Home Bilim

Kan Hastalıkları

Kan veya kemik iliğindeki problemler, kan bozukluklarını içerir. Doğumdan itibaren kemik iliği (kemiklerimizin ortasındaki yağ bölgesi), yeni kan hücrelerinin birincil kaynağıdır. Kan dört bölümden oluşur ve kan bozuklukları kanın dört bölümünden herhangi birinde ortaya çıkabilir:
Beyaz kan hücreleri: Lökosit veya akyuvarlar olarak da adlandırılan beyaz kan hücreleri; lenf bezleri, kemik iliği, dalak ve timüs bezinde üretilir. Lökositler vücudun bulaşıcı hastalıklara ve yabancı maddelere karşı korur ve bağışıklık sisteminin en önemli bir bölümüdür.

Kırmızı kan hücreleri: Alyuvar veya eritrosit olarak da adlandırılan kırmızı kan hücreleri, kanda çok sayıda bulunan hücrelerdendir. Görevi, hücrelerin yaşaması için gerekli olan oksijeni taşımaktır. Aynı zamanda vücudu temizlemek ve içinde hücrelerde birikmiş olan karbondioksiti kalbe geri iletmektir.

Trombositler: Pıhtı hücreleri, plateletler ve kan pulcukları olarak da adlandırılan trombositler, kan pıhtılarının oluşumunda görev alan hücre parçalarına verilen isimdir. Kan pulcukları fazla miktarda granül içerir ve renksiz hücre parçalarına sahiptir. Kanın pıhtılaşmasını sağlayan ve kanamayı önleyen küçük kan hücresiyle pıhtılaşan kan katılaşarak yaranın ağzını büzer.
Plazma: Kan plazması, toplam kan miktarının yaklaşık yarısından oluşan kanın sıvı bileşenidir. Yaklaşık yüzde 90’ı sudur. Geri kalan yüzde 10’luk kısmını ise mineraller proteinler, hormonlar atık ürünler, pıhtılaşma faktörleri ve immünoglobinler oluşturur. Plazma, vücuttaki hücrelere çeşitli maddeler bırakır ve işlenmek üzere atık maddeleri geri toplar.
Beyaz kan hücresi sayılarındaki yükseklik, lökositoz (lökosit sayılarındaki artış) ve lökopeni (lökosit sayılarındaki azalış) olarak adlandırılır. Granül içerip içermediklerine bağlı olarak 2 gruba ayrılırlar: granülositler (granül içerenler) ve agranülositler (granül içermeyenler). Hastalıklardan etkilenebilecek altı çeşit beyaz kan hücresi vardır. Bunlar;
Granülositler: 3 tip granül içeren beyaz kan hücresi vardır. Nötrofiller, eozinofiller ve bazofiller.
1.Nötrofiller: Beyaz kan hücrelerinin en yaygın türüdür. Soluk mavi-pembe renkte granüllere sahiptir. Bütün beyaz kan hücrelerinin ortalama yüzde 62 sini oluşturur. Bakterilere karşı vücudun en önemli savunma hücresidir. Bakterileri sindirerek, öldürmesine fagositoz denir. Enfeksiyon durumunda kanda ki nötrofil miktarı artar.
2.Eozinofiller: Bütün beyaz kan hücrelerinin ortalama yüzde 2 sini oluşturur. Turuncu-kırmızı renkte granüllere sahiptir. Parazitlerin, antijen-antikor kompleksini yok eder ve alerjik reaksiyon da rol oynarlar.
3.Bazofiller: Bütün beyaz kan hücrelerinin ortalama yüzde 0,4’ünü oluşturur. Mor renkte granüllere sahiptir. Görevi henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Fakat alerjik reaksiyonlarda da rol oynarlar. Heparin, seratonin ve histamin içerirler.
Agranülositler:
2 tip granül içermeyen beyaz kan hücresi vardır. Bunlar monositler ve lenfositler.
1.Monositler: Bütün beyaz kan hücrelerinin ortalama yüzde 5.3’ünü oluşturur. Dolaşımdaki fagositler en büyük kan hücreleridir. Bu hücreler vücuttaki hasarlı, eski ve ölü hücreleri sindirirler.
2.Lenfositler: Vücudun bağışıklık sisteminin karmaşık hücreleridir. Bütün beyaz kan hücrelerinin ortalama yüzde 30’unu oluşturur ve tek çekirdeklidir. İki çeşit lenfosit vardır: T-lenfositler ve B-lenfositler.
Geniş kan bozukluğu teşhisine uygun olan birçok tıbbi durum yine de büyük ölçüde değişkenlik gösterebilir. Genel olarak, doktorlar bir hastalık belirtisini, bir kan bozukluğu olarak adlandırdığında bunun kanserli olmadığını (kötü huylu olmadığını) ima ederler.
Bazı kan hastalıkları iyi huylu ve kötü huylu (kanserli) ve premalign (kansere dönüşme oranı yüksek) olarak adlandırırlar. Lösemi, genellikle kan/kemik iliğinin kanseri olduğu için kan hastalıkları terimine dahil edilmez. Kan bozuklukları, genel olarak kan veya kemik iliğindeki sorunların tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış hematolog doktorları tarafından teşhis edilir.


Ortak Türleri


Kemik iliği tarafından üretilen beyaz kan hücresine ve normal olmayacak şekilde nötrofil sayısının düşmesine nötropeni denir. Nötrofiller, bağışıklık sisteminin otoimmün nötropeni, Shwachman Diamond Sendromu (SDS) ve siklik nötropeni gibi sayısız bakteri enfeksiyonlarıyla savaşması için önemli bir hücredir.
Anemi (Kansızlık): Kanda bulunan hemoglobin miktarı ve genellikle alyuvar sayısının azalmasından kaynaklanan bir hastalıktır. Az sayıda kırmızı kan hücresi veya hemoglobinden (oksijen taşıyan protein) kaynaklanır. Anemi, demir eksikliği, orak hücre hastalığı veya talasemi olabilir.
Polisitemi Vera (PV): Kemik iliğinin aşırı miktarda kırmızı kan hücresi yaptığı bir durumdur. Bu artış, pıhtı oluşma riskini artırabilir.
İmmün Trombositopenik Purpura (ITP): Kan trombositlerini “yabancı” olarak belirlediği ve bu nedenle imha edildiği bir durumdur. Bu çok düşük trombosit sayıları ve kanamaya neden olabilir.
Trombositoz: Artmış trombosit sayısını ifade eder. Neyse ki çoğu zaman, yüksek trombosit sayıları, altta yatan sebepler düzeldiğinde daha iyi tabir edilecek başka bir nedenden (reaktif trombositoz) kaynaklanır. Bununla birlikte diğer nedenler arasında, kemik iliğinin, kan pıhtılaşması riskini artıran çok yüksek sayıda trombosit ürettiği trombositemi (ET) gibi kan koşullarıdır.
Hemofili: Azaltılmış miktarda prokoagülan faktöre yol açan kalıtsal bir durumdur. Bu kolay kanamaya neden olur. Hemofili hastalarına bazen “serbest kanama” da denir.
Vücudun herhangi bir yerinde kan pıhtıları (ayrıca tromboz da denir) oluşabilir. Beyinde oluşan kan pıhtılarına felç denir, kalpte oluşana ise kalp krizi ya da miyokard enfarktüsü denir. Derin ven trombozu (DVT) genellikle kollarda veya bacaklarda kan pıhtılarını ifade eder.


Belirtileri


Bazı kan hastalıkları az miktarda belirteler gösterirken bazıları da daha fazla belirti gösterir. Örneğin
anemi; yorgunluğa, nefes darlığına veya kalp atış hızınızın artmasına neden olabilir.
Trombositopeni, ağız çevresinde veya burun bölgesinde artmış morarma veya kanamaya neden olabilir.
Hemofili, kanamanın artmasına da neden olabilir; ancak önemli bir yaralanma olmadan özellikle kasları ve eklemleri hedef aldığı bilinmektedir.
Kan pıhtılaşması, kollarda veya bacaklarda şişmeye ve ağrıya neden olabilir.


Teşhis


Bireyin kan hastası olup olmadığını ve bunun semptomlarını dahiliye (iç hastalıkları) doktoru berlirler. Tahmin edebileceği gibi çoğu zaman kan testine ihtiyaç duyulur. Bazen yıllık fizik muayene gibi başka nedenlerle yapılmış laboratuvar çalışmalarında kan bozuklukları ortaya çıkabilir.
Tam kan sayımı olan hemogram (CBC) testi kan bozukluklarını teşhis etmek için tam tarama testidir. CBC testinde üç kan hücresi türüne bakılır ve kan hücrelerinden birinin artıp azalmayacağını veya birden fazla kan hücresinin etkilenip etkilenmiyeceğini belirlenir. Bu test, lösemi kansızlık ve enfeksiyon da olmak üzere birçok hastalığını teşhis etmek ve genel sağlık durumunu değerlendirmek için de yapılır. Bu testte beyaz kan hücreleri, kırmızı kan hücreleri, hemoglobin miktarı, hematokrit ve trombositler de ölçülür. Hemogram devlet ve özel hastanelerde ya da sağlık ocaklarında da yapılmaktadır. Hastalıkların teşhisi için ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç olup olmadığına dair bilgi de verebilir. Çok miktarda kanama varsa doktor, muhtemelen “pıhtı” olarak adlandırılan koagülasyon kan testine bakar. Genellikle ilk olarak protrombin zamanı (PT) ve parsiyel tromboplastin zamanı (PTT) testi yapar. Bu da kanın ne kadar zamanda pıhtılaştığını ve kanın pıhtılaşmasının ne kadar iyi olduğu hakkında genel bilgi veren bir testtir. PT veya PTT test süresi uzatılırsa (diğer insanlardan daha fazla kanama olasılığını gösterir), daha fazla işlem yapılır. Doktor, bireysel pıhtılaşma faktörü seviyelerini tahmin edebilir veya trombositlerin işlevini değerlendirebilir.
Kan pıhtıları biraz farklıdır. Doktorun teşhis etmesi için vücuttaki problemli bölgeyi incelemesi gerekir. Bunun içinde kollarda veya bacaklarda olası pıhtıları değerlendirmek için ultrason cihazı akciğerlerde veya beyinde BT (bilgisayarlı tomografi) veya MRI (manyetik rezonans görüntüleme) taramaları yaygın olarak kullanılır.


Tedavi


Bazı kronik kan bozukluklarının spesifik bir tedavisi yoktur, ancak akut olaylar sırasında tedavi gerektirebilir. Örneğin demir eksikliğinden kaynaklanan anemi, demir takviyesi ile tedavi edilecektir. Kalıtsal bir anemi şekli olan beta talasemi major, aylık kan nakli ile tedavi edilir.
Hemofili, tek tek kanamaları tedavi etmek için veya düzenli olarak verildiğinde kanamaları (profilaksi) önlemek için kullanılabilecek pıhtılaşma faktörü değiştirme ürünleri ile tedavi edilebilir.
Hasta da tanı konulması için ve en iyi tedavinin ne olduğunu belirlemek için doktorla görüşülmesi önemlidir.
Kan bozukluğu teşhisi konulan hasta için durum endişe verici olabilir. Bazen yapılan testler sonucunda kanser araştırma merkezine yönlendirilip bir uzman tarafından görülmesi istenebilir. Bu da kişinin endişe ve stresi artırır. Fakat doktorun bu yönlendirmesi, hastanın kanser olduğunu düşündüğü anlamına gelmez. Çoğu hematolog onkoloji alanında da (kanser teşhisi ve tedavisi) eğitim almış ve onkologlarla yapılan kliniklerde çalışmaktadır.

Kaynakça:
niddk.nih.gov
healtline.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here