Aura ve Özellikleri

Son zamanlarda ilginin bir hayli arttığı alanlardan biri de alternatif tıptır. Tıbbın günden güne ilerliyor oluşu birçok hastalığa kalıcı çözümler getirmekle beraber, tıbbın cevap veremediği ya da hastalanmadan önce önleyici bir tedbir olarak birçok birey tarafından tercih edilmesi, alternatif tıp yöntemlerinin de çeşitliliğini artırmıştır. Şunu belirtmekte yarar var ki, her şeyden önce sağlığı ilgilendiren tüm konularda öncelikle bir doktora başvurulmalıdır.Hastalıklara karşı te

dbir olarak alternatif tıbbın imkanlarından yararlanmak isteyen ya da hasta bireylerin yine bir doktor onayı almadan farklı yöntemler uygulamamaları gerekir. Aksi halde alanında uzman olmayan kişiler tarafından bilinçsiz bir şekilde uygulanan tedavi yöntemleri, geri döndürülemez ciddi sağlık sorunlarına ya da can kayıplarına neden olabilir. Bu konuda bireysel olarak bilinçlenilmesi hayati önem taşımakta ve risk faktörlerini ortadan kaldırmaktadır.

Alternatif tıbbın kullandığı birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerden biri de biyoenerjidir. Adını sıkça duyduğumuz ve tam olarak ne olduğu hakkında pek de fikir sahibi olmadığımız aura, enerji ile şifa verildiğine inanılan biyoenerji ile ilgili bir terimdir. Sözcük anlamı olarak bir canlının etrafını ya da cansız bir varlığın- herhangi bir nesnenin etrafını 20 cm kadar yükseklikte çevreleyen ve gözle direkt olarak görülmeyen; ancak çeşitli tekniklerle görüntülenebilen bir enerji olarak tanımlanabilir. Birtakım cihazlarla görüntülendiği söylenen aurayı, normal bir insan gözle direkt olarak göremezken, bu işin uzmanları ya da terapistler tarafından çıplak gözle de görüldüğü iddia edilmektedir.
Auranın Etimolojisi Hakkında Kısa Bir Bilgi
Birçok dilden karşılığı olan auranın kelime kökeni araştırıldığında birçok kaynakta aynı bilgilere rastlanmakta. Hemen hemen tüm kaynaklarda, İngilizce karşılığı da aura olan kelime kökeninin, Yunancadan alıntılandığı bilgisi yer alıyor. Yunancadaki karşılığı hava olan auranın, İngilizce karşılığı olarak ise yine hava, atmosfer ya da ruh sözcükleri yer alıyor.
Herkesin Bir Aurası Var
Madde ve enerji arasındaki ilişki yıllar boyunca yapılan bilimsel çalışmalara konu olmuş ve yapılan deneylerle de bu iki unsur arasındaki ilişki kanıtlanmıştır. Kısaca belirtmek gerekirse her maddenin bir enerji olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla bir çeşit enerji olarak tanımlanan aura da tüm canlılarda ve nesnelerde bulunur. Gözle direkt olarak görülmese de hepimizi çevreleyen ve renklerden oluşan bir aura vardır. Peki auramızı oluşturan nedir?

Aura hangi renklerden oluşur?
Aura Kişiye Özgüdür
Kişinin taşıdığı olumlu ya da olumsuz özelliklerini, mental ve bedensel sağlığını, duygu ve düşüncelerini, bilinç altı kalıplarını, kişilik özelliklerini yansıtan bir enerji alanı olan aura, bu özellikleriyle kişiye özgü bir yapıdadır. Duygu ve düşüncelerden etkilendiği için de sabit değil, değişken yapıdadır. Yani auramız bizim duygu ve düşüncelerimize, hissettiklerimize göre değişebilen ve dolayısıyla pozitif ya da negatif bir yapıya bürünebilen özelliktedir, bu nedenle çevre şartlarından etkilenir. Auranın frekansının yüksek olması, bedenin sağlıklı bir yapıda olduğuna işaret eder. Dolayısıyla beden sağlığını olumlu yönde etkileyen ve kazanılmış her doğru alışkanlık aurayı daha güçlü hale getirir. Auranın daha güçlü hale gelmesi ise bizim için dış etkenlerin negatif etkilerine daha az maruz kalmamızı ya da bu negatif etkilerden hiç etkilenmememizi sağlar yani koruyucu özellikte bir zırh gibidir de denilebilir.
Yeni Tanıştığımız Kişilerle İlgili İzlenimlerimizi Auramız Belirler
Tüm bunların dışında insanların yeni tanıştıkları biri hakkında genellikle ilk 8 saniyede bir fikir sahibi olduğu söylenir. Hemen herkes çoğu zaman hiç tanımadığı biriyle ilgili bile olumlu ya da olumsuz bir hisse kapılmıştır. Yeni tanıştığımız biri için içimizin çok ısındığı ya da o kişiden hoşlanmadığımız zamanlar olmuştur. Bu gibi durumlarda enerjilerimiz çok uyumlu ya da enerjimiz tutmadı deriz. İşte sosyal ortamlarda insanların üzerimizde bıraktıkları ya da bizim insanlar üzerinde bıraktığımız izlenimler de aura ile ilgilidir. Aura frekanslarının farklı olması, bu duyguların sebebi olabilir. Bu durum kişilerden birinin aurasının zayıf olduğunu göstermez. Yalnızca enerji frekanslarının farklı olduğuna işaret eder. Bu da son derece normal bir durumdur.Son zamanlarda ilginin bir hayli arttığı alanlardan biri de alternatif tıptır. Tıbbın günden güne ilerliyor oluşu birçok hastalığa kalıcı çözümler getirmekle beraber, tıbbın cevap veremediği ya da hastalanmadan önce önleyici bir tedbir olarak birçok birey tarafından tercih edilmesi, alternatif tıp yöntemlerinin de çeşitliliğini artırmıştır. Şunu belirtmekte yarar var ki, her şeyden önce sağlığı ilgilendiren tüm konularda öncelikle bir doktora başvurulmalıdır. Hastalıklara karşı tedbir olarak alternatif tıbbın imkanlarından yararlanmak isteyen ya da hasta bireylerin yine bir doktor onayı almadan farklı yöntemler uygulamamaları gerekir. Aksi halde alanında uzman olmayan kişiler tarafından bilinçsiz bir şekilde uygulanan tedavi yöntemleri, geri döndürülemez ciddi sağlık sorunlarına ya da can kayıplarına neden olabilir. Bu konuda bireysel olarak bilinçlenilmesi hayati önem taşımakta ve risk faktörlerini ortadan kaldırmaktadır.


Alternatif tıbbın kullandığı birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerden biri de biyoenerjidir. Adını sıkça duyduğumuz ve tam olarak ne olduğu hakkında pek de fikir sahibi olmadığımız aura, enerji ile şifa verildiğine inanılan biyoenerji ile ilgili bir terimdir. Sözcük anlamı olarak bir canlının etrafını ya da cansız bir varlığın- herhangi bir nesnenin etrafını 20 cm kadar yükseklikte çevreleyen ve gözle direkt olarak görülmeyen; ancak çeşitli tekniklerle görüntülenebilen bir enerji olarak tanımlanabilir. Birtakım cihazlarla görüntülendiği söylenen aurayı, normal bir insan gözle direkt olarak göremezken, bu işin uzmanları ya da terapistler tarafından çıplak gözle de görüldüğü iddia edilmektedir.
Auranın Etimolojisi Hakkında Kısa Bir Bilgi
Birçok dilden karşılığı olan auranın kelime kökeni araştırıldığında birçok kaynakta aynı bilgilere rastlanmakta. Hemen hemen tüm kaynaklarda, İngilizce karşılığı da aura olan kelime kökeninin, Yunancadan alıntılandığı bilgisi yer alıyor. Yunancadaki karşılığı hava olan auranın, İngilizce karşılığı olarak ise yine hava, atmosfer ya da ruh sözcükleri yer alıyor.
Herkesin Bir Aurası Var
Madde ve enerji arasındaki ilişki yıllar boyunca yapılan bilimsel çalışmalara konu olmuş ve yapılan deneylerle de bu iki unsur arasındaki ilişki kanıtlanmıştır. Kısaca belirtmek gerekirse her maddenin bir enerji olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla bir çeşit enerji olarak tanımlanan aura da tüm canlılarda ve nesnelerde bulunur. Gözle direkt olarak görülmese de hepimizi çevreleyen ve renklerden oluşan bir aura vardır. Peki auramızı oluşturan nedir? Aura hangi renklerden oluşur?
Aura Kişiye Özgüdür
Kişinin taşıdığı olumlu ya da olumsuz özelliklerini, mental ve bedensel sağlığını, duygu ve düşüncelerini, bilinç altı kalıplarını, kişilik özelliklerini yansıtan bir enerji alanı olan aura, bu özellikleriyle kişiye özgü bir yapıdadır. Duygu ve düşüncelerden etkilendiği için de sabit değil, değişken yapıdadır. Yani auramız bizim duygu ve düşüncelerimize, hissettiklerimize göre değişebilen ve dolayısıyla pozitif ya da negatif bir yapıya bürünebilen özelliktedir, bu nedenle çevre şartlarından etkilenir. Auranın frekansının yüksek olması, bedenin sağlıklı bir yapıda olduğuna işaret eder. Dolayısıyla beden sağlığını olumlu yönde etkileyen ve kazanılmış her doğru alışkanlık aurayı daha güçlü hale getirir. Auranın daha güçlü hale gelmesi ise bizim için dış etkenlerin negatif etkilerine daha az maruz kalmamızı ya da bu negatif etkilerden hiç etkilenmememizi sağlar yani koruyucu özellikte bir zırh gibidir de denilebilir.

Yeni Tanıştığımız Kişilerle İlgili İzlenimlerimizi Auramız Belirler
Tüm bunların dışında insanların yeni tanıştıkları biri hakkında genellikle ilk 8 saniyede bir fikir sahibi olduğu söylenir. Hemen herkes çoğu zaman hiç tanımadığı biriyle ilgili bile olumlu ya da olumsuz bir hisse kapılmıştır. Yeni tanıştığımız biri için içimizin çok ısındığı ya da o kişiden hoşlanmadığımız zamanlar olmuştur. Bu gibi durumlarda enerjilerimiz çok uyumlu ya da enerjimiz tutmadı deriz. İşte sosyal ortamlarda insanların üzerimizde bıraktıkları ya da bizim insanlar üzerinde bıraktığımız izlenimler de aura ile ilgilidir. Aura frekanslarının farklı olması, bu duyguların sebebi olabilir. Bu durum kişilerden birinin aurasının zayıf olduğunu göstermez. Yalnızca enerji frekanslarının farklı olduğuna işaret eder. Bu da son derece normal bir durumdur.
Auramız Renklerden Oluşur
Birden fazla renkten meydana gelen aura; kırmızı, turuncu, mavi, yeşil, mor, gri, kahverengi, siyah ve beyaz renkten oluşur. Bu renkler ise birtakım kişilik özellikleri, kişinin duygu durumu, bilinç altı kodlamaları gibi kişinin sahip olduğu birçok özelliğini simgeler. Her insanın aurasının içinde bu renklerden biri ya da birkaçı mevcuttur. Auranın renkleri kişinin ruh hali ve duygu durumuna göre değişiklik gösterebilir. Yani renk stabil ya da kalıcı değildir. Ruh ve duygu durumuna göre değişikler gösterebilirken, bir başkasının aurasından da etkilenerek renk değişikliği olabilir. Mesela hayata olumsuz bakan, mutsuz, kaygılı, stresli, korkulu ya da durgun kişilerin yanında bulunmak, insanı bir miktar da olsa bu ruh haline kanalize eder; aynı zamanda çok mutlu, hayata olumlu bakabilen, stres ve kaygı seviyesi en az düzeyde, sevgi dolu kişiler ise yanındaki diğer insanların da ruh halini olumlu seviyelere çeker. Bu durum auranın yapısının ve renklerinin değişken olduğunun en belirgin örneklerindendir.

 

Auranın Gücü Hayatı Doğrudan Etkiliyor
Kişinin ruh ve duygu durumu, auranın da gücünü etkiliyor ve değiştiriyor. Auranın güçlü olması ya da zayıf olması ise insan hayatını doğrudan etkiliyor. Aurası zayıf olan kişiler mutsuzluk, şanssızlık ve başarısızlık gibi negatif durumları çeken bir özelliğe sahipken, güçlü olanlar ise hayatta daha başarılı, şanslı, çevresi tarafından sevilen ve çevresi üzerinde iyi izlenimler bırakan, bereketi ve kısmeti üzerine çeken etkileyici bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle üzerinde tanımlayamadığı bir negatiflik olduğu düşünülen kişilerin enerji alanlarıyla ilgili bir sıkıntı olabileceğini düşünmek faydalı olabilir ve konu hakkında bir uzman desteği alınabilir.
Aurayı Güçlendirmek İçin Ne yapılabilir?
Auranın kişiyi bir zırh gibi negatif dış etkilerden koruduğunu ya da auranın zayıf olduğu durumlarda ise kişinin negatif dış etkilere karşı daha savunmasız halde olduğunu belirtmiştik. Bu nedenle aurayı zayıflatan ve dolayısıyla kişiyi korumasız hale getiren her türlü negatif davranıştan kaçınılması gerekiyor. Bunun için negatif insanların yanında bulunmamak, yüksek elektromanyetik dalgalar içeren ortamlardan kaçınmak da aurayı koruyucu etkide olacaktır. Bununla birlikte aurayı güçlendirmek adına huzur veren ortamlarda bulunulabilir, doğada ya da huzur veren kişilerle kaliteli vakit geçirilebilir, ibadet edilebilir ya da yoga yapılabilir.
İnsanların aurasının koruyan ve aurasının zayıf yönlerini güçlendiren yöntemlerden biri de kaya tuzu olduğu ifade ediliyor. Son yıllarda kaya tuzunun iyileştirici etkisinden bahsedilmektedir. Konunun uzmanları yıkanma suyuna konacak bir miktar kaya tuzu ile tekrar durulanmadan yıkanmanın faydalı olacağını ya da en çok vakit geçirilen odaya ya da iş yerlerine konulacak ve kısa aralıklarla yenilenecek bir miktar kaya tuzunun negatif enerjiyi aldığını ifade ediyor. Yapılacak tüm bu davranışlar, enerji alanımızı oluşturan auramızı daha güçlü bir kalkan haline getirerek daha güçlü ve sağlıklı bir birey olmamızı sağlayacaktır. Dolayısıyla hayata karşı daha sağlam bir duruş, başarı ve mutluluğu da beraberinde getirecektir.

Auramız Renklerden Oluşur
Birden fazla renkten meydana gelen aura; kırmızı, turuncu, mavi, yeşil, mor, gri, kahverengi, siyah ve beyaz renkten oluşur. Bu renkler ise birtakım kişilik özellikleri, kişinin duygu durumu, bilinç altı kodlamaları gibi kişinin sahip olduğu birçok özelliğini simgeler. Her insanın aurasının içinde bu renklerden biri ya da birkaçı mevcuttur. Auranın renkleri kişinin ruh hali ve duygu durumuna göre değişiklik gösterebilir. Yani renk stabil ya da kalıcı değildir. Ruh ve duygu durumuna göre değişikler gösterebilirken, bir başkasının aurasından da etkilenerek renk değişikliği olabilir. Mesela hayata olumsuz bakan, mutsuz, kaygılı, stresli, korkulu ya da durgun kişilerin yanında bulunmak, insanı bir miktar da olsa bu ruh haline kanalize eder; aynı zamanda çok mutlu, hayata olumlu bakabilen, stres ve kaygı seviyesi en az düzeyde, sevgi dolu kişiler ise yanındaki diğer insanların da ruh halini olumlu seviyelere çeker. Bu durum auranın yapısının ve renklerinin değişken olduğunun en belirgin örneklerindendir.

Auranın Gücü Hayatı Doğrudan Etkiliyor Kişinin ruh ve duygu durumu, auranın da gücünü etkiliyor ve değiştiriyor. Auranın güçlü olması ya da zayıf olması ise insan hayatını doğrudan etkiliyor. Aurası zayıf olan kişiler mutsuzluk, şanssızlık ve başarısızlık gibi negatif durumları çeken bir özelliğe sahipken, güçlü olanlar ise hayatta daha başarılı, şanslı, çevresi tarafından sevilen ve çevresi üzerinde iyi izlenimler bırakan, bereketi ve kısmeti üzerine çeken etkileyici bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle üzerinde tanımlayamadığı bir negatiflik olduğu düşünülen kişilerin enerji alanlarıyla ilgili bir sıkıntı olabileceğini düşünmek faydalı olabilir ve konu hakkında bir uzman desteği alınabilir. Aurayı Güçlendirmek İçin Ne yapılabilir? Auranın kişiyi bir zırh gibi negatif dış etkilerden koruduğunu ya da auranın zayıf olduğu durumlarda ise kişinin negatif dış etkilere karşı daha savunmasız halde olduğunu belirtmiştik. Bu nedenle aurayı zayıflatan ve dolayısıyla kişiyi korumasız hale getiren her türlü negatif davranıştan kaçınılması gerekiyor. Bunun için negatif insanların yanında bulunmamak, yüksek elektromanyetik dalgalar içeren ortamlardan kaçınmak da aurayı koruyucu etkide olacaktır. Bununla birlikte aurayı güçlendirmek adına huzur veren ortamlarda bulunulabilir, doğada ya da huzur veren kişilerle kaliteli vakit geçirilebilir, ibadet edilebilir ya da yoga yapılabilir. İnsanların aurasının koruyan ve aurasının zayıf yönlerini güçlendiren yöntemlerden biri de kaya tuzu olduğu ifade ediliyor. Son yıllarda kaya tuzunun iyileştirici etkisinden bahsedilmektedir. Konunun uzmanları yıkanma suyuna konacak bir miktar kaya tuzu ile tekrar durulanmadan yıkanmanın faydalı olacağını ya da en çok vakit geçirilen odaya ya da iş yerlerine konulacak ve kısa aralıklarla yenilenecek bir miktar kaya tuzunun negatif enerjiyi aldığını ifade ediyor. Yapılacak tüm bu davranışlar, enerji alanımızı oluşturan auramızı daha güçlü bir kalkan haline getirerek daha güçlü ve sağlıklı bir birey olmamızı sağlayacaktır. Dolayısıyla hayata karşı daha sağlam bir duruş, başarı ve mutluluğu da beraberinde getirecektir.

Yazar: Mehtap Özdemir

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here