Lenfatik, ( lenfa, lenfositler, lenf damarları, lenf nodları, tonsiller ve thymus bezinden meydana gelmektedir.) immun sistem , vücudun enfeksiyonlara karş savaşmasını sağlayan sistemin elemanlarındandır. Bu sistemde yer alan lenf bezeleri, boyun, koltuk altı, kulak arkası ve kasık bölgelerimizde bulunan küçük yapılardır. normalde erişkinlerde genellikle ele gelmeyen küçük yapılar vardır. Lenfatik sisteme dahil diğer organları da bilmemizin fayalı olacağını düşünüyorum. Bu organlarımız, dalak, bademcikler, kemik iliği, karaciğer ayrıca göğüs boşluğunda aktif olan timus’tur. Midemiz, ince bağırsaklar ve cildimizde de lenfatik yapılar bulunmaktadır. Lenf kanseri, bu bahsettiğimiz organ ve yapılardaki normal hücrelerinin yapılarının bozularak, anormal şekilli veya hızlı bölünebilen hücrelere dönüşmesi ile ortaya çıkmaktadır. Dikkat etmemiz en önemli konulardan biri ise; bu hücreler dalağa, kemik iliğine yada karaciğere yayılabilir. Yayılma söz konusu ise, tedavi süreci uzar, risk faktörleri artar, hastalığın tedavisi büyük bir ızdıraba dönüşür.

Lenf Kanseri’nin Belirtileri:

Sebebi tam açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, halsizlik, ciltte kaşıntı…. Bu şikayetler, grip gibi başka hastalıkların seyrinde de görülebilir. Bu nedenle bu tür bulguları olan hastalarda lenfoma teşhisini ancak doktor koyabilir.

– Ağrısız ama hızla büyüyen- çoğalan lenf bezleri
– Sebebi bilinmeyen ateş, kilo kaybı,
– Özellikle geceleri aşırı terleme
– Süregelen bir yorgunluk
– Üst solunum yollarında yaşanan problemler (öksürük-göğüs ağrısı-nefes darlığı)
– Bağışıklık sistemi zayıflığından kaynaklandığından, gribal hastalıkların arkasından ortaya çıkabilir.
– Karın ağrısı, şişkinlik hissi
– Rahatsızlık veren bir kaşıntı

Lenf Kanseri Olduğumuzu Nasıl Anlarız?

Lenf bezi kanseri olduğunuzu düşünüyorsanız, yukarıda belirttiğim belirtilerin varlığı, özellikle vücudunuzun lenfatik sisteminde bulunan yapılardan yani lenflerden herhangi birinin şiştiğini-büyüdüğünü tespit etmeniz, acilen bir hekime başvurmanız için yeterli bulgulardır. Bunun için başvurduğunuz hekimin tam teşhisi sağlayabilmesi için aşağıda bahsedeceğim işlemleri yapması gerekmektedir.

1- Normal Fiziki Muayene : Doktorunuz, büyümesinden şikayetçi olduğunuz lenf nodunu muayene eder. Dalak ve karaciğerinizde de büyüme olup olmadığı kontrol edilir.

2- Kan Testleri : Tam kan sayımı ve biyokimyasal incelemeler yapılır. Lenf kanseri teşhisini net bir şekilde koyabilmek için aşağıda belirteceğim kan testleri uygulanmaktadır.

Tam kan sayımı: Anemi, lösemi olup olmadığını ayrıca trombosit veya beyaz kan hücrelerinde azalma olup olmadığını gösteren, teşhis için önemli bir sayımdır.

Sedimantasyon: Kanserin türüne göre kanda çökme hızı fazla çıkabilmektedir.

Üre-Kreatinin: Kan tahlilinde kandaki üre seviyesinin belirlenmesini sağlar. Böbrek fonksiyonlarının nasıl çalıştığının tespit edilmesinde önemlidir. Kişide lenfoma varsa değerleri yüksek çıkar.

GGT-ALP : Safra yolları ve karaciğerde hastalık-hasar olduğunda kanda bu kan değerleri yüksek çıkar.

CRP: Oluşması yeni olan enfeksiyonların belirtisidir.

Yukarıda verilen kan tahlil değerlerinin sonuçları değerlendirilerek kişide lenfoma varlığı ya da risk seviyesi belirlenebilmektedir.

Bu kan testlerin değerlendirilmesi sonucunda, hastaya lenfoma teşhisinin konulup konulmayacağı durumu daha net bir bakış açısı sağlar.

3- Akciğer Filmi : Lenf bezinin büyüklüğü ve olabilecek diğer problemlerin teşhisinde kullanılır.

4- Biyopsi: Kişide lenfoma şüphesi varsa tam teşhis için lenf bezinin tamam ya da bir kısmı çıkarılır. Daha sonra patolojiye gönderilir. Büyüyen lenf bezinin kısmi veya mümkünse tam olarak çıkarılması gerekmektedir. Bunun nedeni iğne ile yapılan biyopsilerin net sonuç vermemesinden kaynaklanmaktadır. Hastalığın yayılıp yayılmadığı da kemik iliği biyopsisi ile teşhis edilmektedir. Boyun, akciğer ve karın bölgesi ise bilgisayarlı tomografi ile incelenmektedir. Daha farklı durumlar için da PET, MRI, Ultrason, omurilik be beyin sıvısının alınıp incelenmesi gerekebilmektedir.

Tüm bu tetkikler sonucunda hastanın hodgkin hastalığına mı, yoksa hodgkin dışı lenfoma hastalığına mı yakalandığına karar verilir. Hodgkin dışı lenfoma’nın çok değişik çeşitleri bulunmaktadır. Patalog tarafından hangi sınıfa girdiği belirlenen rahatsızlık patoloji raporunda da ayrıntılı olarak belirtilir. Bu tiplerin ayrımı hastaya uygulanacak tedavinin belirlenmesi için önem taşımaktadır. İsterseniz kafanızın karışmaması için biraz da hodgkin rahatsızlığından bahsedelim.

Hodgkin Hastalığı Nedir? Lenfoma İle Nasıl Bir İlgisi vardır?

Lenfomanın içinde yer alan bir alt grup hastalıktır. Bu yüzden lenfomaları hodgkin ve hodgkin dışı olarak ikiye ayırabiliriz. Lenfomalar içerisinde en az görülen gruptur. Kökünü vücuttaki lenf organlarından almaktadır. İlk belirtisi, vücutta belirli bir bölgede tek yada birkaç tane lenf bezesinin büyümesidir. Bu hastalık adını Thomas Hodgkin’den almaktadır. Nedeni tam olarak olarak bilinmemekle birlikte her yaş grubunda görülebilmektedir. Ancak daha çok genç yaş grubunu hedef alır. Lenf dokusunun bulunduğu her her hangi bir yerde çıkabilmektedir. Göğüs ve karnı ayıran çok ince bir kas olan diaframın üstünde bulunan lenf bezi grubunda daha çok görülmektedir.Bu hastalıkta, Reed-Sternberg hücresi adı verilen anormal hücreler vardır.

Lenfomaya Sebep Olabilecek Etmenler Nelerdir?

– Bağışıklık sistemindeki zayıflık,
– Vücuttaki bazı enfeksiyona bağlı rahatsızlıklar,
– HIV virüsü (AIDS’e neden olduğu bilinen virüs ),
– Çocukluk çağında “İnfeksiyöz Monükleoz” adı verile hastalığa neden olduğu bilinen Epstein-Barr virüsü,
– Helicobacter Pylori, HTLV-1 virüsü,
– Hepatit C virüsü’nün lenfomayı tetiklediği bilinmektedir.
– Tarımsal ilaçlar, kimyasallar, radyasyon, genetik yapı diğer kanser vakıalarında olduğu gibi bu kanser hastalığında da başlıca nedenler arasındadır.

Lenf Kanserinde (Lenfoma) Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

-Tedavi yöntemi hastalığın tipi, evresi, hastanın yaşı varsa diğer rahatsızlıkları, hastalıkta yayılma durumu, hızı vb. nedenleri sayabiliriz. Hastada görülen hastalık, Hodgkin olmayan lenfoma ise, yavaş ilerliyorsa farklı bir tedavi yöntemi uygulanır. Hemen tedaviye başlanmayabilir. Hasta kontrol altında tutulmaya devam edilir.
– Belirtileri belirgin ancak yavaş ilerleyen bir tipteki lenfoma ise ; kemoterapi, monoklonal ayrıca radyoterapi uygulanmaktadır.
– Hızlı ilerleyen lenfomada genellikle kemoterapi ve biyolojik tedaviler uygulanmaktadır. Çok sık olmamakla birlikte radyoterapi de tedavi yöntemlerine eklenebilir.
– Hastalık tedaviye dirençli olduğunda ya da tedaviden sonra hastalık tekrarının (nüks) geliştiği durumlarda kullanılan tedavi şekilleri ise; kemoterapi, radyoterapi, biyolojik tedaviler, kök hücre veya kemik iliği nakilleri uygulanmaktadır.

Lenfoma ile ilgili uygun tüm tedaviler tamamlandıktan sonra, hasta ilk iki yıl, sık sık kontrol altında tutulur. Bu çoğu hastalıkta böyledir. Kontroller seyri azalarak beş yıla kadar devam eder. Bu süreçte hastalığın tekrarlama riski kontrol altına alınmaktadır.

Kan kanseri olarak bilinen bu hastalık kan hücresinin tümörüdür.Tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi bu hastalıkta da hastanın moralinin iyi tutulması çok önemlidir. Bu hastalığa sahip müzisyen, akademisyen, yazar, birçok insan var. İnanın bir çoğu üretmeye, yaşama bir şeyler katmaya, insanlık için var olmaya devam ettiler. Bir yazar ya da müzisyen olmayabilirsiniz. Mutlaka sizin de hayatın bir ucundan tutabilecek bir yetiniz vardır. Bunu geliştirmeye, insanlarla paylaşmaya, güzel elleriniz,gözleriniz ve fikirlerinizle sizi üzen her şeyi bir şeyler yapmaya bunun yanında kendinizi ve sağlığınızı asla ihmal etmemeye var mısınız?

Kaynakça :https://www.kanseroloji.com

Yazar : Eda Şahan

 

 

Editör : Suna Korkmaz