Sağlıklı bir beslenme ve düzenli bir yaşam modeli her yaşta önemlidir.  Özellikle yeni gelişmekte olan bir çocuğun daha  iyi koşullarda büyümesini destekler. Fakat büyümenin en hızlı olduğu 0-2 yaş döneminden sonra çocukluk çağı hastalıkları ve ölümlerinin başında gelen birçok problemin düzeltilmesi güçleşir. ‘Kritik pencere’ dönemi olarak ta adlandırılan bu dönem hem metabolizmanın temelleri hem de davranış gelişimi açısından oldukça önemlidir. Emzirmeyle başlayan bu dönemin belki de en heyecanlı zamanları aslında ek gıdaya geçiş; literatürdeki adıyla tamamlayıcı beslenmedir.

Ek Gıdaya Geçiş; Nedir Ne Değildir?

• Dünya Sağlık Örgütü (WHO) anne sütü yanında mamalar, diğer katı ve sıvı besinlerin kullanılması olarak tanımlıyor bu dönemi. Ülkemizdeki anlayış ise ‘emzirmek yerine yemeğin suyundan vermek’ şeklinde maalesef. ‘Yemeğin suyu’ olayına sonra değineceğim ama burada vurgulamak istediğim nokta ek gıdaların anne sütü yerine değil, anne sütünün yanına başlanması gerektiği. Birçok uluslararası kuruluş ki buna ülkemiz sağlık bakanlığı da dahil 2 yaşına kadar anne sütüne devam edilmesini öneriyor.

Ne Zaman Başlamalı?

• Oldukça kritik olan bu sorunun cevabı her bebek için farklılık gösterebiliyor. Tabi bunu kime sorduğunuz da önemli! Anneanne, babaanne, kayınvalide gibi aile büyükleri ‘Bak nasıl bakıyor, canı istiyor artık ver’, ‘Gece daha çok uyanıyorsa yemeklere geç artık’, ‘Çok geç kaldın yemez, kaşığı bile istemez, iştahsız olur’ vs.. diyebilir. Ya da bazen hızla büyüyen bebeğin daha az kilo alması ya da boyunun ilk zamanlardaki kadar uzamaması, kendi kendinize bu kararı vermenize sebep olabilir. Çocukluk dönemi beslenmesinde bilirkişi diyebileceğimiz kuruluşlardan Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği (ESPGHAN) en uygun zamanın en erken 17. hafta(4. Ay), en geç 26. Hafta (6.5 ay) olacağını belirtiyor. Tam olarak doğru zamana doktorunuzla karar vermeniz gerekir.

Neden Doğru Zamanlama?

• Tamamlayıcı beslenmeye erken başlanması bebeklerde ishal, kusma, alerji gibi birçok probleme yol açabiliyor. Sadece erken başlanması değil geç başlanmasının da yol açtığı birçok sorun olduğu biliniyor. Bunların başında da büyüme gerilikleri geliyor. Anne sütünün içeriğindeki protein, enerji, çinko, demir, A ve D vitamin oranları 6. Aydan sonra bebeğin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyor. Ayrıca beslenme zamanına bağlı olarak diyabet gibi metabolik hastalık risklerinin arttığını gösteren çalışmalar da mevcut. Bunların yanı sıra son dönemde bazı gıdalar ile tanışmanın geciktirilmesinin bebeklerde alerji riskini ciddi oranda arttırdığı ortaya çıkmış ve hatta bu bilgi ek gıdaya geçişte eski uygulamaların değişmesine sebep olmuştur.
Beslenme bebek için yalnızca fizyolojik bir ihtiyaç değil, benlik duygusu ve düzen gibi boyutları açısından psikolojik etkileri de olan bir bakım alanıdır. Bu boyutla ele alındığında, ayrılma ve bireyselleşme sürecinin başladığı bu aylarda beslenmeye de başlanmasının bebek için sadece açlık, tokluk gibi duygulardan ibaret olmadığı anlaşılabilir.
• Doğru zamanlamaya karar verilirken tutma – kavrama, destekli oturabilme gibi gelişimsel ve dil ile dışarı itme refleksinin kaybolması gibi fizyolojik hazırlılık ile değerlendirilir. Bu nedenle zamanlamaya mutlaka hekim ile karar verilmesi gerekmektedir.

Şimdi ama Nasıl?

• İlk hangi gıdayla başlanacağı, bu sürecin nasıl ilerleyeceği gibi konularda çok farklı tarifler, fikirler, yöntemlere ulaşmak mümkün. Bu konuda hekim önerisi, ailenin tercihi ve tabi ki bebeğin yönlendirmesi temel olacaktır. Bu nedenle bu bölümde sadece genel kaidelere değinmek istiyorum.
İlk gıdalar için yoğurt, çorba, meyve gibi farklı uzman görüşleri bulunmaktadır. İçerdiği laktoz nedeniyle yoğurdun 7. Aya bırakılmasını öneren hekimler önceliği çorbaya vermekte, probiyotik etkisi ve etkileşimi en az olması nedeniyle yoğurdu tercih eden hekimler ise sebze çorbalarını ikinci plana bırakmaktadır. Muhallebilerin ilk gıda olarak tercih edilmesi ve özellikle pirinç ununun kullanımı modern hekimlikte geçerliğini kaybeden uygulamalardan olsa da ülkemizdeki geleneksel yaklaşımlar nedeniyle oldukça yaygın durumdadır. İlk gıda olarak yoğurdu tercih edecekseniz evde günlük/gün aşırı olacak şekilde mayalamaya özen göstermelisiniz. Sebzelerin ise mutlaka mevsimine uygun ve yerel olanını seçmeye, tüm kimyasalları içerdiği için kabukları soymaya dikkat etmeniz yeterli olacaktır. Sebzelerden havuç, balkabağı, kabak, avakado, patates, tatlı patates, taze fasülye ilk olarak tercih edilebilecekler arasındadır.

• İlk kez verilen gıdanın sindirim güçlüğü ya da alerjiye neden olmadığından emin olunması için aynı anda birden fazla gıda başlanmamalı ve bebek her yeni gıda ile tanıştırıldıktan sonra 3 gün süreyle izlenmelidir. Yine ilk deneyimlerin bebeğin diş çıkarma, hastalık, seyehat gibi düzeninin etkilendiği dönemlerden uzak tutulması da olumsuz etkilerin saptanabilmesi adına oldukça kritiktir.

• İlk ayın sadece ‘tadımlık’ zamanı olduğu unutulmamalıdır. Bebeğin doymasını anne sütü sağlayacaktır. Benim bu dönem için ilk günden itibaren temel aldığım görüşlerden biri de ‘Anne bebeğin neyi, nerede ve ne zaman yiyeceğine karar verir fakat ne kadar yiyeceği bebeğin bileceği şeydir’ olmuştur. Altıncı ayda bebeğin mide kapasitesinin ortalama 180 cc olduğu ve ilk günler sadece bir iki tatlı kaşığı yiyebileceği unutulmamalıdır. Başlangıçta 3 ana 2 ara öğün içerecek olan beslenme düzeni, sonraları tek ara öğüne ve bir yaşa gelindiğinde yetişkinler gibi üç ana öğüne çekilebilir.

• Başlangıç ile ilgili çok farklı fikir ve uygulamalar olsa da ilk gıdaların ne içermeyeceği konusunda uzmanlar hem fikir. Şeker, tuz, un, salça, süt, bal, reçel, tüm baharatlar ve yapay kakı maddesi içeren işlenmiş, paketli gıdalar 1 yaşına kadar kullanılmamalıdır. Bu dönemin sağlıklı beslenme alışkanlığı geliştirmek için de kilit nokta olduğu unutulmamalıdır. Dünyanın her yerinde pasta, makarna ve kızarmış patates çocukların favori yiyeceklerindendir. Burada amaç tabiki bunları sevmemesi değil nadiren tüketmesini ve alternatif gidaları da bir o kadar sevmesini sağlamaya çalışmaktır. Çocuğun seçici olmaması bu dönemde birbirinden farklı tadları sabırla, yılmadan farklı şekillerde deneyerek sunmaktan geçer.

• Bebeğin bu dönemde sadece yeni tatlar ile değil besinler ile de tanıştığı unutulmamalı, bunun için fırsatlar sağlanmalı ve bebek araştırıcı ruhunu ortaya çıkarması için desteklenmelidir. Bunu temel alan ‘Baby Lead Feeding (BLW)’ yöntemi uygulanmıyorsa hazırlanan sebze püresi kaşıkla yedirdikten sonra, daha az haşlanan sebzeleri mama sandalyesine bırakmak oldukça etkili olacaktır. Bebeğin bu gıdaları minicik elleriyle tutmaya çalışıp, sıkarak ağzına götürmeye çalışması, ilk zamanlar belki de pek tutmayı da becerememesi, sonrasında var gücüyle sıkıp sebzeleri vıcık vıcık etmesi ve dökmesi tabii ki sabır isteyen, kirlenmeyi gerektiren ama nihayetinde oldukça eğlenceli bir deneyimdir Bu yöntemi kullanmayıp bebeğinizi kaşıkla besleyecekseniz bile bebeğiniz gerekli gelişimi gösterdikten sonra bebeğinizi kendi yemeğini yemesi için bırakmalı, sadece zor anları için yanında olmalısınız.

• Yazının başında da belirttiğim gibi bu deneyim minik bebeğiniz için düzen ve bağımsızlığın ilk adımları… Bu nedenle yemek masası, saati ve menüsü gibi konulara özen göstermenizi öneririm. Bebekler önce gözler, farkına varır sonra dinler ve öğrenirler. Sofra terbiyesi de bu adımlara göre gelişmektedir ve birçok psikolojik uzantısı olan yoğun bir öğrenme deneyimidir. Sofrada herkese servis yapılmasını beklemek, yalnızca sofrada yemek yemek ve sofrada yalnızca yemek yemek önemli öğretilerdendir. Ayrıca bebeğinizin bir sene sonra kahvaltıda sizden makarna istenmesinden rahatsızlık duyacaksanız şimdi de kahvaltıda kabak çorbası içirmeye çalışmamalısınız Benzer şekilde yemek yedirmek için ödül-ceza ya da oyalayıcı tablet, telefon vs girişimlerinden de uzak durmakta fayda var.

Doğru başlamak, yanlışı düzeltmekten çok daha kolaydır. Sağlıklı yılların temelini oluşturacak bu kritik deneyiminizin keyifle dolmasını dilerim.

Kaynakça:
• Cattaneo A, et al. ESPGHAN’s 2008 recommendation for early introduction of complementary foods: how good is the evidence? Maternal and Child Nutrition, 2011.
• WHO. Complementary feeding: family foods for breastfed children. Geneva, 2000.
• Seçkin Ş., 0-2 Yaş Doğru Beslenme. Remzi Kitabevi, 2016
• Saraç E., Çocuğunu Doğru Besle. Hayykitap, 2015

Yazar: Lale Aydin

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here