçüm tekniğidir. Normal seviyeler 2 ila 56 ng/ml arasında değişiklik göstermektedir.
• Ligand bağlama deneyi
• MS (kütle spektrometresi)
Bununla birlikte hepsidin seviyeleri sabahları daha düşüktür ve öğleden sonraları artmaktadır. 120 sağlıklı kişi üzerinde yapılan bir çalışmada (ELISA), ortalama hepsidin seviyesi 9.2 ng/ml olarak bulunmuştur ve ayrıca normal aralık 1.23-36.46 ng/ml’dir. Hemokromatoz hastaları daha düşük seviyelere sahipken Hodgkin lenfoma ve böbrek hastaları daha yüksek seviyelere sahiptir. Yapılan araştırmada sepsis, enflamatuar bağırsak hastalığı, miyelom ve yanıkları olan hastaların hepsidin düzeylerini önemli ölçüde yükseltme görülmüştür.

Hepsidin Düzeylerini Artırabilecek Faktörler

Hepsidin düzeylerini artırabilecek faktörler bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
Kısa süreli egzersiz: Kısa süreli (akut) egzersiz hepsidin düzeylerini artırmaktadır. 12 sağlıklı kişi üzerinde yapılan küçük bir klinik çalışmada, hem 60 dakika hem de 120 dakika koşular egzersizden 3 saat sonra hepsidin seviyelerini arttırdığı bulunmuştur. Bunun nedeni egzersizden hemen sonra IL-6 düzeylerindeki artış olmasıdır. Bir hafta süren 12 sporcu üzerinde yapılan bir çalışma da koşu egzersizlerinden sonra artmış hepsidin düzeylerini göstermiştir.
Demir takviyeleri alımı: Oral yolla alınan demir takviyeleri demir dengesini korumak için hepsidin seviyelerinin yükselmesine neden olmaktadır. 80 mg/gün demir takviyesi, 145 kişi üzerinde yapılan 4 haftalık bir klinik çalışmada hepsidin düzeylerini artırmıştır.

Hepsidin Düzeylerini Azaltabilecek Faktörler

Bazı tamamlayıcı stratejiler, doktor faydalı olabileceğini belirlerse, tedavi rejimine bir ek olarak da kullanılabilmektedir. Hepsidin düzeylerini azaltabilecek faktörler bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
Kilo verme: Kilo kaybı IL-6 ve hepsidin seviyelerini azaltmaya yardımcı olmaktadır. 6 aylık bir kilo verme programına katılan 15 obez çocuğun VKİ ve hepsidin düzeylerinde anlamlı bir düşüş olduğu görülmüştür. Daha önce obez olan 20 kilo verme ameliyatı geçiren 20 hastada, işlemden 6 ay sonra hepsidin seviyeleri önemli ölçüde azalmıştır.
Uzun süreli egzersiz: 16 sporcunun 120 günlük bir çalışmasında (çaprazlama), uzun süreli egzersiz hepsidin düzeylerinde düzenli bir azalmaya neden olmuştur.
D vitamini takviye alımı: 7 sağlıklı gönüllü üzerinde yapılan bir pilot çalışmada 100.000 IU D vitamini, hepsidin düzeylerini düşürdüğü bulunmuştur.
Kurkumin: Kurkumin, STAT3 iletim yolunu bloke ederek fare karaciğer hücrelerinde hepsidin üretimini önemli ölçüde azalttığı bulunmuştur.
Bazı ilaçlar mevcut kanıtlara dayanarak hepsidin seviyelerinin düşmesine yardımcı olmaktadır. Bu ilaçlar aşağıdaki gibidir:
Aspirin: Sıçan hücrelerinde aspirin, enflamasyonu (ve inflamatuar sitokin IL-6) azaltarak hepsidin üretimini azalttığı bulunmuştur.
Testosteron: 109 erkek üzerinde yapılan klinik bir çalışmada, 20 haftalık testosteron uygulaması hepsidin düzeylerini baskıladığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, inflamatuar belirteçler ve demir seviyeleri değişmemiştir.
Östrojen: 31 kadın üzerinde yapılan bir klinik çalışmada, östrojen tedavisi hepsidin düzeylerini düşürdüğü bulunmuştur. Östrojen hepsidin’i inhibe etmektedir, böylece vücut menstrüasyon sırasında demir kaybını telafi etmek için daha yüksek demir seviyelerine sahip olmaktadır.
Alkol ve sigara: Birden fazla olumsuz sağlık etkisi nedeniyle bu alışkanlıklara şiddetle tavsiye edilmemesine rağmen, hem alkol hem de sigara mevcut kanıtlara dayanarak hepsidin seviyelerini düşürmektedir. Alkolik böbrek hastalığı olan hastalar, hepsidin üretimini baskılamış, bu da alkol tüketiminin hepsidinde azalmaya neden olduğu düşünülmektedir. Farelerde kronik alkol tüketimi hepsidin düzeylerini düşürmüştür. Sigara içmeyen 40 ve 41 sigara içen bir çalışmada, sigara içenlerin kandaki hepisinidin ve demir düzeylerinin anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır.

Hepsidin ile İlişkili Genler

HAMP: Hepsidin, insanlarda HAMP geni tarafından kodlanan bir proteindir. Bu gendeki SNP’nin G varyantı olan rs10421768, düşük hepsidinidin seviyeleri ve ekstrapulmoner tüberküloza karşı artan duyarlılık ile ilişkilidir.
BMP6: Kemik morfo genetik proteinleri (BMP’ler), kemik büyümesini indükleyen ve hepsisin üretimini ayarlamak için demir algılama mekanizmalarını kullanan bir grup büyüme faktörüdür. Ayrıca BMP6, hepsidinin birincil düzenleyicisidir.
HFE: Polimorfizmi HFE ( rs1800562, C282Y varyantı) karaciğere düşük hepsidin seviyeleri ve artan demir yüklenmesine neden olmaktadır.
MT2: TMPRSS6 geni MK2 kodlar normalde hepsidin üretimini azaltmaktadır. Bu gendeki mutasyonlar artmış hepsidin üretimine ve demir dirençli demir eksikliği anemisine neden olmaktadır.
TFR2: Transferrin reseptörü 2 ( TFR2 ), hepsidini düzenler ancak mekanizması bilinmemektedir. Farelerde, TFR2’nin bozulması hepisinidin azalmasına neden olduğu bulunmuştur.
HFE2: Hemojuvelin, ciddi bir hemokromatozis (vücutta aşırı demir) olan kişilerde juvenil hemokromatozdan sorumlu proteindir. Hemojuvelin (karaciğer hücreleri, kemik ve kalp kasından), BMP6 için hepcidin üretimine neden olan bir koreceptör görevi görmektedir.

Kaynakça:
karger.com
nature.com
frontiersin.org
mdpi.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar