Bilim Heroini Hypatia’yı Anlamak

Zamanı geri sarma ihtimalimiz olsa, kesinlikle hepimizin yaşadıklarını birebir gözlemlemek isteyeceği önemli bilim insanları gelip geçmiştir dünyamızdan. Yaşadıkları dönem, hayat koşulları, coğrafyası, tarihi gerçekleri, sosyal şartlari, felsefi standartları açısından hayatlarını ve tercihlerini etkilemiş midir? Tüm o zorlu süreçlerden geçerken neler hissedip düşündüklerini öğrenmek isteriz.

Elindeki bilim meşalesini hayatının son anlarına kadar bırakmayan ve hakkında bir çok kitap yazılıp; günümüze yakın bir tarihte de çekilen Agora (2009) filminde yaşadıkları konu alınan Hypatia’ya gelirsek:

O İskenderiyeli antik dönemlere meydan okumuş bir bilim kadınıydı. İlk kadın matematikçiydi. Filozof ve astronom olmasının yanında kaşifti. Gözlemciydi, kendi düşüncelerini üretebilen ve bunlar hakkındaki yorumlarını ortamlarda anlatmaktan çekinmeyen bir yapıya sahipti. Dönemine baskın gelen zekâsı, karakteri ve bir yandan da güzelliği; onu gerici güçlerin kendisini tehdit olarak görmesine neden oldu.

Peki neydi Hypatia’yi bu kadar özel ve bir o kadar da anlaşılmaz kılan? Neden vahşice işlenen bir cinayetin kurbanı oldu?

Hypatia’nin yaşadığı dönem İskenderiye Roma’nın bir eyaletiydi. (MS 370-415) İskenderiye Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından kuruldu. Büyük İskender Aristo’dan aldığı eğitimden etkilendiğinden kurduğu kenti hayal ederken gelişimini çok yönlü düşünüp tasarlamak istedi. Hem Yunan hem Mısır Tanrıları için tapınaklar yaptırdı. Tahıl yolu ve deniz feneri ile ticaretin; açılan müze, kütüphane ve üniversitesiyle de İskenderiye ‘yi bilim ve kültürün beşiği haline getirdi.

Hypatia’nın babası Theonsa, İskenderiye Üniversite’sinde hem rektör hem öğretmendi. Kendisi aynı zamanda iyi bir filozof ve matematikçiydi. Kızının matematikte, astronomide, geometride ve felsefede kusursuz bir şekilde gelişmesine yardımcı oldu. Hypatia’yla babası, birlikte hiç bitmeyecek bir satranç oyununun ‘şahları’ gibiydiler…Theon kızıyla bilgi birikiminin paylaşıp düşüncelerini sunarken ona sadece seçim yapmaya teşvik eden bir dost gibi davrandı. Hypatia sorgulamayı ve fikir yürütmeyi sevdiği için babasıyla birlikte çok sayıda derin konulara kafa yordu. İnandığı sadece bilim ve felsefeydi. Fakat tüm doğma dinlerle ilgili de bilgi sahibiydi. Zira Theon da kendisine şunu söylemişti :

”Bütün doğmatik dinler hatalarla doludur ve kendine saygısı olan bir kimse tarafından son gerçek kabul edilmemelidir. Düşünme hakkını hep kullanmalısın; çünkü yanlış düşünmek hiç düşünmemekten yeğdir.”

Hypatia ilk eğitimini babasından aldıktan sonra Atina’ya gitti orada değerli felsefecilerle çalışmaya devam etti. Ardından İskenderiye’ye döndü. Artık astronomi, geometri, matematik ve felsefe dalında edindiği birikimi aktarmaya hazırdı. Hypatia’nın insanlara seslenme yeteneği de başarılıydı. Ondaki bu özel yetenek, çok ince bir sentezle doğal yollardan açığa çıkıyordu. Konuşma yaptığı ortamlarda herkesin dikkatini fazlasıyla çekiyordu. Hatta zamanla Hypatia da üniversitede babasi gibi aranan ve sevilen bir öğretmen haline geldi. Onun derslerine İskenderiye dışından özel olarak gelenler bile vardı. Sınıfı ve yeri gelince evinin kapılarını dahi hiç çekinmeden dönemin bilgelerine ve felsefecilerine açıyordu. O, Platon’un düşüncelerini benimsemişti. İskenderiye’deki eğitimini de bu etki fazlasıyla şekillendirdi. Ayrıca Aristo’nun fikirlerini Öklid’in kuramlarını açıklayıp derslerde tartışmaya sunarken özgün anlatımı sayesinde öğrencileri hiç zorlanmazdı. Merak duygusu hep üst seviyede olduğundan dersler fazlasıyla sürükleyici ve keyifli geçerdi.

İskenderiye’de buhran dolu bi döneme girip cinayetler işlenirken Hypatia bilimsel çalışmalarına yoğun bir şekilde ara vermeden devam etti. Her gün bir daire çiziyor, dünyanın, güneşin, gezegenlerin hareket detaylarını ardı ardına hesap ederek biribirleri arasındaki etkileşimi formule dökmek istiyordu.

Bu arada kilisenin insanlara yaydığı kin ve manipülasyonlar da büyüyordu. İskenderiye Üniversitesi’ni kendilerine adeta bir rakip bilip inançsızlığın dinamitiymiş gibi görüyorlardı. O dinamiti patlatma planları sıcağı sıcağına gerçekleşti. Tapınağı, müze ve kütüphaneyi imha edip kendi gerici düşüncelerine tehlike olarak gördükleri tüm kültür ve bilim ışıklarını karartmaya and içtiler. Heykelleri yıktılar, kitapları ve onların değerli sayfalarını yağmalayıp yaktılar. Büyük bir kaos ortamı oluşturup insanları infaz ettiler. Bu sırada Theon da hayatını kaybetti.

Hypatia en değerli varlığı olan babasını kaybetse de her gün daha çok gökyüzünü izledi. İç sesi susmak bilmiyordu: “Dünya hareket ederken daire mi çiziyor, elips mi, yoksa güneş dönüyor dünya konumunda sabit mi duruyor?” O bu soruya ısrarla teoriler geliştirirken koyu bir Hristiyan olan piskopos Cyril dini ve siyasi bir kimlik arayaşındaydı. Kimlik arayışında üstünlük elde etmek için insanları kışkırtıp kilisenin de gözüne girmek istemişti. Ardından ”İncilde de sözü geçtiği gibi” gibi bir kaynak ve tanık gösterme metoduyla devamı şöyle biten o cümleyi kullandı: ”…bir kadın insanlar önünde öğretici olamaz.” Hypatia’yı katledecek demogojinin sloganı işte hazırdı! Sonunda tüm gerici güçler birleşti ve Hypatia şehrin ortasında önce giysileri parçalanıp çırılçıplak bırakıldı, sonraysa istiridye kabuklarıyla vahşice vücudu kesilip kırbaçlandı yakıldı.. Cesedinin parçaları göz dağı için caddelerde teşhir edildi..

Cyril için mahkeme yolu açılsa da o bu durumdan sıyrılmak için elinden geleni yaptı. Hatta ileri gidip Hypatia’nın Roma’da olduğunu bile söyledi. Böylesine gürültülü bir kötülük ancak bu kadar sinsice örtbas edilmeye çalışılabilinirdi. Tabii ki Cyril’in kandırmaya çalıştığı ne insanlık ne de kendisiydi. O hakikati kandırmak istedi, ama başarılı olamadı. Hakikat tüm çarpıcılığıyla olduğu gibi önümüze aktarıldı.

Hypatia çevresinde kuşatılmış koyu cehalet ve önyargılar zincirindeki süreç dahil, entellektüel bir çabayla evreni anlamaya, yorumlamaya ve insanlığın göçüp gitmeden önce kaçırmaması gereken asıl büyük bakış açılarının geliştirilmesini sağlayacak o önemli soruları sormaya devam etti. Cevapları da inatla aradı. Büyük resme ulaşmak için gecesini sabaha kattı.

Ardından kalan tek eser ”Astronomi’nin Kanunları” olsa da yakılıp yok edilen çok sayıda çalışması ve eseri vardır.. O öldürüldükten hemen sonra skolastik düşünce 1500 yıl daha yaşadı, bilimsel yöndense koyu karanlık bir çağa gömüldü. Hypatia ve babası Theon olmasaydı Ptolomy, Euclid ve Yunanlı matematikçilerin bir çoğunun eserleri günümüze ulaşamayacaktı. Hypatia’nın Öklid’ in ” Elementleri” ve Apollonius’un ” Konik Kesitler” i üzerine kitaplar yazdığı bilinmektedir. Ama nedendir bilinmez, bu çok önemli konulardan ve Hypatia’dan uzun süre hiç bahsedilmedi. Ta ki 17. yüzyılın ikinci bölümünde bu önemli konulardan Descartes, Fermat, Newton, Leibniz de söz etmeye başladı.

Hypatia sadece bilim ve sanatla değil, güzelliğiyle de dikkati fazlasıyla çektiğinden onun bu kadar özel aynı anda bekar olmaya hakkı olmadığını düşünenler aslında kendi karanlıklarında boğuldular. Bu insanlık suçuna ortak olanlar ve seyredenlerin tümü, bizlere çaresiz zihinlerin her dönem aynı şekilde örgütlenip birbirlerini bulduklarını da gösteriyor. Bir kadının dünyaya geliş amacının dünyayı ve bilinmezi keşfetmek de olabileceğinin en güzel örneği, kanıtıdır Hypatia’nın hikayesi.

Hypatia için düşünülen son onun hatırasında acı bir leke de olsa beklenilen etkiyi gene vahşice katledilişi yerine bilimsel kimliği bıraktı. O çağlar boyunca altını çizdikleriyle, derin-düşündürücü sözleriyle ve bilim yapabilmek için yer aldığı savaştaki mücadeleci ruhuyla hatırlandı. Hatırlanmaya ve hak ettiği sonsuzluğuyla birlikte onore edimeye de devam edilecek.

Elinde meşalesiyle ”Bizi birleştirenler ayrıştıranlardan daha fazla.” gibi derin bir dünya görüşünü ışıklarla parıldatan Hypatia, aslında insanlığa daha o zamanlar değerli bir mesaj vermek istemiştir:

“Hikayeler hikaye diye söylenceler, söylence diye anlatılmalıdır. Boş inanışları gerçek gibi öğretmekten daha ürkünç bir şey olamaz. Çocuk zihni bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır. Bu yanlış inançlardan kurtulmak çok zor olur, uzun seneler alır. İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler. Hatta boş inançlar uğruna daha da fazla dövüşürler, çünkü boş inanç öylesine elle tutulmaz, gözle görülmezdir ki çürütülmesi neredeyse imkansızdır.” HYPATİA

Kaynakça:

Söndürülen Işık: İskenderiyeli Hypatia


https://www.beyaztarih.com/ansiklopedi/iskenderiyeli-hypatia
http://m.milliyet.com.tr/karanligin-linc-ettigi-kadin–gundem-2269090

Anlamlandırmanın ince ismi: İskenderiyeli Hypatia


https://www.britannica.com/biography/Hypatia

The Story Of Hypatia, An Ancient Greek Intellectual Killed For Her Beliefs

Zamanın çok ötesinde bir kadın: Hypatia


http://matematikkoyu.org/e-kutuphane/makaleler/oyun_hypatia.pdf

Yazar: Gülşah Dedeoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :