Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Piaget ve Kohlberg’in Ahlak Gelişimi Kuramı

0 360

Ahlak, insanların toplu halde yaşamaları sonucunda oluşmuş kurallar bütünüdür. Ahlak kuralları sayesinde bireysel ve toplumsal davranışlara yön verilir.

Çocuklar, ahlak gelişimleri sayesinde doğru ve yanlış olanın ne olduğunu anlarlar. Çocuklarda ahlak gelişimi belli bir sıraya göre gerçekleşir. Değer yargılarının oluşmasında sosyal yaşantı, bilişsel gelişim düzeyi, gözlemlenen olayların iyi analiz edilmesi etkilidir. Ahlak gelişimi ardışık bir sıra izler ve yaş faktörüne bağlıdır.

Piaget’e göre çocuğun bilişsel gelişimiyle ahlaki yargılar arasında büyük bir etkileşim vardır. Ona göre çocuğun kuralları nasıl yorumladığına dikkat edilmelidir. Bu yüzden Piaget, çocukların ahlak gelişimini onların oynadıkları oyunları inceleyerek açıklamaya çalışmıştır.

Piaget ahlak gelişimini ahlak öncesi dönem, dışsal kuralara bağlılık dönemi ve ahlaki özerklik dönemi olarak üç döneme ayırmıştır.

Ahlak öncesi dönem çocukların 0-6 yaş aralığına denk gelen dönemdir. Çocuklar altı yaşından önce doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt edebilecek zihinsel olgunlukta değildir. Bu nedenle bu döneme ahlak öncesi dönem ismi verilmiştir.

Ona göre çocukların ahlak kuralları altı yaşından önce yoktur. Bu dönemde ahlak kavramından söz edilemez. 0-6 yaş aralığındaki çocuklar benmerkezcidir. Çocukların benmerkezci oldukları dönemde ahlak kurallarından söz edilemez. Çocuklar, 0-2 yaş aralığında oynadıkları oyunlarda belli kuralların olduğundan habersizce oyunu oynarlar. İki yaşından sonra oyunlarda kuralların olduğunu fark ederler ancak bu kurallara uyulması gerektiğini ve kurallara neden uyulması gerektiğini anlayamazlar. 6-10 yaş aralığındaki çocuklar kuralların varlığını kabul ederler. Bu yaş aralığındaki çocuklar oyundaki kuralların değiştirilemez olduğunu sanırlar. 10-12 yaş aralığında kuralların değiştirilebilir olduğunu farkına varırlar.

Dışsal kurallara bağlılık dönemi 6-10 yaşlarını kapsar. Dönem içerisindeki çocuklara göre kurallar değiştirilemezdir ve kurallara uymayanlar cezalandırılır. Yani sorgulamadan otoriteye uyulan dönemdir. Bu dönem çocukları ahlaki gerçekçidir. Olayın sonuçları, olayın neden gerçekleştiği göz önünde bulundurulmadan somut sonuçlara göre değerlendirilir. Davranışların iyi veya kötü olduğuna ödül mü yoksa ceza mı getirdiğine göre karar verilir. Ödül getiren davranış iyi, ceza getiren davranış kötüdür. Ne yapılıp ne yapılmayacağını büyüklerin koyduğu kurallar belirler ve çocuklar bu kurallara uyum sağlar.

Ahlaki özerklik dönemi 10 yaş ve üstündeki dönemi kapsar. Bu dönem içerisinde çocuğun arkadaş sayısı artmaya başlar. Çocukların ahlak ilkeleri bu dönemde yavaş yavaş değişmeye başlar. Dışsal kurala bağlılık döneminde niyet önemli değilken bu dönem içerisinde niyet önemli olmaya başlar. Kurallar iyi niyetle çiğnendiyse çocuk affedilebilir. Bu da bize gösterir ki bu dönem içerisinde kurallar değiştirilmeye başlanmıştır. Çocuklarda otonom ahlak hakimdir. Yavaş yavaş insan hak ve özgürlüklerine saygılı olunmaya başlanır.

Kohlberg de bir ahlak gelişimi kuramı belirtmiştir. Kohlberg’in ahlak gelişim kuramı Piaget’nin kuramının detaylandırılmış halidir. Ancak Kohlberg çocukların oyunlarını gözlemlemez. Çocuklara belirli olayları verir ve onların bu olaylara nasıl tepki vereceklerini gözlemler. Ahlaki gelişim yaşa ve zihinsel olgunluk seviyesine bağlıdır.Piaget ve Kohlberg'in Ahlak Gelişimi Kuramı

Kohlberg’in kuramında gelenek öncesi düzey (İD), geleneksel düzey (süper ego) ve gelenek ötesi düzey (ego) olmak üzere üç aşama vardır.

Gelenek öncesi öncesi düzey, Piaget’nin dışsal kurallara bağlılık döneminin kurallarını kapsar. Bu dönemde kural başkaları tarafından konulur. Çocuk, toplumun kabul ettiği iyi ve kötü kategorisine göre davranışlarına yön verir. Yani ödül kazandıran davranış iyi, ceza getiren davranış kötüdür.

Gelenek öncesi düzeyin birinci aşaması itaat-ceza eğilimidir. Bu aşamadaki çocuklar otoriteye uyum sağlar ve ceza almaktan kaçınır. Olayların nedeni önemli değildir. Cezalar olayların büyüklüğüne göre verilir. Bu aşamada korkuya dayalı bir ahlak anlayışı vardır. Bu nedenle otoriteyi sağlayan şey ortalıkta yoksa kurallar çiğnenebilir. Kurallar otorite ortadaysa geçerli olur onlar için. Başka insanların davranışları önemsenmez. Çocuk bu aşamada sadece kendi isteklerini ve davranışlarını önemser. Bu düzeyin ikinci aşaması saf çıkarcı eğilimdir. Çocuk kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını önemser. İhtiyaçları karşılanıyor ve ödül getiriyorsa davranışı uygun bulur. Çıkarcılık duygusu ön plana çıkmıştır. Kendisine yarar sağlayan şeye odaklanır. Karşılıklı ilişkilerde de çıkarcı bir tutum sergiler. Kurallaraysa kendi isteklerine uyum sağladığı sürece uyar.

Geleneksel düzeyde çocuktaki benmerkezci düşüncenin yerini empati alır. Çocuk toplum bilincini kavramaya başlar. Bu nedenle toplumdaki davranış biçimlerini anlamaya başlar ve bu davranışlar değerli olur. Çocuk ailesinin isteklerini de önemsemeye başlar. Bu dönemde sadakat önem kazanır, kurallar içselleştirilir. Çevresindeki insanların istekleri karşısında kendi isteklerini geri planda tutar. Geleneksel düzeyin içerisinde yer alan üçüncü aşama iyi çocuk eğilimidir. Üçüncü aşamadaki çocuk akranlarıyla birlik olur. Çocuk, iyi bir birey olmaya çalışır ve toplum tarafından onaylanmak ister. Empatik düşüncesinin gelişmesiyle olaylara başkalarının nasıl bakabileceğini anlamaya başlar. Toplumun kendisi hakkında düşündükleri önemlidir. Artık toplum önem kazandığı için bir gruba dahil olmak ve gruptan dışlanmamak onun için önemlidir. Bu doğrultuda kurallara uymaya çalışır. Dördüncü aşama kanun ve düzen eğilimidir. Artık toplum kanunları geçerlidir. Sosyal düzene ve topluma uyum sağlamak amaçlanır. Sorgulanmadan kanunlar kabul edilir ve kanunlara uyulur. Kanunlara uymayanlar dışlanır.

Gelenek sonrası düzeyde birey kendine göre değer sistemleri oluşturur. İnsan hak ve özgürlüklerine uyum sağlanır. Toplum kavramı kabul edilmiş ve aşılmıştır. Bu düzeyde birey toplum dışındaki değerlere yönelir. Bu düzey içerisinde yer alan beşinci aşama sosyal sözleşmeler eğilimidir. Haklara, özellikle bireysel haklara eleştirel bir bakış açısıyla bakılmaya başlanır. Demokratik yollarla kanunların değiştirilebileceği bilincine erişilir. Sonuçta kanunlar insanların rahat yaşaması için vardır. Bu rahatlığı sağlayamayan kanun değiştirilmelidir. Beşinci aşamada bu bilince ulaşılır. Bu aşamaya ulaşabilen yetişkinler oranıysa sadece %25’tir. Altıncı aşama evrensel ahlak ilkeleri eğilimidir. Dil, din ve ırk ayrımı yapılmadan tüm insanların eşit olduğu kabul edilir. Adalet, eşitlik, insan hakları gibi kavramlar değer kazanır. Bireyler kendi aralarında yardımlaşmaya başlar. İnsan hayatının önemi iyice anlaşılır. Kimse kimsenin yaşama hakkını elinden alamaz.

Kaynakça:
Geliþim Psikolojisi-Necip Karanlık

Yazar: Öykü Demirhisar

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.