Her birimizin karşılaştığında korkacağı çok sayıda böcek türü veya hayvan mutlaka vardır. Dünya genelinde büyüklükleri ile rekorları alt üst eden hayvanları incelediğimizde hayatınız boyunca, hatta rüyanızda bile görmek istemeyeceğiniz hayvanların olduğu görülmektedir. Yumuşakçalar, kabuklu hayvanlar, örümcekler gibi kategorilerin en büyük ve en ilginç türlerini listelediğimiz bu yazıda 3 ayaklı yengeç veya küçük bir köpekten daha büyük bir kerevit gibi omurgasız hayvan türleri ile tanışacaksınız. Sadece bu yazıda okumanız ve gerçek hayatta asla karşılaşmamanızı umduğumuz bu omurgasız hayvan türlerini gördüğünüzde bize hak vereceksiniz.

10. Japon Örümcek Yengeci

Gezegende bilinen en büyük eklem bacaklı olan Japon örümcek yengeci, 3-4 metre bacak uzunluğu ve yaklaşık 20 kiloya varan ağırlığı ile diğer kabuklu hayvanları cüce durumuna düşürmektedir. Japon örümcek yengeci, 50 ile 700 metre derinlikteki sularda yaşarlar ve avlarını yakalamak için devasa kıskaç kollarını kullanırlar. Oldukça keskin ve güçlü olan bu kıskaçlar bir insanı bile yaralayabilir ve bu nedenle bu hayvan türünden kaçınmak gerekir. Japon örümcek yengeçleri, hayvan ve bitki birleşimi ile beslenirler. Bazı türleri su altındaki ölü hayvan gövdelerini tercih ederken bazıları ise canlı kabuklu deniz hayvanları açarak içindekileri yemeye meyillidir. Bu kabuklu deniz hayvanları her ne kadar büyük olsa da bu devasa yengecin inanılmaz bacakları karşısında çaresiz kalmaktadırlar.

Japon örümcek yengeci sadece avlanmakla kalmıyor aynı zamanda kendisini gizlemek için inanılmaz boyutlara ulaşabilmekte ve bu süreçte “dekoratör yengeç” unvanını kazanmaktadır. Deniz kabukları, yosunlar, süngerler ve anemonlarla kendisini müthiş bir şekilde gizleyerek deniz altında yıllarca duran bir kaya gibi gösterebilmektedir. İronik bir şekilde, dünyadaki en geniş ve en büyük olan bu kabuklu omurgasız hayvan, planktonik ve neredeyse mikroskobik büyüklükte olan bir larva ile hayatına başlar. Bu larvalar, okyanus altında sürüklenirken bir yandan kütlelerini artırırlar ve canavar olma yolunda yaşamlarını devam ettirirler.

2. Dev Tazmanya Tatlısu Istakozu

Siyah, zarif ve büyük kıskaçlarla silahlandırılmış olan Tazmanya Dev Tatlısu Istakozu, kimsenin aşırı bir dikkat göstermeden karşılaşmak istemeyeceği devasa bir kerevittir. Saf bir izleyiciyi korkutmak için tasarlanmış bir modele benzeyen, çok gerçekçi canavar kabuklara sahip bu ıstakoz, yaklaşık 1 metre uzunluğa ve 5 kilo ağırlığa ulaşabilen muazzam ve korkunç görünümlü bir yaratıktır. Dünyanın en büyük kereviti, bu Tazmanya dev tatlısu ıstakozu ayrıca dünyanın en büyük tatlısu omurgasız hayvanı unvanını elinde tutmaktadır. Ancak ilginç bir şekilde küçük sularda yaşamaktadır.

Bu muazzam siyah kerevit ile dikkatsiz bir karşılaşmadan kaynaklanabilecek fiziksel yaralanmalara rağmen, dev ıstakozun büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğu belirtilmektedir. Aşırı avlanma, büyük yetişkin türlerin tükenmesine yol açtı. Serin ve temiz suya bağımlı olan yalnızca 100.000 tatlı su ıstakozu bu vahşi doğada hayatta kalabilmektedir. 30 yıla kadar yaşayabilen bu tür, 1998’den bu yana balık avlama yasağından istifade ederek tür devamlılığını sağlamaya çalışmaktadır. Ancak bu türün hayatta kalabilmesi için yaşam alanlarının korunması gerekmektedir.

8. Dev Avcı Örümcek

Alman araştırmacı Peter Jäger’in 2001’de Laos’a yaptığı bir gezide keşfettiği bu dev avcı örümcek, az bilinen, bacak genişliği bir ayak boyunda olan devasa bir omurgasız hayvandır. Böylesine muazzam bir bacak genişliği, onu gezegenin en büyük örümceği haline getirmektedir. Dev avcı örümcek, görsel olarak şok edici kıllı ve kaplan çizgili desene sahiptir. Hamamböcekleri de dahil olmak üzere geniş bir beslenme yelpazesi olan bu örümceğe dev avcı örümcek denmesinin sebebi, klasik örümcekler gibi ağını kurup avını beklemek yerine avlarının peşini takip ederek onları yakalamasındandır.

Yengeç benzeri bacaklara sahip olan dev avcı örümcekler, inanılmaz çevikliğe sahiptir. Avını yakalamak ve bastırmak için ürkütücü görünümlü ve son derece sivri pençeleri ile yanlamasına ve ileri doğru hızlı bir şekilde ilerleyebilmektedir. Çeviklik arttırıcı tasarımında bükülebilen eklemler ve dışa yayılmış bir duruş bulunmaktadır. Erkek dev avcı örümcekler daha uzun bacaklara sahipken dişi dev avcı örümcekler daha geniş bir vücuda sahiptir.

7. Dev Amazon Kırkayağı

Kırkayaklar, insanlar için güçlü zehirleri ve çevikliği nedeniyle korkunç ve bazen de tehlikeli olabilmektedir. İnanılmaz boyutlara ulaşabilirler ve yırtıcı bir potansiyele sahiptirler. Sokaklarla dolaşabilen usta bir avcı olan muazzam Amazon dev kırkayağı, kuş, fare, örümcek ve yarasaları alt edebilmektedir. Bu arada bir ayak boyu kadar büyüyebilmektedirler. Boyut ve görünüşü nedeniyle, kaba bir şekilde büyütülmüş bu kırkayak, bir bilimkurgu filminin hayata geçirdiği korkunç bir makine gibi görünmektedir.

Sadece Amazon’da değil, aynı zamanda Karayiplerin belirli bölgelerinde de yaşayan Amazon dev kırkayağı, mağaralarda yarasaların ürpertici ve belki de en etkileyici bir avcısıdır. Mağaraların duvarlarında dolaşır ve mağara tavanlarında güçlü eklemleriyle asılı durur. Ve güçlü zehri yarasaları etkisiz hale getirir. Ön bacakları, büyük, zehir salan sivri dişler ile donatılmıştır. Bu ön bacaklar insan cildini kolaylıkla delebilir, kuşlara, memelilere ve hatta dev kuyruklu yılanlara ölüm getirebilen karmaşık amino asitler içeren bir kimyasal enjekte ederler. Zehrin yanı sıra, av etrafında bacaklarını sararak onları bastırmak ve yemeğe hazırlamak için güç kullanırlar. İnsanlar, bu tür tarafından ısırılırlarsa, titreme olabilir ve ısırılan yer şişebilir.

6. Dev Afrika Kırkayağı

Dev Afrika kırkayakları, sözde bin ayaklı hayvanların arasında ilk sırada yer alırlar. Batı Afrika’nın alt-tropik yağmur ormanlarına özgü olan bu dev Afrika kırkayakları bir ayak uzunluğuna sahip olabilirler.. Sıcak, nemli yerleri tercih eden dev Afrika kırkayakları, canlı bitkiler üzerinde ölü ve çürüyen bitki kalıntıları ile beslenirler. Vücutları esnektir ve kıvrılarak dairesel bir şekle dönüşerek avlanırlar. Eğer bu yeterli değilse, dev Afrika kırkayakları yırtıcı girişimlerin önlenmesi için kimyasal savaşa da başvurabilir.

Dev Afrika kırkayakları, yırtıcı bir hayvan veya meraklı bir insan tarafından rahatsız edilirse, iğrenç ve potansiyel olarak rahatsız edici siyanür gazı salabilirler. Dev Afrika kırkayağı, karanlığın örtüsüyle çürüyen yiyecekler için orman tabanını devriye gezerken, gündüz avcılarına maruz kalmaktan kaçınmak için geceleri beslenen hayvanlardır.

5. Devasa Kalamar

Antarktika sularında toplanan numunelerin incelenmesiyle bilinen bu devasa kalamar, gezegendeki en büyük omurgasız hayvandır. Bu türün potansiyel uzunluğu 14 metre olarak tahmin edilmektedir. Gezegende yaşayan herhangi bir canlının gözünden daha büyük olan 12 inç çapa sahip gözleri bulunmaktadır. Hareketli kancalı kıskaçlara sahiptir.

Devasa kalamar, kalıntıların keşfedilmesi ve zaman zaman canlı örnek koleksiyonları aracılığıyla araştırmacılar tarafından büyük ilgi görmüştür. Dikkat çeken nokta, bu türün 1100 kilo ağırlığında olması ve kadın türlerinin erkeklerden daha büyük bir potansiyele ulaşabilmesidir.

4. Dev Avustralya Salyangozu

Avustralya Trompet’i olarak bilinen bu salyangoz türü, dünyanın en büyük salyangozudur. Okyanusta hareket eden bir canavar olan dünyanın en büyük yaşayan salyangozu, hayal gücümüzün çok ötesinde biyolojik bir gerçeği temsil eder. Kuzey Avustralya sularında ve Papua Yeni Gine dahil olmak üzere yakın bölgelerin kıyılarında bulunan Avustralya salyangozu, ekolojik araştırmacılar tarafından az bilinen ancak kabuk toplama alanında ünlü devasa bir yırtıcı türdür. Bu tür, 20 kilo kadar bir potansiyel ağırlığa ve 1 metreden fazla kabuk uzunluğuna sahip olabilir.
Büyük deniz solucanları ile beslenmeye özel olarak adapte edilmiş olan Avustralya salyangozu, daha fazla bilimsel araştırmacı tarafında dikkat çekilmeyi hak eden oldukça usta fakat hala gizemli bir avcı türüdür. Ekolojisi bilinmemekle birlikte, yaşam öyküsü ve koruma statüsüyle ilgili daha fazla araştırma yapılması akıllıca olacaktır. Tepeler arası sığ sulardan 50 metre derinliğe kadar yaşam alanı olan salyangozların orta kısmı dar bir arka ile birleşerek trompet benzeri bir görünüme sahiptirler.

3. Hindistancevizi Yengeci

En büyük yengeç unvanını Japon örümcek yengeci taşırken, arazide yaşayan en büyük eklem bacaklı rekorunu hindistancevizi yengeci elinde tutmaktadır. Charles Darwin’in canavarca olarak nitelendirdiği hindistancevizi yengeci, herhangi bir tehdide karşı ağaçlara tırmanarak tedbir alırlar. Hint Okyanusu’ndaki ve Güney Pasifik Okyanusundaki devasa hindistancevizi yengeçlerinin boyları 1 metreye kadar ulaşabilir. Sadece düşen hindistancevizi için değil, büyük ve potansiyel olarak tehlikeli kıskaçları ile aynı zamanda diğer yengeç türlerini ve insanların bıraktığı yiyeceklerle beslenirler. Hindistancevizi sadece hindistancevizi yengeçleri tarafından yenmekle kalmaz aynı zamanda yuvalarının yapı malzemesi olarak da kullanılırlar.

Hindistancevizi yengeçleri, hindistancevizinin tüylü kabuklarından elde ettikleri hindistancevizi lifleri ile kaplı yuvalarında yaşarlar. Tipik yengeçlerden farklı olarak, hindistancevizi yengeçleri, hasara dayanıklı bir dış iskelet geliştirirler. Hindistancevizi yengeçleri tırmanırken düşerlerse, zarar görmeden inebilirler ve oradan hemen uzaklaşabilirler. Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından verilen bilgilere göre, ne yazık ki Avustralya ve Madagaskar da dahil olmak üzere yoğun insan yerleşimi alanlarında nesli tükenmektedir.

2. Dev Orman Akrebi

Herhangi bir boyuttaki akrepler insanlarda korkuya yol açabilir, ancak akreplerin en büyüğü olan dev orman akrepleri, inanılmaz derecede tehlikeli ve ürkütücüdür. 9 inç uzunluğunda olan Hindistan ve Sri Lanka’nın Dev Orman Akrepleri gezegende bulunan en büyük akrep türleridir. 60 grama kadar çıkan bu ağır akrepler, avını alt etmek için ıstakoz benzeri kıskaçlarındaki kırma gücüne güvenerek, diğer akreplere oranla daha az zehire sahiptirler.

Siyah renkli, devasa akrep, vücudun orta bölümünde bulunan orantısız olarak büyük bir kıskaca sahipken, zehirini orantısız kalınlığa sahip kuyruğunda bulundurur. Bu zararlı eklembacaklıların kendilerini savunmak ve çeşitli koşullarda avını düşürmek için kaba kuvvetine güvenmeleri nedeniyle zehir daha küçük ve daha zayıf akreplerdeki kadar yoğun olmayabilir. Bununla birlikte, bu omurgasız hayvan tahrik edilirse çok tereddüt etmeden enjekte edilecek bol miktarda zehir bulundurmaktadırlar. Muhteşem görünümleri ile bu en büyük akrep türleri, akrep hobisi olan insanlar tarafından egzotik örnekler veya evcil hayvanlar olarak aranır ve çok dikkatli tutulmalıdır.

1. Dev Tespih Böceği

Çoğumuz tespih böceğini duymamıştır, ancak en büyük tür olan Dev Tespih Böceği, kolayca unutacağınız bir yaratık değildir (çünkü kabuslarınızı dolduracaktır). Bu dev tespih böceği, yırtıcılardan korunmak için tarih öncesi görünümlü zırh kaplamalı son derece ürpertici bir kabuğa sahiptir. Ölü balıklardan batık balina kadavralarına kadar çeşitli öğelerle beslenen dev tespih böceği, yiyecekleri parçalamak için çoklu bir alet gibi hareket eden güçlü çeneler ile çok çeşitli av ürünlerini parçalayabilir.

Şüphe yok ki, dev tespih böcekleri insan kalıntılarının peşine düşebilir ve hiç kimse parmaklarını canlı, güçlü yapıdaki çenelerine tutmak istemez. Tüm okyanuslarda yaygın olarak bulunan dev tespih böcekleri, muazzam boyutları nedeniyle derin denizlerde yaşadığında 14 inçten biraz fazla bir boy uzunluğuna sahip olabilir. Anormal kabuklu olan bu omurgasız hayvanlar, 150 ile 2000 metre arasında değişen derinliklerde yalnız yaşayan yaratıklardır ve tuhaf dış iskeletle korunan gözleri ile makroskobik olarak makine gibi gözükmektedir.

Devasa omurgasız hayvan listesini burada noktalıyoruz. Asla karşılaşmak istemeyeceğiniz, bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi gözüken bu yaratıklarla ilgili gerçekleri okudunuz. Birçok bilimsel araştırmaya konu olan bu omurgasız hayvanları sadece belgesellerde izlemenizi tavsiye ederiz. Rüyalarınızı kabusa dönüştürecek derecede korkunç büyüklükte ve görünürlükteki bu devasa hayvanların da dünyadaki ekolojik dengeye katkıda bulunduklarını unutmamak gerek. İnsanlar için tehlikeli olsalar da yaşam alanları koruma altına alınmalı ve türlerinin devamlılığı sağlanmalıdır. Eğer insanlar onların yaşam alanlarına müdahale etmez ve tedbirlerini alırlarsa böyle bir tehlike durumu da söz konusu olmayacaktır.

Kaynakça:

10 Giant Invertebrates You Don’t Want to Meet

Yazar:Bekir Afşar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here