Canlılarda En İlginç 5 Savunma Mekanizması

1. Ortama Adapte Olmak
Bir bitki zararlısı, Amerikan patates üreticilerinin korkulu belası haline gelmiş durumda. Amerika’da Colarado eyaletinde bir patates böceği cinsi (Leptinotarsa decemlineata), bölgede bulunan tüm patates tarlalarını istila etmesi ile bilinmektedir. Çünkü bitki, kendisine aşırı düşkün olan böcekle savaşmak için zaman içinde değişim geçirerek zehirli bir madde üretmeye başlamış.
Patates, istilacılara karşı önlem almak için proteaz inhibitörü denilen bir protein salgılıyor. Bu, böceğin sindirim sistemine zarar vermesi gereken bir madde. Ancak böyle güçlü bir atak karşısında güçsüz düşmek şöyle dursun, böceğin büyük bir hızla adaptasyon geçirebildiği ve sindirim sisteminde bu proteinlerin bir benzerini yaptığı görüldü. Bu son derece dikkat çekici bir reaksiyon. Böceğin paha biçilmez adaptasyon becerisi, en zor koşullar altında bile hayatta kalmasıyla sonuçlanıyor. Dolayısıyla tarım için çok büyük bir tehdit olduğu ortada.
2. Düşmana Doğru Kusmak
Albatroslarla akraba olan Fulmar (Procellariidae fulmarus), kuzey ve güney yarımküredeki açık denizlerde yaşayan bir deniz kuşu türü. İskandinav ülkelerinde sıkça rastlanan bu kuşların adı, Norveç dilinde “iğrenç martı” anlamına gelen bir kelimeden türemiş. Kuş, tehdit edildiğini hissettiği anda parlak turuncu renkte ve son derece kötü kokan bir ifrazat çıkarıyor. Bu yeteneği daha yumurtadan çıkar çıkmaz geliştirmiş oluyor. Böylece, anne ve baba yiyecek aramaya gittiğinde yalnız kaldıklarını görüp saldırmak için harekete geçen diğer kuşları kolayca kaçırabiliyor. Turuncu içerik çok kötü bir kokuya sahip olsa da avcıları kaçıran şey onun kokusu değil. Kusmuktaki yağ, kuşun tüylerinin bir arada kalmasını sağlayan minik kancaların birbirinden ayrılmasına sebep oluyor. Bunlar kuşların uçabilmesini sağlayan mekanizmanın çok önemli bir parçası. Bu bağ koptuğunda uçabilmeleri mümkün değil.
3. Kemiklerinden Silah Yapmak
Bu kurbağa, pençe geliştirmek için kendi kemiklerini kırıyor. Tüylü kurbağa, saf kemikten oluşan pençelerini çıkarmak için ayak kemiklerini kırmak zorunda. Kırılan kemiklerin iyileşmesi haftalar sürüyor. Ona “korkunç kurbağa” da deniyor. Çünkü bu amfibinin kendisini savunmak için geliştirdiği yöntem son derece tuhaf. Orta Afrika’da yaşayan tüylü kurbağanın (Trichobatrachus robustus) başlıca silahı, tehdit edildiğinde ortaya çıkardığı gizli pençeleri. Pençeler, (arka bacaklarında bulunan kas dokusuna sabitlenmiş bir biçimde bağ dokusu altında gizlenmiş olan) dışarı çıkacakları zaman kasları muazzam ölçüde gererek parmaklardan dışarı fırlıyor. Tabii bu esnada ayak kemikleri de kırılıyor.
4. Kokusuyla Baştan Çıkarmak
Tütünün içindeki nikotin, sadece insanlara değil hayvanlara da nahoş gelen bir kokuya sahip. Doğada tüm kokuların bir amacı var. Kötü olanlar genelde toksik içeriği işaret ediyor. Bu işareti aldığımızda evrimsel içgüdülerimiz devreye giriyor ve onlardan uzak duruyoruz. Zaten nikotin de böcekler başta olmak üzere birçok tür için zehirli madde kategorisinde. Dolayısıyla bu kötü kokunun hayat kurtarıcı bir uyarı niteliğinde olduğu söylenebilir. Bu sevimli tütün kurdu (Manduca sexta), adından da anlaşılacağı üzere tütün bitkisinin yapraklarıyla besleniyor.
Genelde başka türler için zararlı olan bitkiler, tırtıllar tarafından ana besin kaynağı olarak kullanılmakta. Yani aşırı nikotin yüklenmiş durumda olsa da bunu kendisi için büyük bir avantaja çevirebilir. Nasıl mı? Ona, bir tehlike oluşturabilecek kadar yaklaşan avcı, bir anda havaya saldığı nikotin kokusu yüzünden hemen oradan uzaklaşmak zorunda kalıyor. Tütün kurdu, nikotin karşısında hiçbir canlının gösteremediği kadar büyük bir dirence sahip. Bu sayede, her gün, diğer türler için ölümcül olabilecek dozun altı katı kadar nikotin tüketebiliyor.
5. Ölü Taklidi Yapmak
Keçeli sıçanlar (Didelphimorphia) barış içinde yaşamaya çalışan bir tür gibi davranıyor. Örneğin; zorunda kalmadıkça saldırmıyor ve çok yavaş hareket ediyorlar. Bu da; çakal, tilki ve köpekler gibi bazı avcılar için büyük bir avantaja dönüşüyor. Saldırıya uğradıklarında tıslayıp hırlamak ve diş göstermek haricinde kullanabilecekleri bir caydırma numarasına sahip oldukları söylenemez. Zaten bu konudaki zayıflıklarının farkındalar. Tehlikeli bir karşılaşma anında genellikle şoka girerek bayılıyorlar. Bu evrimsel taktik bir savunma stratejisi gibi görünmeyebilir ama o sırada tıpkı ölü gibi gözleri açık ve dili dışarıda yattığı için avcıların ilgisini kaybetmesine neden oluyor. Hatta daha ileri gidip ölü bir hayvanın kokusunu taklit edip kaskatı kesilmeyi başarıyor. Avlanan türlerin çoğu, ölü hayvanlara karşı ilgisiz olduğundan, istemsizce yaşadıkları bu hareketsizliği bir avantaj gibi kullanmış oluyorlar. Değişimler, stres nedeniyle şoka girmiş olmalarından kaynaklanıyor. Ölü taklidi bazen saatlerce sürebilir. Bu yetenek, sıçanlar büyüdükçe daha da gelişmektedir. Bebek sıçanlar tehlikeyle karşılaştıkları anda aynı tepkiyi veremeyebiliyor. Korkakça görünebilir ama işe yaradığı ortada.

Kaynakça:
https://www.livescience.com/animals

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :