Kalp Krizi İle Mücadele Etmenin Yolları

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Yüksek kan kolesterolü, çeşitli risk faktörlerinden yalnızca bir tanesidir. Örneğin; hipertansiyon, HDL kolesterol düşüklüğü, erken koroner kalp hastalığına ilişkin aile öyküsü, yaşlanma (erkeklerde 45 yaş, kadınlarda ise 55 yaş üzeri gibi başka önemli risk faktörleri da vardır.
Aşırı şişmanlık ve hareketsiz yaşam risk faktörleri içerisinde yer almaktadır. Bu risk faktörleri bir arad ise kişinin kalp krizi geçirme olasılığı artmaktadır. Bu neden yalnız kolesterolle değil, tüm riskli durumlarla savaşmamız gerekmektedir.

Bilimsel araştırmalar, sigara içenlerin kalp krizi riskinin, içmeyenlere göre 2 kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Tek bir sigara ömrü 11 dk, sürekli içmek ise 10 yıl kısalttığı yine yapılan araştırmalar sonucu ortaya koyulmuştur. Sigara, kalbe bağlı ani ölümler açısından da en büyük risk faktörlerindendir. Sigara kullanmayan kişiler bile, hergün yaşadıkları, çalıştıkları ortamlarda sigara dumanına maruz kalırlarsa, çeşitli kalp hastalıklarına yakalanma riskleri artmaktadır. Büyük tansiyonumuz 14, küçük 9 ve üzeri ise felç ve kalp krizi riskinizi artırabilir. Bu tür durumlarda diyet ve ilaç tedavisiyle rahatsızlığın kontrol altına alınması çok önemlidir. Sağlıklı bir yaşam için günde 6 gr’dan daha az tuz kullanımı gerekmekte olup ancak, ülkemizdeki beslenme tarzı tuz tüketimini arttırmaktadır. Türkiye de günlük tuz tüketimi ortalama 18 gr bulunmuştur. Bu da ülkemizde her 3 insandan birinin neden hipertansiyon olduğunu açıklıyor.

Kan basıncı düzenli olarak kontrol edilmelidir. Tansiyonu ciddi şekilde yükselmiş ve bundan haberi olmayan birçok insan bulunmaktadır. Fiziksel olarak aktif olmayan, spor yapmayan kişilerde kalp rahatsızlıklarının, spor yapan kişilere göre 2 kat fazla olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. Ev hanımlarının çoğu ev işleriyle uğraşarak spor yaptıklarını zannederler ancak bu tür etkinlikler disiplinli bir spor etkinliğinin yerini tutamaz.

Yapılan fiziksel aktivitenin gerçekten yararlı olabilmesi için; şiddetinin, süresinin ve sıklığının belli düzeyin altına düşmemesi gerekmektedir. Bununla birlikte hiç yapmamaktansa düzenli olmak koşulu ile, zevk için yürümek, bahçede çalışmak gibi hafif etkinliklerde koroner kalp hastalığına bir ölçüde fayda sağlayabilir. En basiti haftada en az 5 defa yapmak şartıyla 30 dk yada haftada 3 defa yapmak şartıyla en 45 dk tempolu şekilde yürümektir. Bu yürüyüş alanları rahat ve yürüyüşe uygun olmalıdır. Örneğin çok dik bir yokuş ya da otomobiller tarafından işgal edilmiş bir kaldırım olmamalıdır.

Bazı risk faktörlerini yok etmemiz olanaklı iken bazılarını ise yok edemeyiz. Örneğin; yaşlanma, erkek cinsiyetine sahip olma ve erken koroner kalp rahatsızlığına ilişkin aile öyküsüne sahip olmaktır. Her yıl bedenimiz 1 yıl daha yaşlanmakta ve eskimektedir.

Koroner kalp hastalığına yakalanmış bir aileden gelmişsek bu hastalık eğilimi annemizin karnında genlerimize geçmiştir. Bu eğilimi yok etmemiz olanaksızdır. Bu sebeple kalp hastalığı olan aileler çocuklarının beslenmesinde daha dikkatli davranmalıdırlar. Çünkü, beslenme alışkanlığı küçük yaşta kazanılır. “Aman bunlar çocuk, şimdi yesin ileride yediklerine dikkat eder” anlayışı yanlıştır. Çocuklarda beslenmenin onların büyüme ve gelişmelerini engellemeyecek şekilde olması doğal ama şeker, tuz ve yağ konusunda ölçülü davranmamız en doğrusudur.

Sağlıklı kalmak ve bu sağlığımızı korumak için:
1-Sigara kullanmamak
2-Günde 3 km yürümek ( 30 dk süre ile ılımlı düzeyde)
3-Büyük tansiyonumuzu 14’ün altında tutmak
4-kolesterolümüzü 190 mg’ın altında tutmak
5-Kanımızdaki LDL-kolesterolünüzü 115 mg’ın altında tutmak
6-Aşırı kilo ve şeker hastalığından sakınmak şattır.

Kalp hastalığı olanlar ve risk faktörü taşıyanlar için:
1- Sigara içmeyin
2- Fazla kilonuz varsa, özelliklede şişmansanız, kilo vererek ideal kilonuza dönün.
3- Eğer bel çevreniz kadın olarak 80-88 cm veya erkek olarak 94-102 cm ise daha fazla kilo almayın.
4- Bel çevreniz yukarıdaki değerlerin üzerinde ise, kilo verin.
5- Haftada 5 gün düzenli egzersiz yapın.Egzersiz ve kilo kaybı sizi şeker hastalığına karşı koruyabilir.

Kaynakça:
Ege Üniversitesi Tıp Fak.Sağlık Serisi

Yazar: Duygu Zafar