Çocuk Yetiştirirken Dikkat Edilecek Unsurlar

Okuma Süresi: 7 Dakika  | Yazdır

Çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gereken en önemli unsurların başında ailede sevgiye dayalı bir iletişimin olması, çocuğa doğru bir disiplin anlayışının kazandırılması, ödül ve ceza anlayışları gelmektedir. Birey, ailesinden sevgi görerek yetişirse olgun bir insan olur. İnsanları, çevreyi ve doğayı sevme kabiliyetini sevilerek elde eder. Sevginin dayanağı ise kabul görme, onaylanma duygusundan gelmektedir. Yaşamının ilk yıllarını yaşayan çocuğun tek yardımcısı ise anne ve babasıdır. O yüzden çocuğun anne ve babası tarafından sevildiğini anlaması, hissetmesi gerekir. İnsanlar, sevgiye sadece bebeklik ve çocukluk dönemlerinde ihtiyaç duymazla. İnsanların sevgiye gereksinimi ömrü boyunca devam eder.

Tabi ki çocuğu severken onun birtakım özelliklerini ön plana çıkarmak da doğru bir hareket olmayacaktır. Çocuğun güzelliği, yetenekleri, başarıları salt sevgi sebebi olmamalıdır. Çocuk, nasıl bir birey olursa olsun, isterse başarısız olsun yine de ebeveynleri tarafından sevilmelidir. Çünkü çocuk, ailesinden koşulsuz sevgi bekler. Çocuk, ebeveynlerinin kendisini sevip sevmediğini onunla ilgilenip ilgilenilmemesinden, ona vakit ayrılıp ayrılmamasından anlar. Çocuğa sevgi göstermek, onun duygu ve düşüncelerini anlayabilmek, onunla keyifli etkinlikler yapmak ve kendini onun yerine koyup, empati yaparak onu anlayabilmektir.

Eğer çocuk, sevgisiz bir biçimde yetiştirilirse çocukta birçok uyum ve davranış bozuklukları meydana gelir. Sevgisiz kalan çocuk kendini değersiz görür, kendini dışlanmış hisseder. Bu da çocukta özgüven duygusunun gelişimini önler. Çocuğu salt sevgiye boğmak da yanlıştır. Çocuğun doğru olmayan davranışları için çocuk uyarılmalı, çocuğa gerekli disiplin kazandırılmalıdır. Dengeli ve sağlıklı bireyler yetiştirmek için disiplin önemlidir. Disiplin, bireylerin toplum davranışlarına uyum sağlaması için alınan önlemlerin tümü olarak adlandırılabilir. Ailede doğu bir disiplin oluşturmak için ebeveynlerin çocuklarının özgürlüklerini ihlal etmemeleri gerekir. Disiplin kişinin kendini bilmesi ile başlar. Disiplin kazandırmanın amacı düzenli, tutarlı ve sorumlu davranışları kazandırmaktır. Çocuğa aşırı yumuşak davranmak çocukta bencillik ve içine kapanıklığa sebep olmakta, aşırı baskıcı bir yaklaşım ise anne babadan korkmaya, onlara nefret beslemeye ve öfke duymaya neden olmaktadır. Bu da, çocuğun bağımlı ve isyankâr olmasını sağlar.

İyi bir disiplin oluşturabilmek için yerinde ve zamanında kullanılan ödül ve ceza önemlidir. Ödül, istenilen davranışların pekiştirilmesi için kullanılır. Bu, da çocuğun gelişimini olumlu yönde etkiler. Ödül, çocuğa istendik davranışı yerine getirdiği zaman verilmelidir. Güzel bir söz, bir öpücük ve çocuğu övmek gibi ödüllerle çocuk teşvik edilmeli, maddi ödüller sık sık verilmemelidir. Çocuğun hangi davranışından dolayı ödüllendirildiğini bilmesi ise eğitsel açıdan son derece önemlidir.

Ceza, istenmeyen davranışların tekrar edilmesinin önüne geçmek için kullanılır. Çocuk, toplum gereklerine uygun davranmadığı takdirde cezalandırılmalıdır. Bunun için de çocuğa toplumda bilmesi gereken kurallar öğretilmelidir. Ayrıca çocuğa kuralları sorgulama hakkı da verilmelidir. Verilen cezalar çocuğu küçük düşürücü olursa ve çocuğa kendini açıklamasına izin verilmezse bu, çocuğun özgüvenini zedeler ve bağımsız bir birey olmasını engeller. Çocuğa verilen suç ve ceza arasında bir denge olmalıdır. Ceza, makul ölçüde ve çocuğa yaptığını düşündürecek şekilde olmalıdır. Bazı aileler şiddet kullanmayı ceza olarak görmektedir. Bu, istenmeyen davranışların önüne geçmekten çok, istenmeyen davranışların artmasına sebep olur. Şiddet, çocuğun ebeveynlerine düşmanlık gütmesine neden olur. Bu yolla cezalandırılan çocuklar, saldırgan bir kişilik geliştirir, problemlerini dayakla çözmesine yol açar. Şiddet gören çocuğun vicdani duyguları gelişmez, ahlak gelişimi bundan kötü etkilenir. Ödül ve ceza verilmesinde eşler koordineli olarak çalışmalıdır.

Her birey doğarken değişik özelliklerle dünyaya gözlerini açar. Bireyin kişilik özelliklerinin oluşumu ise çevresel etmenlere ve anne babanın davranışlarına göre şekillenir. Kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak yetiştirilen bireylerin özgüvenleri yüksek olur. Anne ve babaların çocuklarına karşı takınmış oldukları tavırlar birbiriyle uyumlu olmalı, anne ve baba birbiriyle davranışlarında ters düşmemeli ve çocuklar üzerinde ne çok aşırı baskı kurmalı ne de çok gevşek davranmalıdır.

Çocukların davranışlarının %80’inin 0-6 yaş arasında, %20’sinin ise 6 yaştan sonra kazanıldığı bilinmektedir. Bu yüzden anne baba çocuğa davranışlarında bunu unutmamalıdır. Aşırı baskıcı ve otoriter tutum gösteren aileler, daha çok geleneksel aile tiplerinde görülebilmektedir. Çocuğa karşı gösterilen katı disiplin kuralları çocuğun tüm hayatı boyunca uymak zorunda olduğu kuralları sorgulamadan uygulamasına neden olur. Otoriter tutumlarla yetiştirilen çocukla, çekingen, içine kapanık, sessiz, başkalarının düşüncelerine boyun eğenlerden olurlar. Başkaları onları kontrol eder, yönlendirir. Yaşama bakış açıları istedikleri gibi olmaz, toplum kurallarına uygun şekillenir.

Çocuk yetiştirmede karşılaşılan bir başka yanlış tutum, aşırı hoşgörülü ve gevşek tutumdur. Bu, genellikle tek çocuklu ailelerde ve ilerleyen yaşlarında anne baba olmuş bireylerde ortaya çıkar. Bu aileler, çocuklarını geç buldukları için çocuklarının her davranışını hoşgörüyle karşılar, çocuklarının yanlış davranışlarını görmezden gelirler. Dolayısıyla çocuk, davranışlarını gerçekleştirirken bağımsızdır. Evdeki kuralları çocuk belirler, ailenin yaşantısı buna göre şekillenir. Bu sınırsız özgürlük ve hoşgörü çocuğun doyumsuz bir kişilik oluşturmasına sebep olur. Bencil, kuralları yerine getirmeyen bir birey olur ve çevresindekilerin onun isteklerini gerçekleştirmek zorunda olduğu kanısına varmasına sebep olur. Bu şekilde yetişen bireyler, toplum hayatına uyumda güçlük yaşarlar, insanlarla iletişimi bozuk olur.

Anne ve babanın gelişimini en olumsuz biçimde etkileyen tutumlardan birisi de dengesiz anne baba davranışlarıdır. Davranışlardaki dengesizlikler anne ve babanın birbiriyle çelişmesinden veya ruh durumlarının farklı olmasından kaynaklanabilir. Anne babanın aynı davranışlara farklı zamanlarda farklı tepkiler vermeleri, çocukla ilgili eleştirileri çocuğun yanında yapmaları, çocuğun davranışlarına birinin olumlu yaklaşması, birinin olumsuz yaklaşması çocukta dengesizlik ve kararsızlık oluşmasına sebep olur. Dengesiz aile ile yetişen bireyler, iç dengeleri yerleşmemiş, huzursuz ve durumlar karşısında karar veremeyen kişiler olurlar.

Anne çocuk ilişkisinde karşımıza çıkan bir diğer tutum ise, aşırı koruyucu davranmadır. Bu davranış şeklinde anne, çocuğa güven duymaz, onun tek başına bir şeyler başaramayacağına inanır. Bu şekilde yetiştirilmiş çocuklar her olayda anne ve babalarından destek beklerler. Öz güvenleri gelişmez, diğer insanlarla sağlıklı iletişim kuramaz, sorunlarını birilerinden yardım almadan çözemezler. Ya da bu bireylerin bazıları tam tersi bu tutum takınıp, toplum gereklerine aykırı davranabilirler.

Anne ve baba arasında iletişimin iyi olmadığı ailelerde, çocuk dışlanır, görmezden gelinir ve çocuğa ilgi gösterilmez. Böyle yetişen bireylerde bir yere ait olma düşüncesi yerleşmez, güven duygusu zedelenir. Bu çocuklar, yetişkin olduklarında saldırgan olurlar. Eşyalara, arkadaşlarına ve yakın çevrelerine zarar vermeye başlarlar.

Ailenin çocuklarına hoşgörülü yaklaşmaları, güven vermeleri, onları desteklemeleri, çocuklarının isteklerini makul olduğu sürece kabul etmeleri ve demokratik olmaları çocuğun gelişimini olumlu olarak etkiler. Çocuğa kendini ifade etme hakkı veriliyorsa, çocuk uyumlu, sağlıklı ve mutlu bir birey olur. Demokratik, güvenli ve destekleyici ortamda gelişen çocuk kendine güvenir, olgun, yaratıcı, özgür, sosyal ilişkileri iyi ve sorumluluk alabilen bir birey olur. Ailesi tarafından ikna ile kontrol edilen çocuk, ailesinin kendisiyle ilgili fikirlerini bilir ve beklentilerini anlar ve buna göre hareket eder. Ancak aşırı demokratik bir yaklaşım da çocuğun her anlamda sınırsız özgürlüğe sahip olduğunu düşünmesine sebep olabilir, çocuk her istediğini yapabileceğini zannedebilir. Demokratik yaklaşım, başkalarının haklarına saygı duymayı da öğretir. Güvenli ve destek verici bir ortamda yetişen bireyler katılımcı, kendisini ifade edebilen, toplum problemlerine duyarlı yetişkinler olurlar.

Kaynakça:
Yavuzer Haluk, Ana-Baba ve Çocuk, İstanbul, 1993.

Yazar:Özge Beniz