Öğrenme ve Yaratıcılık Yeteneğinin Geliştirilmesi

ogrenmeXXI. Yüzyılın en belirgin özelliği bir “bilgi çağı” olmasıdır. İnsanlık, “ilkel toplum”. “tarım toplumu” ve “sanayi toplumu” aşamalarından tarih süreci içinde geçmiş ve günümüzde “bilgi toplumu” aşamasına gelmiştir. Dünyada 1985’lere kadar 14 yılda bir olan bilgi katlanma hızı4 bugün 6,5 yılda bire düşmüştür. Bu nedenle XXI. Yüzyıl bilginin ve eğitimin yüzyılı olacaktır.

Bilgi toplumunda, toplum içindeki bütün bireylerin en önemli becerileri öncelikle öğrenmeyi öğrenmeleridir. Öğrenmeyi öğrenme, en yalın haliyle mevcut bilgileri kullanarak, yeni durumlar için gerekli bilgiyi kendi kendine üretebilmek demektir.

Öğrenme yeteneğinin geliştirilmesi için özel çaba sarf etmek gerektiği açıktır. Bunları özetle sıralayacak olursak;

1. Ulaştığınız hedefler öğrenmenizi durdurmamalıdır; başarının kökenini sürekli öğrenme oluşturmaktadır. Bazı insanlar belirli bir amaca ulaştıkları zaman artık gelişmek zorunda olmadıklarına inanırlar. Ancak etkili liderler bunun yeterli olduğunu düşünmezler. Onlar gelişimlerini durdurdukları günün, kaybettikleri gün olduğunu çok iyi bilirler.

2. Başarılarınızı aşınız: öğrenebilmenin başka bir gerçeği başarının bazen onun içinde saklı oluşudur. Etkin liderler sahip oldukları şeylerin, onları bulundukları yerde tutmaya yetmeyeceğini bilirler. Eğer geçmişte başarıl olduysanız, dikkatli olmanız ve şunu aklınızdan çıkarmanız gerekir: eğer dün yaptığınız şey size hala büyük görünüyorsa, bugün pek bir şey yapmamışsınız. Demektir.

3. Kestirme yollardan vazgeçiniz: bir tanıma göre iki nokta arasındaki en uzun mesafe kestirmedir. Çünkü elde etmek istediğiniz şeyler için kestirme yol riskli yoldur. Her zaman sonuç vermez. Gerçekte kestirme yoldan elde edeceğiniz sonuçların da pek kıymeti yoktur. Belli bir alanda gelişme arzusu içindeyseniz onun bedelini ödemelisiniz, yani o alanda gereken emeği vermelisiniz.

4. Öğrenmek için gururunuzu bir kenara bırakınız: öğrenme yeteneği, bilmediğiniz şeyler olduğunu kabul etmeyi gerektirmektedir. Bu ilk bakışta bizim için zor görünebilir. Yazar Elbert Hubberd’a göre, yaşamda yapılabilecek en büyük hata sürekli olarak hata yapmaktan korkmaktır. Aynı zamanda hem gururlu ve hem de öğrenmeye açık olamazsınız. Bundan dolayı, öğrenmek için gururunuzu bir kenara bırakınız.

5. Aynı hata için iki kez bedel ödemeyiniz: Teddy Rosevelt “hiçbir hata yapmayan, hiçbir ilerleme gerçekleştiremez.” Demiştir. Bu doğrudur. Ancak sürekli aynı hatayı sürdüren lider ilerleme kaydedemez. Öğrenebilen bir lider olarak hata yapabilirsiniz. Hatalardan ders alın ve her zaman öğrendiğiniz doğruları uygulayın. Eğer bunu yapmazsanız, hatalarınızın bedelini ağır ödeyebilirsiniz.

Öğrenme yeteneğinizi geliştirmelisiniz. Öğrenme yeteneğinizi nasıl geliştirebilirsiniz? Bunun için aşağıdaki uygulamalar deneyiniz.

*öncelikle hatalarınıza karşı nasıl tepki gösterdiğinizi gözlemleyiniz. Hatalarınız kabul ediyor musunuz? Hatalıysanız geciktirmeden özür diliyor musunuz? Yoksa savunmaya mı geçiyorsunuz? Kendinizi gözlemleyin. Güvendiğiniz bir arkadaşınıza sizinle ilgili fikrini sorun. Eğer kötü tepki alırsanız, ya da hiç hata yapmıyorsanız veya hata yapmadığınız kanısında iseniz öğrenme konusunda çalışmaya gereksinmeniz var demektir.

*Bir diğer uygulama olarak yeni bir şey deneyin. Bugün kendinizi, duygusal ya da fiziksel olarak zorlayarak farklı bir şey yapın. Örneğin, hoşlanmadığınız bir kitabı okuyun veya önceden denemediğiniz, sevmediğiniz bir sporu yapmaya çalışın. Bu tür uygulamalar mücadele gücünüzü artırır. Mücadele etmek daha iyi ye doğru bir gelişim sağlar. Eğer gerçekten gelişime açık kalmak istiyorsanız günlük yaşantınızda yeni mücadelelerde bulunmalısınız.

*Son olarak liderlik konusunda y da kendi uzmanlık alanınızda yılda en az altı ile on iki arasında kitap okuyunuz uzman olduğunuz alanda öğrenmeyi sürdürünüz.

Buraya kadar öğrenme yeteneğimizin gelişiminden bahsettik. Şimdi biraz da yaratılıcılık üzerinde duralım. Bilindiği gibi, üretken olmanın, yeni fikirler ortaya atarak yaratıcı olabilmenin temelinde öğrenme vardır. Ancak mevcut yaratıcılık gücünüzü daha da geliştirebilmenin arayışı içerisinde bulunmanız gerekmektedir. Bunun için Jack Ersing Addington’un %100 düşünce gücü adlı eserinde dört temel kuralı bilmeniz ve uygulamanız, size pratik yapma imkânı sağlayacağı belirtilmektedir. Bu kuralları sırasıyla inceleyelim:

1- Düşüncelerinizi bir noktada yoğunlaştırınız: yaratıcı olmak istediğiniz alana yoğunlaşmanız ve her şeyinizle ona yönelmeniz, adeta yaratıcı fikir üretmek istediğiniz konu ile birlikte yaşamanız düşünce gücünüzün boyutlarını genişletecektir. Bu durumda çok değişik fikirlerin beyninizde oluşacağını göreceksiniz. Ancak hangi yöne gideceğinizi iyi belirlemeniz gerekmektedir. Oluşan bu fikirlerin sadece sizi ilgilendiren birini seçerek almanız ve yoğunlaşmanızı sürdürmeniz, beyninizde farklı kapıların açılmasını sağlayacaktır. Örneğin, bir besteci müziği, özellikle ilgilendiği müzik türünü düşünür. Düşüncesini fizik, elektronik gibi şaka konulara veya müzik dallarına asla yoğunlaştırmaz. Bu, onun müzik alanındaki yaratıcılık gücünü artırır.

2- Derinlemesine düşünürken acele etmeyiniz: derinlemesine düşünmede bilinçaltının önemi büyüktür. Belirlenen konuda yaratıcı düşünceyi oluşturabilmek için konuyu veya projeyi bilinçaltına yerleştirmeniz gerekir.

Bilinçaltı, bilinç gibi zamanın farkında değildir. Bilinçaltı, bilincin direktiflerini soru sormadan ve tam olarak uygular. O, sabah tam istediğimiz saatte bizi uyandıran gönüllü hizmetçidir. Uykuya dalmadan önce kafamızı meşgul eden bir sorunu ertesi sabah çözmüş olarak uyandığımızı, unuttuğumuz isimleri uyandıktan sonra hatırlayabildiğimizi göz önüne alırsak, bundan çıkarabileceğimiz aşikar sonuç, aklın gizemli bir biçimde gece boyunca ertesi gün bilince sunulmak üzere bitirilmiş bir sonuç verilmesini sağlayan gizli bir eylemde bulunduğudur. Yazar addington, eserinde bilinçaltı ile ilgili aşağıdaki örneği de vermektedir.

Elias Howe, yüz yıl önce bir gece derin uykudayken gördüğü bir düş sayesinde modern dikiş makinesinin icadını sağlayan fikri bulduğunu söylemiş. Howe, bu düşü görene dek, haftalarca icadı üzerinde çalışmış, ancak makineyi tamamlayacak son parçayı bir türlü yaratamıyormuş. İpliği iğne den geçirdikten sonra üst ucunu makinede nasıl tutturacağını bulamıyormuş. Bir gece geç saatlere dek çalıştıktan sonra bitkin halde yatağına uzanmış ve rüyasında yamyamlar tarafından esir edildiğini görmüş ve yamyamlar kendisine, yirmi dört saat içinde makineyi tamamlayacak parçayı bulamadığı takdirde onu yiyeceklerini söylemişler. Bu arada birden çevresinde dolanan yamyamların şeflerinin elindeki mızrağın ucunda bir delik olduğunu görmüş. Soğuk terler içinde uyandığında sorunun çözümünü bulduğunu fark etmiş.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, uykuda iken bile bilinçaltının düşünme faaliyetine devam ettiğini ve konuya konsantre olunursa yaratıcılık eşleminin uykuda bile devam edebileceği görülmektedir. Muhteşem sanatsal ilhamların ve karmaşık durumlara karşı zafer kazanan sezgiye dayalı kararların gizli kaynağı, bilinçli düşünme sınırının ötesindeki, derin düşünce tabakası olduğu unutulmamalıdır. Derin zihniniz, her zaman verilen sipariş üzerinde derinlemesine düşünür ve kısa bir sür sonra fikirler öylesine hızlı akmaya başlar ki bunları nasıl yakalayacağınız endişesine düşersiniz.

“Uygulamalı İmgeleme” adlı kitabı birçok yaratıcı düşünme dersinde kullanılan Alex F.Osborm, gelen fikirleri olduğu gibi kabul etmenin, yargılamanın en önemli şey olduğunu, bazen “eleştiriyi ertelemek” gerektiğini söylemektedir. Aynı yazar, gruplara bir araya geldiklerinde fikirlerini serbestçe ortaya dökmelerini öneriyor. Burada ana kural, diğerlerinin fikirleriyle eğlenmemek ve onları eleştirmemektir. Aynı şey kişinin kendisi için de geçerlidir. Suçlamanın, düşünce akışını kesintiye uğrattığı kanıtlanmış bir gerçektir. Düşüncelerinizi değerlendirip eleme yapacağınız zaman daha sonra gelebilir.

3- Fikirler geldiğinde yakalamaya hazır olunuz: sezgiler kısa ömürlü, gelip geçici düşüncelerdir. Onlar adeta birer parçanız olup, alıştığınız düşüncelerinizden tamamen farklıdırlar. Bu düşünceler bir kelebek zarafetiyle gelir ve çabucak uzaklaşıp giderler. Henüz belleğinize kaydedilmemişlerdir. Araba kullanırken ya da uykuya dalmak üzereyken aklınıza gelen kırpık fikirleri daha sonra tamamen hatırlayabileceğinizi sanmayınız. Durum ne olursa olsun, arabayı durdurun ya da kalkıp ışığı yakın ve aklınıza gelen fikirleri bir yere yazın. İçinden gelen sesi dinlemeyi öğrenen yaratıcı insan, not defterini ve kalemini yanından ayırmaz. Kritik konularda, hayati meselelerde yaratıcı fikirler genellikle uyanmak üzereyken ya da gece boyunca geldiği için kağıt kaleminiz yatağınızın başucunda olmalıdır.

Bir uygulama olarak, üzerinde çalıştığınız konu ile ilgili bir taslak hazırlayınız. O taslağı birkaç kez okuyarak aklınıza yerleştiriniz. Son da birkaç gün içinde konu ile ilgili aklınıza gelecek fikirleri yakalamaya hazır olunuz. Göreceksiniz ki her zamanki bilinçli düşüncelerinizden çok daha iyilerini üreteceksiniz. Dahası, bu şekilde çalışmak konu ile ilgili üzerinizdeki stresi ve gerginliği de asgari düzeye indirecektir.

4. Şimdi fikirlerinizi kullanmaya hazırsınız: bundan önceki basamaklarla işiniz bittikten sonra artık işiniz bittikten sonra artık eleyici olabilirsizin. Şimdi birçok fikir içerisinden hangilerini kullanmak istediğinize karar verme, kalanları eleme ya da gelecekte kullanmak üzere depolama zamanıdır. Bir saatlik yaratıcı düşünme ile bile bazen çok uzun süre kullanabileceğiniz fikirler üretebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki her fikir yenilerini doğuracaktır.

İnsanın yaratılıcılık gücü seviyesinde ulaştığı sonuçlar, kendisini bile hayrete düşürecek ölçülerdedir. Uzayın giderek daha ileri noktalarına ulaşılması, bilgisayar alanındaki süratli gelişmeler insanın yaratıcı düşüncesinin eserleridir. Bu şaşırtıcı eserleri meydana getiren insan beyninin önemli fonksiyonları vardır. Bunlar,

Bilgiyi almak, depolamak, bilgiyi işlemek, hatırlamak, muhakeme etmek, incelemek ve sonuç çıkarmak, tahayyül etmek, canlandırmak ve fikirler yaratmaktır.

Eğitim ve geçmiş tecrübeler genellikle ilk üç yeteneğin geliştirildiğini, ancak diğerlerinin ihmal edildiğini göstermiştir. Okulda ve toplumda alışılmış olanı uygulanama insanın yaratıcı gücünün engellenmesinin başlıca nedenidir. Farklı düşünmenin, bazen sempati ile karşılanmadığı görülmüştür. Geçmiş tecrübeleri değerlendirenler bugünkü ilerlemeyi meydana getiren yaratıcılık gücünü geliştirecek tedbirleri almaya ve bu gücün önündeki engelleri kaldırmaya üstün bir çaba sarf etmektedirler. İleriyi planlamak, ilerideki problemleri şimdiden görerek hal tarzları bulmak durumunda olan, yarının yönetim kademelerini oluşturacakların, bu güçlerini geliştirmede karşılaşacakları engellerin ortadan kaldırılması büyük bir önem arz etmektedir.

Düşünebilen her insanın az veya çok yaratıcılık yönü vardır. Mesleki ilerlememize çok büyük katkısı olacak bu yönümüzün geliştirilebilmesi için öncelikle yaratıcılığımızı engelleyen faktörlerin ortadan kaldırılması gereklidir. Yapılan çalışmalar, yaratıcılık yönü gelişmiş insanların şu iki hususa özen gösterdiklerini oraya koymuştur:

*birincisi, soru sorma ortamını geliştirmeleri,

*ikincisi ise, seçim yapmak olanağı sağlayacak çeşitli fikirleri sahip olmadan karara varmamayı öğrenmiş olmalarıdır.

Sonuç olarak, yaratıcılık kişinin konuya ilişkin bilgi ve tecrübesinin yanı sıra, hayal gücü ile de çok yakından ilgili olan bir konudur. Bu nedenle, yaratıcılığı geliştirmek üzere önerilen metotlar tek başlarına yaratıcılığı sağlayamazlar. Bunlar, yaratıcılık yeteneğimizi engelleyen unsurları ortadan kaldırmak için sadece bizlere yardım eden tekniklerdir.

Öğrenme, yaratıcı olabilmenin olmazsa olmaz koşuludur. Kendimizin ve astlarımızın öğrenme yönünde motivasyonu ve yaratıcılık yeteneklerinin geliştirilmesi için gerekenleri yapmak görevimiz olmalıdır.