Falanks, kökü çok eskilere dayanan ve ilk kez Spartalılar tarafından geniş kapsamlı ve profesyonelce kullanılan bir savaş ve birlik tekniğidir. Uzunca bir mızrak taşıyan kalkanlı askerlerin birbirine belli bir düzende kenetlenerek düşmanı püskürttüğü etkili bir savaş stili olan falanks, günümüzde bile farklı yansımalarıyla askeri literatürü şekillendiren bir savunma ve püskürtme şeklidir. Önde 5 ile 8 metre arasında değişen boylarda mızrak taşıyan askerlerin oluşturduğu görüntü önden bir elin parmaklarını hatırlattığı için bu savunma konseptine Yunanca parmaklar anlamında falanks(Phalanks) denilmiştir. Spartalılardan Büyük İskender’e Romalılardan günümüze falanks düzeni ve anlayışı tarihin ve savaşların seyrini dramatik bir şekilde değiştirmiştir. Generaller tarafından kendilerine özgün tarzlarda muhtelif şekilde kullanılan falanks düzeni gerek sebep olduğu fiziksel etki gerekse de oluşturduğu yenilmezlik veren görüntüsüyle savaşlarda aynı zamanda büyük bir psikolojik üstünlük sağlamıştır. Falanks düzenin tarihte meydana getirdiği etki, onun günümüzde bile geçit törenlerinde ve kültürel etkinliklerde kendisine yer bulmasını sağlar.

Falanks Nizamının Tarihi Geçmişi

Gerek günümüzde falanks düzeninin fon olarak kullanıldığı filmlerde gerekse de birçok tarihçinin notlarında falakns düzeninin kapsamlı ve sistematik kullanımı Yunan şehir devletlerinden biri olan Sprtalılarla özdeşleştirilir. Falakns düzeninin Yunanlıların savaşçı asker sınıflarından biri olan Hopliteslerde görüyoruz ilk olarak. Seçkin zırhlı ve mızraklı bu piyade özel birliği falanks düzeninin profesyonelleştirilmesinde öncü olmuşlardır. Hopliteslerin sistematik ve bütünsel bir vurucu güce dönüştürdüğü falanks düzeninden önce dağınık gruplar halinde gerçekleştirilen saldırı ve savunma düzenleri, ülkeler fethedebilecek güçlü etkiyi göstermede yetersiz kalıyordu. Spartalılarla parlayan falanks düzenine benzeyen ilk örnekler Sümer kaya abidelerinde karşımıza çıkar. Bu abidelerde tasvir edilen savaşçı figürlerinde kalkan ve mızrak ekipmanların bulunması falanks düzeninin Mezopotamya’dan Antik Yunan’a geçtiği yönündeki tezleri güçlendirmektedir. Mezopotamya’da görülen ilk örneklerin de Antik Mısır’dan geçtiği düşünülmektedir, zira Mısır duvar kabartmalarında birçok kalkanlı ve mızraklı asker figürüne rastlanmaktadır. göstermektedir. Tarihçilerin falanks piyadelerinin ilk örnekleri olarak gördükleri asker tasvirlerinin Sparta’daki gibi kütlesel vurucu bir savunma düzeni değil de kale ve diğer önemli mekanları koruyan muhafız birliklerinden ibaret olduğu görüşü ağır basmaktadır. Bu anlamda MÖ 8. Yüzyılda Spartalıların oluşturdukları birlik düzeni falanks düzeninin ilk etkili ve nizami uygulamasıdır.

Falanks Birliklerinin Sahadaki Etkisi ve Kullanımı

Falanks düzeninde askerler yani devrindeki ismiyle hoplitler yuvarlak şekilli ve sol kollarına omuzdan geçirilen kalkanları ve sarisa ismi verilen 5 ila 8 metre uzunluğundaki mızraklarını öne doğru uzatarak harp sahasında bir tür blok oluştururlar. Askerler kalkanlarını birbirine kenetleyerek bir tür zırhlı duvar örmüş olurlar. İleri doğru minimum beş metrelik mızraklarıyla da hücuma geçen düşman askerlerini adeta öğütürcesine savurarak püskürtürler. Dağılan düşman birliği içine giren falanks birlikleri bellerine asılı olarak taşıdıkları gladiyuslarla(kılıçla hançer arsında iki yanı da keskin özel bir kılıç) göğüs göğse muharebede düşman askerini imha ederler. Bir falanks birliği arkaya doğru en az dört normalde ise 16 sıra askerden oluşur. İlk üç sıradaki askerlerin öne doğru uzattığı ölümcül mızrakların hedefi olmak istemeyen düşman askerleri sağa doğru hamle yaptığından falanks birlikleri de hareket halindeyken çoğunlukla sağa kayardı. Makedonyalı İskender’in son olarak 16 sıradan oluşacak şekilde tertiplediği falanks birliğindeki askerlerin hareketleri oldukça hassas bir denge içindeki ahenkli ortak hamlelere bağlıydı. Nitekim falanksın gücü de bir bakıma bu kenetlenmiş ortak hareketin ürettiği kütlesel etkide yatmaktaydı. Birlik ve uyum gücünün unsurlarından biri de kalkanların tutuşundaydı. Falanks askeri sol omuzundan koluna bağlı olan kalkanını sol yanında tutarken sağ yanı savunmasız kalırdı ancak yan yana dizilen askerlerin oluşturduğu nizamda her asker yanındaki kalkanıyla korumuş olduğundan birlik içindeki askerlerde bağlılık hissi daha kuvvetli hale gelirdi. Ön sıralar düşmanın doğrudan hedefi olduğu için ön sıralarda yaralanan veya hayatını kaybeden bir askerin yerine hızlıca bir başka askerin geçmesi oldukça önemliydi. Falanks düzenindeki diğer avantajlardan biri de askerlerin taşıdığı 8 metreye varan mızrakların ön saflarda düşman askerlerini deler ve dağıtırken orta sıradaki askerlerin dik olarak taşıdığı mızrakların düşmanın uzaktan açısal olarak yaptığı ok atışlarına bariyer olup piyadeyi yukardan gelen ok atışlarına karşı korumasıydı. Falanks birliklerinin bir diğer özelliği de gerek taşınan ekipmanın ağırlığı gerekse de yapılan manevraların yüksek performans gerektirmesi sebebiyle bu birliklerde yer alan askerler, kuvvetli fiziksel özelliklere sahip ve sürekli limitleri zorlayan eğitimlere dayanabilecek kişilerden seçilirdi. Bu amaçla küçük yaşlardan itibaren seçilen bu kişiler aynı zamanda kuvveti dayanışma ve birlik ruhuyla yetiştirilerek ortak harekat ve bağlılık yeteneği gelişmiş olur. Kuvvetini ortak harekat yeteneğinden alan falanks düzenini etkili kılan unsurlardan biri de bu profesyonel askerlerdir. Bu anlamda onlara bugünün elit komandoları demek yanlış olmaz. Falanks düzeni özellikle düz arazilerde, dar mevkilerde kale girişlerinde son derece etkili bir savunma düzenidir. Başarılı bir koordinasyonla kesin başarı getirmiştir.

Falanks düzeninin tarihi şekillendiren bu etkisine rağmen birçok da dezavantajı bulunmaktaydı. Bunların başında sadece düz zeminde yapılan mücadelelerde etkili olmasıydı, zira askerlerin ortak hareket gücü zeminden ahenkli bir şekilde alınan güç kesildiğinde falanks düzeni çabucak dağılabilmekteydi. Öne doğru hamlelerde korkutucu heybet ve etkisine rağmen kanatlardan oldukça zayıf ve korumasızdı. Büyük İskender bu zaafı yanlara süvariler yerleştirerek kapatmaya çalışmıştı. Büyük İskender falanks düzeninde yaptığı teknik düzenlemelerle Antik Yunan’dan uluslararası nama sahip bir ordu ve muharebe nizamına dönüştürmüştür. Yenilenen özellikleriyle falanks birlikleri Büyük İskender’in Asya seferini büyük bir zafere taşımıştır. Büyük İskender, falanks birliklerinin zayıf tarafı olan kanatları güçlendirmenin yanında ona daha esnek ve dinamik bir vuruş gücü kazındırmak için yeni ekipmanlar dahil etmiştir. Falanks düzeni halinde düşmanı dağıttıktan sonra başlayan hareketli savaşta daha etkili olabilmeleri için kopis ismi verilen kılıçlar taşıyan ve kalkanları daha hafif olan askerler vurucu mangalar halinde oldukça dinamik bir mobilizasyon içinde savaşabilirdi. Büyük İskender’in falanks düzeninde gerçekleştirdiği yenilikler III. Darius’la yapılan Guagamela Savaşı’nda etkisini göstermiş ve savaş İskender’in nihai zaferiyle neticelenmiştir. Bu savaş ve Büyük İskender Devri aynı zamanda falanks düzeninin zirve yaptığı dönemdir. Falanks düzenin yüksek performans gösterdiği ilk muharebe ise filmlere konu olan Maraton Muharebesi’dir. Spartalılarla Persler arasında gerçekleşen bu savaş Spartalıların efsaneleşen zaferiyle neticelenmiştir.
Falanks düzeni, Romalıların lejyonları karşısında mağlubiyet yaşayınca ve harp sahasının ihtiyaçlarını karşılamadığı görülünce haşmetli yükselişi zamanla yerini yeni savaş düzenlerine bırakmıştır. Roma lejyonlarından sonra terk edilen falanks nizamının etkileri Orta Çağ boyunca devam etmiştir. Ayrıca günümüzde sosyal ve kitlesel olaylara müdahalede kullanılan polis taktikleri de büyük oranda Falanks nizamından adaptedir. Sol ellerinde kalkanları olan polisler sağ ellerinde tuttukları joplarıyla kütlesel olarak hareket ederek göstericileri dağıtırlar. Hint polisinin tahta sopalarla yaptığı müdahaleler ise falanks nizamının hareketli uygulamasını andırır.

Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Falanks
http://www.bbc.co.uk/guides/zckr4wx

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here