Voynıch El Yazması :Sırrına Vakıf Olunamamış Gizemli Kitap

Bir elyazması düşünün. 1400 yılları başlangıcında yazıldığı test edilmiş bir elyazması. Öyle bir kitap ki bu; Kimse içinde ne yazdığını çözemiyor, dünyaca ünlü ve bu işe yıllarını vermiş uzmanlar dahi, ama bu haliyle bile dünyanın en gizemli ve en merak edilen kitabı. Evet. Voynich elyazmasından bahsediyoruz.

Peki. Nedir bu Voynich elyazması?

Voynich el yazması, dünya üzerinde, hiçbir dil ailesiyle benzerlik taşımayan fakat gerçek bir dilin taşıması gereken tüm özelliklere sahip, henüz keşfedilmemiş ya da bilinmeyen bir yazı sisteminde yazılmış, resimli bir elyazmasıdır. Yapılan araştırmalar ve uygulanan karbon testleri, onun 1400-1430 yılları arasında yazılmış olduğunu kanıtlasa da hala çözülememiş olmasıyla bir gizem olmayı sürdürmektedir.

Voynich ne zaman ve kim tarafından keşfedilmiş? Voynich gizemli elyazması, 1912 yılında, bir sahaf ve antik kitap satıcısı/koleksiyoncusu Wilfrid Voynich tarafından, bir Cizvit manastırında tesadüfen keşfedilmiştir. W.Voynich Polonyalı ve hayatını kitap uzmanı olarak kazanan, alanında uzman bir kişiydi. Voynich elyazmasına adını veren Wilfrid Voynich, ömrünü bu kitabı deşifre etmeye adadıysa da, kitap hala çözülememiştir. 240 sayfalık bir elyazması olan Voynich elyazmasının, nedense son birkaç sayfası yırtılmış ve kitaptan koparılmıştır. Bunun kim ya da ne sebeple yapıldığı bilinmemektedir.

İlginç olan şeylerden biri de, metnin, tıpkı Sami dillerinde olduğu gibi soldan sağa doğru yazılmış olmasıdır. Sayfaların çoğunda illüstrasyonlar veya diyagramlar vardır. Bazı sayfalar katlanabilir sayfalardır, kitabın içinde çizilmiş olan resimlerin bir çocuk elinden çıkmış olduğunu düşündürtmesi ayrı bir tartışma konusudur ama o dönemlerde, kâğıdın ve resim için gerekli olan boyaların ne kadar zor bulunan ve pahalı materyaller olması, bu eseri meydana getiren kişinin maddi durumunun iyi olduğunu gösteren kanıtlardır. Kâğıt, birinci sınıf, boyalar en üst kalitedendir.

Bulunduğu tarihten beri içinde ne yazıldığı çözülmeye çalışılan Voynich elyazması, hem Birinci Dünya Savaşı’ndan hem de 2. Dünya Savaşı’ndaki Amerikan ve İngiliz akademisyenler dâhil birçok profesyonel ve amatör kriptograf uzmanı tarafından incelenmiştir. Maalesef girişilen çabaların hiçbiri sonuç vermeyince, elyazması, gizemli kitaplar alanında bir fenomen haline gelmiş, bu durum birkaç asparagas çözüm iddiaları haricinde günümüzde de sürmüştür. Elyazmasının anlamının ve kaynağının gizemi ve tuhaflığı, onu, romanlar ve filmler içinde hayal gücünü derinden etkileyecek bir ikon haline getirmiştir. Bugüne dek ortaya birkaç hipotez atılsa da, Voynich elyazması çözülememiştir. Şimdi Yale üniversitesi kütüphanesinde tutulan voynich elyazması gizemini sürdürmekte ve akla birçok teori getirmektedir. İlk başlarda çizimlerin çocuk tarafından yapılmış olmasını düşündürten çizimler, onun ressam Leonardo da Vinci tarafından yapılmış olabileceğini akla getirse de, yapılan testlerle bu iddia çürütülmüştür.

Voynich: Şifalı bitkiler hakkında bilgi veren özel bir kitap mı? Astroloji veya büyü kitabımı? Yoksa gençlik iksiri tarifi mi?

Kitabın içerdiği bitki resimlerinin çeşitliliği ve ayrıntılı olması, ayrıca büyüteç altına tutulmuşçasına detaylar verilmesi, kitabın şifalı bitkiler hakkında özel bilgiler veren bir kitap olduğunu akla getiriyor. Bu arada bazı bitkiler bu dünyaya ait değil ve ilaveten büyüteç 1400 yıllarında keşfedilmemişti!

Bununla beraber astroloji haritalarının olması ve detaylar astrolojik bir kitap olabileceği ihtimalini de düşünülmesine sebep olmaktadır. Bir büyü tarifleri olduğunu söyleyenlerde bulunmaktadır. Ayrıca, kitapta gösterilen, bir yeşil suyun içine giren kadınlarla tasvir edilen resimler, bu eserde bir gençlik iksirinden de bahsedilmiş olabileceğini düşüncesini de dillendirmiştir.

Elyazmasının kodlanması ve fiziksel yapısı: Uzmanlar tarafından titizlikle incelenen elyazmasının koparılan sayfalarıyla aslında toplam 272 sayfa olduğu tespit edilmiştir. Özellikle yırtıldığı, bu parçalanmanın kazara olmadığı konusunda uzmanlar görüş birliğine varmıştır. Yırtıldığının gizleme zahmetine bile girilmeyen bu sayfaların, belki de el yazmasının çözümünde önemli rol oynayabileceği de uzmanlar tarafından göz önünde bulundurulan bir tezdir Elyazmasının ortalarında, katlanabilir kâğıtların olması da ayrıca dikkat çekicidir. 1912 yılında W. Voynich tarafından bulunduğunda, aslında sayfaların başka türlü düzenlendiği ve sonradan günümüzde ki halini almış olabileceğini iddia edenlerin diğer bir iddiası: kitabı keşfettiği söylenen Voynich’in, bu kitabı kendisinin yazmış olabileceği yönündeki iddialardır. İlk iddia tam olarak kanıtlanamasa da, kitabın Voynich tarafından bilinçli olarak tuhaf bir dille yazılmış olabileceği iddiası kesinlikle çürütülmüştür. Kitapta kullanılan lisan, bugün dünyamızda kullanılan veya kullanılmayan her türlü dil yapısıyla aynı fonetik özellikleri taşıması sebebiyle uydurma bir lisan olmadığını ispatlamıştır.

Elyazmasının parşömeni, mürekkebi ve kapağı

El yazmalarının rastgele bölümlerinden alınan örneklerin radyokarbon testine tabi tutulması 2009 yılında Arizona Üniversitesi’nde yapıldı. Sonuçlar, gayet stabilizeydi. Elyazması 1400-1439 yıllarında yazılmıştı. Diğer bir test sayesinde, tam olarak ortaya konulan netice: buzağı derisinden yapılan kapaktı. Parşömen özenle yaratılmıştı ancak yine de bazı noksanları bulunmaktaydı. Elyazmasının kalitesi ortalama olarak değerlendirilse de, o zamanların en iyi malzemelerinden, hiçbir masraftan çekinilmeden elde edilmiş olması da bir gerçekti. Ortaya konuldu ki: Bazı folyolar, sıradan kâğıt kalınlığından daha kalın ve çok daha kaliteliydi. Keçi derisi, ciltleme orijinal değildir. Kitabın önceleri, ahşap bir kapağa sahipmiş.

Birçok sayfa, boya ile renklendirilmiş önemli çizimler veya çizelgeler içerir. Polarize ışık mikroskobu kullanılarak yapılan modern analizlere dayanarak, metin ve şekil ana hatları için bir kalem ve demir tutkal mürekkebi kullanıldığı tespit edilmiştir; biraz kaba bir şekilde, renkli boya rakamlara muhtemelen daha sonraki bir tarihte uygulanmıştır. 2009’da gerçekleştirilen enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi mürekkeplerin büyük miktarlarda demir, kükürt, potasyum, kalsiyum ve karbon ve eser miktarda bakır ve bazen de çinko içerdiğini ortaya koydu. X-ışını Kırınımı test edilen numunelerden birinde potasyum kurşun oksit, potasyum hidrojen sülfat ve sinjenit tespit ederken, diğer testler, kurşun varlığını göstermemiştir. Çizim mürekkepleri ile metin mürekkepleri arasındaki benzerlik aynı anda ortaya çıkmıştır.

Kullanılan boya:

El yazmasının mavi, açık veya beyaz, kırmızı-kahverengi ve yeşil boyaları PLM, XRD, EDS ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak analiz edilmiştir. Mavi boya, bakır oksit küp parçasının az miktarda izleri ile azuritli öğütülmüştür. Net boya muhtemelen yumurta beyazı ve kalsiyum karbonat karışımı, yeşil boya geçici olarak bakır ve bakır-klor reçinesi ile karakterize edilir. Boyalar o dönem düşünüldüğünde, elde edilmesi kolay olmayan ve pahalı ve kaliteli türdendir. Bu kadar masraf yapıldığına ve özenildiğine göre, Voynich elyazması gerçekten önemli bilgiler içeren bir elyazması olmalıdır.

Makaledeki her sayfada, çoğunlukla bilinmeyen bir dilde metin bulunur; ancak bazılarının Latin alfabesiyle yazıldığı gözden kaçmamaktadır. Gizemli el yazmasında yer alan metnin büyük kısmı, soldan sağa doğru ilerleyen bilinmeyen bir şekilde yazılmıştır. Karakterlerin çoğu bir veya iki basit kalem darbesinden, elle oluşturulmuştur. Noktalama işaretleri belirgin olarak kullanılmamıştır.

Metnin çoğu sayfanın gövdesinde, sağ kenar boşluğu ve paragraf bölünmeleri ve bazen sol kenarda yıldızlar bulunan, tek bir sütunda yazılmıştır. Diğer metinler çizelgelerde veya çizimlerle ilişkili etiketler şeklinde oluşur. Belgede herhangi bir yerde yapılan herhangi bir hata ya da düzeltme belirtisi bulunmamaktadır. Metin pürüzsüz akar, sembollerin şifrelenmediği izlenimini verir; yazılı kodlanmış metinde normalde beklendiği gibi karakterler arasında gecikme olmaz. Bu onun uydurma bir dil olmadığını, birçok lisanla aynı fonetik özellikleri taşıdığını gösteren bir kanıttır. Açıkçası: Voynich elyazması, birilerinin para kazanmak ya da çeşitli şarlatanlıklar yapmak üzere oluşturduğu bir lisandan meydana gelmemektedir. Lisan başlı başına bir lisandır fakat çözülememektedir.

Metin 160.000’den fazla karakterden oluşur. Bu kelimelerin 8114’ü benzersiz “kelime türleri” olarak düşünülür. Bu kelimelerin yapısı, bazı türlerin fonolojik ya da ortografik yasalarını takip ediyor gibi görünmektedir; Pennsylvania Eyalet Üniversitesi antik dil uzmanlarından Profesör Gonzalo Rubio şöyle der: “Bildiğimiz şeyler ‘dilbilgisel işaretleyiciler’ olarak – bizim dilimizdeki ‘s’ veya ‘d’ gibi sıklıkla ve kelimelerin başına veya sonuna gelip, dilbilgisini ifade etmek için kullanılan, asla kelimelerin ortasında görünmeyen şeyleri Voynich el yazmasında: Hint-Avrupa, Macarca ya da Fince olan herhangi bir dil için duyulmamıştır. ”

Birçok araştırmacı kelimelerin son derece düzenli yapılarına yorum yapmışlardır. Metnin içindeki alfabenin dağılımı da gariptir: Stephan Vonfelt’in bir çalışmasını gösterdiği gibi kronoloji, kısmen Çince’de bulunan Avrupa dilleri arasında bilinmeyen korelâsyonlar ortaya koymaktadır. Yaşayan lisanlarla bir çeşit bağı bulunan Voynich el yazması hala çözülememiştir.

 

Bazı kelimeler yalnızca belirli bölümlerde veya yalnızca birkaç sayfada ortaya çıkmakla ilgi çekmekledir; diğer kelimeler el yazması boyunca gözlemlenebilir. Resimlerde çok az tekrar vardır. Neredeyse iki harften az veya ondan fazla sözcük bulunmamaktadır. Aynı ortak kelimenin üst üste üç kez göründüğü durumlar vardır. Bu fonetik uzmanlarının, bunun gerçekten de bir dil olduğu yönündeki görüşlerini pekiştiren bir unsurdur. Sadece bir harfle farklı olan sözcükler olağandışı sıklıkla tekrarlanır, bu da tekli ikame alfabe deşifreleşmelerine neden olur ve gizemli metinler üretir.

Avrupalı uzmanlar, Voynich Alfabesinin şifresinin kırılması ve Voynich karakterlerini Latin karakterlerle eşleştirmek için çeşitli transkripsiyon alfabeleri oluşturmuştur. İlk büyük yazı kriptografcı William F. Friedman tarafından hazırlanan bu sistem, elyazmasının her satırını okunaklı hale getirmek için bir IBM delme kartına yazılmıştır.

Çizimler:

Resimler, metnin kendisi okunamayacağı için, el yazmalarının çoğunu altı farklı bölüme ayırmak için geleneksel olarak kullanılmıştır. Her bölüm, tek çizimin kenar boşluğundaki küçük yıldızlar olduğu son bölüm hariç, farklı stiller ve sözde konu ile illüstrasyonlar tarafından örneklendirilmiştir. Bölümler ve geleneksel isimleri aşağıdadır:

Bitkisel, 112 folyo: Her sayfada, bir ya da iki bitki ve birkaç paragraf metin görüntülenir; bu format, zamanın Avrupa bitkilerine özgü bir biçimdir. Bu çizimlerin bazı kısımları, “farmasötik” bölümünde görülen eskizlerin daha büyük ve temiz kopyalarıdır. Betimlenen bitkilerin hiçbiri kesin olarak tanımlanamaz.

Astronomik çizimler: Astronomi veya astrolojiyi düşündüren dairesel şemalar içerir, bazıları güneş, ay ve yıldızlarla birlikte. 12 diyagramdan oluşan bir dizi, burçlardaki takımyıldızları için geleneksel sembolleri tasvir eder. Bunların her biri, iki veya daha fazla konsantrik bantta düzenlenmiş 30 kadın figürü vardır. Dişilerin çoğu en azından kısmen çıplaktır ve her biri bir yıldız gibi durur. Bu bölümün son iki sayfası, Kova ve Oğlak burcu, yani Ocak ve Şubat ayları, her biri 15 kadın ve 15 yıldız içeren dört eşleştirilmiş diyagrama ayrılmıştır. Bu diyagramların bazıları katlanmış sayfalarda görülebilir.

Biyolojik açıdan: Çoğunlukla küçük çıplak kadınlar, ayrıntılı bir boru ağı ile bağlantılı havuzlar veya küvetlerde banyo yapar olarak tasvir edilmişlerdir. Su bir borudan diğerine akan, entegre bir tasarım oluşturur. Burada yıkanan kadınlar sanki bir şifa buluyor imajını yaratmaktadır.

Kozmolojik açıdan: Daha dairesel diyagramlardır, fakat doğaları belirsizdir. Bu bölümde katlamalı kağıtta bulunur, altı sayfadan oluşur ve adalarla bağlantılı kaleler içeren bir haritada diyagramla gösterilir.

Farmakolojik açıdan: İzole edilmiş bitki ve kök parçaları, sanki kavanozlara konulmuş bir deneyin parçası olarak görülmektedir.

AMAÇ:

El yazmasının verdiği genel izlenim: bir farmakopedi olarak hizmet edebilecek veya ortaçağda, erken çağdaş tıptaki konulara hitap edilmesi anlamına gelebilme ihtimali taşımaktadır Bununla birlikte, resimlerin ilginç ayrıntıları kitabın kökeni, metnin içeriği ve hedeflendiği amaçla ilgili pek çok teoriyi tetiklemiştir.

Kitabın ilk bölümü neredeyse kesinlikle bitkisel olup, ancak gerçek örneklerle ya da aynı anda bulunan bitkilerin stilize çizimleri ile yapılan teşebbüslerde bitki tespitinde başarısız olmuştur Zira daha evvelde bahsedildiği gibi, bitkilerin bazıları bu dünyaya ait değildir. Elbette hayali olabilir. Büyüteç altına tutularak ayrıntılı olarak çizilen bitkiler düşündürücüdür. Çünkü o dönemde henüz mikroskobik mercekler icat edilmemişti. Bitki çizimlerinden sadece birkaçı vahşi bir tür benzeri olarak, bazı örnekleriyle makul bir kesinlik ile tanımlanabilir. Farmakolojik eskizlerle eşleşen bitkisel resimler, eksik kısımların görünür olmayan detaylarla tamamlanması dışında bunların temiz kopyaları gibi algılanmaktadır. Aslında, bitki bölümündeki bitki çizimlerinin birçoğu bileşik görünmektedir: Bir türün kökleri bir başkasının yapraklarına, üçte birinden çiçeklerle tutturulmuş adeta değişik bir tür yaratılma yoluna gidilmiştir.

Botanikçi Hugh O’Neill, bunların, Yeni Dünya ayçiçeği tasvir ettiğine inanıyordu; ne yazık ki tanımlama yalnızca spekülatiftir.

Biyolojik bölümdeki havzalar ve tüpler simya ile bağlantılı olarak yorumlanır, ancak dönemin simya teçhizatıyla pek az benzerlik gösterirler. Bu da simyada atılan yeni bir adım olabileceği şüphesini uyandırmaktadır. Birçok kişi bunun simyanın asıl amacı olan değersiz madenleri altına çevirmenin başka bir versiyonu olarak yorumlamışlardır. Bu yorum şudur: Yaşlanan vücudu gençleştirmek. Yani bir çeşit gençleştirme iksiri!

Öyle ki, ünlü okültüst ve simyacılar olarak bilinen Edward Kelly ve John Dee bile bu elyazısıyla ilişkilendirilmiştir.

Voynich elyazması bugün bile gizemini korumaktadır. Satırlarımızın başında belirttiğimiz gibi zaman zaman çözüldüğüne dair iddialar ortaya atılsa da uzmanlarca tam bir görüş birliği henüz sağlanamamıştır. İster bir büyü kitabı olsun, ister astroloji veya bitki bilimini inceleyen bir eser olsun, ister simyanın altına dönüştürme ilkesinin gençleştirme iksiriyle kademe atlasın, Voynich elyazması gizemini daha uzun yıllar sürdüreceğe benzemektedir.

Kaynakça :

https://www.smithsonianmag.com/smart-news/6-things-know-about-mysterious-voynich-manuscript-

Yazar :Arzu Gökyolcu

 

Editör : Suna Korkmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here