Endüstrisiyle gerek sivil alanda gerekse savaş alanında dünyada ilk sıraya sahip olan Alman dehasının eserleri bugün bile kendisinden söz ettirir. Bismark’ın bölünmüş Almanya’yı kuvvetli bir tek bayrak haline getirmesiyle Almanlar birçok alanın yanı sıra özellikle savaş sanayi alanında daima ipi göğüsleyen ülke olmuştur. Burada eğitim sistemi ve kültürel olarak desteklenen Alman milliyetçiliğinin beslediği disiplin anlayışıyla şekillenen daima başarı ve kalite prensibinden bahsetmekte fayda var. Almanların dünya tarihinde oluşturduğu sarsıcı olaylarda ürettikleri araçların büyük bir rolü vardır. 2. Dünya Savaşın’da Almanya’nın kısa zamanda Avrupa’yı ele geçirmesinin arkasında bazı savaş araçlarının rolü unutulmaz bir şekilde tarihe damgasını vurmuştur. Bu makalede korkunç sesi ve ölümcül vuruş gücüyle sahadaki askerlerin korkulu rüyası savaş araçlarından biri olan Stuka’yı(Junkers Ju 87) tanıtmaya çalışacağız.

Stuka, Alman ordusunun genel savaş taktiği olan Yıldırım Savaşı(Blitzkrieg) anlayışını tamamlayan en etkili savaş unsurlardandır. Ölümcül etkileriyle düşmanın tanklarını ve topçu birliklerini bertaraf ederek yüksek koordineli çevik Alman tanklarının hızlıca ilerlemesinde hayati role sahiptiler. Pilotlar tarafından hedefe dalış yapan bir kartal veya havadaki topçu birliği olarak görülen Stukalar, dönemindeki diğer uçaklardan farklı olarak dikey bir şekilde dalış yaparak hedefine yüksek isabetli bombalar atardı. Güdüm sisteminin ve füzelerin henüz gelişmediği bu dönemde. Stukaların bu özelliği savaşın seyrini değiştirmede hayli önemliydi.

Stukalar Alman Ordusunun Yıldırım savaşı yöntemi gereği tasarlanmıştır. Başlıca görevi Alman zırhlı araçlarının hızlı ilerleyişini sağlamak için düşman zırhlı araçlarını ve toplarını, tanksavar gibi direnç noktalarını yok etmektir. Stuka etkili ve isabetli bir uçak olmasına karşın yavaş, zırhsız ve düşman avcılarına karşı savunmasızdır. Bunun için çoğu zaman avcı uçaklarının koruması altında uçmuşlardır. Stukalar savaş boyunca devamlı geliştirilmişlerdir. Junker 87 G çeşidinde düdükler çıkartılmış onun yerine 37mm’lik toplar konularak bir tank savar uçağına dönüştürülmüştür. Almanlar için kısa vadede başarı stratejisi üzerine kurulu olan yıldırım savaşı konsepti yüksek isabet ve etkili vuruş kabiliyetine sahip savaş araçlarını zorunlu kılıyordu. Bu amaçla Stuka uçakları özel olarak dalış tekniğini uygulayacak şekilde tasarlandı. Stukalar yetenekleri açısından ,Alman savaş endüstrisinin 2. Dünya Savaşı’ndan önce geliştirilen yeni ve devrim niteliğindeki savaş makinelerinden biridir.

Stuka, savaşın ilk gününden Almanya’nın bütün cephelerine kadar kullanıldı . İlk başta birçok düşmanın kalplerine korku veren güvenilir bir platformdu, ama savaş ilerledikçe yavaş yavaş daha az etkili oldu. Bu nedenle, eksik rolleri doldurmak için stop-gap varyantları oluşturuldu ancak Stuka platformu, bu şekilde çalışan maksimum verimlilikte Luftwaffe’ye hizmet veremedi. Savaş sırasında toplamda yaklaşık 5.700 uçak üretildi.

Stukalar hedefe dalmadan önce yüksekte uçmak ve hedef göründükten sonra 90 dereceye yakın bir açı ile hedefe dalıp bombalarını bırakmak üzere tasarlanmıştır. Dalış sırasında havacılar yüksek yer çekimi gücüne maruz kaldıkları için hakimiyetlerini kaybedebiliyorlardı ve bu uçağın çakılmasına yol açabiliyordu. Bundan dolayı Stuka’lar dalış sırasında yere çok yaklaştıkları zaman kendilerini tekrardan gökyüzüne çıkaran ikonik özel tasarım kanatlara sahiptiler.

Stukaların ilk tasarımları 1934’e dayansa da en erken hizmete girişleri ise 1935 olmuştur. Bu tarihte gizlice İspanyol İç Savaşı’nda kullanılarak uçak test edilmiştir. İspanya’da General Franco liderliğinde Cumhuriyetçiler safında savaşan Nazi birliği olan Condor Lejyonu’na tahsis edilen ilk Stukalardan sonra Stukalar 1936’da resmi olarak kullanılmış ve burada dalış yeteneklerine dair yapılan düzeltmelerle savaşın son günlerine kadar da hizmet vermişlerdir. 1939’da Luftwaffe hizmetine giren Stukalar Almanların hava üstünlüğüne sahip olduğu 1943 senesine kadar savaşın en etkili uçaklarıydı. Ancak Hitler’in İngiltere’ye saldırmaya karar vermesinden sonra İngiltere’ye düzenlenen saldırılarda Stukaların avcı uçakları olmadan son derece korumasız ve zayıf oldukları ortaya çıktı. İyi eğitimli ve disiplinli İngiliz pilotları Stukaları, korumasız yakaladıklarında onu imha etmeyi yavru bir fok balığını tekmelemeye benzetiyorlardı. Bu noktada Stukaların düşük manevra kabiliyetleri, zayıf zırhları ve Spitfire ve Hurricane gibi avcı uçakları karşısında yeterince başarılı olmayışı da etkiliydi. Stukaların avcı uçakları karşısındaki başarısızlığından sonra yeniden tasarlanmaları söz konusu oldu. 1943’teki yeni tasarımlarda, savaş sirenlerinin çıkarılıp 37mm.lik tank savar silahlarıyla teçhiz edilmeleri savaş sahasında tekrar popüler ve etkili olmalarını sağladı.

Teknik Özellikleri

Junkers Ju 87 teknik ismiyle bilinen bu uçağın Stuka olarak bilinme sebebi Almanca ‘pike bombardıman uçağı anlamına gelen “Sturzkampfflugzeug” kelimesinin kısaltılmasıdır. Junkers firması tarafından üretilen uçak, 2. Dünya Savaşı boyunca Alman Hafa Kuvetleri’nin(Luftwaffe) en tanınmış ve hakkında en çok konuşulan uçağı oldu. Hafif bombardıman uçağı olarak tasarlanan bu uçağın ilham kaynağı,1. Dünya Savaşı pilotlarından Ernst Udet’in Cleveland, Ohio’da 1933 senesinde katıldığı bir hava gösterisidir. Udet burada Curtiss F8C Helldiver isimli uçağı incelerken kafasında pike bombardımanı için yeni bir tasarım şekillenir. Udet, bu uçaklardan iki adet sipariş vererek Almanya’da bu uçakların teknik detaylarının incelenmesini sağlar. Alman Hava Kuvetlerinden gelen talep üzerine Junker firması mühendislerinden Hans Pohlmann tarafından Stuka uçaklarının ilk versiyonu sayılan Ju-87V1 c / n 4921’i tasarlar. Bu uçak daha sonra çok sayıda versiyon halinde savaş boyunca değişimle hizmet vermeye devam eder.
Uçağın martı şeklindeki uçları yukarı kalkık kanatları ve sabit iniş takımları spesifik yanlarını oluşturuyordu. Bu tasarım özellikleri Stukaları dönemin en havalı uçağı yapıyordu. Uçağın sabit iniş takımları dönemin diğer uçaklarından farklı olarak sürtünmeyi en aza indiren tasarım özelliklerine sahipti. Yine sabit iniş sistemi, uçağın çok hızlı bir şekilde iniş yapıp mühimmat yükleyerek kalkmasına imkan tanıyordu.

Uçağın onu meşhur eden asıl unsuru, özel olarak tasarlanan savaş sireniydi. Jericho trumpet siren olarak anılan bu aparat sayesinde uçak dalışa geçtiği esnada muazzam bir çığlık sesi çıkarır bu da siviller ve askerler üzerinde yıkıcı bir psikolojik savaş etkisi meydana getirirdi. Savaş tarihçileri Stukları, bu özelliklerinden ötürü 2. Dünya Savaşı’nın psikolojik savaşın korkutma şeklini uygulayan ilk bombardıman uçağı olarak nitelendirir. Fransa ve Polonya’nın işgali sırasında insanlar Stukaların çıkardığı bu sesi ölüm meleğinin sesi olarak tarif etmişlerdir. Nitekim bu özelliği siviller üzerinde terör estiren bu özelliğini kullanırken savaşan askerler üzerinde bir şok etkisi oluşturup yere yatmalarına ve saklanmalarına sebep olduğu için özellikle kullanılmıştır.

Uçağın ilk tasarımında kuyruk takımında ikiz kuyruk varken sonraki tasarımlarda bu kuyruk teke indirilerek uçağa otomatik bir dalış freni eklenmiş olur. Bu dalış sistemi ve fren o zaman için otomatik pilot uygulamasının öncüsüdür. Bu sistemde yüksek g kuvveti nedeniyle dalış sırasında pilotun baygınlık geçirme ihtimaline karşılık belli bir irtifaya gelinip bombalar bırakıldığında uçağın otomatik olarak tekrar havalanmasını sağlayacak bir çalışma mekanizması vardı. Uçak sınıfının en hafiflerinden olan Rolls Royce Kullrel V motoru kullanıyordu. İki mürettebat taşıyan uçağın ön kokpitte yer alan pilotu asıl saldırıyı yönlendirirken arka tarafta yer alan pilot ise uçağın savunmasız kalan arka ve alt tarafından gelen saldırıları bertaraf etmekle görevliydi. Uçakta ön kokpitte bulunan mekanizmada 37 mm toplar, arka platformda bulunan 7.92 mm.lik makineli tüfek uçağın ana silahlarındandı. Bununla birlikte uçak 250 kg , 500 kg ve son olarak 1 tonluk bombalar taşıyabilecek şekilde modifiye dilmiştir.

Stukalar, müttefiklerin Kıta Avrupası’nda hakimiyetlerini arttırdıkça gündüz uçuşlarında üst üste mağlubiyetler almaya başladı. Bu durum karşısında Alman mühendisler devrine göre devrim niteliğinde bir teknolojiye imza atarak Stukalara gece görüş yeteneği kazandırdılar. Mühendisler tarafından geliştirilen bu uçaklar Luftwaffe’nin NSGr kısaltmasıyla bilinen “Gece Saldırısı Grupları” (Nachtschlachtgruppen) olarak hizmet verdi. Bu özel gruplar Normandiya Çıkarması’ndan sonra uzun süre hizmet verdi.
Toplam savaş süresi boyunca 6000’den fazla Stuka üretildiği tahmin edilmektedir. Stuka uçakları Nazi birliklerinin yanı sıra İspanya’da, Macaristan’da, Çokoslovakya’da, Hırvatistan’da, Yugoslavya’da, Japonya’da ve incelenmek üzere Rusya, İngiltere ve ABD’de kullanıldı.

Stukalar tüm savaş boyunca karada muazzam başarılar elde etmiştir fakat İngiltere harekatı boyunca sert bir mağlubiyetten kurtulamamışlardır. Hava üstünlüğü açısından İngiltere semalarında başarısız olmalarına karşın İngiltere’nin gerek Avrupa’yla bağlantı hattı olan Manş Denizi’nde gerekse de diğer açık sularda İngiltere’yi adeta nefessiz bırakmıştır. Stukalar, açık denizlerde karada imha ettiklerinden daha fazla aracı etkisiz hale getirmişlerdir. Başarılı Stuka pilotları Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin en büyük korkusu olmuşlardır.

Kaynakça:
http://world-war-2.wikia.com/wiki/Junkers_Ju_87
https://militaryhistorynow.com/2015/06/04/screaming-death-10-amazing-facts-about-the-ju-87-stuka/

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here