Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Çocukluk Çağı Travmaları: İlişkiler Üzerindeki Etkileri ve Sebep Olduğu Sorunlar

0 14

Çocukluk çağında elde edilen deneyimler, duygusal gelişim açısından oldukça önemlidir. Çocuklar yaşadıkları ve tanık oldukları olaylar üzerinde dünyayı anlamlandırıp içsel bir harita oluştururlar. Bu oluşturulan içsel harita da kendini koruma mekanizmalarını geliştirmelerine yardım eder. Ancak, çocuklar zaman geçtikçe içsel harita oluşturma işlemine devam edemezlerse dünyayı yorumlama biçimleri, yetişkinlikteki işlevselliklerine ciddi anlamda zarar verebilir.

Çocuklar, travmatik bir deneyim yaşadıklarında, başa çıkma mekanizmaları yok olur ve kendilerini çaresiz hissederler. Bu sebeple de erken yaşta tanık olunan travmaların hayatları süresince etkisi olabilir. Ancak bu durum, yaşamları boyunca sürekli duygusal açıdan yaralanacakları anlamına da gelmez. Yetişkinler bu tip durumlarda uygun müdahalelerde bulunarak, çocuğun yaşadığı travmatik deneyimlerden kurtulmasına yardımcı olabilirler. Fakat çocuk travmayla uğraşırken, profesyonel bir yardıma da gereksimi olabileceğini unutmamak gerekir. Erken müdahale, çocuğun yaşadığı travmanın devam eden etkilerini yetişkin olduğunda yaşamasını engelleyebilir.

Çocukluk Çağı Travmalarının Nedenleri Nelerdir?

Çocukluk çağı travmalarında etkili olan birçok durum vardır. Bu travmalardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

• Anne ya da babanın çocuğa karşı şiddet uygulaması,
• Babanın anneye karşı şiddete başvurması,
• Fiziksel veya sözlü taciz,
• Ebeveyn kaybı,
• Çocuğun geçirmiş olduğu ağır bir hastalık,
• Tutarsız ve güvensiz bir ortamda yetişmek,
• İhmal edilme,
• Alay edilme,
• Aşağılanma gibi durumlar çocukların travmatik deneyimler yaşamasına sebep olan durumlar arasındadır.

Travma yaşayan bir çocuk; ya içine kapanık bir şekilde hayatına devam eder ya da aşırı hareketli olur. Etrafına zarar verir, başkalarıyla göz teması kuramaz ve şiddete başvurur. Bu travmalara bağlı olarak da birçok davranış bozukluğu yaşar. Bu sebeple ebeveynler, uzman bir psikolog ya da pedagogdan yardım almalıdır. Ayrıca gerekli durumlarda psikolog ve pedagog travma üzerinde birlikte çalışmalı, kreş ya da okulla işbirliği içerisinde olmalıdır.

Çocukluk Çağı Travmalarının İlişkiler Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Çocukların ebeveynleri ile ilişkisi, fiziksel ve duygusal sağlığı açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu bağlanma ve ilişki, çocukların başkalarına güvenmeyi, dünyayla iletişime girmeyi ve duygularını yönetmeyi öğrenmesine yardımcı olur.

Anne veya çocuğa bakan kişiyle alakalı çocukta travmaya neden olabilecek birçok sebep vardır. Çocuklar için yalnız bırakılmak dahi travmatik bir deneyime neden olabilir. Ayrıca çocuğa bakan kişinin ya da annenin ölümü de çocuk için travmatik olabilir. Eğer çocuklar ebeynlerine güvenemeyeceğini öğreten bir durum yaşarlarsa, etraflarındaki dünyanın son derece korkutucu bir yer olduğuna, bütün yetişkinlerin de tehlikeli olduğuna inanma durumları oldukça yüksektir. Bu da çocukların hayatları boyunca birileriyle ilişki kurmalarını zorlaştırır.

Güvenli bağlanma ilişkisinin söz konusu olmadığı durumlarda çocuklar, ilerleyen zamanlarda değersizlik duygularıyla baş etmeye çalışan ve duygusal açıdan kendilerini düzenlemekte güçlükler yaşayan kişiler haline gelirler. Ayrıca bu durumlarda anksiyete ve depresyon geliştirme ihtimalleri de oldukça yüksek olacaktır.

Sonuç olarak çocukluk deneyimleri, hayat boyu genel bağlanma tarzını, insanlarla nasıl bağ kurulacağını ve kurulan ilişki sonucunda hangi durumlarda nasıl tepki verileceğini önemli ölçüde etkileyecektir.

Çocukluk Çağı Travmalarının Sebep Olduğu Psikiyatrik Durumlar Nelerdir?

Çocuk kötüye kullanımı, tedavi edilmesi oldukça zor olan bir travma türüdür. Kötüye kullanım sadece aileleri değil, sosyal kuruluşları, toplumu, yasal sistemleri, iş alanlarını ve eğitim sistemini de etkileyen bir sorundur.

Çocukluk çağında kötüye kullanıma maruz kalmış olan çocuklarda, birçok fiziksel, sosyal ve psikolojik problem görülmektedir. Ayrıca erken çocukluk döneminde karşılaşılan travmalarda, çocukların travma anında kilitlendikleri, hayatlarının devamında da psikososyal gelişimlerini tamamlayamadıkları gözlenmiştir.

Yaşanan bu travmalar, gelişim dönemindeki çocuğun bağlantılarını ve algısını bozarak yetişkin çağda da benzer travmatize edici ilişkileri ya da ortamları oluşturmalarına neden olur.
Çocukluk döneminde karşılaşılan travma öyküsü, hayat boyu psikopatoloji durumunu arttırmaktadır.

Çocukluk çağında yaşanan ebeveynlerin ilgisinden uzak kalma ve cinsel anlamda kötüye kullanılma erişkinlerdeki depresyonla alakalı bulunmuştur. Çocukluk döneminde yaşanan kötüye kullanılma özellikle panik bozukluk ve anksiyete bozukluğuna yatkınlığı ciddi anlamda arttırır. Çocukluğunda cinsel ya da fiziksel travmaya uğrayan kişilerde daha fazla depresyon, anksiyete belirtileri ve özkıyım girişimi yaşandığı saptanmıştır. İleri yaşlarda meydana gelebilecek olan başlıca psikiyatrik bozukluklardan bazıları şunlardır:

• Kişilik bozuklukları,
• Duygudurum bozuklukları,
• Alkol-madde kullanımıyla alakalı bozukluklar,
• Anksiyete bozuklukları,
• Somatoform bozuklukları,
• Kognitif bozukluklar,
• Posttravmatik stres bozukluğu,
• Kaçınma,
• Bozulmuş benlik duygusu,
• Disosiyatif bozukluklar çocukluk döneminde travmaya maruz kalıp ilerleyen yaşlarda etkisini gösteren psikiyatrik sorunlardır.

Çocukluk dönemi travmaları ile özkıyım davranışı ve kendine zarar verme arasında güçlü bir ilişki vardır. Çocukluklarında kötüye kullanıma ya da ihmale uğramış ebeveynlerin kendi çocuklarına da örseleyici disiplin yöntemleri uyguladıkları çeşitli araştırmalar sonucunda açığa çıkmıştır. Böylelikle bozukluk nesilden nesile geçmiştir.

Çocukluk çağı ihmaline ve kötüye kullanımına maruz kalan bireyin, çocukluk döneminden başlayarak birinci dereceden yakınlarıyla kurmuş olduğu ilişkiler patolojik nitelikler göstermekte, bunlar yetişkin dönemde de kurulacak ilişkilerde çeşitli sağlıksız örüntülere sebep olmaktadır.

Kaynakça:
https://www.yasantipsikoloji.com/travma/cocukluk-cagi-travmalari
http://www.yeniduzen.com/cocukluk-cagi-travmalari-94822h.htm

Yazar: Sevinç Urgenç

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.