Zararlı Kimyasal ve Toksinlerden Korunma Yolları

Doğal olmayan kimyasallar yüzünden dünya giderek sentetik bir hale geliyor. Bu kimyasalların birçoğu, çevremizde bulunan maddeler ve vücudun sistemini bozduğu bilinen toksinlerdir. Bu toksinler savunma mekanizmasına müdahale etmektedir. Her sabah, yüzümüzü yıkarken de zararlı kimyasallara maruz kalıyoruz. Kadınlar, erkeklerden daha fazla kimyasal maddeye maruz kalmaktadırlar. Çünkü parfüm ve kozmetik gibi kişisel bakım ürünlerini kullanıyorlar ve çevrelerindekileri de etkiliyorlar.
Çevresel toksinler genellikle endokrin bozuculardır; yani hormonları bloke edebilir veya endokrin bezlerinin üretimini bozabilirler. Diğer durumlarda, yoğun şekilde yararlı maddeler üreterek vücuda yararlı olan yüz trilyon bağırsak bakterisini zehirlemektedirler. Birçok toksin, her hücrenin enerji üreten bileşeni olan mitokondri ve savunma mekanizmasının en yakın savunucuları için zehirlidir. Başka bir deyişle, bu tehlikeli kimyasallar kelimenin tam anlamıyla vücuttaki enerjiyi azaltır, gücümüzü tüketir ve bizi yorgun, halsiz ve hasta bırakır.

Çevresel Toksinler, Kirleticiler ve Koruyucular

Her gün, vücudumuza yediklerimizle, cildimizle ve hatta soluduğumuz havayla yaklaşık olarak 140 adet zehirli toksin ve kimyasal girer. Bu konuda iyi olan kısım; birçok toksin ve kimyasalın (BPA, ftalatlar ve parabenler gibi) maruz kalındıktan sonra vücudu terk ettiğidir. Bu kimyasallarla maruz kalma en aza indirebilirse vücudu çabucak terk edecekleri anlamına geliyor. Bununla birlikte, bazı kalıcı organik kirleticiler ve dioksinler vücutta uzun süre kalabilirler. Bunlardan bazıları şunlardır:
Bisfenol A (BPA): Bisfenol A ; meme kanseri, obezite, erken ergenlik ve kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilmiştir. Amerikalıların yaklaşık yüzde 93’ünün vücutlarında BPA vardır. BPA kaynakları arasında plastikler, konserve ürünleri ve ısıya duyarlı kâğıt bulunur. BPA et paketlemesinde de kullanılan bir üründür. İyi olan ise; BPA’ya maruz kalınmama durumunda, vücuttaki seviyeler hızla düşer.
Ftalatlar: Plastikleri daha yumuşak ve esnek hale getirmek için kullanılan plastikleştiriciler, ftalatlar yaygın olarak oyuncaklarda, hortumlarda, diş fırçalarında, gıda ambalajlarında, duş perdelerinde, sentetik parfümlerde, şampuanlarda, saç spreyinde bulunur. Bu toksik maddeler testis hücrelerinde hücre ölümünü tetikleyerek daha düşük sperm sayısı, daha az hareketli sperm ve doğum kusurlarına yol açabilir. Erkek üreme sistemini etkilemeye ek olarak, obezite, diyabet ve tiroid düzensizliklerine sebep olabilirler. İnsanlara hoş kokmak ve ilgisini çekmek için parfüm kullanmak sonuçlarına bakıldığı zaman çok ironik bir durumdur. Çünkü ilgi çekmek için kullanılan bir şey yüzünden aslında cinsel performans bozuluyor. İyi olan ise, maruz kalınmadığında vücut tarafından hızlı bir şekilde temizlenebilirler ve istikrarsızdırlar.
Parabenler: Parabenler, şampuanlar, losyonlar ve kremler gibi cilt ürünlerinde koruyucu olarak kullanılır. Ayrıca, satın alınmış tarçınlı rulolar ve kekler gibi yiyeceklerde de bulunurlar. Östrojen (dişilik hormonu) ve uzun zamandır hayvanlarda hormon fonksiyonlarını bozduğu bilinmektedir. California Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırma parabenleri meme kanseriyle ilişkilendirmiştir. İyi haber şu ki bu toksik kimyasallar vücutta kalmamaktadır ama kötü tarafından bakılırsa, her gün yeniden açığa çıkartılmaktadır.
Dioksinler: Dioksinler, pek çok endüstriyel işlem sırasında, klor ve bromun karbon ve oksijen varlığında yandığı durumlarda oluşur. Dioksinler hem erkek hem de kadın cinsel ve üreme işlevine müdahale eder. Yaşamın erken dönemindeki kadınların maruz kalma durumunda, doğurganlığı kalıcı olarak etkileyebilir. Erkeklerde sperm kalitesi ve sperm sayısı, kısırlığa neden olarak etkilenebilir. Dioksinler çok uzun ömürlüdür, vücutta ve besin zincirinde oluşurlar. Genel olarak, tüm toksinler, besin zincirini yükseltirken daha yaygın hale gelme eğilimindedirler. Dioksinler güçlü kanserojenlerdir ve bu zararlı maddeler bağışıklık sistemini etkileyebilirler. Dioksinler, çoğunlukla et, balık, süt ve yumurta içeren ürünlerde bulunur. Dioksinlere maruz kalınmasını minimize etmek için hayvansal ürün tükemi azaltılarak bitki bazlı bir beslenme tercih edilmelidir.
Kalıcı organik kirleticiler (KOK): Kalıcı organik kirleticiler (KOK), poliklorlu bifenilleri (PCB), atrazin ve organotinleri içerir. PCB’ler ticari tarımda en sık kullanılan pestisitlerdir. Çoğu sentetik pestisitlerin çalışma şekli, canlıların üreme yeteneklerine veya sinir sistemlerine zarar verebilmektedir. PCB’ler çoğunlukla toprakta, bataklıkta ve balıkta, et ve süt ürünlerinin yağlı kısımlarında bulunur. Balıklar ve kabuklu deniz ürünleri genellikle herhangi bir yiyeceğin en yüksek PCB seviyelerini içerir, özellikle yağlı, diğer birçok balığı yiyen ve endüstriyel alanlara yakın olan balıklarda bulunurlar.
Atrazin: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mısır ürünlerinde yaygın olan bir herbisit spreyi olarak kullanılır. Genellikle içme suyunda bulunur çünkü yeraltı sularına karışır. Araştırmacılar, düşük bir atrazin seviyesinin, erkek kurbağaları tamamen canlı yumurta üreten dişilere dönüştürebileceğini keşfetmişlerdir! Atrazin hayvanlarda meme tümörleri, gecikmiş ergenlik ve prostat enflamasyonu ile ilişkilendirilmektedir.
Organotinler fungisitler: Bu zehirli maddeler plastiklerde stabilizatörlerinde, yumuşakçaları ve akarları öldürmek için kullanılan mitisitlerde bulunan organik ve inorganik kalay bileşikleridir. Ayrıca böcek öldürücü olarak ve diğer endüstriyel kullanımlar içinde kullanılmışlardır. Bu tehlikeli maddelerin birçoğu diyetlere karıştıklarında hoş değildir ve kemirgen kovucu olarak kullanılmışlardır. Besin zinciri birikimi ve biyo-konsantrasyonunun, KOK’lara maruz kalan yengeçler, istiridye ve somonlarda rastlanmışlardır. Üzücü olan gerçek: DDT, kel kartalların daralan popülasyonunun arkasındaki neden olduğu tespit edildikten sonra yasaklanan bir POP örneğidir.
Triklosan: Triklosan, karaciğer toksisitesinin yanı sıra tiroid fonksiyonunu etkileyen bilinen bir endokrin bozucudur. Vücut yıkama, anti bakteriyel sabun ve anti bakteriyel diş macununda yaygın olarak kullanılır. Diş macunu ile diş eti hastalığına ve ağız kokusuna karşı kullanılmasına rağmen, aynı metabolik hastalıkları etkileyen sağlıklı bağırsak bakterilerini de yok etmektedirler.
Perflorlu kimyasallar (PFC’ler): Perflorlu kimyasallar (PFC’ler), yemek pişirme sırasında daha az yağ kullanımını için tasarlanan yapışmaz pişirme kaplarını yapmak için kullanılır. Öyle ısrarcıdır ki, Amerikalıların yüzde 99’unun vücutlarında bu toksik kimyasallara sahip olduğu tahmin edilmektedir. PFC’ler üreme sağlığı, böbrek hastalığı, tiroid hastalığı, yüksek kolesterol ve diğer birçok sağlık sorunu ile açıkça bağlantılıdır. Hayvan çalışmaları, PFC’lerin tiroid ve seks hormonu seviyelerini etkileyebileceğini göstermektedir.
İlaçlar: İronik olarak, diyabet, yüksek tansiyon ve diğer metabolik hastalıkların tedavisi için yaygın reçeteli ilaçlar aslında metabolizmayı yavaşlatır ve kilo alımına neden olabilir. Örneğin, beş günlük bir antibiyotik rejimi, ruh hali ve yiyecek seçimlerini etkileyen bağırsak dostu bakterilerinin yüzde 33’ünü yok edebilir. Artık biliniyor ki bağırsak mikrobiyomundaki bacteroidetes bakterilerinden daha fazla sayıda Firmicutebakteri bulunması kilo alımı ile ilişkilidir. Bu kanıt, yem grubu etkinliği ile tutarlıdır ve ağırlık artışını yüzde 30’a kadar artırmak için yem grubundaki sığırlara antibiyotik verilmesi uygulaması yapılmaktadır.
Plastik kirletici maddeler: Plastik kaplar ve diğer plastik ürünlerdeki bilinen “okları takip” sembolü, ürünün geri dönüştürülebilir olduğu anlamına gelmez. Üçgenin içindeki küçük sayı gerçek hikâyeyi anlatır. Her bir takip okunda üçgen, 1 ile 7 arasında bir sayıdır. Sayının amacı, ürün için kullanılan plastik türünü tanımlamaktır ve plastiklerin tümü geri dönüştürülemez veya yeniden kullanılamaz. Çok sayıda plastik bazlı ürün geri dönüştürülemezdir.
Geri dönüşüm numarası 7 olan ürünler en kötüsüdür. 7 numaralı kategori, polikarbonat (PC) ve diğer plastikler için uygun bir ürün olarak tasarlanmış, bu nedenle yeniden kullanım ve geri dönüşüm protokolleri bu kategoride standartlaştırılmamıştır. Bununla birlikte, 7 numaralı plastiklerin öncelikli kaygısı, BPA kullanılarak yapılan polikarbonat kaplarda paketlenmiş yiyecek veya içecek ürünlerinde kimyasal liç olma potansiyeli bulunmaktadır. BPA, bilinen bir endokrin bozucu olan kseno-östrojendir ve geri dönüşüm numaraları 2, 4 ve 5 olan plastikler daha iyidir.
Arsenik: Bu tehlikeli madde, yiyecek ve suyunuzda gizlenen bir zehirdir. Yüksek miktarda alındığında arsenik doğrudan öldürür. Eser miktarlarda arsenik mesane, cilt, ve akciğer kanserine neden olabilir. Arseniğin hormonlara karıştığı daha az bilinir! Spesifik olarak, vücudun şeker ve karbonhidratları nasıl işlediğini düzenleyen, glukokortikoid sisteminde normal hormon işlevine müdahale edebilir.

Çevresel Çalışma Grubunun Korunma Önerileri

Çevre Çalışma Grubu (EWG); insan sağlığını ve çevreyi korumaya adanmış kar amacı gütmeyen tarafsız bir kuruluştur. EWG’nin misyonu, insanları daha sağlıklı bir çevrede daha sağlıklı hayatlar yaşamaya teşvik etmektir. Çığır açan araştırmalar yayınlayarak eğitim kaynakları sağlayan kuruluş, tüketici tercihlerini ve toplumsal eylemleri yönlendirir. EWG web sitesinde, pestisit yüküne dayanan ürün sıralaması yayınlamıştır. Bu sitede bu sıralamanın yanı sıra, potansiyel olarak toksik ev maddeleri ve kişisel bakım ürünleri ile diğer pratik bilgilerin bir veri tabanı mevcuttur. Bu web sitesinde yazılana göre; organik olmayan mağazadan satın alınan ürünlerdeki toprağa püskürtülen ve bitki tarafından emilen pestisit sorunu; yıkanması ve soyulması ile çözülmüyor.
USDA, et kategorisi dışında doğal kelimesinin kullanımını kesinlikle tanımlamamakta veya düzenlememektedir. Bu, bir “tamamen doğal yoğurt” yazan bir ürünün yasal olarak sentetik pestisitler, tehlikeli kimyasallar, GDO’lar, antibiyotikler ve büyüme hormonları içerebileceği anlamına gelir. Bununla birlikte, organik etiketi, toksik, kalıcı sentetik pestisitlere ve herbisitlere izin verilmesini gerektirmez.
EWG, pestisit yükü sıralamasına göre ürün listelemesini en yüksekten en doğru yapmaktadır. Çünkü organik olan her şeyi satın almak maliyet açısından ağır gelebilir ve bu anlamda pestisit yükünde hangi ürün maddelerinin en yüksek olduğunun farkında olmak çok yararlıdır. Bu listede, yalnızca ilk on iki ürünün bunlara kirli düzine denir, organiklerini satın almak, böcek ilacına maruz kalınmasını yüzde 80’e kadar azaltabilir. Bir yetiştiricinin ürünü organik olarak sertifikalandırması ve satması için, yetiştiricinin sentetik pestisitler, herbisitler ve petrol gübreler için ardışık yedi yıl boyunca toprak testinden geçmesi gerekir. Ayrıca, organik sertifikalı ürünler genetik olarak değiştirilemez veya ışınlanamaz. Genetik modifikasyon işlemi, genellikle bu toksik kimyasallarla bol miktarda püskürtülmesini, mısır ve soyanın daha fazla pestisite toleranslı hale getirilmesi içindir. Bu pestisitler ve herbisitler, vücuda girdiklerinde, bağırsak bakterilerinin hassas ekosistemine zarar vermektedirler.
Bu sentetik pestisitlerin ve herbisitlerin çalışması için tasarlanan yol, böceklerin endokrin sistemlerini bozmak veya sinir sistemlerini zehirlemektedir. Bu, özellikle Parkinson hastalığı, multipl skleroz ve Alzheimer gibi insanlarda, özellikle bu tehlikeli maddelerin daha yaygın olduğu tarım topluluklarında daha fazla kısırlık ve nörodejeneratif bozukluklar gördüğümüzü açıklıyor.
Petrol bazlı gübrelerde asıl sorun Azot-fosfor-potasyum (NPK) gübreleri kullanmak daha kısa kök sistemleri oluşturur ve daha düşük müdahale seviyeleri için daha düşük mikro besin seviyelerine ve hastalıklara karşı bağışıklığa neden olur. Modern tarımda yaygın olan sentetik gübrelerin kullanılması, bitkilerde abur cubur atışmalıklarla beslenme sağlamak gibi bir şeydir.

Pestisit Yüküne Dayalı Ürünlerin 2017 EWG Sıralaması

Aşağıda EWG’nin pestisitlere, herbisitlere ve sentetik gübrelere maruz kalmadan en azından elde edilen ürün sıralaması aşağıdadır. İlk on ikiye “kirli düzine” denir. Bu besinlerin mümkün olduğu kadar organik olanları tercih edilmelidir. EWG, elmaları pestisit yükü bakımından sürekli olarak en kötüler listesinde yer almıştır. Marketteki bir elmanın ortalama yaşı dört ila on bir aydır, bu nedenle elma ağaçlarının etrafındaki toprağın pestisitlere yoğun biçimde doyurulması gerekebilir. “Doğum elmaları” endüstri terimi bazen kullanılmaktadır. Çünkü süpermarkette satılan elmalar genellikle bir yaşındadır! Zararlı kimyasallar meyvenin içinde olduğundan yıkama ve soyma işlemlerinin bir faydası yoktur.
1.Çilekler (en kötüsü)
2.Ispanak
3.Nektarinler
4.Elma
5.Şeftali
6. Armut
7.Kiraz
8.Üzüm
9.Kereviz
10.Domates
11.Tatlı biber
12.Patates
13.Salatalık
14.Kiraz domates
15.Marul
16.Ek Bileşen bezelye
17.Yaban mersini
18.Acıbiber
19.Kara lahana
20.Yaban mersini
21.Yeşil fasulye
22.Erik
23.Mandalina
24.Ahududu
25.Havuç
26.Kış kabağı
27.Portakallar
28.Yaz kabağı
29.Yeşil fasulye
30.Muz
31.Bezelye
31.Yeşil soğan
32.Karpuz
33. Mantarlar
35.Tatlı patates
36.Brokoli
37.Greyfurt
38.Karnabahar
39.Kavun
40.Kivi
41.Patlıcan
42.Mango
43.Kuşkonmaz
44.Papaya
45.Soğan
46.Lahana
47.Ananas
48.Avokado
49.Mısır

Zehirli Maddelerden Korunmak İçin Alınacak kişisel Tedbirler

• Çevresel kirleticiler ve toksinler her yerdedir, bu nedenle kaçınma kilit öneme sahiptir.
• Eve girerken, istenmeyen zararlı kimyasalların ev ortamına girmesini önlemek için ayakkabılar çıkarılmalı ya da iç mekân ayakkabıları, sandaletleriyle değiştirilmelidir.
• Hayvansal yağlar azaltılmalı veya hiç kullanılmamalıdır.
• Halka açık su kaynakları kontrol edilmelidir.
• Eğer musluk suyu en düşük seviyede ise, bir su filtreleme sistemi kullanılmalıdır veya filtrelenmiş kaynak suyu alınmalıdır.
• Yemek yemeden önce eller yıkanmalı ancak triklosan gibi kimyasal maddelere sahip sert anti bakteriyel sabunlardan kaçınılmalıdır.
• Özellikle yiyecekleri ısıtırken plastik kaplardan ve Strafor plakalardan kaçınılmalıdır. Bunlar ısıtıldığında zehirli maddeler serbest bırakılır. Paslanmaz çelik veya hatta bambu çok daha iyidir.
• PFC’leri serbest bırakan çizilmiş yapışmaz tavaları kullanılmamalı. Paslanmaz çelik tavalar muhtemelen en iyisidir.
• Basılı makbuzlardan kaçınılmalıdır. Ticari işletmelerdeki çoğu yazıcıda BPA yüklü ısıya duyarlı kâğıt kullanılır. Mümkünse elektronik makbuzlar tercih edilmelidir.
• Sentetik kokular, parfümler ve kokular kullanımı bırakılmalı ve bunun yerine uçucu yağlar tercih edilmelidir.
• Çevre dostu kuru temizleme kimyasalları konusunda ısrarcı olunmalıdır.
• Mümkünse organik ürünler alınmalıdır.

Modern yaşam tarzı dünyaya yayıldıkça, metabolik sendromdan tutun kalp hastalığı, felç, diyabet ve diğer rahatsızlıkların gelişme riskini artıran nedenlerde artış göstermektedir. Yiyeceklerin, kişisel bakım ürünlerinin gizlediği bu çevresel düşmanlarla mücadelede bilinçli olunup gereken tedbirlerin alınması daha sağlıklı ve temiz hayat için önemlidir.

Kaynakça:

New World library.com
www.consciouslifestylemag.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :