Erkekler Ömrünün Kaç Gününü Traş Olarak Geçirir?

8748_t4Bilim insanları her geçen gün ilginç bir bilgiye ve bulguya ulaşırken atılan her adımla geçmişimiz biraz daha aydınlanırken geleceğimiz de daha parlak oluyor. Günümüzde üretilen mükemmel tıraş bıçakları, losyonlar, köpükler veya tıraş makineleri sayesinde artık erkeklerin günlük sorunlarından olan tıraş çok pratik bir hal almış durumda. Erkeğin makyajı olarak adlandırılan tıraş bugünkü teknolojiyle bile bazı erkeklere çok zor gelirken, yıllar önce yaşayan erkekler devamlı tıraş olma zorunluluğunu nasıl atlatırdı?

1990’lı yıllarda yapılan araştırmalar ve keşifler sonucunda Avusturya’nın Alplerinde donmuş buzulların arasında kalmış olan bir adam cesedi keşfedildi. Bilim insanların tarafından cesedin üzerinde yapılan incelemeler neticesinde bu cesedin 5000 yıl önce yaşamış bir insana ait olduğu tespit edildi. İlginç olan nokta ise buzullar arasında fiziken sapasağlam kalmış olan cesedin yüzünde hiç sakal yoktu. Alp Çobanı adı verilen bu tarih öncesi adamın yüzünün “tıraşlı” denebilecek formda olması cesedin dikkat çeken en önemli noktalarındandı.

Arkeologların araştırmalarına göre erkekler tarihin çok öncesinde bile tıraş olmaktaydı. Değişik mağaralarda yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen kanıtlara göre yıllar önce yaşayan erkekler tıraş olmak için bazı sert kabukları, ölmüş köpekbalıklarından elde edilen dişleri ve kenarı iyice keskinleştirilmiş çakmak taşlarını kullanmaktaydı. Çakmaktaşlarının tıraşta kullanılması bugün halen bazı ilkel kabilelerde görülüyor. Mısır’da yapılan bazı kazılarda, anıt mezarlardaki bulgulara göre dönemin erkekleri tıraş olmak için altın ve bakırdan imal edilmiş aletleri kullanıyordu.

Günümüzde gerek iş için gerekse stil için tıraş edilen sakalların tarih öncesi erkekler tarafından kesilmesinin sebebi ise, temizlenmediği için bir metreyi geçebilecek kadar uzayan kılların artık hareket kabiliyetini iyice kısıtlandırmasıydı. Bunun yanında tıraşın halklar içinde simgesel bir yanı da bulunuyordu. Romalılarda bir erkeğin tıraş olması onun özgür bir birey olduğunun en büyük göstergelerindendi.

8748_t1Aradan zaman geçince erkekler tıraş için taşlardan, kabuklardan ve dişlerden kurtulmaya başladı. 14. Yüzyıl’da bugünkü usturaların ilkel halleri imal edilmeye başlanmıştı. Fakat bu usturalarla yapılan tıraşlar genelde acı veriyor ve devamlı kanamalarla neticeleniyordu. Erkek cildi için ilk müjde 20. Yüzyılda gerçekleşti. King Camp Gillette adındaki ABD’li bir vatandaş ilk çift taraflı tıraş bıçağını üretti. Zaten Gillette (Jilet) soy ismine bakınca bu işin atası olduğunu fark edebiliyorsunuz. Fakat Gillette birinci dünya savaşı başlamadan 168 jilet satarken 51 adet de tıraş makinesi satabilmiştir. Fakat savaşın başlamasıyla beraber ABD hükümeti ordunun temizlik ihtiyacını gidermek için Gillette’ten ordu için 3.5 milyon adet tıraş makinesi üretmesini istemiştir. Bu tarihten sonra ise tıraş bıçağı ve makinesi ticari bir sektöre dönüşmüştür.

8748_t2Tabii ki böyle mükemmel bir buluşun ardından dev bir firma haline gelen Gillette’in yanında bir kuruluş daha pazara indi. Zamanın kılış üreticilerinden olan Wilkinson markası, tıraş bıçağı sektörüne de girerek Gillette’nin yanında pazar sahibi oldu. Fakat ilk olmanın getirdiği büyüklükle bugün Gillette dünyadaki tıraş pazarının %60’ına sahip durumda. Wilkinson’un pazar oranı ise yalnızca %20 sayılarında.
Ardından teknolojinin ilerlemesiyle 1950 yıllarında elektrikle çalışan tıraş makineleri üretilmeye başlandı. Makineleşen tıraş sektörüne paslanmaz bıçak yeniliği de eklendi. Günümüzde tıraş olan erkeklerin yaklaşık olarak %80’i ıslak tıraşı yani bıçakla olan tıraşı tercih ediyor. Genelde iş hayatında kullanılan bu sinek kaydı tıraş tarihin her döneminde makine ile olan tıraşı geçmiştir. Peki tıraş sektörü neden dünyanın en büyük pazarlarından bir tanesidir? Çünkü dünyada milyonlarca erkek her gün tıraş oluyor. Her bir erkeğin yüzünde günde yaklaşık olarak 2 milim büyüyen 20 bine yakın kıl olduğunu düşünürsek bir erkek ömründe ortalama olarak 100 gün tıraş olmaktadır. İşte bu sayılara ve bu sayıların sürekliliğine bakarak bize çok sıradan gelen tıraş sektörünün aslında dev bir pazar olduğunu idrak edebiliriz.

Yazar: Hasan Demİrcİ