“Eskisi olmayanın yenisi olmaz” diye bir söz vardır. Eski bilgilerini muhafaza edemeyenler yeni bilgilerini ya öğrenemezler, ya da öğrenseler dahi muhafaza edemezler.
Öğrenmek; bilgi edinmek, yetenek ve beceri kazanmaktır. Öğrenmeye anlam kazandıran, bilgiyi lazım olduğunda çıkartıp kullanabilmektir. Bu da ancak düşünerek, okumakla mümkündür. Okumaya başlamak arabanın deposuna benzin koymaya benzer. Düşünerek okunan bilgi düşünce motorunu harekete geçirir. Düşünmek okunanları kaydetmenin ve üzerinden çözüm üretmenin tek yoludur. Sahip olduğumuz tüm duyu organlarını okuma işine katmadan öğrenmenin kalitesi artmaz.
Kur’an da insan verilen ilk emir olan “OKU” emri yalnızca bilgiyi al mesajı olmayıp “bilgiyi düşün, algıla, kavra, üret, yeni bilgiler keşfet ve ilet” mesajıdır. İlk eğitim yuvası olan Darul Erkam da daha önce okuma yazması olmayan sahabeler okudukları bilgiler üzerinde kafa yorarak, tefekkür ederek okudukları için Darul Erkamı bilgi üretme merkezi haline getirmişlerdir. Orada kendilerinden sonra gelecek olan alimlere ham madde olacak bilgiyi üretmişlerdir. Kur’an insana hazır bilgi vermek yerine verdiği bilgi üzerinde düşünmeye teşvik eder.
İnsana öğrenme yeteneği bahşeden Allah insana o bilgi üzerinde düşünüp çoğaltma kabiliyeti vererek, meleklerden üstün kılmıştır. İşte insanı insan kılan özellik öğrenme ve öğrendiğini üretme özelliğidir. Batılı bilim adamlarına göre insan boş bir levha olarak doğar. Halbuki Allah insana kainatın tüm bilgilerini kodlamıştır. İnsan okuma işini düşünerek yaparsa fıtratına kodlanan bilgiler ortaya çıkıp çoğalır. Bununla alakalı İbni Teymiyye; “insan ne zaman gözlem yapar,aklını kullanır,bir şey üzerinde yoğunlaşarak tefekkür ederse fıtratın da zaten yapısal olarak gizli bulunan zorunlu bilgiler onun akleden kalbinde çimlenmeye (ortaya çıkmaya,gelişmeye) başlar” der. Fıtrattaki zorunlu bilginin çıkması düşünmekten geçer.
Kur’an’da adı geçen 28 peygamberin her biri insanlık için birer kalıptırlar. Onlar insanı şu dünya yolculuğunda insanlığın yolunu şaşırmaması için birer model ve sorunları için reçetedirler. Süleyman ve Davut peygamber kendilerine servet ve iktidarlık verilen insanlar için birer kalıptır. Bir yatırıp on kazanan insana tevazularıyla kulluk dersi veren peygamber numuneleridir. Nuh peygamber günahlara boğulan bir ortamda yalnızca kendimi kurtarayım demeyip “millet körse sen şaşı ol” sözüne inat, insanlığın da kurtuluşu için karada gemi yapmasını öğreten bir numunedir. Alemlere Rahmet olmanın kalıbı Allah’ın Rasulüdür. O Rahmet, öfke ve sabrın itidal sınırlarını öğreten bir numunedir. Kurduğu İslam imparatorluğu ile tüm dünyaya vicdan, ahlak ve medeniyet dersi vermiştir. Müslümanlar Peygamberler hakkındaki bilgileri düşünerek okudukları gün tüm insanlığın kurtuluş projelerini üreteceklerdir. Unutmamak gerekir ki Peygamber kıssaları Kur’an’a boşuna konu edilmemiştir. Çağımızın bütün problemlerinin reçeteleri onlarda saklıdır.

İslama Göre Bilgi İkiye Ayrılır:

1- Hudri Bilgi: İnsanın fıtratına doğuşta kodlanan bilgilerdir. İnsanoğlunun DNA ‘sın da ta Hz. Adem’den bu yana bulunan zorunlu bilgilerdir.

2- Hulusi Bilgi: Sonradan elde edilen bilgidir. Bu bilginin fıtrattaki bilgi ile işlenebilmesi ve ortaya sağlam bir bilginin çıkması için vahiy kaynaklı olması şarttır. Vahiy kaynaklı bilgi ile fıtrat tencere ile kapak misali birbirlerini tamamlar. Bilgi eğer doğru okunursa yeni bilgiler keşfedilir. Konfüçyüs “üzerinde düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek ise tehlikelidir” der.
Beyin tıpkı yarısı kesilmiş bir ceviz gibi sağ ve sol lob olmak üzere iki lobdan oluşur. Sol lob konuşma, sayılar, matematik işlemleri ve analiz gibi konularda çok üstündür, mantıklı ve doğrusal çalışır. Sağ lobda ise ritim, hayal gücü, renkler, boyutlar ve hacim gibi fonksiyonlar icra edilir. Ezberci bir okumanın insana faydası olmazken düşünerek, hayal ederek okumak bilgiyi daha kalıcı hale getirir. Bunun için beynin hem sağ hem de sol lobunu çalıştırmak gereklidir. Beynin sağ ve sol loblarının daha aktif hale gelmesini sağlayan beyin haritaları ile çalışma tekniğini ilerde açıklayacağız.
Bilgiyi kalıcı hale getirmenin en sağlam yolu okuduklarımız ve dinlediklerimizin üzerinden çeşitli notlar almaktır. Öğrenme sürecinde beslenme alışkanlıkları çok önemlidir. Fazla yemek mide sindirime başladığı için beyine gitmesi gereken oksijenin oraya hücum eden kan dolayısıyla öğrenmeyi %30 azaltır. Bu da başarıyı olumsuz yönde etkilediğinden okuma işini aç iken yapmak verimli olacaktır. Yemek esnasında mide tam doldurulmamalıdır. Vücudun su tüketimine dikkat edip günde en az 1,5 – 2 litre arası su tüketmelidir.
Yine öğrenme sürecinde uyku önemlidir. Bilimsel araştırmalar verimlilik ve performans açısından 4 ile 8 saat arasındaki uykuyu ideal olarak tanımlıyorlar. Uykunun 8 saatten fazlası algılamaları zayıflatıp, zekayı ve hafızayı günden güne köreltir. En ideal uyku 6 saattir. Allah Resulü (s.a.v) fazla uykunun kişiyi ahmaklaştıracağını belirtmiştir.
Öğle saatlerinde 5 ile 15 dakika bir dinlenme veya uykuya çekilmek, yorulan beyni onarır, dağılan zihni toparlayıp verimliliği arttırır. Aynı zamanda dikkate alınması gereken bir sünnettir. Hayata enerji verir.

Yazar: Yusuf Enes Işik

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here