Temmuz’un son haftası ile Ağustos’un ilk haftası arası yaşanan, halkın çoğunlukla “Afrika Sıcakları “ya da “Çöl Sıcakları”, bazen de “Cehennem sıcakları” olarak ifade ettiği dayanılmaz sıcaklar için yaşça ileri kişiler, geçmiş zamanlarda Eyyam-ı Bahur terimini kullanmış, bu döneme girildiğinde bazı tedbirler almış, uygulamalar yapmışlardır. Söz konusu tedbirler özellikle denize girmek, yüzmek ve güneşlenmek konularını kapsamaktadır. Aşırı sıcak dönemlerde insanların vücudunda “ala düşmek” olarak tanımlanan beyaz renkli lekeler oluştuğuna inanılmış ve lekelerin uzunca bir süre yok olmayacağı, oluşmasını engellemek için ıslak bir yüzle ya da bedenle güneş altında kalınmaması gerektiği söylenmiştir. Bir başka inanış da denize girerken üzerlerinde metal kolye, bileklik gibi eşya bulunduran kişilerin bedenlerinde leke oluşmayacağıdır. Eski dönemlerde bu inanca sahip olan kişiler inşaat çivilerini kullanarak bilezik, kolye gibi takılar yapmışlardır. Ancak bugün için şunu söylemeliyiz ki yüzmeyi sevenler su damlacıkları ve güneş etkisiyle leke oluşmaması için metale ya da çiviye güvenmemeli, vücutlarını sudan çıktıktan sonra güzelce kurulamalı, güneş altında saatlerce tedbirsiz kalmamalıdır.

Hava Sıcaklığı Niçin Olduğundan Yüksek Hissedilir?

Yaz aylarının en sıcak olduğu Eyyam-ı Bahur günleri aynı zamanda en kurak günlerdir. Havanın son derece boğucu bir sıcaklığa sahip olduğu, günümüzde insanların çoğunun bilmediği ve bilenlerin çok az olduğu ve artık pek kullanmadığı bir terim olan Eyyam-ı Bahur günlerinde sıcaklıkların bu denli yüksek hissedilmesinin sebeplerinden biri şehirlerdeki ısı adalarıdır. Isı adaları sanayi devrimi ve çarpık kentleşmenin, iklime uymayan, çok katlı, cam giydirme, beton binaların ve asfaltların eseridir. Hava sıcaklığının olduğundan daha yüksek hissedilmesinin bir başka sebebi nemdir. Nem oranı % 60 ya da bu orandan daha fazla, % 30 ya da daha düşük olursa sıcaklık daha yüksek ve bunaltıcı hissedilir. Örneğin hava sıcaklığı 35 santigrat derece olsa da nem % 65 ise sıcaklık gölgede 45, güneş altında ise 55 derece olarak algılanır. Bu kadar yüksek hissedilen sıcaklıkların ve yakıcı rüzgarların insan, bitki ve hayvanları etkilememesi mümkün değildir.

Eyyam-ı Bahur Terimi Arapça Kökenlidir

Yurdumuzun güney sahillerini ve kıyı Ege’yi fazlaca etkileyen Eyyam-ı Bahur terim olarak Arapça kökenlidir. Sıcak günlerde yerden yukarı yükselen buğu anlamındaki Eyyam-ı Bahur ülkemizin de bulunduğu kuzey yarımkürede temmuz ile eylül ayları arasında, güney yarımkürede ise ocak ile mart ayları arasında yaşanır. Ancak kavurucu sıcakların yaşandığı tarihler ülkelerin yer aldığı enlem ve boylamlara, iklim şartlarına göre değişiklik gösterir. Türkiye’de yılın en sıcak ve kurak günleri Ağustos ayının ilk haftasında yaşanır.

Sirius (Şi’ra) Yıldızıyla Eyyam-ı Bahur’un İlgisi

Kuran-ı Kerim’de, Necm suresinde adı “Şi’ra” olarak geçen Sirius yıldızı gökyüzündeki en parlak yıldızlardandır. Birçok eski medeniyette ve hatta günümüzde birçok kültürde Eyyam-ı Bahur denilen kavurucu yaz sıcaklarının Sirius çift yıldızla bağlantılı olduğu görüşü hakimdir. Çift bir yıldız olan “Sirius” takımyıldızı “Büyük Köpek” takımyıldızına bağlıdır. Sirius çift yıldızı dünyamızı ısıtan, hayat veren, kendisi de bir yıldız olan güneşimizden 8,6 ışık yılı kadar daha uzakta ve iki kat daha büyük olsa da 23 kat daha parlaktır. Aynı zamanda çok yoğun ve ağır olan bu yıldıza “Köpek Yıldızı” ya da “Demirkazık Yıldızı ” da denir.
Farklı adlar verilmiş olan bu çift ya da takım yıldızda iki yıldız bulunur. Sirius A ( büyük olan yıldız) ile Sirius B (küçük olan yıldız) birbirinin çevresinde, birlikte dolaşır. Sirius A’nın adı Kuran-ı Kerim’de Tarık suresinde geçmektedir. Akyıldız ya da Sirius takım yıldızı ilk defa eski Roma İmparatorluğu döneminde, günümüzden 2000 sene önce, 23 Temmuz gününde, doğu ufkunda gözlenmiş ve o tarih aşırı sıcak günlerin bir işareti olarak görülmüştür. İşte bu nedenle yılın 23 Temmuz ile 23 Ağustos arası yaşanan kavurucu sıcaklara “Köpek Günleri” adı verilmiştir. Romalılar belirtilen tarihler arasında ( Sirius yıldızının görüldüğü zamanlarda) bereket artsın, ektikleri buğdaylar hastalık kapmasın, zarar görmesin dileğiyle özelikle kahverengi tüylere sahip olan köpekleri kurban eder, Sirius yıldızını hoşnut etmek isterlerdi. Bu yıldız eski Mısır medeniyetlerinde de gözlenmiş, değer verilmiş ve aşırı sıcaklarla beraber yangınlarla, sel felaketleri ve su taşkınlarıyla ilişkilendirilmiş, antik Mısır takvimi de Nil nehrinde her yaz gerçekleşen suların taşması öncesinde doğan Sirius’a göre hazırlanmıştır.

Aşırı Sıcaklardan Nasıl Korunmalıyız?

Eyyam-ı Bahur sıcaklarının yaşandığı günler ciddi anlamda korunma gerektiren günlerdir. Bronşit, astım, kalp ve tansiyon hastaları için çöl sıcakları risklidir. Yaşlılar, çocuklar, nöbet tutmak durumunda olan polisler, askerler, ateş karşısında çalışan fırıncılar ve aşçılar da çok dikkatli olmalıdır. Sıcakta kalan çoğu kişide asabiyet ve yoğun stres görülür. Yakıcı çöl sıcakları dönemlerinde sıcak hava dalgalarının ve nemin etkisiyle birçok ülkede kalp krizleri, beyin kanaması gibi sebeplerle yüzlerce kişi yaşamını kaybetmektedir. Saat 10.00 – 16.00 arasında, güneş ışınları yeryüzüne dik açıyla gelmektedir. Sağlık sorunları yaşanmaması için bu saatlerde çok mecbur kalmadıkça dışarı çıkılmaması, giysilerin pamuklu, ter emici, açık renk, bol ve ince olması, gölgede kalınması, bol su tüketilmesi, güneş koruyucu kullanılması, şemsiye, güneş gözlüğü ve şapka gibi koruyucuların ihmal edilmemesi önerilir. Sıcak çarpmasının belirtileri de bilinmeli, belirti gösteren kişiler ya ilk yardım gelinceye kadar serin bir alanda sırt üstü yatırılmalı, bacakları biraz yükseltilmeli, ense, baş, boyun, kasık, koltuk altı gibi kısımlarına soğuk uygulamalı, bilinci yerindeyse su verilmeli ya da zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

Sıcak Çarpması Nasıl Anlaşılır?

Sıcakta uzun süre kalan ve sıvı kaybına uğrayanlarda yorgunluk, halsizlik, bitkinlik ve tansiyon düşüklüğü görülür. Erken fark edilip önlem alınmazsa sıcaktan etkilenen kişilerde bulgulara mide bulantısı, kusma, ishal, baş dönmesi, çarpıntı, huzursuzluk, sinirlilik, baş ağrısı da eklenir. Güneşte, sıcakta kalmaya devam edilir, durum yeterince önemsenmez ise rahatsızlanan kişilerde daha sonra şaşkınlık hali, şuurun bulanıklığı, sara nöbeti geçirme ve komaya girme hali yaşanabilir. Bütün bunlar sıcak çarpması kapsamındadır. Çok sıcak günlerde unlu, yağlı, şekerli hamur işleri yerine sebze, meyve ağırlıklı, sindirim sistemini yormayacak gıdalar tüketilmelidir. Fazla terleyen kişiler kaybettikleri tuzu hafif tuzlu ayranla yerine koyabilir.

Yüksek hava sıcaklıkları sağlık sorunlarına sebep olmakla kalmayıp orman yangınlarına, enerji hatlarındaki kabloların genleşip esnemesine, yollardaki asfaltların erimesine hatta demiryollarındaki rayların genleşmesine, dolayısıyla çeşitli kazalara, mal ve can kayıplarına da sebep olabilir.

Kaynakça:
http://www.meteoroloji.org.tr
https://nediyor.com
http://www.bilimvesaglik.com

Yazar: Müşerref Özdaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here