Sabır Etmek Nedir?

Sabır; hayatın bizlere getirdiği acı, keder, yokluk, yoksulluk, felaket, ölüm, katliam, soykırım, zorbalık ve zalimler karşısında metanetini bozmadan, cesaretini yitirmeden, hiç bir şekilde ezilmişlik ve yılgınlık göstermeden, bağırmadan, çağırmadan, ağlamadan, dövünmeden dimdik ayakta durmak, gelen her türlü belaları sessizce hazmederek dosta güven, düşmana korku vererek kendisiyle aynı acıyı yaşayanlara da bir dayanak olmaktır.

Şeyh Edebali sabır hakkında “Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.” demiştir.

Sabır, belaya, musibete sabır; ilim öğrenirken, din bilgilerini öğrenirken ve ibadetlerini yaparken sabır; günah işlememek, kötüye bulaşmamak için şeytanın ve nefsin fısıltılarına karşı sabır olmak üzere üç türlüdür denilebilir.

6132_k_11135550_sabir_2

Belaya ve musibete karşı sabır yöntemi sabır çeşitleri arasında en işlevsel sabır çeşididir. Yani; her şeyde olduğu gibi sabırda da güzel olan yerinde ve zamanında sabretmektir. İş işten geçtikten, fırsatlar kaçtıktan sonra sabretmek, tahammül göstermek gereksiz olur bazen. Yani sabretmek demek her şeye boyun bükmek, gerekli gereksiz her şeye rıza göstermek değildir. Birini bir kötülük yaparken görüyorken susan bir insan daha sonra ben sabrettim onun kötülüğüne diyemez. Özellikle de emri bil maruf ve nehyi anil münker emri varken. Yüce Nebi Aleyhisselam tarafından “Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltin. Elinizle düzeltemiyorsanız dilinizle düzeltin. Dilinizle düzeltemiyorsanız içinizden buğz edin.” düsturu bizlere öğretilmişken. Biz bu hadisten anlamalıyız ki eğer olay anında yapabileceğin bir şey varsa yap. Üstüne düşen her türlü vazifeyi mertçe sahiplen ve yerine getir. Doğru olanın yapılabilmesi için elinle, dilinle uğraş. Ama olmuyorsa artık kendini de bitirme, kalbinden Allah’a yalvar, tevekkül et demektir. Bununla birlikte yerli yersiz, ben kötülükleri düzelteceğim diye şiddete meyletmek, insanlara zarar vermek, insanların kalbine yersiz korkular salmak, her daim İslam’ı şiddetle, terörle alakalı gösterecek hareketlere, gruplara bulaşmak akıl karı değildir. Akıllı insan her daim aşırılıktan uzak durmalıdır.

Başımıza gelen bela ve musibetlerden kaygılanmamalı, umutsuzluğa düşülmemelidir. Bir musibet geldiği anda aklımıza sabır etmek gelmeli, musibet anında metin bir şekilde dik duruşumuzla o belaya meydan okumalıyız. Bela anında bir anlık sızlanış bile sabretmekten alacağımız huzur, ve mükafatın azalmasına ve hatta yok olmasına sebep olmaktadır. Oysa bilmeliyiz ki; bela ve musibetler günahlara kefarettir. Kur’an-ı Kerim’de mealen buyruldu ki:
(Size gelen her musibet, kendi ellerinizle işleyip kazandığınız günahlar yüzündendir. Bununla beraber Allah bir çoğunu da affeder, musibete uğratmaz.) [Şura 30]

640px-Şeyh_Edebali

Biri, “Ey Allah’ın Resulü, malım gitti, param gitti, vücudum hasta oldu” dedi. Ona buyurdu ki:
(Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayanda hayır yoktur. Çünkü Allahü Teâlâ’nın sevdiği kul, belaya maruz kalır.) [Ebu Davud]

İlim öğrenirken ve günah işlememek için olan sabır ise daha mülayim ve sessiz bir sabırdır. Ancak sabrın bu türü aslında en zor olanıdır. İlim talebesinin ayakları altına melekler kanatlarını sererken şüphe yok ki nefis ve şeytanlarında en çok mesai harcadıkları tayfa öğrenci tayfası olsa gerek. Sadece şeytanlar olsa yine az olurdu herhalde. Çünkü tüm fitne yuvalarının gençlik üzerine oynadıkları türlü oyunları görüyor, her an birebir vakıf oluyoruz. Birde bunlara derslerdeki zorluklar, hocalarla öğrenciler arasındaki bazı yanlış anlaşılmalar, sınavlardaki başarısızlıklar eklenince öğrenciler tam bir umutsuzluk abidesi olarak karşımıza gelmektedir. Eğitim çağının her döneminde okullarda gerçek manada rehber öğretmenler bulunmalı, gençlere sabretmeyi aşılamalıdır.

Velhasılıkelam; sabretmek insan hayatında belki de en değerli erdemlerden biridir. Sabır ile davranan insan iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, dost ile düşmanı ayırt edebilir. Nasıl ki; öfke ile, kızgınlık ile, acele ile kalkan zararla oturuyorsa, sabır ile hareket eden de her zaman karlı olur. Kısacası denilebilir ki; “Akıllı insan, sabırlı insandır.”

Sabrın sonu selamettir.

Yazar: Yunus Yöntem