Sanal Gerçeklik Üzerine Merak Edilenler

Dünya üzerindeki yaklaşık 1.5 milyar bilgisayardan sadece yüzde biri sanal gerçeklik teknolojisinin altından kalkabilecekken, üst düzey sanal gerçeklik kasklarının fiyatları son kullanıcılar için istenen düzeye inmemişken ve sanal gerçeklik teknolojisinin sağlık üzerindeki etkileri tam olarak araştırılmamışken; bu teknoloji için üretilen içeriklerin sayısı büyük bir hızla artmaya devam ediyor. Şu an için sanal gerçeklikle birlikte bulunduğumuz alanı tuvale çevirip 3 boyutlu uzayda resim yapabiliyor, arkadaşlarımızın yardımıyla saatli bir bombayı durdurmaya çalışabiliyor ya da dünyanın farklı yerlerinde sanal selfie’ler çekebiliyoruz. Ancak, sanal gerçekliğin bizlere sunacağı tecrübeler bu kadarla sınırlı gözükmüyor.

Marsa gitmeye ne dersiniz?
Yönetmen Ridley Scott tarafından Andy Weir’in aynı isimli romanından beyaz perdeye uyarlanan ve başrolünde Matt Damon’ı gördüğümüz “Marslı” filmi, botanikçi ve astronot Mark Watney’nin hayatta kalma mücadelesini konu alıyor. Ares III isimli görevle mars yüzeyine inen astronotlardan biri olan Watney, yüzeyde çıkan toz fırtınası sonucu kopan anten parçası tarafından yaralanarak mürettebatın kalanından ayrı düşer. Yaralarını tedavi etmeyi başardığında ise korkunç gerçeklerle yüzleşir; mürettebatın geri kalanı kendisinin öldüğünü düşünerek eve dönüş yoluna çıkmış ve kopan anten parçası nedeniyle dünyayla hiçbir bağlantısı kalmamıştır. Marsta kalan tek canlı olan Watney ölümü beklemek yerine kimyasal reaksiyonlarla su elde etmek, yaşam alanında patates üretmek ve uzay araçlarını yağmalamak gibi aktivitelerle eve dönebilecek kadar uzun yaşamayı kafasına koyar. Marslı filmi kitaba birebir bağlı kalmamasına rağmen Watney’nin çaresizliğini ve Mars üzerindeki yalnızlığı oldukça başarılı bir şekilde yansıtıyor. Hatta filmin yapımcısı 20th Century Fox bir adım ileri giderek, The Martian VR Experience ile bizlere marsı Watney’nin gözünden görme şansı tanıyor. Bu sefer yapımcı koltuğuna oturan Ridley Scott’a, yönetmen olarak Akademi Ödülleri’nde iki defa “En İyi Sanat Yönetmeni” ödülünü alan Robert Stromberg eşlik ediyor. Yaklaşık yarım saat uzunluğunda bir macera sunacak olan yapım, filmin önemli sahnelerini gerçek zamanlı olarak yaşamamıza olanak sağlayacak. Kapalı kapılar arkasındaki gösterimlerde Mars yüzeyinde keşif aracı kullanılırken üst düzey sanal gerçeklik kaskları ve D-Box’ın sanal gerçeklik koltuğu kullanılarak gerçeğe yakın bir his sunulmuş. Oculus Rift, HTC Vive ve Gear VR için bu sene içerisinde yayınlanması planlanan The Martian VR Experience için herkese açık kısa bir Gear VR demosu da bulunuyor. Yaratık, Pi’nin Yaşamı ve Kayıp Kız gibi filmlerin isim haklarını elinde bulunduran 20th Century Fox’un sanal gerçeklik planlarının sadece Marslı filmiyle sınırlı olmadığı yönünde söylentiler de ortalıkta dolaşıyor.

Uzayın gerçeğini isteyenlere!

Geçtiğimiz sene hemen hemen her yeni fikrin yaptığı gibi Kickstarter’da bağış toplama yoluna giden SpaceVR, Uluslararası Uzay İstasyonu’na yerleştirmeyi planladıkları 12 adet 3 boyutlu, 360 derece video çekebilen kamerayla bizlere hem uzay istasyonunun içini gerek hem de dışını, uzayın derinliklerini, astronotların bakış açısından sunmayı planlıyordu. 500.000 dolarlık bir bağış bekleyen firma ilk ayın sonunda toplanan 42.000 dolarlık bağışın ardından kampanyayı iptal ederek yeniden çalışmalara başladı. 4 lense sahip 2 boyutlu kameralar ile yeniden bağış sürecine dönen firma, bu sefer hedefledikleri 100.000 dolarlık bağışı toplamayı başardı. Ancak, kameraların Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kullanılması istasyondaki astronotların değerli zamanına mal olacağı ve firmanın çekimlerini sınırlayacağı için bir kez daha plan değişikliğine gitme kararı alındı. Firma 1.25 milyon dolarlık yatırım aldığını ve NanoRacks isimli havacılık şirketi ile ortaklığa gittiğini açıklamasının ardından yeni planlarını da paylaşmayı ihmal etmedi. Bu plana göre süper geniş görüntü alanına sahip lenslerle donatılmış 2 adet 4K sensörü taşıyan küp şeklindeki bir uydu, yani Overview 1, 2017 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilecek. Sonrasında NanoRacks tarafından CubeSat kullanılarak dünyanın alçak yörüngesine yerleştirilecek olan uydu tamamen SpaceVR’ın kontrolünde yayın yapmaya başlayacak. Firmanın gelecek hedefleri arasında güneş sisteminin farklı noktalarına başka uydular göndermek de yer alıyor. Akıllı telefonlar ve diğer sanal gerçeklik cihazlarından izlenebilecek yayınlar için 1 yıllık abonelik fiyatı 35 dolarken, kısa süre için satışta olan ömür boyu abonelik fiyatı 99 dolar olarak göze çarpıyor.

Uzayın keşfettik, sırada ne var?

İnsanoğlunun en büyük hayallerinden biri olan gecenin karanlığında gördüğü gök cisimlerine ulaşma arzusu, sanal gerçeklik teknolojisinin yardımıyla bir nebze olsun dindirilecek gibi duruyor. Dahası, bu teknolojinin henüz emekleme çağında bunları başarabiliyor olması, bizleri gelecekte bekleyen tecrübeler konusunda meraklanmaya itiyor. Kim bilir belki de merak, bizlerin de sanal gerçeklik teknolojisinin bir ucundan tutmamız ve bizleri bekleyen tecrübelere daha çabuk kavuşmamızla sonuçlanacak. Sonuçta merak eski bir astronot olan Eugene Cernan’ın da dediği gibi varoluşumuzun özüdür.

Yazar: Enes Eker

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :