lnternet of Things (IoT) teknolojisi sayesinde çok yakında her şey internete bağlı olacak. Peki bu yeni değişim hayatımızı nasıl etkileyecek?
IoT kavramını Türkçeleştirmek gerekirse “şeylerin interneti” veya “nesnelerin interneti” ifadelerinin sık sık kullanıldığına şahit olabilirsiniz. Ancak İngilizce’de anlamlı olsa da Türkçe’de devrik bir ifade oluşturan bu çeviriler yerine, halkın onu daha kolay anlamasını sağlayacak “İnternet nesneleri” kavramı çok daha anlamlı kalıyor.

İnternet Nesneleri, insanoğlunun önündeki yeni devrim konusu olarak karşımızda kalıyor. Yüzyıllardır dünyada büyük devrimler yaşandı. Matbaanın keşfiyle bilginin yayılmasında büyük bir devrim yaşandı, 17oo’lerde endüstri devrimi karşımıza çıktı. Ardından telgraf, telefon, radyo ve televizyon ile dünya uzun bir sürece yayılan iletişim devrimi yaşadı. İnternetle beraber iletişim devrimi süreci zirveye ulaştı. Mobil telefonlar sayesinde dünya mobil devrime şahit oldu. Bir zamanlar, sokağa çıkmadan önce tüm günlük hayatımızı planlayıp programlamak, buluşmalarımızı, randevularımızı sokağa çıkmadan önce kesinleştirmek zorundayken, artık hayat saniye saniye değişebilen hızlı bir tempoda akabiliyor ve biz mobil cihazlarımız sayesinde bu hızlı akışa rahatça adapte olabiliyoruz. 15 yıl önce Laptoplar veya Palm (Avuçiçi) benzeri cihazlarla mobilitenin hayatı güçlü şekilde değiştireceğini, profesyonellerin oturdukları kafelerden işlerini yürütebileceklerini anlatırken, bilim kurgu senaryosu yazıyormuş gibi görünsek de, 15 sene sonra bu öngörülerin hayatın olağan akışı haline geldiğini görebiliyoruz.

İşte insanoğlu şimdi de internet nesneleri devriminin başlangıcında duruyor. Tabletler ve akıllı saatler vasıtasıyla hayatımıza ufak ufak sızan bu teknoloji aslında tablet veya akıllı saat gibi bilişim ürünlerinin ötesinde, kullandığımız sayısız büyük/küçük nesnenin, internete erişebilen ve diğer nesnelerle iletişim kurabilen akıllı cihazlara dönüşmesi anlamına geliyor.

amazon-dash-buttons

Buzdolabımız, kahve makinemiz, otomobilimiz, çamaşır makinemiz, klimamız, televizyonumuz hatta giydiğimiz kıyafetler, oturduğumuz kanepe bile bir internet nesnesi olabilir. Olması için de çok yoğun bir çalışma yürütülüyor. İşte tüm bu çabalar sonuca ulaştığında, internet nesneleri devrimi yaşanmış olacak.

Peki tüm bu internet bağlantıları ne işimize yarayacak?

Buzdolabımızın veya klimamızın internete bağlı olması, dolaptan su içerken Facebook’a bağlanıp sohbet etmemizi amaçlamıyor. Bu cihazların mümkünse geniş bağ ile, ama gerekli değilse de minimum bir bağlantı imkanıyla internete erişebiliyor olması, gündelik hayatı kökünden değiştirebilecek uygulamalara imkan tanıyor. Buzdolabı örneğine geri dönelim … Akıllı bir buzdolabı düşünün. İçinde, İntel’in 3D analiz yapabilen sensörlerine benzer özel sensörler olsun. Bu sayede içindeki kritik malzemelerin miktarını sürekli kontrol altında tutabilsin. Kaç yumurta kalmış, kaç litre süt var, kaç gram peynir, kaç gram zeytin kalmış. Aynı şekilde domatesin ve diğer sebzelerin miktarını ölçebilsin. Tazelik durumlarını tespit edebilsin… İşte bu akıllı buzdolabı aynı zamanda internete bağlantı kurabildiğinde, bitmekte olan ürünlerin yerine yenisini sipariş edebilir, size rapor verebilir, alışverişlerinizi daha kolay yapabilmenizi sağlar. Çamaşır makinesinin aynı mantıkla çalıştığını ve deterjan bittiğinde markete deterjan siparişi gönderebildiğini düşünün. Klimanızın gazı bitmek üzereyken servise
haber verdiğini. vücudunuzdaki kıyafetlerin kalp ritminizi, vücut ısınızı, terlemenizi, sağlık verilerinizi sürekli kontrol ederek anı anına doktorunuza ilettiğini hayal edin.

Otomobilinizin akıllı olduğunu ve içinde ulaştırmanızı sağladığı akıllı şehirle iletişim halinde olduğunu düşünün … Akıllı şehirden gelen sinyallerle kapalı/yoğun yolları anında görerek size gideceğiniz yer için alternatif rotalar bulduğunu, diğer otomobillerle iletişim halinde kalarak otoyolda kendi kendine ilerleyebildiğini hayal edin.

Tüm bunlar, on yıl öncesine kadar büyük bir hayalken, bugün artık gerçekleşmesine bir adım kalmış veya kısmen gerçekleşmiş teknolojiler olarak hayatımıza girmeye başladılar. Tüm bu resme genel olarak. İnternet nesneleri ismini veriyor.

Uygulamalar ise şimdiden hayata geçmiş bulunuyor. Çok basit bir örnek vermek gerekirse, Amazon’un hayata geçirdiği Dash Button isimli minik bir düğme ile etrafınızdaki cihazları internet nesnesine dönüştürebiliyorsunuz. Örneğin, kahve makinenizin üzerine, bir kahve markasının geliştirdiği küçük Dash Buttonu’nu yapıştırıyorsunuz. Evdeki kapuçino kapsülleri bittiğinde makinenin üzerindeki bu düğmeye basıyorsunuz ve internete bağlı olan bu minik button, yakındaki markete kapuçino kapsülü siparişi veriyor. Market, siparişi kimin verdiğini, kaç paket kapsül istediğini, hangi saatler arasında teslimat yapması gerektiğini, ücreti hangi kredi kartından çekeceğini biliyor çünkü tüm bu detaylar daha önce Dash Button’un sahibi tarafından, akıllı telefonundaki Dash Button uygulaması ile markete bildirilmişti. Artık kullanıcı sadece bir düğmeye basarak eve kapuçino kapsülü siparişi verebiliyor. Aynı sistem çamaşır makinesindeki deterjan, buzdolabındaki peynir, süt, domates gibi ürünler için de geçerli olabiliyor.

Bu sistemin yakında tüm dünyaya yayılacağını ve Dash Button’lar ile değil ama cihazlara entegre edilmiş akıllı çipler, sistemler sayesinde, dahili olarak yürütüleceğini tahmin edebilirsiniz. Otomobilinizde bir düğmeye bastığınızda, en yakındaki yetkili servisin araca ait tüm dahili teknik/arıza bilgilerini görebildiğini ve yolda kalmış aracınıza yardım etmek için yola çıktığını, normalde saatler boyunca yolda beklemek zorunda kalabileceğiniz bir sorunun yarım saat içinde çözüldüğünü düşünün … Ya da kalp rahatsızlığınız nedeniyle sürekli kalp krizi riski altındayken, giydiğiniz kıyafetlerdeki sensörler vasıtasıyla vücudunuzu sürekli dinleyen yapay zekalı tıbbi sistemlerin, kalp krizinin gelişine dair işaretl eri saatler öncesinden fark edip hem sizi hem de doktorunuzu uyardığını ve siz daha belirtilerin farkına bile varmadan doktorunuzun size müdahale edip krizi önlediğini hayal edin. İşte nesnelerin interneti sayesinde günlük yaşamın evrileceği yeni format böyle bir hal alacak.

Aslında İnternet nesneleri biz farkında olmadan gelişen bir devrim oldu. Bu kavrama henüz ismini vermediğimiz ve ne olduğunun farkında olmadığımız yıllarda, daha 2008 yılında dünyada 7 milyardan fazla cihaz internete erişim sağlıyordu. Cisco’nun araştırmalarına göre, 2020 yılına geldiğimizde bu rakam 50 milyarı geçecek. Yani dünyadaki kişi başına altıdan fazla cihaz internete bağlı olarak çalışacak. Bu tarihte, internet nesneleri yılda 13 trilyon dolarlık kazanç üretecek. Bu cihazlar 2018 yılında, yıllık 400 zetabyte (ZB) veri trafiği gerçekleştirecek. Karşılaştırma olması bakımından, 2009 yılında tüm İnternet trafiğinin, bir ZB’ın yarısı olan 500 exabyte boyutunda olduğunu hatırlamak lazım.

akıllı-ev

Evlerimiz akıllanacak

IoT devriminin odak noktası, evlerimiz olacak. Elbette sadece evler değil, fabrikalardan otoyollara kadar tüm dünya internet nesneleri ile dönmeye başlayacak ancak teknolojinin asıl hedef noktası , insanları konfor içinde yaşatmak ve bu da evde başlıyor. Şimdiden akıllı televizyonumuz sayesinde İnternet nesneleri ile tanışmış bulunuyoruz. İnternete bağlı olan televizyonumuzdan stream servislerine bağlanıp dilediğimiz filmi indirip seyredebiliyoruz. Sadece televizyonlar değil, üreticiler şimdiden internet nesneleri konseptini tüm cihazlarına adapte etmeye gayret gösteriyorlar.

Samsung’un şimdiden “SmartThings” isminde bir markası bulunuyor ve bu konsepte uygun cihazlar ev içinde birbiri ile iletişim kurabiliyor. Bu servis ile eviniz bir anda akıllı eve dönüşüyor. Siz evde yokken açık kalan musluktan taşan suyu, yangını, dumanı, hırsızı tespit edebilen sistem, kullanıcı eve gelmeden evin ısısını, ışıkları, perdeleri bile ayarlayabiliyor. Samsung’un akıllı buzdolapları, müzik sistemleri, telefonları, tabletleri, saatleri, çamaşır makineleri, televizyonları, fırınları bu sistemle senkronize şekilde çalışabiliyor. İnternet nesnelerine önemli bir örnek de giderek yaygınlaşan akıllı kilitler. Evlerin kapısına yerleştirilen bu kilitler, ev sahipleri kapıya yaklaştığında onları tanıyor ve kapıyı otomatik olarak açıyor. Bir yabancı geldiğinde ise kapıda kimin olduğunu ev sahibine bildiriyor. Ev sahipleri dilerse, belirledikleri kişilere, eve giriş için izinler tanımlayabiliyor. Örneğin tüm gün iş yerinde olan bir ev sahibi, evin yardımcısına giriş çıkış için izin tanımlayabiliyor. Böylece bir yabancıya evin anahtarını vermek zorunda kalmadan, eve girip çıkabileceği gün ve saatleri kontrol altında tutabiliyor.

samsung-akıllı-buzdolabı

Büyük veri

İnternet nesneleri sayesinde gelişen bir diğer konu da büyük veri kavramı. Milyarlarca küçük cihazın sürekli oluşturduğu veri, büyük veri teknolojisinin gelişimini de mümkün kılıyor. Tüm bu devasa veriyi işleyebilecek yeni teknolojiler gelişirken aynı zamanda işlenmiş verinin yeni kullanım alanları da ortaya çıkıyor.

Örneğin, buz dolaplarından gelen veri işlendiğinde, hangi kullanıcının hangi ürünleri hızla tükettiğine dair önemli bir veri elde ediliyor. Ahmet Beylerin evinde her gün bir litre süt tüketildiğini gören marketler, yeni süt ürünleri ve kampanyaları hakkında Ahmet Bey’in e-postasına, telefonuna veya buzdolabının ekranına reklam gönderebiliyor, indirim tekliflerini ulaştırabiliyor. Bu elbette, kullanıcılar açısından yeni bir spam dalgası tehlikesi de oluştursa da, internetin ilk yıllarında spam tehdidini küçümseyen dünya, bu deneyimden aldığı dersle reklam ve pazarlama kampanyalarını spam’e dönüştürmeden uygulamanın yollarını da öğrendi. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde internet nesneleri üzerinden gerçekleşebilecek pazarlama kampanyalarının spam’e değil, kullanıcıların yarar sağlayacak gelişmelere yol açması bekleniyor. Çok süt tüketen Ahmet Bey’in ailesi örneğinde, Ahmet Bey’in süt ve süt ürünleri alışverişinde kazanabileceği önemli indirimler söz konusu olacak. Çünkü yeni pazarlama kampanyaları artık kitlesel olarak değil, kişisel olarak planlanabilecek. Binlerce farklı firma, aynı anda milyonlarca kişiye, “yeni süt ürünümüzde %20 indirim var” mesajı göndermek yerine, sadece kendi alanlarında önemli tüketim gerçekleştiren doğru kişilere, nokta atışı teklifler göndererek, tüketicileri sadece ilgilendikleri kampanyalarla meşgul etmiş olacaklar. Dolayısıyla spam kabusunun da önemli oranda azalması mümkün olacak.

Çevre korumaya yardımcı teknoloji

Belgeselleri seven insanlar, bilim insanlarının zaman zaman yakaladıkları balinalara, kuşlara, börtüye böceğe, elektronik tasmalar taktıklarını ve bu tasmalar sayesinde hayvanları dünyanın her köşesinde izleyebildiklerini biliyorlar. Ancak bu elektronik tasmaların hem çok pahalı olması hem de sınırlı yeteneklere sahip olması nedeniyle, çok az sayıda hayvanın izlenebildiğini hatırlamak gerekiyor. Üstelik söz konusu elektronik tasmaların hayvanlar için rahatsız edici olduğunun da altını çizmek lazım. Oysa İnternet nesneleri sayesinde hızla yaygınlaşan ve küçülen giyilebilir teknolojiler, sayısız hayvana, farkına bile varmayacakları küçük dijital yamalar takmayı mümkün kılacak. Bu sayede hayvanlar ve dünyanın eko sistemi hakkında çok daha geniş, daha hızlı ve daha sağlıklı veri elde etmek mümkün olacak. Bu sayede, dünyadaki vahşi yaşamı ve ekosistemi koruyacak önlemleri çok daha hızlı hayata geçirmek söz konusu olacak. Örneğin, hayvanların aniden ve beklenmedik şekilde toplu göçe başlaması, yaşam alanlarını terk etmeleri, saniyesi saniyesine bilim insanlarına rapor olarak ulaşacak ve o bölgede yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu hızla tespit edilecek. Böylece yangınlar, depremler, tsunamiler gibi bazen yüz binlerce insanın hayatını mahvedebilen felaketlere karşı da erken uyarı sistemleri geliştirilmiş olacak. Hem insanların hem hayvanların gezegen üzerinde daha sağlıklı ve huzurlu yaşaması için gerekli çözümlerin üretilmesi adına bilim insanları önemli imkanlar elde etmiş olacaklar.

Hayati risk

Nesnelerin interneti, insan hayatına konfor kattığı kadar riskler de oluşturuyor. Hayatımıza dahil ettiğimiz tüm dijital cihazlar ve İnternet bağlantısı, aynı zamanda hackerların hedefi olma riskini de beraberinde getiriyor. Bu risk, banka hesaplarımızın boşaltılmasından, başka hedeflere saldırı için cihazlarımızın zombileştirilmesine kadar gidebiliyor. Daha da mühimi ise bazı durumlarda bir insanı öldürmek için İnternet nesnelerinin kullanılabilecek olması …

Bu tür ölümcül denemeler, şimdiden ortaya çıkmış durumda. ABD’de bir hastanede, yoğun bakım ünitesindeki cihazların, ilgili doktorlara her an veri göndermesini sağlamak ıçın internete bağlanması nedeniyle, yoğun bakımdaki ağır durumdaki hastaların ölüm tehlikesi geçirdiği bir vakada hacker’ların yoğun bakım cihazlarına sızarak cihazları kapamakla tehdit ederek hastaneden fidye istediği anlaşılmıştı. Cihazların kapatılması halinde çok sayıda hastanın anında öleceğini fark eden hastanenin ise fidyeyi ödemekten başka çaresi kalmamıştı. Güvenliğe dikkat edilmeden, özen gösterilmeden yapılan IoT uygulamalarının hayati risk yaratabileceğine dair en önemli örneklerden biridir.

Ancak, hayatınızın riske girmesi için, IoT teknolojili bir yoğun bakım bölümünde yatmanız da gerekmiyor. Sizi öldürmek isteyen kötü niyetli kişilerin, otomobilinize sızması mümkün. Fren sistemini kilitleyerek, direksyonu uzaktan yöneterek, aracınızı yüksek hızda çarptırmaları, uçurumdan devirmeleri ve bu cinayete bir kaza süsü vermeleri de mümkün, ki dev otomobil üreticileri, geçtiğimiz yıl akıllı otomobillerinde çeşitli sistemlere hacker’ların sızabildiğini hatta direksiyonun kontrolünü uzaktan ele geçirebildiklerini itiraf etmek zorunda kaldılar.

Bu açıkların kapatılması için önlemler alınsa da, gelecekte yeni açıkların ortaya çıkması ve hacker’ların yeni yöntemler geliştirmesi her zaman mümkün. Otomobilinize kaza yaptırmaları, klima, kalorifer, elektrikli cihazlar gibi akıllı nesnelere uzaktan sızıp evde yangına veya gaz sızıntısına neden olmaları, duş aldığınız sırada evin su sistemine yüksek voltaj verebilecek mekanizmalar geliştirmeleri gibi, bugün aklımıza bile gelmeyecek riskler yakın gelecekte İnternet nesneleri teknolojilerini yeni bir kabusa çevirebilir.

On yıl önce bilgisayarınza Rusya’dan bir hacker’ın bağlanıp tüm cihazı kilitleyerek sizden 500 dolar fidye isteyeceğini söyleseler inanmayabilirdiniz ama bugün bu gerçek çoğu kurumun yaşadığı, deneyimlediği bir kabusa dönüşmüş durumda. Yarın aynı hacker’ların, otomobilimizle, buz dolabımızla, fırınımızla işbirliği yapıp bizi ölümle tehdit etmesi ve binlerce dolar fidye istemesi gayet mümkün. Dolayısıyla, teknoloji sektörü de, internet nesneleri teknolojisini hayatımıza tam anlamıyla sokmadan önce “fail safe” güvenlik önlemlerini geliştirmek zorunda olduğunu anlamış durumda.

Yazar: Fatih Bolelli

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here